Skip to content

Hacker

Chapter 45 · 11 min read

Hacker

Chapter 45

Kameralar

KAMERALAR

Yatağa tekrar uzandığımda aklıma gelen şeyle sinirle ofladım. Flaş...

"O şerefsiz nereden gördü o lanet şeyi ya?"

Kaşlarım çatılırken dün geceyi hatırlamaya çalıştım. Eğer kapının arkasından beni izlemediyse flaşı aldığımı görmesinin imkanı yoktu. Ama eğer beni izleseydi bunu hissederdim.

"O lanet şeyin içinde ne vardı kim bilir!?"

O flaşın banyoda ne işi vardı? Ve neden bu kadar önemliydi ki? Üstelik abim bile o flaşı vermemi istemişti. Ve nedenini açıklamaya zırnık yanaşmamıştı.

"Kaan'ın abin olduğu konusunda şüpheliyim."

"Onlar mafya!"

Acaba gerçekten de Kaan benim değil miydi? Eğer değilse neden böyle bir yalan söylemişti? Eğer değilse o albüm ne içindi?

"Çıktım!"

Berfin'in sesiyle kafamı banyoya çevirdim.

"Tamam."

"Ben aşağıya iniyorum. Sende gelirsin sonra."

Kafamı salladım. Tam banyoya girecek iken tekrar bana seslendi.

"Havin, şu telefon senin mi?"

Arkamı döndüğümde Berfin elindeki telefonla bana bakıyordu.

"Evet. Barlas bir şey olursa aramam için almış."

Berfin kafasını sallayınca başka bir şey demeden banyoya girdim. Kapıyı da kapatıp hızlıca lavaboya yöneldim. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra tam banyodan çıkacak iken kasıklarıma giren sancı ile derin bir nefes verdim.

"Al işte ya al işte!"

Kapıyı kitleyip klozete oturdum.

"Ne güzel ne güzel. Ben şimdi nereden ped bulacağım!?"

Sinirle pantolonumu çekip ellerimi yıkadım. İyi ki pantolonuma bulaşmamıştı. Banyodan hızlı bir şekilde çıkıp odanın kapısına yöneldim. Kapıyı açtığımda yine aynı koruma vardı.

"Günaydın Havin Hanım. Bir şeye ihtiyacınız var mı?"

Var. Hem de fazlasıyla!

"Sana da günaydın. Şey Talya'nın odası nerede biliyor musun?"

"Bir üst katta, Barlas Bey'in yanındaki odada."

"Peki Barlas'ın odası ne tarafta?"

Ben sadece Barlas'ın çalışma odasını biliyordum. Kendi odasını değil.

"Bir üst kata çıkın, merdivenlerin arkasında kalacak."

Bu ne olum AVM tarif eder gibi!

"Tamamdır. Teşekkürler."

"Rica ederim."

Gülümseyip merdivenlere doğru ilerledim. Bir üst kata çıkıp uzun koridorda ilerledim.

"Merdivenin arka tarafı tam olarak nasıl oluyor ya?"

Kendi kendime konuşurken rastgele tahmini bir şekilde ilerlemeye başladım. Tam o sırada bir odadan gülerek Talya çıkınca yüzümde oluşan gülümseme ile ona doğru ilerledim.

"Talya!"

Seslenmem ile bakışları bana döndü.

"Havin abla? Bir şeye mi ihtiyacın var?"

Dediği şeyle kaşlarımı çattım. Abla mı? Yok teyze deseydin bari!

"Ne ablası ya saçmalama! Adımla hitap edebilirsin, sorun yok."

"Ya ağzım alışmış pardon."

Gülerek sorun olmadığını söyleyip tekrar ağzımı açtım.

"Ben senden ped isteyecektim de. Var mı sende?"

"Var var. Gel vereyim."

Başımı sallayıp peşinden ilerledim. Çıktığı odanın hemen yanındaki odaya girmişti. Demek az önce Barlas'ın odasındaydı. Talya'yı kapının önüne beklerken bakışları beni buldu.

"Kız niye orada dikiliyorsun? Gelsene!"

"Rahatsız etmeyeyim ya."

"Yav ne rahatsızlığı saçmalama! Ayrıca nasıl bir rahatsızlık verebilirsin ki bana?"

Aslında dediği doğruydu fakat nedendir bilmem girmek istememiştim. Odanın içine adımlarken Talya bir çekmeceyi açtı ve içinden bir ped paketini çıkardı.

