Skip to content

Fatal Cheat

Chapter 3 · 2 min read

Fatal Cheat

Chapter 3

Bölüm 3 Dolor

Sanki az önce olanlar hiç yaşanmamış gibi beni hücreme götüreceklerini sanmıştım. Fakat gardiyanlarım hemşire Dorothy'nin yanına gitmemiz gerektiğini söylediler. Böylece gideceğimiz kat değişmişti. Alt kata doğru yol alırken yemekhanede olan olaydan dolayı her ayda bir hemşireye uğramam gerektiği aklımdan çıkmıştı... Gardiyanlar aniden durunca vardığımızı anlamıştım.

İçeriye gardiyanlar giremediği için kapının önünde beklemek zorundalardı. Kapıyı birkaç kez tıklattıktan sonra girin sesini duyduğumda içeriye doğru adımımı attım, hastane için kullanılan temiz dezenfektan kokusu bu ufacık ofise sıkıştırılmıştı. Kolay kolay fark edilmiyordu. Sadece bu atmosferde olmak bile beni hasta etmeye yetiyordu... Sanırım alışamadığım nadir şeylerden biri olduğunu düşünürken her zaman buraya geldiğimde oturduğum koltuğa oturmuştum.

''Hemşire Dorothy, yine ben geldim."

Beni hep olduğu gibi gülen, nazik yüzüyle karşılıyordu.

''Hoş geldin Allysa.''

Ona gülümseyerek karşılık verdim. Hemşire Dorothy bu hapishanede güzel olan nadir şeylerdendi. 2 ay önce buraya transfer olmuştu ama hala neden bu derece iyi bir insanı böyle bir yerde çalıştırırlar hiç anlamıyorum.

''Günlük ilaçlarını aldın mı?''

Hapishanedeki her mahkuma verilen tabletler sayesinde hemşireler bizim sağlık durumumuzu takip edebiliyordu. Elindeki tabletle benim sağlık bilgilerime bakmaya başlamıştı. Zaten her mahkum yetkililerin elinde bulunan klasörlere de sahip olduğuna eminim. Hatta dosyam da benim bile bilmediğim şeyler yazıyor olabilirdi. Ondan dolayı yalan söylemek fazla akıllıca bir olmazdı.

''Evet onları aldım.''

Hemşire Dorothy kafasını hafifçe sallayıp tablete bakmaya devam ediyordu. Ayda bir her mahkum düzenli olarak kan vermek zorunda olduğu için benim bu ay olan sonuçlarıma bakıyor olabilirdi. Mesela vücudumuzda eksik bir vitamin çıkarsa ihtiyacımızın olduğu şeyleri tespit edip bize ona göre ilaç verirlerdi.

''Anladım.''

Tableti kenarı bırakıp deney tüplerinin olduğu büyük masaya yönelmişti. Ne yapacağını anlayıp ellerimi yandaki kolçaklara koydum. Koltuğun iki yanında da biz mahkumlar için özel tasarlanmış kelepçeler duruyordu. Her mahkumun güç seviyesine göre ayarlanıyordu fakat henüz küçük oluşumdan kaynaklı olacak ki taktığım kelepçeler kollarımı o kadar da sıkmıyor. Üstelik aynı şekilde bacaklarımızı da bağlı tuttuklarından emin oluyorlar. Bu prosedürler bir sağlık görevlisi bize ilaç uygulayacağında bile geçerli hale geliyordu.

''Duyduğuma göre son zamanlarda baş ağrısı yaşıyormuşsun?''

Bunu derken Hemşire Dorothy, sadece benim için olacak enjeksiyonu hazırlıyordu. Ne işe yaradıklarını bilmediğim bir sürü renkli sıvı gözüküyordu. Bildiğim kadarıyla ilaçların hepsi sadece zehirle doğru orantıda kullanılırsa daha yoğun olan hastalığı iyileştirip yeni bir hastalığın zeminini hazırlarmış. Tabi ki yanlış orantıyı söylememe gerek yok diye tahmin ediyorum. Hemşire Dorothy enjeksiyonumu hazırlamayı bitirmek üzereyken ne zaman sağlık ürünleriyle çalışsa da yüzüne o ''profesyonel'' bakış geliyordu. Soğuk, duygusuz, güçlü ama bir o kadar da keskindi.

''Evet, akşamları ağrım özellikle daha da yoğun oluyor.''

Oda giderek karanlık hale gelirken sadece kafamın üstünde yoğun bir ışık parlıyordu. Koltuğum yatay pozisyona geçmişti. Bu enjeksiyondan gerçekten nefret ediyordum. Hemşire Dorothy elinde iğnesiyle bana doğru geliyorken yüzündeki nazik ifade de geri dönmüştü. Tabii bu sefer gözlerinden anlaşıldığı üzere biraz da acıma eklenmişti. Kesin olan tek şey, onun bana acımasıydı. Burada tutsak olduğum, bunları yaşadığım ve özgür olmadığım içindi. İronik olan kısım ise benimde ona acımamdı.

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.