Skip to content

ESİR

Chapter 9 · 13 min read

ESİR

Chapter 9

8.

Oy ve yorumlarınızı

Bekliyorum arkadaşlar

Keyifli okumalar💜

Akşam abimin bana haksız yere bağırıp çekip gitmesinden dolayı ve o gittikten sonra Zerrin'in gelip bis pis sırıtmasından moralim çok bozulmuştu. Bu gün ise odamdan hiç çıkasım gelmiyordu taki abimin gelip özür dileyerek beni zorla kahvaltı için aşağıya indirmesine kadar.

Biliyorum benim için endişeleniyor bir anlık öfkesine yenik düştü o nedenle bağırdı. Zaten bende bu konuyu uzatmadım.

"Prenses eminmisin bizimle şirkete gelmemeye?" Abim ceketini giyerken sorduğu soruya hemen cevap verdim.

"Yok abicim ben orada sıkılırım zaten iştende anlamıyorum biliyorsun. Bu arada çok yakışıklı olmuşsun" dedim.

Üzerindeki lacivert takım uzun boyuna çok yakışmıştı.

"Teşekkür ederim prenses ama her zamanki halim biliyorsun." Gülerek yanağımı sıktı. O anda babam ve Zerrin merdivenlerden aşağıya indiler.

"Ceyda üzerini değiştirmemiş sin bizimle gelmeyecek misin?

"Başka zaman gelirim baba bu gün evde kalmak istiyorum" dedim.

"Tamam kızım canın bir şey isterse beni ararsın" diyerek bana sarılıp yanaklarımdan üptü. Ardından abimde yanaklarımdan öptü ve birlikte evden çıktılar. Bende Zerrin'in o soğuk suratına bakmadan arkalarından bahçeye çıktım.

Onlar arabaya binip giderken bende üzerimdeki pembe pijamalarımla behçeyi gezmeye başladım. Etraftaki adamların hiç birini tanımıyordum Cem hariç. Oda ortalıkta görünmüyordu. Canım sigara içmek istiyordu, acaba adamlardan birine söylesem alırmıydı.

Kamelya ya oturup sırayla adamlara baktım hangisini çağırsam diye düşünürken dikkatimi çeken bir şey oldu. İçlerinden biri çaktırmadan bana bakıyordu bir yandanda kulaklıkla biriyle konuşuyordu. Hiç düşünmeden elimi kaldırarak gel işareti yaptım, ilk önce şaşırarak suratıma baktı sonra konuştuğu kişiye bir şeyler söleyip yanıma doğru gelmeye başladı.

"Buyrun Ceyda hanım birşey mi istediniz?"

"Bana sigara alırmısınız" dedim.

"Tabi efendim hangisinden olsun."

Sigaranın ismini söyledim tam arkasını dönmüş gidecekken,

"Bakarmısın" dedim hemen bana döndü.

"Özel değilse kiminle konuştuğunu öğrenebilir miyim" dedim.

Nedense beni şüphelendiren bir haller vardı bu adamda önce duraksayıp ne diyeceğini bilmeden gözlerime baktı.

Sonrada çabucak kendini toparlayıp,

"Kız arkadaşımla efendim" dedi. Ve yüzü birden kızardı sanırım telefonu hala açıktı.

Onu göderirken, arkasından baktım.

"İyice paranoyak oldun Ceyda sevgilisiyle konuşuyormuş işte" kendi kendime konuşurken Cem'in sesini duydum.

"Kendi kendine ne konuşuyorsun" gülerek karşıma oturdu.

"Adamlardan biri dikkatimi çekti de ben yanlış anladım galiba" dedim.

"Hangi adam?" diye sordu.

Şimdi gelince görürsün" dedim. Biraz sohbet ettikten sonra adam elinde sigarayla yanımıza geldi. Paketi elinden alırken,

"Teşekkür ederim" dedim.

Adam giderken "işte bu adam adını biliyormusun?" dedim.

"Erdem, ne yaptı da şüphelendin ondan?"

"Kulaklığı takılı, biriyle konuşuyordu arada kaçamak bakışlar atıyordu bana, sigara alması için işaret ederek çağırdığımda şaşırıp durakladı. Geldiğinde kiminle konuştuğunu sordum yine duraklayıp sonrada sevgilimle dedi.