"Sen al bunu. Belki Berfin'nin de ihtiyacı olur."

"Çok teşekkür ederim!"

Gülerek elindeki ped paketini aldım.

"Ne demek rica ederim! Eğer çamaşır ihtiyacın varsa vereyim?

"Çok iyi olur aslında."

Hızlıca bu sefer başka bir çekmeceye yöneldi. Oradan da bir iç çamaşırı uzattı.

"Gerçekten ne kadar teşekkür etsem az."

"N'olacak kız!"

Gülerek dediği şeyle güldüm. Daha sonra da odadan çıkarken Talya odasının kapısını kapattı.

"Bir şey soracağım."

"Dinliyorum."

"Bu evdeki neden bütün kapılar kapalı?"

Talya bu dediğime gülerek cevap verdi.

"Bende yıllardır bu sorunun cevabını merak ediyorum desem?"

Dediği şeyle güldüm. O ise konuşmaya devam etti.

"Neden bilmiyorum ama kendimi bildim bileli bu evdeki bütün kapılar kapalı. Hiçbir kapı açık kalmaz. Hatta bir gün yanlışlıkla odamın kapısını açık bırakmıştım. Babam bunu gördü ve çok sinirlendi. Ömrümde yemediğim azarı yemiştim. Bir kapı yüzünden! İnanabiliyor musun ya!? Kapı ya bu kapı!"

Sona doğru yaptığı isyan ile kahkaha attım.

"Gülme! Travmam oldu resmen!"

Yarı ciddi dediği şeyle gülerek kafamı salladım.

"Tamam tamam. Bir şey demedim."

O da gülerek önüne döndü. Tam bir sessizliğe gömüleceğimizi sandığımda Talya tekrar konuştu.

"Abimle nasıl tanıştınız?"

Sorduğu soru ile küçük bir kal gelmişti. Nasıl açıklayabilirdim ki en şimdi bunu?

"Galiba sana bunu abin açıklasa daha iyi olur."

"Ona sordum zaten! Ama bana önemli olmadığını söyledi. Ne kadar zorlasam da bana cevap vermedi. Pislik!"

"Bak işte ona katılıyorum."

Kendimi tutamayıp dediğim şeyle Talya kahkaha attı.

"Abime katlanamayan tek kişi ben değilim galiba?"

Gülerek kafamı salladım. Şerefsiz, onun yüzünden flaşın içindeki şeyleri öğrenemedim!

Gülerek merdivenlerden inmeye başladık.

"Ben bir şunu takıp geleyim. İstersen sen in."

"Yok ya sorun değil. Beklerim ben seni."

"Tamam. Sen bilirsin."

Odama girip banyoya yöneldim. Çamaşırımı değiştirip pedi taktıktan sonra ellerimi yıkayıp önce banyodan sonra da odadan çıktım.

"Hadi hadi! Kurt gibi açım!"

Dediği şeyle güldüm. Merdivenlerden inip yemek yeme salonunun önüne gelmiştik. Kapıyı açtığımızda Berfin ve Tuna masada karşı karşıya oturmuşlardı. İkisininde bakışları bizi bulurken Talya neşeyle bağırdı.

"Günaydın ikinize de!"

"Sana da Talya."

"Teşekkürler sana da!"

"Senin enerjini sevdim Berfin."

Talya'nın dediği şeyle Berfin gülümsedi. Talya Berfin'in yanındaki yerini alırken bende Tuna'nın yanında yerimi aldım. Karşıma Talya, yanımda Tuna vardı. Büyük ihtimalle çaprazımda da Barlas otururdu.

"Of hadi acıktım! Abim ve Kaan abi nerede kaldı ya!?"

Talya'nın isyanına Tuna ve Berfin de katıldı. Ben sessizce oturuyordum fakat onlara hak vermedim değildi. En sonunda kapı açılırken içeriye abim girdi.

"Günaydın gencolar!"

"Günaydın Kaan abi! Şimdi geriye tek abim kaldı. O da gelirse başlayacağız kahvaltıya. N'apıyor bu kadar anlamıyorum ki! Benden fazla uğraşıyor üstüyle resmen!"

"Üzgünüm sevgili kardeşim fakat o konuda senin eline su dökemem."

Barlas kapıda belirirken Talya yerinden sıçradı. Tırsarak abisine bakarken konuştu.

"Abicim? Sen mi geldin?"

"Abicimmiş!"

