
"Görseldeki Berat"
Parkur düşündüğümdem zorlu olmalıydı. Yarışı bitiren herkes yürüyemez haldeydi. Özellikle halat kısmında yere düşenler. Halat yukarıda olduğu için ayaklarını burkmuşlardı. Eğer ben ve Berat halattan düşsek ikimiz de aynı duruma gelicektik. Kendisine gıcık kapmış olabilirim ama zarar gelmesini istemem. Bu yarışı ikimizin de sağ salim bitirmesi gerekiyordu. Kazanmak önemli değil önemli olan ikimizin bir yarış uğruna canımızın yanmaması gerektiği. Berat'a döndüğümde bana sırıtarak baktığını gördüm.
-Neden öyle bakıyorsun?
-Yarışı kaybettiğini anlamış olmalısın. Yüzün bembeyaz olmuş. Çok mu korkuttum seni kıyamam ufaklık.
-Ufaklık dediğin kişinin senden sadece 5-6 santim kısa olması çok komik. Bir kız olarak boyum senin ki ile neredeyse aynıysa bence bu senin için utanç verici olmalı. Ama üzülme zamanla unutursun!
Yarışa tam başladığımız sıra arkadan "imdat!" diye bir ses geldi. Yarış durdu. Herkes sesin geldiği yöne doğru koşmaya başladı. Biz tekrardan Berat'la parkurun başına geçip ne olduğunu anlamaya çalıştık. Yanımda durmuş ve sesin geldiği yöne doğru bakıyordu. Birşeyden korkmuş gibiydi ama belli etmiyordu. Yarışta yaralanır diye üzüldüğüme inanamıyorum. Çok itici ve kibirli bir insandı. Ben onun iyiliğini düşünürken o sadece bana laf sokmak için vakit kolluyordu. Daha yeni tanışmıştık neden benden bu kadar nefret ediyordu?
Bağırışın geldiği yönden geri dönüyordular. Biri yürüyordu. Yürüdükçe önündeki insanlar yana doğru açılıyorlardı. Bu Onur'du. Kucağında baygın 16-17 yaşlarında bir kız vardı. Kimse ne olduğunu sormuyordu, o da söylemiyordu. Bize doğru baktı. Sonra bakışlarını kıza çevirdi. Kızın başına ne gelmiş olabilir di ki? Onur yoldaki ambulansa doğru yürüdü ve gözden kayboldu. Onur gözden kaybolur kaybolmaz Berat bana döndü.
-Burası senin kaldırabiliceğin bir yer değil. Yüzün bembeyaz olmuş. Daha fazla kormak istemiyorsan en kısa sürede evine dön!
Konuştuktan sonra hemen parkurda yerine geçti. Korkmuştum. Ama bu pes etmeme neden değildi. Hemen Berat'ın arkasından yürüdüm. Kendi yerime geçtim. O kıza ne olduğunu merak ediyordum ama sorabiliceğim kimse yoktu. Keşke Berat biraz cana yakın birisi olsaydı. Onunla beyin fırtınası yapardık. Yalan yanlış binlerce düşünce hakkında konuşurduk.
Bize doğru bir adam yürüdü ve yarışın en baştan alınacağını, kızın çok yorulduğu için bayıldığını söyledi. Yorulduğu için bayılan birisi neden "imdat!" diye bağırır ki? Bunu şimdi aklımdan çıkarmam gerekiyordu. Yarış başlıyordu. Hakem 3'ten geriye saymaya başladı. 3-2-1.
Yarışa başlamıştık. İlk tur alçak bir denge tahtasının üzerinden koşmaktı. Bu etabı ikimiz de kolaylıkla geçmiştik. Koşmaya devam ettik. Karşımızdaki etap yap-boz'du. Yap-boz kolaydı. Bu yüzünden Berat'tan erken çıkmama sebep oldu. Sırada bir top vardı onu çukura topu sokmamız gerekiyordu. Top çok büyüktü itmeye başlamıştım. Yolun yarısındaydım. Berat daha yeni yeni yap-boz'u bitirmişti. Gerçekten bu konuda berbattı. Yarış sonu bu konu hakkında onla dalga geçmekten asla çekinmiyicektim. Berat benden güçlü ve kalıplı olduğu için topu hızla ittirmeye başladı. Çukura çok az kalmışken bana yetişti ve geçti. Bu etapta beni birkaç saniyeliğine geçmişti.
Sıradaki etap halat etabıydı. Burayı ikimizin de sağ salim geçmesi gerekiyordu. Berat benden birkaç adım önde koşuyordu. Arkasından bağırmaya başladım.
