"ANA YELKENLERİ GERİN KUŞ BEYİNLİLER" Piper üçüncü kaptan, kaptanın yeni istikametiyle rotayı ayarlayıp güverteye seslenmişti. "Jacob kaptan seni çağırıyor"
Kaptan Josiah beni küçükken denizin ortasında ufak bir tahtanın üstünde bulmuştu.
Dediğine göre bende farklı bir ışık görmüş ve beni yanına alıp eğitmiş ona bana kucak açtığı için minnettarım.
"Evet kaptan" bana doğru yaklaşıp omzuma destek verirmişcesine iki kez ufakça vurdu. "Geç otur şuraya" masanın yanındaki bi sandalyeyi göstererek. Sandalyeye oturduktan sonra masanın üstünde duran kitaptan bir sayfa açtı eliyle bir deniz canavarını göstererek "Adı Fiend önceki avlardan daha kolay biticek derisinin altında ince bir yer var orayı hedef al ve tam on ikiden vur ve işi bitsin. Tamam mı? " kafamı aşağı yukarı sallayarak onayladım ve ayağa kalktım. "Silahları ayarlamalarına yardıma gideyim ben" kafasını hafifçe sallayarak onayladığında odadan çıktım.
Odadan çıktığımda birine çarpmıştım Ryan ana gözcü pek fazla gözcü yerinde durmaz çünkü gözcülerin başı altlarına emrini verir ve arada kontrol eder.
"Pardon" diyerek iki adım geri gittiğinde "Sorun değil" diyerek hafif bir baş selamı vererek ana güverteye doğru ilerledim.
"Jacob ağır silahlar hazır, mızraklar da hazırlanıyor" Jameson sanırım aralarında seçtikleri sözcü emin değilim pek tanıdığım söylenemez ama Valentina'nın söylediğine göre benden hoşlanıyormuş. Valentina ikinci kaptan en sağdık ikinci kaptan olarak bilinir.
Ben bu geminin en güçlü avcısıyım imparatorlukta basılmış kitaplara göre mızrakların tanrısı olarak anılıyorum. Şu an 20 yaşındayım bundan 12 sene önce ailemle birlikte kayıkta gezintiye çıktığımızda büyük bir fırtınada kayık su almaya başladığında yavaş yavaş parçalandı anne ve babam öldü bense bir tahta parçasının üstünde bir gece geçirdim Josiah kaptan beni kurtardı beni eğitti ve onun avcısı oldum. Tabi o zamanlar Josiah kaptan olmasa bile bana bakmıştı gerçekten zor zamanlar geçirmişti.
Şuana kadar toplam 347 tane canavarı öldürmüştük. Ve hala da öldürmeye devam ediyorduk. Vitorja krallığına yani Kral Sebastian ve Kraliçe Ellie'ye çalışıyoruz biz onları öldürüp krallığa götürüyoruz onlarsa istediklerini yapıyorlar biz de hem parasını alıyoruz hem de halkı canavarlardan koruyoruz.
"Her ihtimale karşı topları da doldurun" diye uyardıktan sonra geminin kıçına doğru biraz kafamı toplamak için ilerledim. Korkuluğa dayanarak güçlü bir nefes verdim, bu aralar gerçekten yorulduğumu hissediyordum 1 aydır suyun üstünde bir gemide canavar avlıyorduk yüksek ihtimalle albay Thomsan Josiah'a yüksek çıkışıp saçmalamıştır ve kaptanda sinirlendiği için canavarlarla takılıp bizi yorarak sinirini atıyordu. Karaya vardığımızda bir güzel içip bir yerlerde sızmayı planlıyordum.
"Bugün ki avdan sonra krallığa gideceğiz, bu kadar dertlenme" kaptan Josiah'a doğru döndüm, ufuk çizgisine doğru bakıyordu.
