Rüya mıydı değil miydi? Gerçek miydi yoksa Araf mıydı?
"Neden bana soğuk davranıyorsun bir şey mi yaptım? Neden kaçıyorsun benden?" Ah be Efsun ben senden kaçmıyorum ki sana zincirlenmiş olan kalbimi tekrardan zincirlenmesini engellemeye çalışıyorum.Artık yapamıyorum canım yanıyor görmüyorsun ki beni.
"A-a-hayır sadece annemler iyi değil ve onları öylece bırakıp üniversiteye gelmek sinirlerimi bozuyor." Söylediğim yalana inanmış gibiydi ama ona açık açık sana olan aşkımdan kaçıyorum diyemezdim ve diyemedim.
"Gülden Teyzelerin nesi var geçmiş olsun ciddi mi?" Bana olan yakınlığı azaldı ve geriye doğru gitti.Atmayı bırak lanet olası kalp!
"Annem biraz hasta bu aralar sadece onun için endişeleniyorum yaş aldıkça halsiz düşüyor insan." Gözleri dolar gibi oldu sonuçta ailelerimiz tanışıyordu ve değer veriyordu.
"Geçmiş olsun.Allah çabucak şifa verir inşallah." Bakışları daldı,bir şey düşünüyor gibiydi ama ne düşünüyordu orası muamma.
"Şu kaynaşma etkinliği için benimle ekip olur musun? Kızlarla olmak istesem çoktan dışlanmış vaziyetteyim.Erkekler desen senin dışında kimseye güvenemiyorum.Yanımda ol istiyorum..." Olama,olmamalıydı yine vücuduma yayılan sıcaklık,koruma içgüdüsü ve sarılma istekleri.Galiba engellemeye çalıştığım her şey,korktuğum her şey başıma geliyordu.Ona daha fazla direnmenin ne mantığı vardı.Onu hiç tanımadığı güven vermeyen ellere bırakamazdım ve bırakmayacaktım da.
"Olur kabul ediyorum." Dedim ve sırıttım.Öne eğılecek gibi olan başı bir anda diklendi ve yüzünde güller açmıştı bir anda.
"Çok çok teşekkür ederim." Koştu ve sarıldı hem de sıkıca.Onu nasıl terk edebilirdim.Kalbim ona mühürlenmişken nasıl kıyabilirdim ona? O farkında olmadan benim canımı yakıyordu hatta onun suçu bile yoktu ama ben kendi bencilliğim yüzünden onu terk edecektim az kalsın.Benim kurtuluşum ondan kaçmam değildi ve olmayacaktı.Benim kurtuluşum oydu ve o farkında olmadan beni yaşatacaktı.
"Kokun hala bildiğim gibi aynı koku.." Güldü ve elini sallayarak yanımdan uzaklaştı ve bir defter daha tozlu raflarından alındı...
2 Yıl Önce...
"Neden başını bana çevirmişti?" Düşündüğüm şeyi yapacak mıydı? Yapmaz ya daha geçende karşı sınıftan berkecanı beğeniyordu.Ben bu karışık düşüncelerin arasındayken Efsun yakamdan beni kendine çekerek dudağıma yapıştı.
Aras'ın Kalbi: Ne oluyoruz A🤬🤬🤬
Aras'ın Beyni: O seni sever mi salak cesaretini kanıtlamak istiyor.Hemen küfüre başla zaten Allah'ın pompacısı😒
Bu ikisi savaş halindeyken ben öylece duruyordum ve Efsun beni öpmeye devam ediyordu.
"Oha!!" Rüya ve Demir ağzı 5 karış açık bizi izliyorlardı.Merak etmeyin çocuklar eğer ağzım meşgul olmasaydı bende iki karış açardım.
Efsun durdu ve kulağıma eğilerek bir şeyler fısıldadı.
"Nergisin kokusu sana çok yakışmış!"
Aras'ın Kalbi: Ha s*****ir!!
Aras'ın Beyni: Ne bağırıyon hödük! Ödüm koptu! Dur bı anlamaya çalışıyorum az mantık.
O benden yavaş yavaş uzaklaşırken benim nefesim yine hızlanıyordu.Hazırlıksız yakalanmıştım.Bu kız bende akıl makıl bırakmamıştı ki benim aklım zaten gitmeye müsaitti.Bizin yalandan öpüşme işi gerçekleşince şişe tekrar döndü ve sonra tekrar ardından bir daha ve bir daha...
Günümüz...
"Allah sizi kahretmesin nedir sizden çektiğim!" Şu an benim kamp malzemelerini toparlayıp Efsunla buluşmam gerekiyordu ama maalesef başımın iki belası bunu biraz geciktirmeme neden olmuştu.
"Senin aklına uyup romantik an yaşayalım dedik çocuğa basıldık.Pislik Demir." Rüya kollarını kavuşturmuş ters bakışlarını sevgilisinin üstüne dikmişti.Demir kardeşim Allah sana merhamet etsin çünkü bu kız etmeyecek.
"Ne? Ben ne yaptım şimdi? Dudaklarının tadını özledim diyen anam mıydı?" Oha ama Rüya!!!
"Sizinle hiç uğraşamayacağım yiyişiyo musunuz öpüşüyor musunuz ne halt yersiniz yiyin.Efsun ile kampa gitmem lazım." Allah kahretmesin ben neden bunu ağzımdan kaçırdım?
Aras'ın Kalbi: Duygularından kaçamazdı ki 🫠🫠
Aras'ın Beyni: Oğlum ben yönetici değil miyim her organa sözüm geçiyor bir bu salağa bir beni taşıyan salağa lafımı geçiremiyorum!
