TAKİP EDİLMEK
"Tabi ki de dalga geçmem!"
Derin bir nefes alıp ağzını açtı.
"Ben Kaan abiden hoşlanıyorum."
Dediği şey üzerine bir kal gelse de hemen konuştum.
"Abi deme lazım olur."
"Ya Havin!"
Gür bir kahkaha attım.
"Ama hani dalga geçmeyecektin!"
"Tamam tamam, sustum."
Demiştim ama hala gülüyordum. Elimde değildi!
"Ee, benden ne gibi bir yardım istiyorsun?"
"Ya abim çok kıskanç. Londra'ya bile zor gönderdi. Şimdi ona söylersem ekstra beni Kaan'dan uzaklaştıracak. Tuna Abi'ye de söylemeye utanıyorum. Aslında Berfin'e söylemiştim ama pek oralı olmadı. Öyle yani bende sende şansımı denemek istedim."
Kaşlarım çatıldı. Berfin mi?
"Berfin'e ne zaman söyledin?"
"O kart olayından sonra dışarıya çıkmıştık. O zaman söylemiştim. Bilmiyorum... iyi anlaştığımızı düşünmüştüm."
Kaşlarım çatık bir şekilde Talya'ya bakıyordum. Yatakta daha geniş bir pozisyon alıp konuştum.
"Şu olayı bana baştan sona anlatsana."
Derin bir nefes alıp ağzını açtı.
"Sen sofradan kalktıktan sonra ben Berfin'i dışarı çıkardım. Kafeye falan gittik. Oradan da alış veriş merkezine. En son da sahile. Orada söylemiştim."
"Sen söyleyince ne dedi?"
"Yapabileceği bir şey olmadığını boşa çırpındığımı falan söyledi. Umurumda değil, demeye getirdi işte."
Berfin bunları yapacak birisi değildi. Aksine hoşuna gider ve kahkahalarla gülerdi. Yetmez, çöpçatanlık yapardı.
Derin bir nefes alıp anlayışla gülümsedim.
"Sen Berfin'i takma. O şu sıralar pek kendinde değil. Eğer bir şey olursa, bir derdin varsa da ilk bana söyle bundan sonra. Tamam mı?"
Gülümseyerek kafasını hızlı hızlı salladı.
"Tamam."
Daha sonra dediğine ekleme yaptı.
"Siz Berfin ile küs müsünüz? Aranız pek iyi değil gibi."
"Yani küs değiliz ama evet aramız pek iyi değil. Nedenini sorma çünkü ben de bilmiyorum."
"Tamam."
Daha sonra hemen ekledi.
"Neyse, şey şu konuda bana yardım edebilir misin? Sonuçta abin, ona en yakın sensin."
"Tabi ki de yardım ederim. Umutlandırmak gibi olmasın ama bence o da sana karşı boş değil."
Talya heyecanla konuşmaya başladı.
"Öyle mi düşünüyorsun!? Ya ben senin hislerine güveniyorum! Kesin benden hoşlanıyor! Ay çok mutluyum!"
Ona garip garip bakmaya başladım. İyi ki dedim umutlanma.
"Ha bu arada, abime söylemezsin dimi?"
"Yok yok söylemem."
Bana gerek kalmadı gerçi zaten. Kendisi söylemiş oldu. Böyle dediğine göre kameraların olduğunu bilmiyor olmalıydı.
"Çok teşekkür ederim! En sevdiğim kankam artık sensin!"
Gülerek saçımı savurdum.
"Teşekkürler, biliyorum."
Talya bir anda üstüme atlayınca az kalsın yataktan düşüyordum.
"Ya ben seni ilk gördüğümde de çok sevmiştim zaten! Sen bir tanesin!"
"Canım ben bunları biliyorum zaten. Ama eğer beni bırakamazsan ikimizde yeri boylayacağız!"
Talya hemen üstümden çekildi. Bende yatakta tekrar dikleştim.
"Ay özür dilerim!"
"Sorun değil."
"Ya Havin... bir şey daha var."
"Neymiş?"
