Deniz ilk kez sabah enerjik kalkmıştı. Bu kadar enerjik kalkmasına kendisi de çok şaşırmıştı. Işık hala ortalıkta yoktu. Deniz önceki kaybolması gibi, bir anda ortaya çıkar diye düşündü. Ve o sabah ilk kez üşenmeyip kendisine kahvaltı hazırladı. Tam o sırada kapı çaldı. Merakla ayağa kalktı. Bu saate kimdi ? kapıyı açtı. Ve gelen iş yerinde yeni tanıştığı arkadaşı Işıldı. Bir süre öyle donup kaldı. Sonra Işıl sinirli bir sesle : -Eee o kadar sabah erkenden kalkıp geldim. Beni içeri almıyacakmısın ? diyip daha Deniz buyur demeden içeri daldı. - Naber ? -İyi senden ? -İyi ,sabah işe birlikte gideriz diye düşünmüştüm. - Olur. İstersen gel kahvaltı hazırladım -Olur açlıktan ölüyorum
Birlikte masaya oturdular. Deniz ilk defa anneannesi dışında biriyle aynı masaya oturup yemek yiyordu. Denizin düşünceli ve gergin gibi olduğunu gören Işıl: -Gelmesemiydim ? dedi .Deniz :- Hayır neden öyle dedin ? Işıl: -Bilmem..
Uzun dakikalar boyunca sessiz, bir kelime dahi etmeden masada oturdular. Kahvaltı bittikten sonra Işıl : -Sende baya bir hamaratmışsın. Deniz:- Hayatımda kendime ilk kez böyle br kahvaltı hazırladım aslında. Işıl ise bunun üzerine alaycı bir şekilde: - o zaman tam zamanına denk gelmişim, dedi. Bunun üzerine ikiside güldüler. Sonra Işıl: Bu arada evini aşırı demode döşemişsin . Deniz alaycı bir şekilde sırıtarak : - Hmm öylemi . Işıl :- Evet, aynen öyle. Şuradaki lamba mesela, kaç yüzyıllık ? antika bir şeye benziyor satsan bir ton para eder. Deniz: - Sen öyle diyorsan. Sonra ikiside aynı anda hızlı bir şekilde bir anda ayağa kalktılar. Konuşmaktan saate dikkat etmemişlerdi. İşe geç kalıyorlardı.Hemen koşa koşa işe yetişmeye çalışılar. Ama geç kaldılar. Müdür yine onları karşıladı .Bir güzel azar yediler. Bu azarı yerken Işıl ve Deniz birbirlerine bakıp gülmemek için kendilerini zor tuttular. Sanki okulda öğretmen trafaından azarlanan iki küçük kız gibi. Sonra yerlerine geçtiler. Müdür odadan çıkar çıkmaz kahkahalar atmaya başladılar. Gittikçe daha sesli kahkahalar. Herkes sinirli bakışlarla onlara bakıyordu. Ama onların umurunda değildi. Işıl basında araştırmacıydı. Makaleye, gazeteye yazılacak, haberlere yayılacak konuları araştırıyor, gerekirse tanılarla konuşuyor, doğru mu yanlış mı ? bu sorulara kanıt ve detaylar buluyordu. Stresli bir işdi. İş çıkışında Işıl Denize döndü ve : - Bana gelmeye ne dersin ? Bugün de her akşam gibi boşum. Deniz Işılın bu teklifini kabul etti. Zaten gitmese bile evde boş boş oturup ya yatacak ya da televizyon izleyecekti. Bir süre sonra Işıın evine vardılar. Deniz Işılın oturduğu yeri normalde yıkık zannediyordu. Işıl: - Neden öyle şaşırıp kaldın ? diye sordu . Deniz: - Yok birşey. Ve daireye doğru çıktılar. Yedinci katta yaşıyordu. Işıl: -Hoşgeldin, biraz dağınık kusura bakma, diyip tekli koltuğa atladı. Deniz ise evi inceliyordu. Cidden güzel modern bir şekilde dekore edilmişti.Amerikan mutfak ve salon vardı. Her şey gri ve siyah renkteydi. Evin içi sandallı tütsü kokuyordu. Ev cidden Işılın enerjisini veriyordu adeta. Kendi eviyle hiç bir alakası yoktu. Işıl gülerek: Döşeme ve moda konusunda senden daha iyi olduğum kesin. Deniz: - Bencede .Havadan sudan bahsetmeye başladılar..Sonra konu tek ortak konuları olan işe geldi. Işıl bugünkü araştırmasından bahsetti. Sinirli bir şekilde artık basının onu çok zorladığı, çoğu haberin doğru olmadığını söyledi. Deniz ise hiç yorum yapmadan onu hayranlıkla dinliyordu. Işıl