Skip to content

Hacker

Chapter 44 · 5 min read

Hacker

Chapter 44

Komik

Barlas'ın gözleri dudaklarıma kayarken kapıdan gelen sesle yerimden sıçradım.

"Barlas!?"

Gözlerim Barlas'ın omzundan kapıya bakarken abimin sinirle bize baktığını gördüm.

"N'oluyor burada!?"

Abim bize doğru gelirken Barlas kafasını bana çevirerek konuştu.

"Onu sevgili kardeşine sor istersen!"

"Yok ya! Neden sana sormuyoruz!?"

"Bana bakın, tepemin tası atmak üzere. Ayrılsanıza lan!"

Abimin araya girip elleri ile bizi ayırmaya çalışmasıyla bu fırsattan yararlanarak hızlıca Barlas'ın kolundan kurtulup abimin arkasına kaçındım.

"Havin ver şu s*ktiğimin flaşını!"

Tam ağzımı açmışken abim bağırdı.

"Lan n'oluyor n'oluyor!? Ne flaşı!?"

"Banyodaki flaş gerizekalı!"

Barlas'ın abime bağırması ile abimin bakışları değişti. Kaşları çatılırken ağzını açtı.

"Şu senin olan mı?"

"Evet!"

Ben kaşlarımı çatmış bir şekilde ne olduğunu anlamaya çalışırken abim bana döndü.

"Havin, o flaşı verir misin?"

Hiddetle ona baktım.

"Hayır! Niye verecekmişim!? Benden ne saklıyorsunuz da bu flaşın içindekileri görmemi istemiyorsunuz!?"

"Senden bir şey sakladığımız yok aptal! O flaşın içinde seni ilgilendirmeyen şeyler var!"

Barlas'ın dediğine abim kısa bir süre ters ters baksa da tekrar bana döndü.

"Barlas haklı. Havin lütfen ver şu flaşı."

Abime inanamayan gözlerle baktım.

"Kaan'ın abin olduğu konusunda şüpheliyim."

"Bence kimseye güvenmemeliyiz."

Derin bir nefes alırken aklıma gelen şeyle flaşı abime uzattım. Tam alacağı sırada da hızlıca geri çekip son hızla odadan koşarak çıktım.

"S*ktir!"

Arkamdan bağırırlarken sırıttım. Ben size bu flaşı verir miyim gerçekten!? Öyle bir salaklık yapar mıyım!?

"Havin eğer seni bir elime geçirirsem!.."

Barlas'ın bağırışı ile bende ona bağırdım.

"N'aparsın lan!?"

Şimdi ben bu flaşı nereye saklayabilirim ki? Aklıma gelen fikirle hızlıca merdivenlere yöneldim. Merdivenleri üçer üçer inip koşmaya başladım. Onlar da arkamdan geliyorlardı. Amacım onlardan kurtulup tekrar Barlas'ın çalışma odasına gidebilmekti. Flaşı bilgisayara takıp ne olduğuna bakacaktım. Kapıyı açabildikleri en kısa sürede açacaklardı büyük ihtimalle ama kâr kârdır sonuçta. Belki az da olsa bir şeyler yakalardım.

Salona doğru koştururken önüme çıkan Tuna ile hızımı alamayıp üstüne yuvarlandım. Ya da onun gibi bir şey. Ne oldu bende anlamadım.

"N'oluyor lan!?"

Ben yine tam kaçmaya yeltenirken kolumdan tutulması ile tam arkamdakine yumruk atacak iken o elim de tutuldu. Ben deli gibi tepinirken Barlas bağırdı.

"Rahat dursana kızım!"

"Asla!"

"Lan Tuna, öyle bakacağını yardım etsene lan!"

"Olum ben hiçbir şey anlamadım ki!"

"Flaşı al flaşı!"

Daha fazla dayanamayıp sinirle bağırdım.

"S*ktiğimin flaşı neden bu kadar sorun sizin için!?"

"Senin için neden bu kadar sorun!?"

"Flaş nerede anasını satayım!?"

"Ne bilelim olum, sokmuş bir yerine işte! Zor tutuyoruz zaten, al artık şu zıkkımı!"

Abimin dediği şeyle sinirle suratına baktım. Nereme sokabilirim acaba!?

"Rahat dur!"

Barlas'ın dediği şeyle kendimi resmen oradan oraya savurmaya çalıştım. Vermeyeceğim lan o flaşı!

"Eline bak gerizekalı, eline!"

Abimin dediğiyle Tuna yumruk yaptığım elimi açmaya çalışırken yumruğumu daha da sıktım.

"Ulan o kadar mafyasın, o kadar eğitim aldın bir kızın yumruğunu açamıyorsun!"

Barlas'ın dediği şey sinirle suratına baktım.

"Sana şuradan bir kafa atarım, burnunu hiçbir estetisyen düzeltemez ondan sonra görürsün kızı!"

Biraz dediğimde abartma kullanmış olabilirim. Fakat zerre umurumda değildi.

"Denesene bir!"

"Aldım neredeyse!"

Yumruğumun yavaştan açıldığını hissetmemle dişlerimi sıktım. Yumruğumu kapatmaya çalışıyordum fakat Tuna çoktan parmağını sokmuştu. Zaten birkaç saniye sonra da flaşı çekip almıştı.

"Aldım!"

Bağırmasıyla Barlas da abim de beni bırakmışlardı. Barlas anında flaşı kaparken sinirle suratlarına baktım.

"Kızım ne dayanaklı çıktın sende ya!"

Abimin dediği şeyle ters ters suratına bakıp merdivenlere yöneldim. Oturup sinirimden hüngür hüngür ağlayasım vardı. Odanın önüne geldiğimde sinirle kapıyı açıp aynı sinirle kapattım.

