تخطٍ إلى المحتوى

ESİR

الفصل 18 · قراءة 15 دقيقة

ESİR

الفصل 18

17.

Oy ve yorumlarınızı

Bekliyorum arkadaşlar

Keyifli okumalar💜💜💜

"Sarp öldüreceksin yapma" dedim bir kaç kez, Sarp öfkesinden beni duymuyordu.

"Dur yeter" diye bağırdı Koray.

"Ceyda seni sevmiyor anladınmı o beni seviyor" dedi. Sarp aniden durup başını kaldırıp, bana döndü. Büyük bir şaşkınlıkla başımı yana sallayıp Sarp'a baktım. Buna inanamazdı. Benim onu sevmediğime inanamazdı.

Kaşlarını çatmış çok sinirli görünüyordu.

"Sarp..."

"Ceyda içeri gir" konuşmama izin vermeyip aniden bağırdı. Korkarak yerimde sıçradım. Tekrar Koray'a dönüp, kuvvetli bir yumruk daha attı. Göleğinin yakalarından tutarak mutfak kapısına doğru sürüklemeye başladı Koray'ı.

Arkalarından bir kaç adım attım.

"Sarp adamı öldüreceksin bırak artık" dedim. Kapıdan çıkacakken çatık kaşlarıyla bana döndü tekrar.

"Sana içeri gir demedimmi" diye bağırdı. Arkasından giden ayaklarım durdu. Şiddetli bir şekilde ağlamaya başladım. Korayı sürükleyerek bahçeye çıkardı.

"Ceyda n'oldu burada? Firuze abla yanıma gelmişti ama ben ağlamaktan buğulanmış gözlerimle göremiyordum onu.

"Ceyda neyin var? N'oluyor? Dedi Elif.

Arkadaşımın sesini duyunca ağlamam daha çok şiddetlendi. Yasemin ve Aslı'da gelmişti. Hıçkıra hıçkıra ağladığım için nefesim tıkanıyordu.

"Sakin ol bitanem gel şöyle otur diyerek mutfakta bir sandalyeye oturttular beni.

Canım arkadaşlarım onları görünce sakinleşmem gerekirken daha çok ağlıyordum. Elif önümde diz çöküp ellerimi tuttu.

"Ceyda'cım şimdi biraz sakin olup bize n'oldugunu anlatırmısın?

Dşarıdan Sarp'ın bağırış sesi gelince, Yasemin mutfak kapısına ilerleyip,

"Sarp çıldırmış, birini öldüresiye dövüyor." Deyince ağlamam şiddetini daha çok arttırdı.

"Ceyda sakin ol lütfet anlat artık n'oluyur? Sarp kimi dövüyor? dedi Elif.

Hıçkırıklarımın arasından zorlukla,

"Koray" dedim

"Kim Koray doktor olan mı? Dedi Aslı.

"Hıhı" dedim başımı sallayarak.

"Beni zorla götürmeye çalıştı."

"Neden? dedi Firuze abla şaşırarak.

"Lavaboya girmiştim. Çıkarken arkamdan sarıldı. Bu düğün olamaz seni Sarp'a bırakmam benimle geleceksin diyerek, beni zorla kaçırmaya çalıştı."

"Nasıl ya, adi herife bak" dedi Aslı. "Demekki gözü varmış sende."

"Olamaz!..." Hepimiz mutfak kapısından bahçeye bakarak bağıran Yasemin'e döndük.

"Sarp adamı öldürdü" Sesinden korktuğu belli oluyordu. Kızlar Yasemin'in yanına koşarken, ben yerimde kaskatı kesilmiştim. İnanmak istemedim.

"Geliyor" dedi Firuze abla. Kalbim sıkışıyordu, korkuyordum.

"İnanamıyorum ya adamlar resmen dokturun cansız bedenini sürükleyerek götürdüler."

Biz korku ve endişeyle birbirimize bakarken, Sarp bir hışımla içeri girdi. Duraksayıp bakışlarını kızların üzerinde gezdirdi.

"Bizi biraz yalnız bırakırmınız? dedi Kaşlarını çatmış, nefes nefese kalmıştı.

Kızlar çıkarken gözlerime bakış atarak çıkıyorlardı. Benin için endişeleniyor lardı. Bakışlarımı Sarp'a çevirip yüzüne baktım. Koyu kumral saçları alnına dökülmüş, kahve gözleri artık kararmıştı. Bana doğru bir iki adım atı durdu.

