Gözlerim yavaş yavaş açılırken her zamankinden daha rahat bir uyku çekmenin mutluluğunu yaşıyordum.
Yattığım yerde doğrulup etrafıma baktım.
"Lan!?"
Tam n'oluyor diyeceğim sırada dün yaşadıklarım aklıma geldi.
"Ödüm koptu ya!"
Bakışlarım kıyafetimi bulurken bir andan da dünü düşünüyordum.
"Şerefsiz kıyafet getirmemiş."
Kendi kendime söylenirken bu sefer yatağın üstündeki pijamaları gördüm.
"Ha, getirmiş."
Yataktan kalkıp önce üstümdeki kabanı daha sonra da oryantal kıyafeti çıkardım. Üstüme pijamaları geçirirken bir andan da bunları ne yapacağımı düşünüyordum.
"Kaban burada kalabilir de, bu kıyafeti n'apacağım ben ya?"
O sırada kapının çalmasıyla bakışlarım kapıya yöneldi. Tam sesleneceğim sırada aklıma gelen şeyle durdum. Hass*ktir! Ben şuan Barlas'ın odasındaydım. Eğer beni burada bir başkası görürse yanlış anlayabilirdi.
"Havin, uyandın mı?"
Barlas'ın sesi ile rahat bir nefes verdim. Kapıya ilerleyip kapıyı açtım. Ve evet, Barlas karşımda idi.
"Uyandım. Ama şu kıyafetleri n'apacağım?"
Deyip elimle yatağın üstündekileri gösterdim. Barlas'ın bakışları kısa bir an yatağı bulurken tekrar bana yöneldi.
"Onları ben hallederim. Sen kimseye görünmeden aşağı in."
Kafamı sallayıp odadan çıktım. Arkamdan Barlas girip kapıyı kapattı.
"Acaba teşekkür etse miydim?"
Sonuçta odasından ve yatağından etmiştim. Beni başka bir misafir odasına da götürebilirdi.
"Neyse ya, iş işten geçti."
Şimdi kapıyı çalıp teşekkür etsem garip kaçardı. O yüzden daha fazla oyalanmadan merdivenlere yöneldim. Basamakları hızlı hızlı inip odamın kapısının önüne geldim. Kapıyı yavaşça açtığımda Berfin'in uyandığını gördüm.
"Neredeydin sen dün gece?"
Sorduğu soruyla kaşlarım çatıldı.
"Buradaydım?"
"Yalan söyleme!"
Bağırmasıyla tam ağzımı açmışken tekrar konuştu.
"Dün, gecenin bir yarısı odaya Barlas girdi ve pijamalarını alıp gitti! Daha sonra bir baktım yatakta yoksun! Ne yaptın dün!?"
Bu bana bir şeyi mi ima ediyor yoksa ben mi kafamda kuruyorum?
"Sen bana bir şeyi mi ima etmek istiyorsun?"
"Konuyu oraya çektiğine göre sanırım bir şeyler ima etmem gerekiyor!"
Yüzümü buruşturarak konuştum.
"Berfin sen kendinde değilsin, sonra konuşalım."
Deyip banyoya yöneleceğim sırada bağırdı.
"Hayır kendimdeyim! Doğruyu söyle, gece n'aptınız da Barlas senin pijamalarını alıp gitti!?"
Sinirle ona baktım. Artık fazla ileri gidiyordu.
"İstediğini düşünebilirsin Berfin! Eğer bana bunu yakıştıracak kadar beni tanımadıysan bu benim sorunum değil!"
"Tabi, cevap bulamayınca kaç zaten dimi!?"
Dediği şeyle sinirle yanına gidip suratına sert bir tokat attım. Berfin'in kafası sola düşerken sinirle konuştum.
"Bana bak Berfin, eğer bana bir daha saçma sapan imalarda bulunursan sana bu tokattan daha fazlasını yaparım! İstediğin her boku düşünebilirsin ama sakın da gelip bu iğrenç düşüncelerin ile benim canımı sıkma!"
Deyip bir şey demesine izin vermeden banyoya girdim. Arkamdan kapıyı çarparak kapatıp kilitledim.
"Aptal diyerek aptala hakaret etmek istemiyorum anasını satayım!"