"Nereden gördü o p*ç kurusu!"

Söylenmem üzerine Berfin yatakta bana döndü.

"Havin... n'oluyor?"

Uykulu dediği şeyle nefes vererek kafamı yok bir şey anlamında oynattım.

"Uyu sen. Bir şey olursa ben seni uyandırırım."

Hiç itiraz etmeden arkasını dönüp uyumaya devam etti. Bende lavaboya girip elimi yüzümü yıkadım. Tam banyodan çıkacağım sırada karnıma giren sancı ile yüzümü buruşturdum.

"Hiç sırası değil şuan!"

O da uygun zamanı bekliyordu zaten geri zekalı! Havin şuradan bir kurtulsun o zaman gelirim, diyordu zaten!

"Umarım stresten kaynaklanan basit bir karın ağrısıdır."

Yatağa doğru ilerleyip uzandım. Örtüyü de üstüme örtüp gözlerimi kapattım.

Gözlerimi açtığımda kaşlarım çatıldı. Karşımda beyaz bir ışık ve ben ışığa doğru elimi uzatmıştım. Elimi hızlıca o ışıktan kurtarırken etrafıma baktım. Ormanda idim. Daha sonra aklıma gelen şeyle rahat bir nefes verdim. Rüyamın devamını görüyordum.

Elimi tekrar o ışığa doğru soktum. Elimi hafif hareket ettirdiğimde hiçbir şey olmamıştı. Bunun üzerine ışığın içine sadece elim değil bütün bedenim ile içine girdim. Işığın arka tarafından çıktığımı hissetmemle ne zaman kapattığımı bilmediğim gözlerimi açtım.

Gördüğüm şeyle kaşlarım çatılırken nasıl tepki vereceğimi bilmiyordum. Ağzım şaşkınlıkla açıldı. Şuan karşımda bir sürü hayvandan bir parçaya sahip olan devasa bir varlık duruyordu. Dahası bu canlının kafası abimin kafasıydı.

"Kız Havin! Yeni görünüşümü beğendin mi ayol!?"

Daha sonra da kuş ciyaklamasına benzer bir ses çıkarttı.

"Abi? Sen misin bu?"

"Yes madam!"

Yarı İngilizce yarı Fransızca aksanıyla dediği şey ona daha da garip bakmama sebep olmuştu.

"Ay niye öyle bakıyorsun ayol? Beğenmedin mi!?"

Fakat sıkıntı şuydu ki gözlerinden yaş değil, alev akıyordu.

"Hayır hayır! Çok beğendim!"

"Yalancı!"

Ciyaklayarak dediği şeyle ellerim kulağıma gitti. O kadar tiz bir ses çıkarmıştı ki!

"Pakizeler! Yetişin! Bizi beğenmeyenler var!"

Daha sonrada horoz sesi çıkartmaya başladı. Ulan insanlar rüyasında neler görür, ben neler görüyorum ya!?

Endişeli bir şekilde karşımdaki şeye bakarken ağaçların arasından iki tane daha belirdi. Hepsi birbirinin aynısıydı. Sadece bir tanesinin kafası Tuna'ya diğerinin kafası ise Barlas'a aitti. Neyle sınanıyorum ben ya!?

"Pakizeler, bizi beğenmeyen kaltak aha da bu!"

Kaşlarımı çattım.

"Ayıp oluyor ama! Ben senin kardeşinim!"

"Böyle kardeşin gözü kör olsun! Saldırın!"

Son dediği şeyle üç yaratıkta üstüme doğru gelirken koşmaya başladım. O lanet geçit midir nedir, o da gitmişti.

"Yakalayın oni yakalayın oniii!"

Sonda 'i' harfini uzatarak dediği şeyle kısa bir süre arkama dönüp garip garip baktım. Neden ben neden!?

Kısa bir süre sonra bir anda bir tanesinin üstüme atlamasıyla yere yapıştım.

"Oha oha! Ezildim lan!"

"Seni evlatlarıma yem yapacağım!"

Bir anda titreyerek gözlerimi açtım. Gözlerimi kırpıştırırken az önce gördüğüm şeyin mantık seviyesini ölçüyordum.

"Havin?"

Berfin'in sesiyle kafamı ona çevirdim. Bana kaşlarını çatmış bir şekilde bakıyordu.

"İyi misin sen?"

"İyiyim iyiyim. Rüya gördüm de."

Tek kaşı havaya kalktı.

"Rüya mı kabus mu?"

"Gerçekten rüya."

Hayır kabus! Tam bir kabustu!

"Saat kaç?"

"Bilmem. Sabah olduğu kesin."

Kafamı salladım. Berfin yataktan kalkıp banyoya doğru ilerledi. Kapıyı kapattıktan sonra aklıma gelen şeyle gülmeye başladım.

"Yakalayın oni!"

Kafamda sesi yankılanırken psikopat gibi gülüyordum. Aşırı komik gelmişti. En sonunda gülmemi durdurup ayağa kalktım. Banyoya doğru ilerleyip kapıya vurdum.

"Berfin ne zaman çıkacaksın?"

"Çıkarım birazdan!"

"Tamam!"

Umarım dediği gibi gerçeken de birazdan çıkardı. Yoksa ben kavga çıkartırdım. En nefret ettiğim şeyi beklemek. İstediğim an istediğim şey olmazsa bana bir sinir geliyordu.

Yatağa tekrar uzandığımda aklıma gelen şeyle sinirle ofladım. Flaş...

𓆝 𓆟 𓆞

End of chapter

2 comments