Sesli gülerek "sevgilisiyle konuşuyormuş işte neyinden şüphelendin?" dedi.

Bir sigara yakarken "haklısın galiba iyice paranoyak oldum" dedim.

"Hayırdır sen hala pijamalarla bu saatte bahçede elinde sigarayla geziyorsun? Efkarlısın galiba bir sorunmu var?"

Omuz silkerek konuştum.

"Yoo ne sorun olacak canım böyle istedi hem ben artık bu güzel kafama hiçbir şey takmayacağım. Ayrıca şimdi odama gidip son ses müzik dinleyeceğim."

Kahkaha atarak "bencede sen şimdi odana çık müziğide son ses aç kulağını dünyaya tıka" dedi.

Gülümsedim "ben gidiyorum o zaman dedim. Nedense bu gün keyfi yerindeydi en son konuşmamızda birden bire dedem için öfkelenmişti.

***********

Odama geldiğimde önce duşa girip yarım saat boyunca güzelce banyo yaptım. Sonrada diz üstü siyah bir etek, üzerime ise beyaz kısa kollu dantelli buliz giyindim. Evden çıkmayacaktım ama nedense içimden süslenmek geliyordu.

Saçlarımı tarayıp kuruttum makyaj masama gidip aynanın önüne oturdum.

Hafiften bir makyaj yapıp beyaz taşlı küçük taraklı tokayı yandan saçıma taktım. Çok güzel olmuştum.

Büyük pembe kulaklığımı takıp Son ses müzik açıp oynamaya başladım. Bir yandan müzik dinliyor bir yandan hoplayıp zıplayıp oynuyordum. Çok güzel bir histi. Ne kadar süre böyle oynadım bilmiyorum.

Zerrin'in şimdiye kadar gelip bağırması gerekiyordu neden gelmedi acaba gerçi müzik sesini bir tek ben duyuyorum ama zıplarken çıkan sesleri duymaları gerekiyordu.

Gözlerimi kapattım kendimi müziğin ritmine kaptırdım artık nefes nefese kalmıştım durmam gerekiyordu kahkaha atarak dururken gözlerimi açtım.

Gözlerimi açar açmaz karşımdaki gördüğüm kişiyle korku dan sıçrayarak çığlık attım. Kalbim deli gibi çarparken derin derin nefesler alarak kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum. Kulaklığı çıkartırken konuşmaya çalıştım.

"Senin burada ne işin var" dedim sesimi yüksek tutmaya çalıştım bir yandanda hala sık sık nefesler alıyordum.

"Seni almaya geleceğimi söylemiştim" dedi çok diddi görünüyordu

"Ne saçmalıyorsun sen defol git buradan seninle hiç bir yere gelmiyorum" dediğim gibi yavaş adımlarla üzerime gelmeye başladı. O geldikçe ben de geri adım atıyordum.

"Gelme üzerime bağırırım bak git buradan." Beni dinlemeyip bir anda aramızdaki mesafeyi kapatıp kolumu tuttu, elinden kurtulmaya çalışsam da kurtulamadım.

"Sakin ol seni acıtmak istemiyorum" dedi.

"Bırak beni ne istiyorsun benden? Dedim ama beni dinlemeyerek kolumdan çekiştirerek odamdan çıkardı. Koridorda iki adam Sarp'a bakarak konuştular.

"Abi bu kat temiz." Sarp başını sallayarak beni çekiştirerek merdivenlerden indirdi.

Alt kata indiğimizde gördüklerime inanamadım. Bir kaç adam, Zerrin ve evde çalışan bayanlara silah doğrultmuşlardı. Onları görünce korkum daha çok artmıştı. Onlarında çok kortukları yüzlerinden okunuyordu. Aklıma gelenle "bırak" diye bağırarak zorlada olsa Sarp'ın elinden kurtularak salona koştum.

Salona girdiğimde aynı şekilde dedem ve babaanneme de silah doğrultmuşlardı. Ben yanlarına varır varmaz Sarp kolunu belime dolayarak beni tuttu.

Dedem kaşlarını çatarak Sarp'a bakarak,

"Yanlış yapıyorsun çocuk bırak torunumu" dedi. Bende dayanamayarak,

"Bırak onları ne istiyorsun bizden çıkın gidin buradan" diye bağırdım

"Ceyda zorluk çıkarmadan benimle gelirsen hiç kimsenin canı yanmayacak yürü gidiyoruz" dedi Sarp bir yandanda sıkıca beni tutmaya devam ediyordu. Göz yaşlarımı tutamayarak konuştum.

