تخطٍ إلى المحتوى

Geç Kalanım

الفصل 7 · قراءة 8 دقيقة

Geç Kalanım

الفصل 7

5. Bölüm / İnsanlık Bırakıyorum

"Kimin hayatının aşkı geldi." dedi gülerek. "Ablasının kel ağası, nasıl geldin sen, hani gelemiyordun?" dedi, "EEE Delal Aydın emir buyurmuş düğünde olmaz isem bir diğer düğün benim olacakmış, valla henüz kefen giyecek yaşta değilim." dedi gülerek, Deli kel ağa Hozan, evliliği ölüm olarak nitelendiriyordu, "Sen aşık ol, seni göreyim mendebur." dedi Sacid, Delal kuzenleri ve kardeşlerine sevgiyle bakarken içlerinde bulunan Siyam'ı da görünce kaldı öyle. "Al çüçeğini ablam." dedi gülerek bir saksı içinde Loki çiçeğini uzatarak, "Loki, nasıl hatırladın Kel ağa." dedi Delal, şaşırmıştı Siyam iki Delal'in de bu kadar benzemesi normal değildi, kızlar bir bir kuaförden çıktı, Siyam Delal Aydın'ın da çıkmasını bekledi ama çıkmadı.

Daha sonra herkes kendi kardeşini alıp arabalarına bindiler, Delal kardeşleri, Süheyla , Evin ve Hozanı kendi arabasına bindirdi.

Hozan yol boyu Süheylaya dalaştı, "Bak şuna hele sanki baklavaya acı sos koymuşlarda yedirmişler gibi baki etrafa." dedi gülerek, Süheyla da altında kalmadı, "Bak hele şuna, sanki limon kolonyası havuzunda yıkanmışta gelmiş." dedi. "Ne mis gibi parfüm işte, Delal'im bişi de bu meymuna." dedi küçük bir çocuk gibi şikayet ederek. "Hozan valla senle tartışmayı çok seviyorum çünkü çabuk yeniliyon." dedi ve güldü, Hozan herkese neşe getirmişti.

Siyam kız kardeşine sordu, "Delal Aydın, ordamıydı?" dedi merakla, "Yok Aydınlardan sadece Zerda vardı, niye sordun abi?" dedi merakla, "Hiç sadece Hozan, Delal Aydın çağırdı dedi de?" dedi Siyam sorgulayarak. "Abi valla bilmiyorum her halde düğün evindedir." dedi Dilara. Kısa bir süre sustuktan sonra dayanamayıp, "Abi Delal abla artık seni sevmiyor." dedi tek nefeste korkuyla, "O mu söyledi?" dedi sırıtarak, "Yok Burak Hisar diye biriyle konuşuyordu telefonda, adam gelip Delal ablayı babasından isteyip Amerikaya götüreceğini söylüyordu, hatta şey dedi istersen bende Urfaya yerleşe bilirim dedi Delal ablaya." dedi Dilara, "Eee Ağbatların kızı ne cevap verdi?" dedi Siyam, umursamaz bir tavırla, "Urfada yaşamadığını ama Antep olabileceğini söyledi" demesiyle Siyam'ın ani fren yapması bir oldu, "Nasıl ya olabilir mi? İki Delal de aynı kişi olabilir mi?" dedi içinden, "Abi sakin ol, gülüyorlardı, şaka da olabilir emin deilim." dedi korkuyla, Siyam kafasında geçen milyonlarca soruyu bir kenara itip, düğünden sonra Delal'e konuşacağım diye kafasına koydu.

Gelini babasının evine bıraktılar, Diğer millet gelene kadar gelin evinde oturdular, Murtaza yine gelip Delal'in yanına oturdu, Delal ayağa kalktı Murtaza da kalktı, Delal dışarı çıktı, Murtaza da arkasından çıkıp "Benden ne kadar kaçarsan kaç, kucağıma düşeceksin." dedi keyifle, "Sen beni yanlış anladın ben senden kaçmıyorum, ben katil olmaktan kaçıyorum." dedi ve Kardeşlerinin yanına gitti. Siyam sinirli olan Murtazayı çekip, "Derdin ne oğlum senin, kızın sevdiği var, ayağını denk al, yoksa seni mahf ederim." dedi, "Hayırdır Siyam ağa, sen sevmezdin Delali, ne oldu aşık olasın mı geldi?" dedi Murtaza, "Kıza bulaşma canını yakarım, bana bulaşma seni gömerim." dedi Siyam, biliyordu Murtaza herkes gibi, Siyamın yaparım dediğini yaptığını. Korktu, ölmek istemiyordu. Delalden uzak durmayacak olsada Siyamdan uzak duracaktı.