Nasıl böyle bir şey düşünebilirdi ki? Yıllardır beni tanıyordu!
"Bence kimseye güvenmemeliyiz."
"Sana yardım edebilecek tek kişi benim."
Sanırım asıl Berfin'e güvenmemem gerekiyordu. Ama neden? Ne olmuştu şimdi birden bire?
"Barlas bunları kameralardan görüyor mudur acaba?"
En son kameraları devre dışı bırakmıştım. Yenisini takmışlar mıydı acaba?
"Bir ara sorarım."
Lavaboya eğilip elimi yüzümü yıkadım. Daha sonra da banyodan çıktım. Odaya bir göz attığımda Berfin'in olmadığını gördüm. Aşağı inmişti büyük ihtimalle.
Kapıya doğru yönelip çıktım. Arkamdan da kapıyı kapatıp merdivenlere yöneldim. Aşağı hızlı hızlı inerken Barlas ile karşılaştım.
"Barlas!"
Bakışları anında bana dönerken yanına gittim.
"Şu Yavuz'u n'apacağız?"
"Bugün depoya gideceğim. Orada öğrenirim."
"Ben de geleceğim!"
Kaşlarını çatarak bana baktı.
"Gerek var mı?"
"Var! Ben de merak ediyorum."
"Ben sana söyleyeceğim zaten."
"Ben kendi kulaklarımla duymak istiyorum."
"N'apacaksın kendi kulağınla duyup?"
Derin bir nefes verdim.
"İstediğini de. Ben gelmem konusunda sana rica etmedim. Geleceğim, dedim yani kesin."
"Berfin daha fazla şüphelenmesin."
Dediği şeyle kaşlarımı çatarak suratına baktım. Tahmin mi ediyordu yoksa kameralardan falan mı görmüştü?
"Kameralardan mı gördün yoksa tahmin mi?"
"Kameralar."
"Ne ara taktırttığını geçerek soruyorum, banyolarda hala var mı?"
"Seni gözetlemiyorum Havin!"
Bu da 'Evet, var.' demenin bir başka yoluydu.
"Anladım ben anlayacağımı."
Daha sonra hemen ekledim.
"Neyse, ne zaman gideceğiz? Kahvaltıdan hemen sonra mı yoksa birkaç saat geçmesini bekleyecek miyiz?"
"Gelmene izin verdiğimi hatırlamıyorum?"
"Sorduğumu hatırlamıyorum?"
Barlas tam ağzını açacağı sırada gelen sesle bakışlarımı oraya yönelttim. Abim ve Tuna bize doğru geliyordu.
"Günaydın öz kardeşim gibi gördüğüm kardeşim ve günaydın gerçekten öz olan kardeşim!"
"Kuracağın cümleye s*çayım Kaan!"
"Senin bende s*çmadığın, s*kmediğin yer kalmadı zaten!"
Gülerek onlara bakarken yanımıza gelmişlerdi bile.
"Niye burada dikiliyorsunuz olum? Hadi kızlar bekliyordur şimdi!"
Tuna'nın dediği şeyle hızlıca abime yöneldim.
"Abi bende sizinle birlikte depoya gelebilir miyim?"
"Tabi ki de gelebilirsin abisinin gülü!"
"Dünyanın en iyi abisisin!"
Sırıtarak Barlas'a baktım. Sen vermezsen abim verir!
"Öyleyimdir."
Sırıtıp saçını düzelterek dediği şeye hemen ekleme yaptı.
"Ama bir andan da dünyanın en aç abisiyim. Hadi hadi gidelim!"
Abim, elini omzuma atmasıyla bende kolumu beline doladım. Yemek yediğimiz odaya doğru ilerlerken bir andan da Yavuz'u düşünüyordum. Acaba ne diyecekti? Ya da bir şeyler diyecek miydi? Umarım derdi. Bu konu gereksiz uzamıştı. Bir an önce Maske'yi bulup normal yaşantıma dönmek istiyordum.
Yemek yediğimiz odanın önüne geldiğimizde abim kapıyı açtı. Talya kafasını masaya koymuş uyur pozisyonda idi. Berfin ise bize bakıyordu.