"Hiç bir yere gelmiyorum."

"Sen bilirsin" diyerek adamlara vurun" dedi. Bir anda panikledim.

"Durun yapmayın tamam geliyorum yeterki onlara bir şey yapmayın" dedim.

Dedem. "Ceyda gitme" dedi. Hüzünle ona ve yüzünden çok korktuğu belli olan babaanneme baktım elimden bir şey gelmiyordu.

"Bırakın Ceyda'yı geçmişte olanlar yüzünden ona zarar veremezsiniz" dedi.

Kısık sesle "gidelim" dedim. Bakışlarımı onlardan çekerken.

Sarp belimi bırakıp elimi sıkıca tutup beni evden çıkardı. Bahçe çok kalabalıktı evde çalışan adamların hepsi ellerini başlarına koymuş dizlerinin üzerine çokmuşlerdi. Sarp'ın adamları silahlarla başlarında bekliyordu. Yerde bacağından vurulmuş ikiadam acıdan kıvranıyordu. İçim acıyarak onlara baktım bu canilikti nasıl bir cana zarar verebiliyorlardı.

Dışarda kıyamet kopmuş silahlar patlamış ben odamda son ses müzikle dünyadan habersiz oynuyordum. Adamların arasından geçerken kapıda gördüğüm iki kişi ile durakladım. Bu olamazdı günlerce bana arkadaşmış gibi yanaşıp benimle muhabbet ediyordu demek hepsi planlarının bir parçasıymış.

Kaşlarımı çatarak Cem'e baktım. Ardından hareketlerinden şüphelendiğim Erdem'e baktım yürümeye devam ettim. Demek ikiside Sarp'ın adamıydı hiçte anlayamadım.

Arabaya bindiğimizde Sarp yanıma oturdu başımı kaldırdığımda dikiz aynasında Aytaç ile göz göze geldim arabayı kullanan oydu aldırış etmeden hızla bakışlarımı yana çevirerek dışarıya baktım. Araba hareket ederken yine göz yaşlarımı tutamadım.

Tam her şey yoluna girdi, yeni aileme alıştım derken şimdi bilinmez bir yola gidiyorum. Kim bilir annemi öldürdükleri gibi benide öldürecekler. Elimde olmadan çok korkuyordum.

"Ağlamayı kes artık." Sarp konuşarak elimi tuttup bana yanaştı.

Elimi hızla elinden kurtararak çektim, gözlerine bakarak konuştum.

"Dokunma bana uzak dur benden.

Beni nereye götürüyorsunuz? Yoksa annem gibi benidemi öldüreceksiniz?"

"Yok öyle bir şey, bu ailen olacak o soysuzların uydurması."

"Yalanmı" diye bağırdım.

"Beni babana götürmüyomusun yıllar önce yarım bıraktığı işini bitirmeyecekmi?" Kaşlarını çatarak bana bakıyordu.

"Bırak beni inmek istiyorum."

"Eğer susup uslu durmazsan....." Diyerek iyice sokuldu bana. Gözlerini gözlerime dikti konuşmasının devamını getirmedi.

Ses tonundan ve çatık başlarından kortuğum için hemen önüme döndüm. Yol boyunca bir daha konuşmadım.

*********

Denize karşı büyük gösterişli bir evin önünde durduk. Evin büyük kapısı açıldığında, bizimle birlikte iki araba daha bahçeye girdi. Burada da bir sürü koruma vardı. Sarp arabadan inince benide elimden tutup indirdi.

Evin kapısından girince girişteki büyük salonda, koltukta bir bayan oturuyordu. Biz ona doğru yürürken, oda bizi farkedip ayağa kalktı. Bir bana birde Sarp'a baktı.

"Anne babam yukarıdamı?" Dedi Sarp demek annesiydi.

"Evet oğlum, çalışma odasında" diyerek şaşkın gözlerini bana çevirdi.

"Hoş geldin kızım" dedi. Ben ne cevap vereceğimi bilmezken Sarp cevapladı.

"Siz tanışın gelininle" diyerek elimi bırakıp merdivenlerden hızlı adımlar ile üst kata çıktı.