Barlas ima ile masaya otururken Talya yutkundu. Herkes gülerken bende sırıtarak onlara bakıyordum.

"N'oldu Talya? Başlasana! Çok açtın hani!"

"Ya abi öyle demek istemedim!"

Barlas takmadan yemek yemeye başlayınca herkes yemeğine döndü. Talya arada sırada Barlas'a kaçamak bakışlar atıyordu. Bir süre sonra ağzını açtı.

"Kızlar, kahvaltıdan sonra hazırlanın da alış verişe gidelim."

Talya'nın dediği şeyle Berfin bana kaçamak bir bakış attı. Berfin tam bir alış veriş delisiydi. Bayılırdı! Fakat o da biliyordu ki yanımızda ne bir kredi kartı ne de başka bir şey vardı.

"Yok ya. Ben pek havamda değilim."

Berfin üzülerek dediği şeyle Talya ısrar etmeye başladı.

"Ya hadi ama! Eğer çıkarsak havaya girersin sen. Lütfen!"

Daha sonra bana döndü.

"Dimi Havin? Hadi lütfen!"

Talya çok istekliydi fakat dediğini kabul edemezdik. Berfin'in üzüldüğü belliydi. Şahsen ben zaten alış verişi çok sevmezdim. Daha çok internetten görürdüm işlerimi. Çok gerekmedikçe çıkmazdım. O yüzden sorun değildi benim için ama maalesef aynı şey Berfin için geçerli değildi.

"Yani doğruyu söylemek gerekirse alış veriş yapmayı çok sevmiyorum. Seviyorum gerçi ama internet üzerinden. O yüzden bir şey diyemem."

Talya oflayarak yemeğine döndü. Moralinin bozulduğu her halinden belliydi. Ama yapabileceğimiz bir şeyde yoktu. Herkes kahvaltısını bitirdikten sonra Barlas ayağa kalkarak konuştu.

"Havin benimle gel."

Kaşlarımı çattım.

"Niyeymiş?"

Hayır abi, kibarlık da yok! Gel, diyor direk. İnsan gelir misin falan der!

"Uzatma da gel!"

Odadan çıkarken sinirle arkasından baktım. Daha sonra da aynı sinirle peşinden çıktım. Barlas kapıya doğru yönelirken kaşlarımı çatarak onu takip ediyordum. Bir çalışan Barlas'ın yanına gelip ceketini giymesinde yardımcı olurken konuştu.

"Buraya ilk geldiğinde yanında bir çanta vardı. Odandaki dolapta haberin olsun."

Ne yani, bana ciddi ciddi sadece bunu mu söyleyecekti!?

"Peki bunu niye orada değilde burada söylüyorsun!? Hayır, kibarlıkta yok! İnsan gelir misin der!"

Barlas ceketini giymesinde yardım eden kadına başıyla işaret verdi. Kadın gülümseyerek giderken Barlas bana döndü.

"Alış verişe neden gitmediğinizi biliyorum. Bu dediğimi orada söyleseydim herkes anlardı. Bunun için çağırdım. Bence bana teşekkür etmelisin."

"Ama işte, sence!"

"Neden bu kadar agresifsin?"

"Agresif falan değilim!"

Barlas gülerek bana baktı. O gülüşü var ya!

"Bu agresif halin değilse gerçekten agresif halini merak ediyorum."

"Emin ol, merak ettiğine pişman olursun!"

Barlas tek kaşını kaldırarak üzerime eğildi.

"O zaman pişman et beni Havin Akar?"

Alaycı ve soru sorar tınısı ile sinirle yüzümü onunkine yaklaştırdım.

"Asla sana istediğini vermeyeceğim Barlas Doğan! Ne şimdi ne de sonra!"

"Oo gençlik! Neler oluyor bakayım burada!?"

Talya'nın sesiyle kafamı çevirdim. Sırıtarak bize bakıyordu.

"Bir şey olduğu yok Talya!"

Barlas'ın dediği şeyle Talya onu umursamadan sırıtmaya devam etti.

"Bana hiç öyle gelmedi nedense."

"Sana gelen şey beni ilgilendirmiyor."

Daha sonra da arkasını dönerek kapıyı açtı. Dışarı çıkıp kapıyı kapatırken Talya bana doğru geldi.

"Kız abimle sevgilisiniz de bana mı söylemiyorsunuz? Gerçekten darılır ve gücenirim ha!"

"Öyle bir şey yok Talya."

