İlk cildimiz “Efsaneler Sürgünde” klasik bir cinayet-gizem öyküsü sunuyor bize. Şerif olduğunu öğrendiğimiz Bigby, Başkan yardımcısı Pamuk ile birlikte Gül Kırmızı’nın cinayetini çözmeye çalışırlar. Benim zamanında burun kıvırma sebeplerimden olan 80’ler DC tarzı çizimlerini şimdi basılmış şekilde görünce hikayenin Noir havasıyla güzel bir uyum yakaladığı için takdirle karşıladım. Bu hikaye üzerinden kahramanlarımız ve yaşadıkları ortam bize son derece pürüzsüz bir şekilde aktarılıyor. Anlatım dili son derece akıcı ve olayların gelişimi başarılı olmuş. Fantazi ve gizem sevenleri hayran bırakacak bir başlangıç olmuş.
İkinci ciltte Fables dünyasına biraz daha derinlemesine giriyoruz. George Orwell’in “Hayvan Çiftliği” eserinin başarılı bir parodisi olarak bir komplo teorisi okuyoruz bu sefer. Büyü ile kendilerini insan gibi göstermeye yetecek parası olmayan, haliyle gündelik dünyaya karışamayan masal kahramanları bir çiftlikte tutuluyorlardır ve bundan hiç memnun değillerdir. Başlarında Goldilocks -Bu üç ayının evine gidip yemeklerini yiyip yataklarını kullanan kız- bir ayaklanma başlatmaktadırlar. Sanıyorum bu iki cilt size serinin genel konsepti hakkında bir fikir vermiştir. Diğer ciltlerde de en az bu kadar ilgi çekici hikayeler, değişik karakterler ve farklı tarzda öyküler göreceksiniz.