"Her seferinde bu masaya ilk gelip herkesi beklemekten bıktım!"
Talya kafasını kaldırarak isyan etti. Gülüp masada her zamanki yerimi aldım.
"Söz bir daha ki sefere ilk ben geleceğim."
Dediğim şeyle bana inanmayan bakışlar attı.
"Hiç ümidim yok. Ama umarım öyle olur!"
Gülerek önüme döndüm. Herkes yemeğini yerken arada sırada Berfin'e bakıyordum. Tabağından kafasını bile kaldırmıyordu. Depodan döndükten sonra ne olduğunu soracaktım. Benim tanıdığım Berfin böyle değildi.
Herkes sessiz sedasız yemeğini yedikten sonra sofradan kalkıp odadan çıktım. Arkamdan da abim çıkmıştı.
"Havin hazırlanıp aşağı in de çıkalım."
"Tamam, hemen geliyorum."
Koşarak merdivenlere oradan da odama yöneldim. Kapıyı kapatıp dolabıma ilerledim. Hemen siyah üstünde büyük harflerle 'POWER' yazan bir sweet alıp altına da yırtık kot pantolon alıp pijamalarımı çıkardım. Hızlıca kıyafetleri de üstüme geçirip odadan çıktım. Koşar adım merdivenlerden inip kapının oraya geldim. Abim, Tuna ve Barlas beni bekliyordu.
"Hadi gidelim."
Hepimiz kapıya yönelirken gelen sesle arkamı döndüm.
"Oo, nereye gidiyorsunuz abilerim ablalarım?"
Talya'nın dediği şeyle ne diyeceğimi bilemezken abim konuştu.
"Dışarıda işimiz var. Havin'in de birkaç işi vardı o yüzden Havin de bizimle geliyor."
Bu sefer Talya'nın bakışları bana yöneldi.
"Ne işin var kız? AVM falansa ben de geleyim!"
Heyecanla dediği şeye Barlas cevap verdi.
"Havin'in tek başına halletmesi gereken işleri var Talya."
Yüzünü buruşturdu.
"Ne işi olabilir ki? Ayrıca bir sussanız da kız kendisi mi konuşsa? Havin dışında hepiniz konuşuyorsunuz."
"Canım, benim tek halletmem gereken işler var. Mümkün olduğunca da çabuk bitirip dönmek istiyorum. Bir de yalan söyleyemeyeceğim, biraz kafa dinlemeye ihtiyacım var."
Sesime hafif üzgünlük katarak dediğim şeyle Talya biraz düşünüp suratıma baktı.
"Peki, zorlamayacağım. İyi eğlenceler size."
Deyip bize sırtını çevirerek ilerlemeye başladı. Kırıldığı belliydi. Ama ben de bu hayatı insanları memnun etmek için yaşamıyordum. Daha kendimi memnun edememişken bir de insanların derdiyle uğraşmazdım.
"Daha fazla dikkat çekmeden gitsek iyi olur."
Tuna'nın dediği şeye kafamı sallayıp çıktım. Diğerleri de gelirken arkamızdan kapıyı kapattık. Bahçede ilerlerken bir andan da etrafa bakıyordum. Ulan bütün gün şu bahçede yatıp uyumak vardı!
"Şu şirketi n'apacağız abi?"
Tuna'nın sorusuyla kafamı başka bir yöne çevirip dinlemiyormuş gibi yaptım. Ben dinliyorum diye konuşmazlar şimdi!
"Bir şey olmaz. Ben geceleri çalışıyorum zaten. Ortak mortak çıkmadığı sürece sıkıntı yok."
"Koskoca şirketi batırmayalım da."
"Söz konusu bile olamaz."
Bu herif niye kendinden bu kadar emin!? Umarım batar, diyesim geliyor resmen!
"Tamam bir şey demedim."
Arabaların önüne gelmiştik. Barlas arabaya doğru ilerlerken onu takip ettim. Arabanın kapısını açıp oturdum. Kemeri de bağlayıp Barlas'a baktım. O da kemerini taktıktan sonra arabayı çalıştırdı.
"Şu daha önceki depoya mı gidiyoruz? Hani benim bildiğim."
Kafasını olumsuz anlamda iki yana salladı.