"Biliyorum sevmiyorsun ama ben evde çok sıkılıyorum. Biraz dışarı çıkalım mı? Alış veriş şart değil, öyle gezmek için. Gerçekten çok sıkılıyorum eğer böyle olacağını bilseydim Londra'dan buraya gelmezdim. En azından sahile falan gitsek? Ne bileyim kafeye falan?"
Aslında iyi bir fikir olabilirdi. Bende evde çok sıkılmıştım. Şuanlık yapabileceğim bir şey de yoktu. Malum, her yer kamera!
Derin bir nefes alıp konuştum.
"Neden olmasın? İstersen alış veriş de yaparız. Abartmamak şartıyla!"
"Sen bir tanesin!"
Heyecanla dediği şeyle güldüm.
"Hadi hazırlan da gidelim!"
"Tamam."
Gülerek yataktan kalktım. Tam odadan çıktım. Merdiven basamaklarını inip kendi odama yöneldim. İçeri girip dolabıma doğru ilerledim.
"Her zamanki gibi giyin çık işte ya!"
İki saat hiç uğraşamazdım. Altıma mom jean üstüme de sweet alıp giydim. Daha sonrasında banyoya girdim. Tarakla saçımı tarayıp tepeden at kuyruğu yaptım. Daha sonra da tuvaletten çıktım.
Telefonuma doğru ilerledim. %68, iyi hızlı şarj olmuş. Odamın kapısı çalınca bağırdım.
"Gel!"
İçeriye Talya girmişti.
"Ben hazırım!"
"Ben de. Hadi gidelim."
"Tamam."
Heyecanlı sesiyle gülerek telefonumu şarjdan çıkardım. İkimizde odadan çıktıktan sonra arkamdan kapıyı kapattım. Fakat aklıma gelen şeyle durdum.
"Talya benim kart çıkarmam lazım ya."
"Ya tamam çıkartırız ne olacak?"
"Peki."
Merdivenlere doğru yöneldiğimizde içimde bir huzursuzluk oluşmuştu. Berfin'e laf ettikten sonra şimdi ben dışarı çıkıyordum. Ki benim dışarı çıkmam daha riskliydi. O sırada gördüğüm kişiyle Talya'ya seslendim.
"Talya sen git ben hemen geliyorum."
"Bir şey mi oldu?"
"Yok çantamı unutmuşum o yüzden."
"Hee tamam."
O kapıya doğru ilerlerken hızlıca merdivenleri geri çıktım. Daha sonra da Kemal'e seslendim.
"Kemal!"
Anında bana döndü.
"Bir şey mi oldu Havin Hanım?"
Tam yanında durmuştum.
"Kemal biz Talya ile dışarı çıkıyoruz. Silah milah bir şey var mı?"
Sorduğum soruyla şaşkınlıkla bana bakmaya başladı.
"Siz silah kullanmayı biliyor musunuz?"
Hayır.
"Evet. Sen var mı yok mu onu söyle."
"Her arabada bir tane tabanca vardır. Eğer istiyorsanız peşinize adam takabilirim."
"Çok iyi olur aslında. Ama çaktırmadan peşimizden gelin."
"Tamamdır Havin Hanım."
"Teşekkürler Kemal."
"Ne demek görevim."
Gülümseyip tekrar merdivene yöneldim. Hızlı hızlı inip kapının oraya geldim.
"E hani çanta?"
Talya'nın sorusuyla bir an dursam da tekrar konuştum.
"Bulamadım ya. Boş ver. Gittiğimiz yerde alırız. Hem çanta hem de cüzdan."
"Sen bilirsin."
Gülümseyip çıktık. Bahçede ilerlerken Talya'ya döndüm.
"Arabayla mı gidiyoruz?"
"Evet. Olga'ya söyledim araba getirmelerini söyleyecek. Sen mi kullanırsın ben mi?"
"Fark etmez."
"Sen kullan o zaman."
Gülerek kafamı salladım. Bahçeden çıktığımızda önümüzde kırmızı bir araba vardı. Siyah araba dışında bir renk gördüm sonunda!
"Araba senin mi?"
"Evet. Çok belli oluyor dimi?"
Gülerek dediği şeyle başımı olumlu anlamda salladım.
"Niye kullanmak istemiyorsun?"
