Arda, yüzüne çarpan dondurucu soğukluktaki suyla aniden sıçrayarak gözlerini açtı. Nefes nefese kalmıştı, kalbi göğsünü delercesine çarpıyordu. Etrafına bakındı; ne o karanlık yeraltı tünelleri vardı ne de alevler içindeki köşk. Arkadaşlarıyla birlikte kasaba kütüphanesinin bodrum katındaki eski bir masanın etrafında oturuyorlardı.
"Arda! İyi misin? Kendine gel!" diye bağırdı Melis, elindeki boş su bardağını masaya bırakırken.
Can, Burak ve Zeynep de dehşet içinde Arda’ya bakıyordu. Hepsinin yüzü solgundu, alınlarından soğuk terler süzülüyordu.
"Ne... Ne oldu? Kurtulmadık mı? Tüneller, gölgeler..." diye kekeledi Arda, titreyen elleriyle yüzünü silerek.
Burak araya girdi, sesindeki korku hala taze görünüyordu: "O eski günlüğü açtığımız anı hatırlıyor musun? Sayfaların arasından garip, keskin bir koku yayılmıştı. Ondan sonrası tam bir kabustu. Hepimiz aynı anda masaya yığılmışız."
"Birkaç dakika boyunca hiçbirimiz uyanamadık," dedi Zeynep, hala titreyen bacaklarını ovarak. "Rüyamda ayağımın burkulduğunu, acıdan yürüyemediğimi gördüm. Öyle gerçekçiydi ki..."
"Ben de o aynalı koridoru gördüm," diye fısıldadı Can. "Yansımamın boğazıma sarıldığını hissettim. Hepimiz aynı şeyleri mi gördük yani?"
Arda, masanın ortasında açık duran asırlık günlüğe baktı. Sayfaların kenarlarında, nemden dolayı oluşmuş garip, mor renkli küf tabakaları vardı. Kasabanın eski efsanelerinde adı geçen o zehirli bitki özlerinin, kitabın sayfalarına sürüldüğünü ve solunduğu anda insan zihnine toplu bir halüsinasyon zinciri yaşattığını o an fark etti. Ev, gölgeler, mühürler ve ölüm kalım savaşı... Hepsi, bu karanlık odada geçirdikleri o beş dakikalık ağır zehirlenmenin ve zihinlerinin onlara oynadığı korkunç bir oyunun ürünüydü.
"Kitabı kapatın," dedi Arda, yavaşça ayağa kalkarak. "Hemen yukarı çıkıp temiz hava almalıyız. Bu evde hiçbir lanet yok... Her şey sadece kafamızın içindeydi."
Beş arkadaş, arkalarında bıraktıkları o zehirli geçmişi masada bırakarak kütüphanenin merdivenlerinden yukarıya, öğlen güneşinin aydınlattığı gerçek dünyaya doğru hızla adımladılar.