"Başka bir yer."
"Uzak mı?"
"Sayılmaz."
Kafamı sallayıp önüme döndüm. Kafamı cama yaslayıp yolu seyretmeye başladım. Aramızda kısa bir sessizlik olurken ağzımı açtım.
"Berfin'in neden böyle davrandığına dair bir tahminin var mı?"
Nefes alıp verişini duydum. Daha sonra da sesini.
"Aklımda bir şeyler var ama emin değilim."
"Ne mesela? Şahsen benim yok çünkü."
"Dediğim gibi emin değilim. Berfin'i sıkıştırman lazım. Ters köşe sorular sor."
"Tamam yaparım ama ben senin fikrini merak ediyorum. Aklındaki şey ne?"
"Berfin, Maske'nin adamı olabilir."
Dediği şeyle hiddetle ona döndüm.
"Bunun imasını daha önce yapmıştın ve ben de sana bunun olamayacağını söylemiştim. Konunun kapandığını sanıyordum!"
"Bu konu hiçbir zaman kapanmadı. Evet, bana olamayacağını söylemiştin ama ben de sana herkese güvenmemen gerektiğini söylemiştim."
"O herkesin içinde Berfin yok!"
Barlas'ın bakışları beni buldu.
"Berfin'e fazla güveniyorsun. Hani diyorsun ya, 'Bu kendinden emin oluşun senin başına iş açacak.' diye. İşte senin de başına bu değmeyen insanlara gereksiz güvenmen iş açacak."
Kaşlarımı çatarak konuştum.
"Berfin değersiz değil!"
"O yüzden mi sana durduk yere bir anda kötü davranmaya başladı? Bana kalırsa o kartı da bilerek kaybetti. Hatta kaybetmedi başka bir şey yaptı da sana kaybettiğini söylüyor."
"Abartma istersen! Ben Berfin'i neredeyse 10 yıldır tanıyorum, bunları düşünüp fiile geçirebilecek kadar kötü biri değil."
Derin bir nefes vererek önüne döndü.
"İnsanların işine gelmeyen her şey abartı olur zaten. Ayrıca neredeyse 10 yıldır tanıman bir şeyi kanıtlamaz. Bunca zaman seni kandırmış olabilir."
"Konuyu kapatır mısın? Seninle daha fazla bu konuyu konuşmak istemiyorum."
Dediğimin üzerine bir şey demedi. Bende önüme dönmüştüm.
Ne kadar yapmaz desem de Barlas'ın dedikleri bende şüphe uyandırmıştı. Hem inanmak istiyordum hem de istemiyordum. Berfin'i yıllarca saf, kin tutamayan, insanların kötülüğünü istemeyen biri olarak tanırdım. Kendini üzer ama başkalarını üzmezdi. Ve bu yaptıklarının hepsi bir oyun muydu? Eğer oyunsa neden böyle bir şey yapmıştı? Bunca sene olmayan birini oynarken hiç mi zorlanmamıştı?
Ofladım. Resmen Barlas'ın düşüncesini sorarak kendim kaşınmıştım.
Yol boyu aklımdan bir sürü düşünce, teori geçmişti. Fakat hepsi sonuçsuzdu. En sonunda araba durduğunda geldiğimizi anlayıp arabadan indim. Barlas da inince etrafıma baktım. Diğer depodan pek bir farkı yoktu aslında. Sadece sanırsam burası daha büyüktü.
Barlas yanıma gelirken bakışlarım arkamıza takıldı. Abim ve Tuna görünürde yoktu.
"Abim ve Tuna nerede?"
"Gelirler birazdan. Ben arabayı hızlı kullandım."
Kafamı salladım.
"Biz içeri geçelim mi o zaman? Onlar gelene kadar belki bir şeyler öğreniriz."
Kafasını salladı. Deponun bahçesinde ilerlerken Yavuz'un diyeceği şeyleri düşünüyordum.
"Sence konuşacak mı?"
"Konuşacak. İstese de istemese de konuşacak."
"Konuşmazsa?"
Yüzünde keyifli bir sırıtış belirdi.
"O zaman ona zevkle işkence yaparım."
𓆝 𓆟 𓆞