"Ben ön koltukta oturmayı daha çok seviyorum ya. Gerektiği zaman sürerim ama şuan pek gerek yok."
"İyi tamam."
Gülerek dediğim şeyden sonra sürücü koltuğuna geçtim. Talya da yanımda yerini alırken arabayı çalıştırdım.
"Nereye gidiyoruz?"
"Önce bankaya gitsek? Kart almam lazım."
"Tamamdır. Yolu tarif edeyim?"
"İyi olur aslında."
Talya yolu takip ederken dikiz aynasından arkama baktım. Kemaller bizi takip ediyordu. Plakası gözüme çarptı, 34 AD 7227. Unutmamak için aklıma not ettim. Bir yerde görürsem karıştırmayayım.
Birkaç dakika sonra bankanın önüne geldiğimizde arabayı park edip indik.
"Elden vermiyorlar diye biliyorum."
Talya'nın dediği şeyle kafamı salladım.
"Evet ama şimdiden söyleyeyim. Ne kadar çabuk o kadar iyi."
°°°
Bankadan çıkarken Talya konuştu.
"Şimdi nereye?"
"Bilmem. Sen nereyi istiyorsun?"
"Yani bana fark etmez aslında."
Kafasını hafif eğerek dediği şeyle alış verişe gitmek istediği gayet açıktı.
"İyi tamam alış verişe gidelim."
"Canımsın!"
Arabaya doğru ilerledik.
"Benim makyaj malzemeleri eskidi. Onları tazelemem lazım. Hem sana da alırız bir şeyler."
"Yok ben makyaj yapmıyorum."
Arabanın kapısını açıp içeri geçtim. Talya da yanımda yerini alırken arabayı çalıştırdım.
"Kız alalım ne olacak? Belki ihtiyacın olur."
"Sanmıyorum."
"İyi alırız sıkıntı yok."
Cevap vermedim. Makyaja ihtiyacım yoktu. Şu güzel suratıma bir de makyaj eklenirse artık başıma gelecekleri tahmin bile edemiyorum. Başımda zaten bu kadar dert varken birde sokaktaki erkeklerin yolsuzlukları ile uğraşamazdım.
Yaklaşık yarım saat sonra alış veriş merkezinin önüne gelmiştik. Arabayı park edip aşağıya indik. Güvenliği de geçtikten sonra Talya koluma girip yönlendirmeye başladı.
"Şuraya bir bakalım. Ben rujlarımı hep buradan alıyorum."
Bir mağazanın içine soktu. Anında çalışan yanımıza gelmişti.
"Talya Hanım hoş geldiniz."
"Hoş bulduk."
Talya eliyle beni gösterdi.
"En yakın arkadaşım Ha..."
"Alev. Memnun oldum."
Talya bana garip garip bakarken çaktırmadan kolunu dürttüm.
"Memnun oldum Alev Hanım. Nasıl yardımcı olabilirim size?"
"Biz ruj bakacaktık."
"Tabi şöyle buyurun."
Kadın bir yere doğru ilerlerken onu takip ettik. Bizi rujların olduğu yere götürüp bir tanesini eline aldı.
"Talya Hanım bu size çok yakışır bence."
Elinde pembemsi bir ruj vardı. Talya elinde ruju deneyip kadına döndü.
"Yok ya, emin olamadım. Siz bana kırmızı tonlarında bir şeyler gösterseniz?"
"Tabi."
Bu sefer de eline kırmızı bir ruj alıp verdi. Ne yalan söyleyeyim rengi çok güzeldi. Talya elinde deneyip kadına döndü.
"Güzelmiş. Ama ben daha koyu bir şey arıyorum."
"Pekala. Ama Alev Hanım, bence o ruju siz de denemelisiniz. Sizde çok güzel duracağına eminim."
Gülümseyerek konuştum.
"Teşekkürler ama ihtiyacım yok."
"Aslında şöyle bir sana bakınca... bu ruj gerçekten sana çok yakışır!"
Talya'nın dediği şeyle tam ağzımı açmışken kadına döndü.
"Biz bunu alalım."
"Ya hayır saçmalama!"
"Sus kız! Şöyle kartımı vereyim ben size."