Bu ikisi didişe dursun ben ise heyecanla eşyalarımı hazırlayayım.Yürüyüş yapsak kısa kalacaktı.Spor yapsak o da biraz basit kalacaktı bu yüzden de kamp yapmaya karar vermiştik ve onunle bir gecemi geçirecek olmak açıkçası beni çok mutlu etmişti ve ediyordu da.
"Geceniz mutlu geçsin bitanem." Koltuk yastığını alıp Rüya'ya fırlattığımda. O 32 diş sırıtmaya devam ediyordu.Kaçmaya çalıştığım duygular yine en sonunda beni olduğum yere zincirlemişti ama bu sefer zincirlenmek bana zarar vermiyordu çünkü kaçsam da tek bir gerçek değişmiyordu.Ben onu seviyordum.
"Hadi ben kaçar.Size de iyi ROMANTİZMLER!!!!" Sahte sinirle söylediğim sözlerle sırıtıp ardından kamp çantamı da sırltayıp dairemden ayrıldım.Otobüs durağına yaklaşmıştım ki telefonumun çalmasıyla durdum.Efsun arıyordu.
"Efendim Efsun?"
"Hah! Aras neredesin ben ormana geldim de." Tek başına ormana erken mi gelmişti?
"çok erken değil mi ben bile otobüse yeni biniyorum Efsun."
"Çenenle gece boyu uğraşacağım için erkenden gelmek istedim canım." Sözlerinden sonra kıkır kıkır gülme sesleri gelmişti kulağıma.Çok güzel gülüyordu ve hep gülmeliydi ne olursa olsun.
"İyi o zaman kendine dikkat et ben yarım saate oraya varmış olurum sen konumu at bana." İsteğimi onayladıktan sonra telefonu kapattık.Ormana yaklaştığım her dakika da heyecanım ve gerginliğim giderek artıyordu.Otobüs ormanın kenarında durmuştu,esen meltemler kestane rengindeki saçlarımı savuruyordu.Konuma baktığımda Efsun çokta uzak bir yer seçmemişti galiba güvenliğini çok riske atmak istememişti.Ağaçlar giderek sararıyordu ve gelecek kışın haberlerini veriyorlardı sanki şimdiden.Genellikle herkes yaz mevsimini severken ben kış ve sonbahar mevsimine aşıktım çünkü kendimle baş başa kalabildiğim ve huzurla dolduğum iki mevsim kış ve sonbahardı.Yürüye yürüye nihayet Efsun'un bulunduğu yere gelmiştim ama gelmez olaydım çünkü Efsun kamp malzemelerini değil resmen evini taşımıştı.Kamp Ateşinin yanındaki semaver,katlanan plastik masanın üstündeki tabak ve bardaklar bunun da bir göstergesiydi ve kamp ateşinin olmaz olması 5 paket marsmallowda masadaki yerlerini almıştı bile.Bu kız gerçekten deliydi ama ben ona daha çok deliydim orası ayrıydı.
"Hoşgeldin Aras Kargo!" İşte bu espri sana yakışmadı Efsun ya! Sende mi?
"Sende hoşgeldin Neslihan Teyze evini sırtlayıp gelmişsin yine!" Alayla oturduğu sandalyenin yanından geçip çadırını kurmaya başladım.Akşama kalırsa iyi olmazdı çünkü.
"Sondo hosgoldon noslohan toyzo!" Ağız taklidimi yaptıktan sonra kahkahayı basmıştı yine.
"3 ayın özlemini çıkarırız diye getirdik yani 3 ayın boşluğunu demek istedim dilim sövüştü." Gergin ve telaşlanmıştı bir anda.Sebebini anlamadım ama çok tatlı olmuştu.Elma gibi kızarmıştı bir anda.
"Ben biraz acıktım sandviç hazırlamıştım yanına da semaver çayı diye düşündüm yer misin?" Bu da soru muydu.Bu arada bilginiz olsun Efsun yaptı diye demiyorum çok güzel olurdu onun sandviçleri.
"Senin sandviçlerin yenmez mi kızım saçmalama bir daha sorduğunu görmeyeyim." Arkadaş rolü yapmak çok zordu ama bu da bir şeydi yani arkadaşta kalamayabilirdik.Çayları bardaklara doldurduktan sonra iştah ile yemekleri yedik.Yemekten sonra ise Efsun çadırına yöneldi bir şey alıp gelecekmiş artık ne alacaksa.Ben çayımı huzurla yudumlarken kafama gelen voleybol topuyla kalan beynimin son kırıntılarıda kaybolmuş oldu.
Aras'ın Beyni: Bu çocuğun iyiliğini düşünen benim ama darbesini de ben yiyorum?
Kalp: bana laf ederken iyiydi oh canıma değsin!
"Kalk lan Voleybol oynuyoruz sonrasında fotoğraf çekip kanıt oluşturucağız." Lan hani sakin sakin kamp yapacaktık?
"Aras top gidiyor!" Diye bağırınca benimde bakışlarım hemen ormanın içine doğru hızla giden topa takıldı ve kamp sandalyemden hizlaca kalkarak topun peşinden koşmaya başladım düzeltiyorum başladık çünkü Efsunda peşimden geliyordu.Kız nasıl sert attıtsa top yavaşlamak bilmiyordu ki yokuş aşağı doğru hızlıca inerken ben topu yakalamıştım ama hızını kontrol edemeyen Efsun'u tutamamıştım.
"Aras Dikkat et!" Dikkat edemedim ve Efsun ayağı kayıp benim üstüme düştü bende onun altında kaldım.
Beyin: İşte şimdi Sıçtık.
Kalp: Aynı şeyi düşünüyoruz.
Eceli gelen fare otobana ateşi gelen Aras'ta Efsun'a giderdi bu saatten sonra....