"İyi o zaman yakında olur."

Sırıtarak dediği şeyle tam ağzımı açmışken Tuna ve abim geldi.

"Barlas çıktı mı?"

Tuna'nın sorusu ile kafamı salladım.

"Ulan bir kere de bizi bekle ya!"

Abimin isyankar sesiyle gülerek konuştum.

"Nereye gidiyorsunuz?"

"Şirkete. İşler birikmiş. Hadi size iyi eğlenceler!"

İkisi de çıkarken arkalarından kapıyı kapattım. Daha sonra da Talya'ya döndüm.

"Alış verişe hala gitmek istiyor musun?"

Resmen dediğim şeyle gözlerinden kalpler ve yıldızlar çıkmaya başladı.

"Soru mu bu!? Tabiki de evet!"

Gülerek konuştum.

"İyi. Berfin'e söyle yanıma gelsin. Sonra çıkarsınız."

"E sen?"

Kaşlarını çatarak bana bakıyordu.

"Dediğim gibi alış veriş yapmayı pek sevmiyorum. Ki zaten bildiğin üzere karnım ağrıyor. Yük olurum sadece. Keyfim de yok zaten."

Talya anlayışla gülümsedi.

"Sen bilirsin. Ben Berfin'e söylüyorum o zaman."

"Tamam."

Gülümseyerek yanımdan ayrılmasıyla bende merdivenlere yöneldim. Hızlıca odama doğru ilerledim. Kapıyı açıp içeriye girdim. Ardından da odamdaki dolabı açtım. Barlas'ın dediği gibi çantam içindeydi. Hızlıca alıp içinden kredi kartımı çıkarttım. Tam bu sırada da Berfin gelmişti.

"Havin n'oluyor? Neden alış verişe gidiyoruz? Hangi parayla gidiyoruz daha doğrusu?"

Gülerek elimdeki kartı ona uzattım.

"İşte bunla!"

"Bu senin mi!?"

"Evet. Buraya ilk geldiğimde çantamda kalmıştı. Al ve istediğin kadar harca."

"Ya teşekkür ederim!"

Üstüme atladığında gülerek bende ona sarıldım.

"Hadi hadi. Talya bekliyor."

"Sen geliyor musun?"

"Hayır. Regl olduğum için karnım ağrıyor. Zaten bildiğin gibi alış verişi çok sevmiyorum."

"Peki sen bilirsin."

Berfin benden ayrılıp heyecanla odadan çıktı. Bense gülerek kapımı kapattım. Daha sonrada kendimi yatağa attım.

"Havin ver şu flaşı!"

"Asla!"

Aklıma gelen şeyle yüzümdeki gülümseme silindi. Oflayarak ağzımı açtım.

"Ne yapıp edip o flaşın içinde ne var öğrenmem lazım!"

Ne yapabileceğimi düşünürken aklıma gelen şeyle sinsice sırıttım. Evde şuan kimse yoktu. Yani istediğim gibi odaya girer ve flaşta ne olduğuna bakabilirdim.

"Çok zekiyim ya!"

Tam ayağa kalkacak iken durdum. Berfin ve Talya hazırlanıyor olabilirdi. Onların çıkmasını beklemek daha doğru olurdu. Bu sebeple de beklemeye başladım. Zaten bir süre sonra da Berfin ve Talya kapımın önündeydiler.

"Havin biz çıkıyoruz haberin olsun."

"Tamam. İyi eğlenceler!"

Gülerek kapıyı kapattılar. Sırıtmaktan kendimi alamıyordum. Zeka fışkırıyor fışkırıyor! Yaklaşık bir 10 dakika daha bekledikten sonra odadan çıktım. Hızlı adımlarla Barlas'ın çalışma odasına doğru ilerledim. Kapının önüne geldiğimde açmayı denedim fakat kilitliydi.

"Kahretsin!"

Tam vazgeçeceğim sırada yanımdaki vazoyu gördüm. Heyecanla vazonun altına baktım. Anahtar buradaydı. Kapıyı hızlıca açıp içeriye girdim.

"İşte bu be!"

Hızlıca banyoya ilerledim. Flaşı bulduğum çekmeceyi açıp içine baktım fakat orada yoktu.

"Niye aynı yere saklasın ki zaten!?"

Banyodan çıkıp masasının önüne geldim. Bütün çekmeceleri açıp kapatırken bir çekmecenin kilitli olduğunu fark ettim. Kaşlarım çatılırken ne kadar açmaya zorlasam da açılmamıştı.