Kadın kartı alıp giderken Talya'ya döndüm.
"Talya saçmalama gerçekten gerek yok."
"Var var."
Oflayıp önüme döndüm. Ben mi kendimi anlatamıyorum yoksa insanlar mı beni anlamamak için direniyor?
"Buyurun."
Kadın küçük karton poşeti bana uzatırken elinden alıp teşekkür ettim. Daha sonra da Talya'ya kartını vermişti.
"Ben şuna bir bakabilir miyim?"
"Tabi tabi."
Toprak tonlarında bir ruju almıştı. Yalnız pembemsiden kırmızıya ondan da toprak tonlarına geçiş yaptık. Üç renkte birbirinden alakasız arkadaş!
"Ben bunu beğendim ya. Bunu alacağım."
"Hemen hazırlıyorum."
Kadın tekrar gittikten sonra Talya'ya döndüm.
"Başka bir şey alacak mısın?"
"Başka bir yerden."
Kafamı salladım. Kadın birkaç dakika sonra dönmüştü. Kartı ve poşeti de verince mağazadan çıktık.
"Şimdi bir üst kat."
Hızlı hızlı yürüyen merdivenlere yöneldik. Üst kata çıktıktan sonra da aynı hızla Talya'nın dediği mağazaya yöneldik.
"Hoş geldiniz Talya Hanım."
"Hoş bulduk. Arkadaşım Alev. Ben highlighter alacaktım."
İyi bak Alev dedi.
"Tabi ki. Şöyle buyurun."
Kadının peşinden gittik. Her yer makyaj kokuyor resmen ya. Kötü değildi ama değişik gelmişti. Doğal güzellik olunca yadırgıyorsun böyle şeyleri.
"Bu sizin hep kullandığınızdan. Ama bence bu da size yakışır."
Bir tanesi daha açık bir tanesi daha koyuydu.
"İkisinden de ikişer tane alıyorum. Arkadaşıma da uygun bir tane bulabilir miyiz acaba?"
"Gerek yok!"
"Hemen."
Ulan var ya! Kadın gidince hızla Talya'ya döndüm.
"Talya bak gerçekten gerek yok. Ben onları kullanmayacağım kalacak öyle. Yetmezmiş gibi parasını da sen veriyorsun."
"Ya n'olacak? Bugün ben sana yarın sen bana. Hem yengeme iki güzel bir şey almayayım mı?"
"Ya ne alaka canım benim ne alaka?"
Talya sırıtıp tam ağzını açmışken kadın geldi.
"Alev Hanım bu size çok güzel olur."
"Ben size güveniyorum Ayşem Hanım. Siz ondan da ikişer tane koyun."
Bakkaldan elma armut alıyor sanki.
"Buyurun kartım."
"Hemen geliyorum."
Oflayarak Talya'ya döndüm.
"Bak, daha fazla bir şey almak yok. Gerçekten kendimi rahatsız hissediyorum."
"Bir şey olmaz ya! Daha allık, fondöten, maskara, eyeliner, göz kalemi alacağız."
Şaşkınlıkla ona bakıyordum.
"Kız n'apacağım ben o kadarını?"
"Kullanırsın."
"Nerede?"
"Dışarı çıktığında."
Vay anasını cidden mi!? Tam ağzımı açmışken kadın gelmişti. Küçük karton poşetleri ve kartı verdikten sonra oradan da çıktık.
"Neden orada Alev dedin?"
Talya'nın sorusu ile derin bir nefes aldım.
"Uzun hikaye. Sen artık birine beni tanıtırken Alev diye tanıt. Alev Aksoy."
"Uzun hikaye diye diye bir şeyleri geçiştiriyorsun ama neyse!"
"Çok da önemli değil boş ver."
Kafasını salladı. Birkaç saniye sonra heyecanla konuştu.
"Ya bak şuraya da girelim! Orada çok güzel şeyler oluyor!"
Kolumdan tutup çekiştirirken onunla alış verişe giderek hata yaptığımı düşünmeye başlamıştım.
°°°
"Talya ayaklarımı hissetmiyorum! Yeter, n'olur gidelim artık!"