-Bir penguen gibi geçmen gerekiyor. Yoksa dengeni kaybeder ve düşersin.
Berat arkasına bile dönmeden benim dediğim şekilde geçmeye başladı. Ona yetişmiştim. Yan yana ilerliyorduk. Son etap ise halat ile salıncaktaymış gibi karşıya geçmemiz gerekiyordu. Ellerimizde eldiven vardı. İkimiz de burayı aynı anda bitirip bitişe doğru koşmaya başladık. Sonda bir bayrak vardı. İlk havaya kaldıran kazanıcaktı.
Yan yana bayrağa doğru koşuyorduk. İkimiz de aynı hizadaydık. Tam elimi bayrağa doğru uzatmıştım ki Berat da aynısını yaptı. Bayrağı tutmuştum. Benim elimin üstünü ise Berat'ın eli. Birlikte bayrağı kaldırdık.
Berat'ın elinin elimin üzerinde durması, tutması beni şoka sokmuştu. Kızarmaya başlamıştım. Ne oluyordu bana? Çakma prensten mi utanıyordum.
Berat bana doğru döndü. Bakışları bakışlarım ile buluştu. Ellerimiz hala havadaydı. Ve ellerimizi bir arada tutan bayrak ise dalgalanıyordu. Gözlerini gözlerimden ayırıp ellerimize baktı. Elini elimin üzerinden çekti. Ellerimi çok güçsüz hissettim. Ellerim yere indi, bayrak elimden yere düştü.
Berat yine her zaman ki gibi arkasını dönmeden yürüyordu. Yinede bir teşekkür beklerdim. Sonuçta sayemde sakatlanmaktan kurtulmuştu. Ondan teşekkür beklemek saçmaydı arkamı dönüp onun tersi yönünde yürümeye başladım.
-Düşündüğümden zorlu bir rakipmişsin. Hoşuma gittin. Uyardığın için teşekkür ederim. Görüşürüz saftirik.
Arkama döndüm sırtını dönmüş benle konuşuyordu. Yüzüme dahi bakmıyordu. En önemlisi bana teşekkür ediyordu. Ne cevap vereceğimi bilemediğim için onun gibi arkamı dönüp yürüdüm.
Yarışı berabere bitirdiğimiz için ikimizi de elememişlerdi. Bunun için çok mutluydum. Ama başka yarışlar da vardı. Onları da geçmem gerekiyordu. Yarışlar devam etti. Akşam olmuştu. Otele dönüyorduk. Üstümü değiştirip yemek yemeye indim. Berat ortalıkta yoktu. Gözlerim neden onu arıyordu bilmiyorum ama nerede olduğunu merak ediyordum. Yemek boyunca onu hiç göremedim. Odama geri döndüm çok yorgundum. Yarın yeni bir elememiz vardı.
Odama döndüğünde oda arkadaşlarımın bayılan kız hakkında konuştuklarını duydum. Yanlarından geçerken aralarından biri onlara katılmamı söyledi. Yanlarına gittim. Aralarından ismi Ela olan kız konuşmaya başladı.
-Bir arkadaşım kızın daha yarışmadığını söyledi. Kız ormana doğru yürümüş ve bağırmış. Galiba onu takip eden birisi varmış. Çok korkutucu değil mi? Görevlilerin bizden bu durumu üstü kapalı, inandırıcı olmayan bir yalanla saklamaları çok saçma.
Kızın yorulduğu için bayıldığını söylemişlerdi. Yarışmamıştı bile. Peki bağırmasının nedeni neydi? Belki bir kedi, köpek ve kuşlardan kormuştur. Ama bunu görevlilerin saklaması olayı tuhaflaştırıyordu. Belki onlar da ne olduğunu bilmiyorlardır ondan dolayı böyle söylemişlerdir.
-Kızı hastaneye götürmüşler ve diskalifiye olmuş. Yarışmadan diskalifiye olması adil değil. Kız adına üzüldüm.
Konuşmalar bu şekilde devam etti. Herkes farklı birşey söylüyordu. Hangisine inanmamız gerekiyordu. Ama bir konuda haklılardı. Kız haksız yere diskalifiye olmuştu.
Konuşmalardan sonra uyumak için yatağıma döndüm. Çok yorgundum. Kafamı yastığa koymuştum aklıma Berat'la yap-boz yapamadığı için dalga geçicektim. Umarım ilerliyen günlerde karşıma çıkar da bu konuda onla şakalaşabileyim. Bu düşünceler arasında uyuya kalmıştım.
Sizce o kız neden bayıldı? Tahminlerinizi bekliyorum😽