Herkes toplandı gelin ailesiyle vedalaştı, ağlaya ağlaya arabaya bindi, herkes doğruca düğün evine gitti. Delal arabadan inince silahını çıkardı Hozan'a uzattı, "Kimseyi öldürmek, yaralamak yok. Sadece gelinle damadın bulunduğu yerde havaya sık. Bela istemiyorum!" dedi ve verdi, Hozan silah'ı aldı koştu, içeri girdiler, nikah kıyıldı, yemek yendi halay çekildi. Delal kız kardeşinin yanından ayrılmadı, biliyordu Süheyla zor ayakta duruyordu. Herkes düğüne değilde oğluna gelin bakmaya gelmiş gibi kızları süzüyordu. Neyseki Delal'i umursamıyorlardı. Çünkü yüzünde yara var sanıyorlardı.

Düğün bitti, Delal, Süheylayı alıp Şiyar'ın evine gittiler. Süheyla eve vardığı gibi hıçkırarak ağlamaya başladı, İslim gördüğü manzara karşısında ödü kopmuştu, "Kim öldü benim yüzümden." dedi kız ağlamaya başlayarak. "Yok kimse ölmedi, Süheylanın sevdiği adam öldü." dedi yutkunamayarak, olayın şokunu atlatınca, Delal kız kardeşini kollarından tutup kaldırdı banyoya götürüp yüzünü yıkadı, Süheyla döndü ablasının kucağına yığılıp ağlamaya devam etti, o kadar çok içini çeke çeke ağladı ki, Delal de onunla ağlamaya başladı, Süheyla hıçkırıklar eşliğinde ağlamaya devam ediyordu, Delal dayanamayıp koltuğa kadar götürdü, ardından üzerini örttü ve gidip su ve sakinleştirici hap aldı ve Süheylaya içirdi. Çok geçmeden sakinleştiricinin etkisiyle uykuya daldı.

"Abla çok kötü oldum, neden öldü rahmetli?" dedi İslim korkuyla, "Korkudan, her neyse sen yemek yedin mi?" dedi Delal, "He yediydim dolaba koyduğun, bir sürü hazır gıda vardı, bende yedim, çok teşekkür ederim." dedi gülümseyerek, minettardı İslim bir o kadar da çok korkuyordu. Delal aradı halasını "Ana Amar, bir süre Süheylayı yanına çağırabilir misin, benim hayvanlarla ilgilenecek." dedi, "Niye gelsin halasıyam, çağırmam mı gereki illa, gelsın eşte." dedi, "He gelsin de babama söyleyemem, işini buraya taşı der bilisen ana." dedi Delal. "Tamam kızım anladım ben seni, yarın sabah gidecez kendimle götürürüm." dedi Amar, onunda yarası vardı herkesin olduğu gibi. "Ana ben sana kurban olurum." dedi Delal, ve uzun uzun düğün ahalisini çekiştirdiler hala yegen.

Delal annesine de haber verdi eve gitmeyeceğini, ardından kalktı yatak yapıp uyudu. Sabah ilk iş Süheylayı eve bıraktı, "Meta Amara hayvanlarıma bakacağını söyledim haberin olsun." dedi Delal, "İyiki varsın abla!" dedi ve Delal'e sarıldı Süheyla, Delal kardeşinin hayat sevincini geri kazanması için canını bile verirdi. Siyam düğün çıkışı her yerde Delal'i aradı ama bulamadı, Dama çıktı odasının kapısını çaldı, kimse yoktu, kapıyı açtı ki içeri girsin arkasından biri omzuna dokundu, dönüp bakınca Ekrem'i gördü, "Hayrola Siyam Ağa!" dedi bastırarak, "Lavaboya gidecektim, karıştırdım!" dedi yalan söyleyerek, "Orası Delal'in odası!" dedi uyaran gergin bir tonda, "Öyle mi, bilmiyordum!" dedi yalana yenisini ekleyerek, kapıdan çekilen Ekremin dışarıyı göstermesiyle çıktı odadan, Ekrem emindi yalan söylediğini ama her hangi bir şey söylemekde istemiyordu. Siyam'ın kendini Delal'e aşık olarak sanıp yine Delal'i üzmesini istemiyordu.