"Ya daha doğru düzgün bir şey almadık!"
O sırada iki elinde de beşer poşet taşıyan ben!
"Canım, bir tanem, iki elimde toplam 10 poşet var. İnsanlar bize tuhaf tuhaf bakıyor. Ayaklarımı hissetmiyorum. İhtiyacım olan olmayan her şeyi aldım. Kıyafetten makyaja, makyajdan çantaya, ondan ona ondan ona her şey! N'olur gidelim! Bak söz sonra bir daha çıkarız. Ama şuan aşırı yorgunum!"
"Söz verdin bak. Tekrar çıkacağız."
"Söz söz! Gerçekten söz!"
Anı kurtarmada üstüme tanımam!
"İyi o zaman gidelim haydi."
Mutlulukla yürüyen merdivenlere yöneldim. Parmaklarım acıyordu artık! Hızlı hızlı alış veriş merkezinden çıkıp arabaya yöneldik. Bagajı açıp poşetleri oraya yerleştirdik. Daha sonra da hızlıca sürücü koltuğuna ilerledim. Hızlıca oturup koltukta yayılabildiğim kadar yayıldım.
"Ayaklarım ağrıyor!"
"İyi alış veriş yaptık ama."
Talya'ya ciddi misin der gibi baktım. Şuan düşündüğü bu muydu cidden!?
"Hiç arabayı kullanasım yok!"
"Hadi hadi az daha gayret!"
"Sen kullansana!"
"Yok teşekkürler, ben almayayım."
Oflayıp arabayı çalıştırdım. Sakin ol, eve gidiyorsunuz. Birazdan bitecek bu işkence!
Arabayı eve doğru sürerken gözüm dikiz aynasına takıldı. Siyah bir araba bizi takip ediyordu. Plakaya baktığımda ise 06 ARS 06 olduğunu gördüm. Kaşlarım çatıldı. Kemallerin arabasının plakası 34'lü bir şeydi. 34 AD 7227 idi galiba. Aklıma gelen şeyle içimden küfrettim. Hass*ktir!
"Talya benim telefonum nerede?"
"Çantanda olması lazım. Niye ki?"
"Çantam bagajda. Senin telefonun nerede?"
"Benimki de çantamda idi. Ve o da bagajda."
İşte şimdi s*çtık! Derin bir nefes alırken aynadan arabayı kontrol ettim. Kesinlikle takip ediliyorduk.
"Bir şey mi oldu?"
"Talya, şu hayatta en katlanamadığım ve en sevmediğim şey yalandır. O yüzden sana doğruyu söyleyeceğim, takip ediliyoruz."
Talya kısa bir an duraklasa da sonrasında bağırdı.
"Ne!?"
"Zor ama sakin olmalısın. Şuan en son isteyeceğim şey panik olman."
"Havin nasıl sakin olayım!?"
Ulan senin abin mafya! Hiç mi daha önce bu tür şeyler yaşamadın!?
"Talya dediğimi yap ve koltukta eğil tamam mı? Eğilebildiğin kadar eğil."
Talya dediğimi yaparken korktuğu belliydi. Aynadan sürekli arabayı kontrol ediyordum. Takip etmekle kalmazdı bunlar. Eğer telefonum olsaydı Kemal'e haber verirdim. Lakin şuan o da mümkün değildi.
"Gaza bassam çok mu dikkat çeker?"
Kendi kendime dediğim şeye Talya cevap verdi.
"Abim böyle durumlarda izini kaybetmesi gerektiğini söylerdi."
"Ciddi misin? Ben bunu bilmiyordum."
Kinaye ile dediğim şey üzerine Talya çemkirmeye başladı.
"Ya ne bileyim ben!?"
"Kızım senin abin mafya değil mi!? Hiç bu durumla karşılaşmadın mı!?"
Talya dediğime cevap vermemişti. Aynadan arabaya baktığımda camdan silahın ucunu çıkarttıklarını gördüm.
"S*ktir! Talya sakın kafanı kaldırma!"
"Neden n'oldu!?"
Yanımdaki arabaya makas atıp hızlıca önüne geçtim. Geçmemle güçlü bir korna çalmıştı. Fakat tam zamanında geçmiştim. Geçmemle silahın patlaması bir olmuştu. Talya çığlık atarken bağırdım.
