Tüm yaşadıklarım film şeridi misali gözümün önünden geçiyordu. Duşun altında öylece oturmuş, mermer zemine bakıyordum. Akıl sağlığım yerinde değildi.
Hayatta her an, durumlardan anında sıyrılabilmek adına kendimce kurallar oluşturmuştum. Bunlardan bir tanesi, zor anlarda oldukça güçlü kalabilmek ve an biter bitmez bütün olayları gözden geçirip haklı olduğum noktaları bulup kendimi avutmamdı.
Banyonun içindeki düşüncelerimi bölen kapının tıklatılmasıydı. "Begüm oradamısın güzelim." Annem endişeli sesiyle bana seslenmişti. Geçirdiğim kazadan sonra psikolojim alt üst olmuştu. Her gece gördüğüm kabuslar sayesinde çığlıklarla uyanıyorum ve bu durum annemi korkutuyordu. Kazanın üzerinden tam iki buçuk ay geçmişti fakat bacağımın üstüne gram basamıyorudum. Taburcu olacağım zaman genel muayene yapıldığında doktorum düzenli fizik tedaviyle bacağımın düzeleceğini söylemişti fakat hiçbir şekilde bacağımda gelişme yoktu. Bu da sinirlerimi daha da bozulmasına sebep oluyordu.
"Buradayım anne. Bir sorun mu var?" Anneme cevap vermem onu biraz olsun rahatlatmıştı. Derin bir nefes alıp vermişti. "Canım senin kulüp arkadaşın Derya geldi." Derya benim lider olduğum motor kulübünden arkadaşımdı. Kulübümüzün benden önceki lideri Caner Bey, benim ondan sonra geçebilecek en iyi lider olacağımı savunur, her zaman otoriterliğim ve ileri görüşlü olmamdan daha iyi yerlere geleceğimi desteklerdi.
"Tamam. Gelirim birazdan." Oturduğum yerden doğrulmaya çalışırken bacağıma şiddetli bir ağrı girmesiyle ağzımdan küçük bir inilti çıktı. Öne doğru biraz eğilerek tekerlekli sandalyemi kendime doğru çekmeye çalıştım. Zor oldu fakat başarmıştım. Var gücümle oturduğum yerden kalktım ve sandalyenin üzerine oturdum. Nefes nefese kalmıştım ve bacağıma şiddetli bir ağrı saplanıyordu. Az ilerideki lavabo dezgahının oraya gidip önce havlumu alıp üzerime geçirdim. Havlu işini halledip çekmeceleri kurcalayıp en sonunda da ağrı kesicileri buldum. Ağzıma iki tane hapı attım ve odama geçip üzerimi değiştirmeye başladım.
Evimiz tek katlı bir müstakil olduğundan tekerlekli sandalyeyle evin içinde dolaşmak çok zor olmuyordu. Salona girdiğimde Derya beni fark edip ayaklanmıştı. Yüzünde ufak bir tebessüm belirdi fakat gözlerindeki acıma duygusu beni mahvediyordu. Birinin bana acıyarak bakması beni sinirlendiriyor ve ölümün eşiğinden dönmüş olmama sinirleniyordum. Bunu hazmedemiyordum.
Çok bozuntuya vermeden "Hoşgeldin." dedim ve binim de yüzümde belli belirsiz bir tebessüm oluştu. "Hoşbuldum. Nasılsın, daha iyi oldun mu?" Daha iyi olmak mı. Hadi ama dostum nasıl iyi olabilirim.
"Çabalıyorum." Gözleri dolmaya başlarken içimde de aynı anda fırtınalar kopuyordu. Bu kadar şeyi hak edecek ne yapmıştım. "Hey. Sakin olurmusun. İyiyim ve hayattayım."
Gözleri tekrar gözlerimle buluşunca elleriyle yüzünü sildi ve "Tamam yaa. Sana mı şey oldum. Gözüme saçım girdi." dedi. Histerik bir kahkaha patlattım. "Tabi canım tabi. Yemezler bu numaraları."
Biraz da olsa moralini düzeltmeyi başarmıştım ki O da bana eşlik ederek gülüyordu. "Eee... Nasılsın. Kulüp nasıl gidiyor." Yüzündeki gülümseme git gide donuklaşırken gözlerini başka tarafa çevirdi. Bu da demek oluyor ki bana söyleyemediği bir konu vardı. "Dökül Derya. Dökül." Tedirginleşen bakışları anlatıp anlatmamak arasında gidip gelirken derin bir nefes aldı ve ağzını açıp anlatmaya başladı. "Begüm. Şimdi sana anlatacağım şeylere sakın sinirlenme. Ben hep senin tarafındayım. Bunu da bil. Senin geçirdiğin kazadan sonra ve bacağının da durumu ortada. Kulübe oy birliğiyle yeni lider alındı." Bir çırpıda anlattığı şeyler kulaklarımda yakalanıyordu.
Yeni bir lider.
Oy birliği.
Bacağımın durumu.
Geçirdiğim kaza.
Siktir. Bu gerçek olamazdı. Neylerine güvenerek bunu yapmışlardı. Yanımda duran sehpanın üzerindeki bibloyu elime aldığım gibi karşımdaki aynaya fırlattım. Derya korkmuş olacak ki yerinden sıçrayıp panik yaptı. "Nasıl böyle birşey olabilir. Neye dayanarak. Açıklaması var mı." Derya sakin olmam için bana sesleniyordu fakat söylediklerini duyamıyordum. En son tekrar ona dönerek "Kim bu yeni lider." diye sordum.
"Şu bütün magazinde çalkalanan, sosyal medyayı kasıp kavuran Grey ailesinin tek oğlu Rafael Grey."
Bugün instagramda dolaşırken karşıma çıkmıştı. Bir doksan boylarında, esmer yakışıklılardandı. Koyu renk gözleri ve aynı koyulukta hafif dalgalı saçları vardı. Her hafta başka bir güzelle haberlere çıkan Rafael Grey. Yerimi almaya gelmişti ve hatta belkide kendince almıştı da. Ama bilmiyordu ki benim olan sadece benimdir. Kimse benden isteğim dışında yerimi alamaz, hareket edemez di.