Siyam merdivenlerden aşağı indi, Ekrem gittiğini görünce odaa girdi sırt üstü Delal'in yatağına uzandı, içindeki huzursuzluğa çare aradı, yan tarafa dönüp komidinin üzerinde olan çerçeveyi eline aldı, "Her zaman olduğu gibe yine çok güzel gülümsüyorsun!" dedi ve geri yerine bıraktı, diğer tarafa döndü bu defa daha bir şaşırdı, Antepte Delal'e beraber çektikleri bir fotoğrafları çerçevede baş ucundaydı, içini garip bir mutluluk sardı, içten içe kendisine kızdı "Yanlış bunları hissetmemelisin! Olmamalı, Delal olmamalı!" dedi içinden kendi kalbine kızarak. Ardından resmi yerine bıraktı resmin önündeki kitabı eline aldı, "Aptallar!" garip ne bu? dedi kendi kendine, mavi kapağında elini gezdirdi, kitapı ters çevirip yatakta oturur pozisyon aldı, "Zamira adlı gezegenden gelen bir uzaylı, bir İnsana aşık olur. Her ne kadar dünyadaki insanların aptal olduğunu düşünsede, Meryem adındaki kadına olan duygularını bastramaz. Karşılıksız kalan duygularının yanı sıra birde farklı gezegenden olmaları, farklı türler olması başlı başına birer engel teşkil eder. Zamiralı Arîn ve Dünyalı Meryem'in hikayesi, okuyunca kendinizi Dünyaya ait hissetmeyeceksiniz!" okuduğu arka kapaktan etkilenen Ekrem kitabı yanına alir ve kalkıp odadan çıkar. "Aynı benimle Delal'in imkansızlığı gibi, senin acını anlıyorum uzaylı kardeş!" der kendi kendine merdivenlerden inerken. Her ne kadar Siyam onu görüp durumdan rahatsız olsada pek bir şey söyleyemez.

Siyam sonraki kaç gün Delal'in fotoğrafını aradı sadece emin olmak istedi, adamlarından biri elinde bir fotoğrafla geldi, Siyam bakınca direk çöpe attı. Yanıldığına emin olunca üstelemedi aramayı yada Delal'in nerede olduğunu merak etmeyi kesti. Asıl bilmediği ise Delal'in babası Halim ağa durumu fark edince Siyama kendi annesinin gençlik halinin yeniden restore edilmiş fotoğrafını gönderdi, elbette Siyamın bundan haberi yoktu, çünkü Delal'in gözleri aynı babaannesininkine benziyordu, her ne kadar geri kalan yüz hatları bezemesede Siyam fark etmedi.

Markete gitti kahvaltılık malzeme alıp Şiyar'ın evine gitti, beraber kahvaltı hazırladılar İslimle, kahvaltı yapıp olanları anlattı kıza. Kaç gündür bu evi işgal ettiği için Şîyar memlekete dönmüştü. Canı sıkılan Delal, kitabını eve gidip baksada bulamadı. moreli bozuk şekilde kahvaltısını bitirince telefonun sesini duydu, "Abla telefonun çalıyi galiba," dedi İslim masadan kalktı telefonunu Delal'e getirdi, "Efendim babam?" dedi Delal toparlanmış bir halde, "Delal kızı getirsin diyorlar, yoksa kan çıkacak kızım." dedi adam dünyası başına yıkılmış gibi, "Yanında kimse var mı? Neredesin? Nereye getirmemi istiyorlar?" diye ard arda soru sordu Delal öfkeyle, "Dağhanların evindeyim, lavabodayım haliyle başka türlü arayamazdım, kızım milletin kızını getirmezsen Aydınları vuracaklar. Onlara sığınmış diye biliyorlar." dedi adam yıkık ve kısık bir sele. "Tamam baba." dedi Delal kendinden emin bir sesle. Ardından telefonu kapattı. "Abla ne olur beni onlara verme?" dedi İslim ağlayarak, "Şşşş seni onlara vereceğimi kim söyledi." dedi Delal, "Ama abla, beni götürürsen alırlar beni." dedi ağlayarak, "Ben Delal Aydın Ağbatım, iki aşiretin kızıyım, sence hangi aşiret bunları karşısına alabilir de, seni benden alabilirler. Zaten sonsuza kadar seni burada saklayamazdım." dedi Delal küçük kıza sarılarıldı.