"İşin gücün yoksa şimdi bu anahtarı bul!"

Masanın her yerine bakmama rağmen ne anahtarı ne de flaşı bulabilmiştim. Sinirle masaya yumruk attım.

"Kahretsin kahretsin! Lanet olsun!"

Sinirle derin derin nefes alırken gözüme dolap çarptı. Kaşlarımı çatarak dolaba ilerledim. Kapağını açtığımda birkaç gömlek ve ceket olduğunu gördüm. Altta da pantolonlar falan vardı. Bir umut bütün ceketlerin cebine bakmaya başladım. Belki buraya koymuştur diye. Tam umudumu yitirecek iken elime gelen şeyle elimi hızlıca cepten çektim. Anahtar!

Heyecanla kilitli çekmeceye yöneldim. Anahtarı sokup kilidi açtığımda hızlıca çekmeceyi çektim. Ve evet, flaş buradaydı! Çekmece de başka şeyler de vardı ama umurumda değildi şuan.

"İşte! İşte bu! Yes be! Ben bir dahiyim!"

Hızlıca masadaki bilgisayara yöneldim. Flaşı bilgisayara takıp bilgisayarın açılmasını beklemeye başladım. Fakat karşıma çıkan şifre ile modum anında düştü.

"Ne bekliyordum ki zaten!"

Şifrenin ne olacağını düşündüm. Birkaç şifre denemiştim fakat hepsi hüsranla sonuçlanmıştı.

"Hadi ama! O kadar yüzdüm yüzdüm kuyruğuna geldim ve şimdi sırf aptal bir şifre yüzünden şu s*kik flaşın içinde ne olduğunu öğrenemeyecek miyim!?"

Şifreyi kırmayı denesem mi?

"Salak mısın tabi ki de deneyeceksin! Boşuna hacker olmadın herhalde!"

Hızlıca parmaklarımı klavyede oynattım. O şifre kırılacak ve bende bu flaşın içinde ne olduğunu öğrenecektim, işte o kadar! Ne kadar geçmişti bilmiyordum ama sonunda şifreyi kırmıştım. Kolaydı zaten. Fazla zorlamamış.

Bilgisayar açıldığında karşıma çıkan şeyle kaşlarım şaşkınlıkla aralandı. Anında kafamı arkaya çevirdim. Hass*ktir! Oda da kamera vardı! Nerede olduğunu zar zor ayırt etmiştim. Çok küçüktü ve kabul etmeliyim ki çok iyi gizlenmişti.

"Demek bu yüzden flaşı aldığımı gördün Barlas Doğan!"

Hızlıca diğer kameralara da baktım. Her yerde kamera vardı. Her odada! Hatta banyolarda bile kamera vardı!

"Özel diye bir şey kalmamış anasını satayım!"

Aklıma Berfin ile konuştuklarımız geldi. Büyük ihtimalle duymuştu.

"Lanet olsun!"

Sinirden kafayı yiyecektim. Bu herif 7/24 ne yaptığımızı izleyip dinliyor muydu yani!?

"Banyoya bile koymuş it!"

Ulan, umarım beni banyo yaparken falan izlememiştir! Beklerim çünkü, bunu yapan daha neler yapmaz! Şerefsiz p*ç!

"Ve benim buraya geldiğimi de kameralar çekti."

Derin bir nefes alırken resmen sabrımın sınandığını hissediyordum. Hızlıca odaya girdiğimi kameralardan sildim. Daha sonra da bütün kameraları devre dışı bıraktım.

"Acaba imha etmeli miyim?"

Biraz düşündükten sonra belki geri getirir diye bütün kameralara virüs bulaştırdım. Birkaç dakika içinde bütün kameralar imha olacaktı. Sonunda asıl meselem ile ilgilenebilirdim. Tabi bu, yaptığı bu şerefsizliği unutacağım anlamına gelmiyordu! Bundan sonra daha dikkatli olmalıydım.

Yine de az da olsa rahat bir nefes alıp kameralardan çıktım. Ana ekranda sadece bir tane dosya vardı. Kaşlarımı çatarak dosyaya tıkladım. İçinde bir video vardı. N'olur n'olmaz diye bilgisayarın sesini kıstım. Daha sonra da videoyu başlattım. Fakat gördüğüm şeyle kaşlarım daha da çatılmıştı.

𓆝 𓆟 𓆞

End of chapter

5 comments