"Talya lütfen bağırmamaya çalış! Dikkatimin dağılmaması gerekiyor çünkü ikimiz de bence ölmek için çok genciz!"
"Havin ne saçmalıyorsun sen!?"
Talya'yı takmayıp arabaları sollamaya başladım. Bir sürü korna yiyordum fakat şuan bunu takacak durumda değildim. Tek tesellim iyi araba kullanmamdı. Tek güvencem buydu.
"Havin bir şey olmayacak dimi!?"
Talya'nın sorusuyla kısa bir an ona baksam da tekrar yola yöneldim.
"Söz veremem."
"İçimi çok rahatlattın sağ ol!"
Arabalara deli gibi korna çalıp önlerine geçiyordum. Onlarda aynı şekilde bana korna çalıyorlardı. Gazı kökleyip daha da hızlandım. Fakat kırmızı ışıkta durmak zorunda kaldım. Hayır ya sırası mı!? Ulan arabalar geçmeseydi umurumda olmaz, kırmızı ışıkta geçerdim ama s*ktiğimin arabaları iki dakika duramamıştı!
Oflayıp dizimi titretirken gözüm yanıma kaydı. S*ktir s*ktir! Ne ara yetişti lan bunlar!?
"Havin bizi takip edenler bunlar mı?"
Korkarak dediği şeyle derin bir nefes verdim.
"Evet."
Bir anda ağlamaya başlamasıyla sabır çektim. Ben diyorum sakin ol dikkatimi dağıtma, yaptığına bak anasını satayım!
"Talya ağlayacaksan sessiz ağla lütfen!"
Fakat hiç umurunda olmamıştı. Direksiyonu sıkıp ışığa baktım. Tamam, birkaç metre ötede sağa dönüş vardı. Oradan dönüp gaza tüm gücümle basarak s*ktir olup gidecektim. Saniyeler kalmışken arabanın camının açıldığını gördüm. Silahın ucu camdan dışarı çıkarken ışığında yanması ile tüm gücümle gaza bastım.
"Talya kafanı sakın kaldırma tamam mı!?"
Gözüm aynaya kayarken neredeyse bize yetiştiklerini fark ettim. Gaza daha da basıp hızlı hızlı arabaları sollamaya devam ettim. Dediğim dönüşe yaklaşmıştım.
Birkaç saniye sonra bize yetişmişlerdi. Arabanın camı tekrar açılıp silahın ucu çıkarken hızlıca direksiyonu sağa kırdım. Kırmam ile önce silah sesi sonra arabanın arka camının kırılması bir olmuştu. Talya çığlık atarken ne olduğunu şaşırmıştım. Arabayı zar zor tekrar kontrolüm altına alırken yutkunup aynadan arkama baktım. Yoklardı. Ya peşimizi bırakmışlardı ya da dönüş yaptığımız yeri arıyorlardı. Yani hala peşimizde olabilirlerdi.
"Havin... Havin kurtulduk mu!?"
"Emin değilim."
Talya ağlamaya devam ederken ikilem yaşıyordum. Ya arabayı kenara çekip birilerine haber verecektim ya da tam gaz devam edip eve gidecektim. Hangisi daha mantıklıydı ki!? Arabadan insem eğer peşimizdeler ise artık kim gelecek bilmiyorum ama ne zaman geleceği belli değildi. Koşarak da anca bir yere kadar kaçabilirdik. Ama devam edersek eve daha çok vardı ve yine başımıza bir şey gelme ihtimali yüksekti.
Biraz düşündükten sonra aklıma gelen şeyle gazı kökledim. Barlas'ın şirketine gidecektim. Hem daha yakındı hem de benim onu bulmam, onun beni bulmasından daha kolay olurdu.
"Havin ne yaptığını biliyorsun dimi!?"
"Evet."
"Nereye gidiyoruz!?"
"Abinin şirketine!"
𓆝 𓆟 𓆞
2446 kelime... Yazım yanlışı olabilir şimdiden özür dilerim okumaya üşendim hshshshs.
Seviliyorsunuz!