Kız biraz sakinleşince "Ne yapacağız peki?" dedi, "Bankadan para çekecem!" dedi Delal, her ne kadar İslim durumu anlamasada kafasını salladı. Yeni aldığı kırmızı fistanı üzerine de altın kemerini taktı, saçlarını tarayıp çıktı. Delal, İslimle beraber doğruca bankaya gitti, beş yüz bin tl çekti, poşete koydu, arabasına bindi, Dağhanların evine doğru gitti...

Varmadan iki sokak ötede durdu, uzun ve büyük olan beyaz peçesini takıp, başına beyaz desmalini attı ve tokayla sabitledi. Savaşa hazırdı, İslime baktı, "Arka koltukta uzan, ben olmadığım sürece çıkma." dedi Delal. İslim korkudan kafasını salladı, kızın sırma gibi saçları ve maviş gözlerine yazıktı, çocuktu daha oyuncaklarla oynamayı seven bir çocuk dedi içiden Delal, bu sabah eve girdiğinde İslim'in oyuncak ayıyla oynadığını görmüştü.

Delal arabadan indi, içeri doğru yürüdü, izin vermek istemeyen adamlara, Delal'in babasının adamları engel oldu, kapıdan içeri adım attı, tartışan bir avuç insana döndü, tartışmaktan kimse Delal'i fark etmemişti, Delal silahı aldı babasının adamlarından, havaya bir el ateş etti, herkes öylece kala kalıp Delale baktı, "Bu ne destursuzluk, benim evimde nasıl silah sıkarsın." dedi Siyam, Delale öfkeyle dönerek, bu bakış tanıdıktı bu sahneyi daha önce de yaşamıştı. "Hain kuzenler sürekli arıza çıkarıyorlar, bari yine benim Delal'im gelseydi!" dedi Siyam içinden, bilmiyordu duası kabul olmak üzereydi, "Sizler küçük çocukların hayat haklarını ellerinden alırken ben havaya bir el ateş etmişim, çok değil." dedi, "Delal git kızım!" dedi babası Halim ağa, "Bu defa değil baba. Bana sığınan yardım isteyen, bir çocuğun hayatı, tartışılırken seni dinleyemem." dedi babasına. "İnsanların aile meseleleri seni alakadar etmez." dedi Siyam ve ekledi "Kalkıp burada vereceğim hükme kim olursan ol müdahale edemezsin, eğer edersen kan dökülür ve biz bunu istemiyoruz." dedi Siyam, Delal çileden çıkmış gibi önce eşarbını çıkardı yere attı ardından "Artık kan dökemezsiniz!" dedi meydan okur gibi, "Gerçekten mi? Kaldır eşarbını!" dedi Siyam bağırıp emir veren bir üslupla, Delal kaldırmayınca Siyam kenara fırlattı ayağıyla, öfkeyle ve ekledi, "Sen kim oluyorsunda karşıma çıkıp bana sığınmış diyorsun." dedi Delale başka bir çare kalmayınca Siyam'ın gözleri içine bakarak, peçesinin ipini çözdü, "Delal yapma kızım." dedi Halim ağa yalvaran bir sesle, babasına bakmadı ve herkesin içinde peçesini çıkardı ve yere attı "Delal Ağbat Aydın!" dedi ve ekledi. "Size insanlık lazım Siyam ağa, hepinize insanlık bırakıyorum."

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.