"Otur kızım ayakta kalma." Kadın gülümseyerek konuşmuştu.

"Oturmak istemiyorum Sarp beni zorla kaçırdı, bir sürü adamla evimi bastı. Lütfen bana yardım edin bırakın beni gideyim."

Kadın iç çekerek "sende haklısın kızım ama ben ne yapsam da oğlumu engelleyemem" dedi. Yalvarır gözlerle ona baktım.

"Bakın ailemle aranızda geçmişten gelen bir düşmanlığınız var ben tam olarak neler yaşandı bilmiyorum. Eşiniz ben doğduğumda annemi öldürmüş. Ben bu zamana kadar öz ailemi tanımadan yaşadım, bunada eşiniz sebeb olmuş. Zamanında eşinizin yarım bıraktığı işi oğlunuz tamamlayacak" dedim hüzünle gözlerine bakarken.

Gözlerimin akmasına engel olamadım.

"Ben ölmek istemiyorum" dedim.

Kadın şaşkınca suratıma bakıp "ölmekmi? Dedi. O esnada salonun, arka bahçeye açılan büyük cam kapısı açıldı. Kucağında beyaz bir kedi ile benim yaşlarda bir kız girdi içeriye. Meraklı bir şekilde bana kaktı.

"Sende kimsin? Dedi.

Sanırım buda Sarp'ın kardeşi olmalıydı annesine çok benziyor. Tıpkı annesi gibi açık kumral saçları ve yeşil gözleri vardı.

Ben daha cevap veremeden Sarp merdivenleri inerken onu cevapladı.

"Yengen Ceyda" dedi. Kardeşi şaşırarak bize baktı. Sarp kardeşini bana göstererek,

"Kardeşim Sibel ve annem Aylin taniştığınıza göre biz gidebiliriz" dedi ve omuzlarımdan tutup beni kapıya doğru yönlendirdi. Biz kapıya doğru yürürken,

Aylin hanım "oğlum" diye seslendi.

Sarp dönünce bende onunla bir dönüp Aylin hanıma baktım. Buruk bir tebessüm vardı yüzünde.

"Kendinize dikkat edin" dedi.

Ne demek istedi ki şimdi Aylin hanım, Sarp beni öldürür diye düşünürken yanılıyormuydum acaba. Evden çıkarken elimi tutan eline baktım saçmalıktı bu, annemin katilinin oğluyla el ele tutuşuyordum.

Hızla elimi elinden çektim.

"Saçmalık bu, senin amacın ne hemen öğrenmek istiyorum" diye bağırdım.

"Beni nereye götürüyorsun? cevap ver.." Bir yandan bağırıyor, bir yandan yumruk yaptığım ellerimle vuruyordum göğsüne, kollarına nereye denk gelirse.

"Konuşsana beni öldürecek misin?

Sessizce durmuş beni izliyordu bu daha çok öfkelenmeme sebep oluyordu.

"Elbet babam bulacak bizi hesabını soracaklar sana" dedim.

Bir anda kollarını belime doladı. Beni kendisine çekti. Bu hareketi susmama sebep oldu. Göz göze geldik konuşmadan öylece gözlerime bakıyordu. Kollarından kurtulmaya çalıştım ama güçüm yetmedi. Başımı çevirip etrafımızdaki adamlara baktım hiç biri bize bakmıyordu. Önüme dönerken üst kattaki balkonda Sarp'ın bababası olduğunu tahmin ettiğim kişi ellerini cebine koymuş bize bakıyordu. Sap'a baktığımda gözlerini kısmış sırıtarak beni izliyordu.

Tekrar elinden kurtulmaya çalıştım ama yine başaramamıştım.

"Müstakbel karıcığımın iyice sinirleri bozulmuş, merak etme hepsi geçecek" diyerek tekrar elimi tutup beni arabaya bindirip yanıma oturdu. Arabayı yine Aytaç kullanıyordu.

Yol boyunca hiç Sarp'a dönmedim konuşmadım neden hala babam ve abim beni bulmadı ki.

Araba hava alanında durunca panikle Sarp'a döndüm.

"Niye buraya geldik nereye götürüyorsun beni? Dedim.

"Biraz hava değişikliği bize iyi gelecek" diyerek,

"Hadi inelim" dedi.

