تخطٍ إلى المحتوى

HAR

الفصل 1 · قراءة 2 دقيقة

HAR

الفصل 1

Biten Bitmiştir

“En neyden korkuyorsun?”

Ona tam olarak bunu sormuştu. Ölümden korktuğunu düşünmüştü Ozan. Fakat yanılıyordu. Ölümden zerre kadar korkmuyordu. Ölümden sonraki hayat onu huzurlu ve heyecanlı hissettiriyordu. Korktuğu şey, yaşamadan ölmekti. Bu dünyaya yalnızca nefes almak, yiyip içmek için gelmiş olamazdı. Ölüm kapısına dayandığında durup bir düşünmek istiyordu, tüm bu zamanı nasıl geçirdiğini, sevdiklerini. Hayatı film şeridi gibi gözlerinin önünden geçtiğinde gülümsemek istiyordu.

Kalabalığın ortasında bunu söyleseydi herkes yüzüne kahkahalarla gülerdi. O yüzden sustu. Kendi kafasında ne kadar zaman geçirdiyse oyunu unutmuştu. Bedir, Hare’yi kendine getirmek istercesine parmaklarıyla ıslık çaldı. Arkadaşlarının arasına döndüğünde hala kendinde değil gibiydi.Soruya kendini epey kaptırmıştı. Bedir elini omzuna koyarak, “İyi misin? Nereye daldın böyle?” diye sordu. Başıyla iyi olduğunu anlatan bir işaret yaptı. Oyunun devamında Hare yok gibi bir şeydi. Susmuştu, Kafasının içinde kaybolmuştu. Öylece dalıp gitmişti. Bunu fark eden ise sevgilisi olması gerekirken neden varlığından bile rahatsızlık hissettiği Erdem olmuştu.Sevgilisi onu evine bırakırken yolda hiç konuşmadılar. Eğlenip eğlenmediğini bile sormadı. Hepsi onun arkadaşlarıydı. Kerem’in ortamından hoşlanmıyordu. Arkadaşları birbirlerine kırıcı söz söylemekten kaçınmıyor, birbirlerine hakaret etmekten zevk alıyordu. Gerçek arkadaşlıklar böyle miydi? Nereden bilebilir ki, bir tane bile kendine yakın hissettiği arkadaşı yoktu. Kalbine birini almak bir yana kimseye dinlemekten hoşnut olduğu şarkıyı bile söylemezdi. Yine de asosyal sayılmazdı. Hatta fazlasıyla sosyal bir insandı denebilir. Kulüp başkanlığı yapıyor bir yandan da romanı üzerine çalışıyordu. Yazar olmak için olduğunu düşünür Hare, bazen aynanın karşısına geçer röportaj verirdi. Geleceğinin provasını yakmak diyordu buna. Tabii Kerem de ileride müthiş başarılı bir mimar olacaktı. Bundan şüphe duymuyordu. Şüphe duyduğu Kerem’in karakteriydi. Öfke sorunları Hare için terapiye başlamıştı. Bir erkeğin kendi isteğiyle terapiste gitmesi basit bir olay değildi. Hare, Kerem’i seviyordu. Onun varlığını, sabahları evden alıp akşamları eve bırakışını, birlikte film izleyişlerini ve el ele tutuşmayı. Sevgililerdi. Fakat içinde bir boşluk hissi vardı. En lezzetli tatlıyı yiyor ama hiç tadına varamıyordu. Onu mutlu etmiyordu. Kerem’le rayına oturmuş düzenleri bugüne kadar hiç yıkılmamıştı. Yıkılmak bir yana sarsılmamıştı bile.

Evinin önüne geldiklerinde Hare gülümseyerek Kerem’e döndü. “İyi geceler sevgilim,” dedi. Kerem de gülümseyerek sevgilisinin boynuna bir öpücük kondurdu. Bir anda gülümsemesi kesildi. Dolu gözlerle baktı kızın gözlerine. “Hare ben ayrılmak istiyorum,” dediğinde Hare tüm içtenliğiyle bir kahkaha attı. Sakinleşip tekrar Kerem’in yüzüne baktığında aynı ciddi ifadeyle karşılaştı. “Yaptığın en saçma şakaydı bu,” dedi.

“Bu şaka değil Hare, ben çok sıkıldım. Her gün aynı şeyler, aynı işler, aynı sen… Bak üniversiteye gidiyoruz artık. Biz seninle liseden beri birlikteyiz. Birbirimize zaman vermeliyiz.”

Hare’nin dolu dolu bakışlarının arkasında boşluk vardı. Hiçbir şey düşünmüyordu. Yapmak istemiyordu. Ne yapması gerekiyordu? Daha önce hiç ayrılmamıştı ki. Ağlaması gerekiyor galiba. Tam şu an. Ama gözlerinden tek damla yaş akmıyordu. Biraz zorladı kendini. Yok inmiyordu.

Kerem usulca, “İnecek misin?” diye sordu. Hare, o sırada aklına ilk gelen şeyi yaptı. Kerem’e okkalı bir tokat attı. Şaşkınlıktan tepki bile veremedi genç adam.

“Bu benden ayrıldığın için değil, benden bu zamana kadar ayrılmadığın için,” dedi ve kapıyı kapatıp gitti.

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.