bu böylr giderse basım topluluğuna bir şikayet yazacağım diyerek, masadaki maden suyunu dikti. Işıl maden suyunu içerken, kafasını kaldırdığında, Deni onun boynundaki uzun zincirli üstünde tekbir elması olan kolyesini farketti ve : - Pahalı bir şey olsa gerek, dedi. Işıl önce anlamadı, sonra gözlerini kolyesine doğru dikti ve : - Haha, evet. Aile yadigarı mı neymiş. Anneem vefat etmeden önce bana vermiş. Deniz o an bunu sorduğu için suçluluk hissetti ve üzgün bir sesle: -Üzgünüm Işıl. Işıl ise hafif bir gülümsemeyle: - Sorun değil, alıştım zaten.Böyle olması gerekmiş, dedi. O gülümsemesinin altındaki acı hissedilebiliyordu. Işıl aniden ayağa kalkalrak: -Uff Deniz yine iyice pasifleştin.Gittikçe beni de pasifleştireceksin. Buraya üzülmeye getirmedim seni, diyip yatak odasından bir gramafon getirdi. Deniz: -Bir de bana antikacı diyordun. Işıl: - Uff başlama yine, diyip eski neşeli, sözleri bie anlaşılmayan bir şarkı çalıştırıp Denizi ellerinden tutup dansa kaldırmaya çalıştı. Deniz:- Komşularınında şarkıyı seviceğinden eminim. Işıl : Ne dedin ? seni duyamıyorum ! diye bağırdı ve en sonunda Denizide ayağa kaldırmayı başardı. İkiside anlamsız deli gibi dans ediyorlardı. Tabi buna dans diyebilirsek. Koltuklarda zıplıyorlar, yerlerde yuvarlanıyolardı. Işılın saçları mahvolmuştu. Ama hala asilliğini bozmamıştı. Deniz ise nefes nefeseydi. Kendisini ilk defa bu kadar özgür hissediyordu. Işıl onun hayatına bir Işık gibi doğmuştu. Ona adeta yaşamayı öğretiyordu. İçinden onu hiç bir aman kaybetmeyeceğine söz vermişti. Gece saat iki olmuştu. Deniz saati gördü ve gramafonu kapattı. -Artık gitmem lazım saat çok geç oldu. Işıl saate bakıp: -Geçmi ? Gece daha yeni başlıyor otur oturduğun yerde. Hem seni bu saatte salmam. Gece bende yatarsın dedi. Deniz: Ama yarın iş var biliyorsun. Üstümü falan da değiştirmem lazım, diyerek kapıya doğru ilerlerken Işıl :Benimkilerden veririm. Diyerek Denizi ellerinden tutup gramafonu geri açtı. Ve o gece belki sabaha kadar yorulmadan durmadan dans ettiler. Sabah kendilerini sefil bir vaziyette yatakta uyuyakalmış buldular. Işıl elinde bir kupa kahveyle Denizi kaldırdı ve :- Hadi uyan Deniz geç kalmadan gidelim bu
sefer Voldi'nin * azarını dinleyemiyeceğim. Bu sabah başım fena ağrıyor diyerek bir aspirin aldı. Denizin üzerine bir takım kıyafet attı ve :- Bugün bunları giy diyerek yatak odasına girdi. Deniz gözü yarı kapalı bir şekilde üstünü değiştirdi. Işıl onun için siyah bir pantalon ve koyu gri renginde bir gömlek seçmişti.Bunları giydi. Adeta küçük bir Işıla dönmüştü. Işıl yatak odasının kapısının önünden Denize baktı ve gülümseyeşini gizlemek için elleriyle ağzını kapattı. :- Hayır gülmiyeceğim, gülmiyeceğim. Aman Amn. O kadar da kötü deği aslında .Birgünlüğüne bir şey olmaz bence .Deniz koridordaki boy aynasından kendisine baktı ve :- Moda şovuna öıkmıyoruz Işıl, dedi sinirli bir sesle. Işıl bunun üzerine daha fazla katlanamayıp bir kahkaha attı. Deniz Işıla yastıklarla girişmeye başladı. Işıl hala gülme krizinde. Cidden bir takım kimsenin üzerinde bu kadar garip duramazdı. Sonra saati farkettiler. Yine geç kalıcaklardı. Işıl gülerek:- Başka çare yok Deniz, geç kalıcaz. Bugünlük bunkar ile idare ediceksin artık. Deniz:- Işıl çok kötüsün ! Işıl herzamanki gibi gülerek: -Biliyorum. Ve evden hızlı bir şekilde çıktılar. Ama yine herzamanki gibi geç kaldılar. Artık herkes onların geç kalmasına alışmıştı. Voldi bile.