Skip to content

Hhhh

Chapter 2 · 3 min read

Hhhh

Chapter 2

Hafıza Kaybı

HAYIR, ASLA! S- SEN KARDEŞİME NE YAPTIN?" diye bağırdım. Ağzımı tekrar kapadı. "Konuşmak için sana bir şans vermiştim." dedi. Korkuyordum. d bir zaman. Kardeşimin yanımda olmasının karşılığıyla avukatı olabilirdim belkide, ama bu adam davasında ya haklı değilse. Davayı görmem gerektiğini söylesem. Şuan aklımdaki en mantıklı karar maalesef buydu.

"Kardeşimi bana geri getir. Davanı ver. Seçim benim." Seçim tabiki benim. Hatta oda aynısını söylemişti. Belkide aynı şeyleri kastetmiyorduk ama kimin umrunda ki? Güldü.

"Demek öyle... Birde kahve falan ister misin? Eğer bunları yaparsam avukatım olmak zorundasın. Bu konuda seçim senin değil." Homurdanarak aşımı sallayınca beni bıraktı ama çığlık atarak kaçmaya çalışmaya çalışsam yine tutardı.

"Kardeşin şu ilerideki depoda. Şimdi gidip onu getireceğim. Ama kaçmaya yeltendiğin anda kardeşini kaybedersin." Kardeşimi kaybetmek... Ölüm olurdu benim için. Buna asla izin veremezdim. Onun karanlık korkusu vardı. Yapamazdı o tek başına karanlık bir depoda.

"Tamam. Onu bana geri getir. Ama kılına dahi zarar verirsin olacaklardan sorumlu olmam." Sahi ne yapacaktım? Eskiden biraz dövüş öğrenmiştim ama bu adam gerçekten çok güçlüydü.

Memnun bir şekilde depoya ilerlemeye başladı. Kazandığını falan düşünüyor olmalıydı. Davasında onu suçlu olarak göstermek ilk hangimizi yok ederdi? Hayır buna izin veremezdim. Ne yapacağımı, ne diyeceğimi kısaca şuan aklımda tek bir plan dahi yoktu. Tek bildiğim kardeşimi kaybetmek istemediğimdi.

"ABLA KURTAR BENİ! ÖLMEK İSTEMİYORUM!! SENİ KAYBETMEK İSTEMİYORUM!!" Nuts'un ağlayarak haykırmasıyla başımı ona çevirdim. Koşarak bana sarıldı. Onu bir saat hatta yarım saat bile görmesem iste böyle oluyordu. Onsuz bir hayatı düşünemezdim bile. Omuzunda ve bacağında çizikler vardı. Daha adını bile öğrenmediğim bu lanet olası adama döndüm.

"NUTS'A BİRŞEY YAPMAYACAĞINI SÖYLEMİŞTİN! ONU- ONA NASIL?" Kriz geçirmek üzereydim. Panik atağım vardı ama çok nadir ortaya çıkardı. Kendimi kaybetmiştim. Artık söylediğim, yaptığım şeyleri kontrol edemiyordum. Ya da yaptığım bir yanlışı düzeltmek gerektiğini farkedemiyor, hatta yanlış olduğunu bile düşünemiyordum. Başımı tuttum. Başım dönüyordu. Dışardaki sesleri duyamıyordum. Her yer bulanıklaşmaya başladı. Nuts endişeyle bana bakıyor, yapacak bir şey arıyordu. Beni yere oturttu. Yoksa bayılıp başımı bir yerlere çarpabilirdim.

"SENİ LANET OLASI PİSLİK!" diye bağırdımda son gördüğüm şey adamın gözlerindeki az da olsa pişmanlık ve endişe duygusuydu.

***

"Uyandı, uyanıyor!"

Gözlerimi açtığımda asla bulunmak istediğim bir yerde değildim. Nuts yanağıma bir öpücük kondururken hafızamı yerine getirmeye çalıştım. Tek hatırladığım Nuts ve onunla geçirdiğim anılardı. Odaya bir hemşire girdi.

"Uyandı mı? Hmm merhaba küçük kız-" lafını böldüm. "SEN KİMSİN BE?" Nuts'un karşısındaki koltukta oturan tanımadığım adam hafif sırıttı. Hemşire bana baktı.

"Ben hemşiren. Yanındaki adamı tanımıyor musun?" Ne, onu neden tanımam gerekiyordu ki? Nuts çok mutsuz görünüyordu. Bu adam yoksa Nuts'u üzmüş müydü? Kimdi ya bu?

"Yoo." Pek kafam yerinde değildi ama en azından anlaşabiliyorduk. Hemşire duraksadı. Anlamayan gözlerle, "Kafasını bir yere çarpmadığını söylemiştiniz... " dedi. Kafamı neden bir yere çarpayım? Biri bana her şeyi açıklayamaz mı ya?

"Bana ne olduğunu anlatın artık. En son film izliyorduk." Nuts'un gözleri hafif doldu. Adam da ise küçük endişe kırıntıları vardı gözlerinde. Hemşire donup kaldı.

"Hafıza kaybı mı? Başını çarpmadıysa eğer bu..." Nuts bağırmaya başladı. "YA NE BU SÖYLESENE BE KADIN!!?" Hemşire, "Sakin olun. Bu bir panik atağın farklısıdır, sevdiği bir insana zarar gelmesi ve bunun hiç beklemediği bir anda oluşması durumunda beyin olumsuz düşünceleri kenara atar ve hafıza kaybı ortaya çıkar." dedi. Adam konuşmaya başladı.

"Peki ya bu hafıza kaybı ne zaman geçer?" Bir dakika bir dakika. Şimdi benim sevdiğime zarar mı gelmişti, kime? Hah böyle soru olmaz ki, Nuts'dan başka kimsem yok. Korkmaya başladım. Ne olmuştu gerçekten anlayamıyordum. Konuşmaya devam ettiler.

"Bunu asla bilemeyiz. Bir hafta, bir ay, bir yıl..." Nuts korkuyla başını salladı. "NE DİYORSUN YA SEN?! SİZ DOKTOR DEĞİL MİSİNIZ BİRŞEYLER YAPIN!" Başım ağrımaya başlamıştı. Şakaklarımı ovdum. Artık uyumaya devam etmek istiyordum çünkü şuan da

böyle bir kargaşayla uğraşamazdım.

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.