"Yo hayır bu doğru olamaz" dememle elimden tutup çekerek benide peşinden yürüttü. Her şeyi önceden pilanlayıp ayarlamişrı.

Özel uçağa binip beni zorla çekiştirerek koltuğa oturttu kendide yanıma oturdu. Daha başıma ne gelecekti bakalım. Şu an heyecan, panik, korku hepsini birden yaşıyordum.

Daha uçak kalkmadan Aytaç'ta binip karşımıza oturdu. Ardından Cem ve Erdem'de binince gözlerimi onlara çevirdim. Yan tarafımıza oturdular öfkeyle onlara bakıyordum.

Uçak hareket edince içimi daha çok panik sardı. Gözlerimi kapattım derin derin nefes aldım. Kulağımın dibinde Srp'ın nefesini hissettim.

"Korkuyorsan sarılabilirim" dedi. Kaşlarımı çatarak ona baktım çok yakınımdaydı. Sanki mümkün olacakmış gibi ondan uzaklaşmaya çalıştım.

Bir süre sonra "açmışsın" dedi omuz silkip mümkün olduğunca ona arkamı döndüm. Açmıydım bende bilmiyordum yemek yemeyi çok seven ben, bulunduğum durum yüzünden acıkmamıştım.

İki saatin ardından nereye geldiğimizi bilmediğim bir hava alanında uçak iniş yapmıştı. Uçaktan inince etrafımda gözlerimi gezdirdim. Yanlış mı görüyordum Muş hava alanı yazıyordu. Gözlerimi açmış şaşkın bakışlarımı Sarp'a çevirdim.

"Ne işimiz var bizim burada."

"Sana demiştim bizim hava değişikliğine ihtiyacımız var diye" dedi gülümseyerek.

Elini belime koyarak kendiyle bir yürümemi sağladı. İtiraz etmeden yürüdüm etsem ne olacaktı ki. Adam beni parasız pulsus ta Muş'a kadar getirmişti. Telefonumda yok, acaba babam beni arıyormudur buralara kadar geldiğimizi nereden bilecek ki.

Hava alanından çıkınca bizi bekleyen iki siyah arabaya bindik. Bu sefer arabayı başkası sürüyordu. Aytaç öne bizde arkaya binmiştik. Diğerleri ise öbür arabadaydı. Bir süre sonra geldiğimiz yerde Mutki'ye hoş geldiniz yazıyordu.

"Burası neresi? Diye sordum.

"Bitlis'in ilçesi Mutki" dedi Sarp.

Her yer yeşillik ve ağaçlar ile kaplı çok güzel bir ilçe. Etrafa büyük bir hayranlıkla baktım. Yeşilliklerin içinde apartman ve bir, iki katlı evler vardı. Hatta dağ yamaçlarında toprak evler bile vardı.

"Beğendin mi? Sarp'ın sorusuyla ona döndüm. Cevap vemeyecektim.

"Seni gezdiririm çok güzeldir buralar, annemin memleketi" dedi.

Yeşilliklerle dolu arazinin içine kurulu üç katlı büyük bir evin bahçesinde durdu arabalar. Eve doğru yürüyünce Sarp'ın elimi tutacağını anlayınca kollarımı bir birine doladım.

Eve girdiğimizde her yer çok düzenli ve temizdi. Büyük salona geçince hemen bulduğum ilk yere oturdum. Sarp önce bana bakarak üzerimi süzdü sonra kaşlarını çatarak diğerlerine döndü.

"Aytaç yemek söyleyin bize sonrada etrafın güvenliğini sağlayın" dedi.

"Sarp bu kadar adamla güvenliği sağlayamayız bir kaç adam daha getirteyim. Baskın yersek sayımız çok az" dedi.

"Şimdilik yeter, burada kalabalık istemiyorum hadi çıkın siz" dedi. Onlar salondan çıkarken tekrar bana dünüp üzerimi süzdü. Kaşları yine çatılmıştı.

"Daha kısa bir eteğin yokmuydu? deyince. Bir afalladım önce sonra başımı eğip eteğime baktım. Dizlerimin üzerindeydi kısa değildi.

Yüzüne bakarak, "nesi varmış eteğimin?

Hem seni ne ilgilendirir? İstediğim gibi giyinirim. Sen bana karışamazsın" dedim. Sesim biraz yüksek çıkmıştı.