"Ne dedi de o albay bu kadar gaza geldin" dedim sırtımı korkulağa yaslarken
"Boş boş konuşuyo hem o bir şey dedi diye de gaza gelmedim hatta gaza bile gelmedim sadece canım sıkılmıştı öyle bomboş takılmaktan"
"Öyle olsun madem"
"Daha önemli bir mevzu var hem"
"Ne oldu yine"
"Kızıl Fırtına. onu avlamak için planlamalara başladım denizcilerle görüşeceğim belki gören olmuştur ne alemde olduğunu diye"
Kafamı salladım hafifçe
"Gözümün intikamını alıcam o iblisten" Kızıl Fırtına ile daha önce karşılaşmıştık amacımız onu avlamak değildi ama bir anda gemimize saldırmıştı bizde ona karşılık vermiştik ama ölmemişti ona hiçbir şey işlemiyordu Josiah da suyun altına girip kalbinden vurmak istemişti ama pekte planladığı gibi olmamıştı Kızıl Fırtına onun gözünü almıştı.
"Geldik fişekleri atalım mı?" Josiah Piper'a doğru döndü.
"Atın" Fişeklerin atılma amacı avlanacağımız canavarın dikkatini çekmekti suyun altında olduğundan onu avlamak için yüzeye çıkarmamız gerekir.
"YELKENLERİ GERİN " ardından yüksek bir ses yükseldi.
"YERLERİNİZE GEÇİN AVCILAR " Güverteye seslenirken ana yelkenlerin yanına doğru ilerledim.
Gemide hafif bir oynama olduğu anda kılıcımı çıkardım ve hazırda bekledim.
"SAAT 5 YÖNÜNDE" dendi yukarı gözcü yuvasından.
"OKÇULAR HAZIR"
"BIRAK"
Dengesi bozulduğu anda geminin iskelesinden ona doğru ilerleyip ona doğru atladım. Gemiye dönüp "İPLER" dedim ama iplerde sorun çıkmış olsa gerek ipler gelmedi.
Gemiye doğru döndüğüm anda altımdaki canavar hareketlendiği için suya düştüm.
Yüzeye çıkarken bir şeye çarptım yukarıya doğru baktığımda canavarın alt yüzeyi olduğunu farkettim ve kılıcımı daha da kavrayıp derisine soktum.
Tam yüzeye çıkarken bir anda canavar bana doğru hamle yaptı.
Vuran dalgalardan zorlansam da suyun yüzeyine çıktım, çıktığım anda gemiden can simidi atıldı. Can simidine tutundum ve gemiye çıktım. Ve canavara baktığımda sapladığım kılıç yüzünden can çekişiyordu.
"OKÇULAR HAZIR"
"BIRAK" Oklar vücuduna girdiği anda tamamen nefesini kesti.
"BAĞLAYIN ONU" Canavarı gemiye bağladıktan sonra krallığa götürmek için harekete başlayacaktık.
Kaptan yanıma gelip elini koluma koyup hafif sıktı.
"Krallığa gidince tüm güverte içmeye gidelim"
"Eğer orada da canavar okyanus falan görmeyeceksem neden olmasın"
"Birini bulursun hem belki"
"İçip bir kenarda sızıp o geceyi geçirsem yeter bana karada yatacak yerim bile yok"
Valentina lafa girip "İstersen ben de kalabilirsin ben yüksek ihtimalle evde bile olmam babam ile kalırım 1 aydır suyun üstündeyiz özledim babamı ev boş olur rahatça takılırsın" dedi.
"Sağol Valentina hele bir gidelim de limana o zaman doğru düzgün karar veririm ne yapacağıma"
"Sen bilirsin"
Onların yanından ayrılıp kaldığımız odalara doğru ilerledim. Bu odalar genel olarak tüm güverte içindi yorgun olan gelip dinlenir sonra o kalkınca başka biri geçer dinlenirdi. Toplam 5 oda her oda da ise 3 ranza vardı.
Herhangi bir odaya girdim içeride sadece Rayn vardı. Üstü çıplaktı. Saçları ıslaktı duştan çıkmıştı anlaşılan.
Varlığını çokta takmadan kol ve ayak bileklerimdeki deri bantları ve belimdeki kemerimi çıkardım. Ardından da gömleğimi çıkartıp yataklardan birine uzandım.