Hala kaşları çatık bıkkınlıkla konuşmaya başladı, zaten o kaşlar hiç kalmasın dı.

"Seninde maşallahın var isteyince o çenen hiç susmaz" diyerek bana doğru bir kaç adım atarak çenemi tutup kaldırdı. Eğilerek gözlerime baktı.

"Yakında düğünümüz var bundan sonra ben ne istersem o olacak" dedi.

Sonrada elimi tutup,

"Gel benimle" dedi.

Düğünümüz dedi benimle neden evlenmek istiyor anlamıyorum. Açıkça konuşsa benimle, bana karşı ne hissettiğini bilsem,ama böyle olamaz onunla evlenemem. Tamam bende ona karşı bir şeyler hissediyorum ama böyle zorla onunla evlenemem.

Merdivenleri çıkıp büyük bir yatak odasına girdik. Her yer siyah ve gri tonlarında idi. Büyük elbise dolabına yöneldi içinden, bir tişört eşofman altı çıkarıp yatağın üstüne attı.

"Bunları giyin" dedi. Kıyafetleri elime alıp baktım.

"Bunları nasıl giyeceğim ben görmüyormusun? Çok büyükler hiç olurmu bana" dedim. Bir kıyafetlere baktı bir de bana.

"Ben anlamam bu etekle adamların içinde dolaşamazsın. Sana kıyafet alana kadar benimkileri giyeceksin. Üstünü değiştirip gel yemek yiyeceğiz" deyip çıktı odadan.

Dolaba baktım kıyafetlerini karıştıp bana daha uygun olabilecek siyah renginde alt üst tişört ve eşofman altı buldum. Giyinip aynaya baktım üst idare ederdi ama altı biraz büyüktü. Salona indiğimde sofrayı hazılıyorlardı. Hepbirlikte oturup yemeğimizi yedik.

Sarp'ın gözü sürekli üzerimdeydi ben ise hiç birine bakmıyordum çok acıkmıştım.

Yemekten sonra Aytaç hariç Cem, Erdem ve isimlerini bilmediğim, buraya geldiğimizde bizi arabalarla karşılayan iki kişiyle birlikte dışarıya çıktılar.

Sarp ve Aytaç konuşurken bende çaktırmadan ayaklanıp salon kapısına doğru yürüdüm.

"Nereye gidiyorsun? Sarp'ın sert sesini duyunca durdum, ona dönmeden odaya çıkıyorum dedim. Eğer dışarıya çıkacağımı söyleseydim kesinlikle izin vermezdi.

Kapıyı açıp dışarıya çıktım. Adamlar beni görünce nereye gidiyorum diye gözlerini bana diktiler. Nereye gidebilirdim ki. Bahçedeki sandalyelerden birini çekip oturdum. Gece olmuştu saatin kaç olduğunu bilmiyordum. Buranın havası bir başka güzeldi. Gözlerimi kapadım temiz havayı mümkün olduğunca içime çektim. Belki biraz içimi ferahlatırdı. Gözlerimi açtım canım yine sigara içmek istiyordu.

Eskiden arada keyiften sigara içerdim şimdi ise yaşadığım olaylar beni tiryaki etmişti. Karşımda duran Cem bana doğru gelmeye başladı.

"Ceyda bana karşı öfkelimisin hala" dedi.

Kollarımı kendime dolayarak,

"Sen üç yıldır babamın yanında çalışmışsın bunu ona nasıl yapabildin. Bu zamana kadar hiç kötülüğünü gördünmü? Ona ihanet ettin" dedim.

"Ben görevimi yaptım Ceyda. Sarp beni oraya seni bulmam için gönderdi. Şaşkınlıkla Cem'in yüzüne baktım.

"Üç yıldır benimi arıyordunuz."

"Evet" dedi.

"Cana yakınlığından dolayı gerçekten seninle arkadaş olmak istedim, bu rolümün bir parçası değildi" diyerek arkasını döndü. Tam gidecekken,

"Sigara var mı? Dedim gülerek bana döndü cebinden çıkardığı paketi ve çakmağı bana uzattı.

Sigaramı yakıp dudağıma götürdüm içime çektim. Şimdi telefonum olsaydı yanımda birde efkarlı bir şarkı iyi giderdi yanında.

End of chapter

4 comments