"Ceyda seni dinliyorum" dedi. Dilim tutuldu konuşamadım. Öylece gözlerimi irice açmış kıpırdamadan ona bakıyordum.

"Ceyda" diye bağırdığında korkudan yerimde sıçradım.

"Bu gördüğüm saçmalık da neydi cevap ver?"

"Bağırma bana" dedim. Elimde olmadan yine ağlıyordum.

"Tamam bağırmıyorum." Ellerini iki yanlarına koyup sesini daha sakin çıkması için derin nefes aldı.

"Şimdi bana o adi herifin seni ne zamandır rahatsız ettiğini söyle?

Ve neden bundan benim haberim yok."

"Ben onu tanımıyorum sadece bir kaç kez görmüştüm. Annem geldiğinden beri tedavisi için geliyordu eve. Gelinlik aldığımız gün, bana Sarpı sevmediğini biliyorum, seni bırakmayacağım dedi. Bu gecede zorla götürmeye kalktı" dedim hala gözlerimden yaşlar akıyordu.

"Sarp, ona inanmadın değilmi? Onu sevdiğim...."

"Sus Ceyda" diyerek bana doğru geldi. İnanmıştı işte, o pisliğe inanmıştı.

N'olacaktı şimdi ben napacaktım.

Geldi, diz çökerek önümde oturdu. Gözlerime baktı.

"O cümleyi tamamlama, senin benden başkasını sevebilme ihtimalin gibi bir şey olamaz. Bunu duymaya bile tahammül edemem."

Şaşırarak baktım aşık olduğum gözlerine.

"O pisliğe inanmadın yani? Dedim.

"İnanmadım" dedi. Bakışları yumuşamıştı.

"Peki neden bana bağırdın?" Dedim ağlamam durmuştu ama hala hıçkırarak iç çekiyordum.

"Neden inanmış gibi kaşlarını çattın?"

Omzuna çok sert olmayan iki yumruk attım.

"Beni ne kadar korkuttuğunun farkında mısın?" Öfkesi dinmişti. Yüzü gülüyordu.

"Özür dilerim güzel karıcığım, o manzarayı görünce aklım başımdan gitti. Sana dokunmasını kaldıramadım. Bende öfkelenince böyle bir adam oluyorum" diyerek iyice yakınlaştı.

"Beni affetmen için napabilirim" dedi.

Çok yakınımdaydı tatlı tatlı gülümsüyordu. Sanki az önce bir adamı öldürmemişti. Birden gözlerim aklıma gelenle büyüdü. Sahiden ölmüşmüydü?

Sarp gözlerime bakıp, "ne" dedi.

"Sarp adamı öldürdün mü gerçekten? dedim.

Bir kaç saniye tepkisiz suratıma baktı.

"Sana dokunduğu için onu öldürmek isterdim ama yaşıyor malesef. Babanın korumaları zorla elimden aldı." Bir an öfkelenir gibi olup tekrar kendini toparladı.

"Boş ver şimdi onu. Beni affetmen için ne yapmalıyım güzelim, ne istersin benden." Sesi çok sakin, rahatlatıcı bir tonda çıkmıştı.

"Şey bir şey var aslında" dedim. Bu isteğimi yapmayacağını biliyordum ama yinede şansımı denedim.

"Benim mahallemde bir kız evlendiğinde, eline yakılan kınayı yedi cami dolaşıp damat yıkardı" dediğimde Sarp dikkatlice beni dinliyordu. Birazda şaşkındı.

"Yedi cami? Dedi sorarcasına. Başımı onaylarcasına salladım.

"Ama bana bir cami yeter" dedim. Şaşkınlığını atıp gülümseyerek, önce göz yaşlarımı sildi. Beni kolları arasına alıp, dudaklarıma yapıştı. Kendimi onun bana huzur verdiği kollarına bıraktım.

******

Ben Sarp'a bana bir cami yeter demiştim ama o beni yedi cami gezdirmişti. Normalde yürüyerek camiler geziliyordu ama Sarp bunun mümkün olmayacağını söyleyip, arabalar ile gezmiştik.

Biraz kalabalıktık. Biraz dediğim baya kalabalıktık. Resmen arabalar ile konvoy oluşturmuştuk. Kalabalığın yarısı korumalardan oluşuyordu.

Ellerimi en son gideceğimiz Sultan Ahmet Camisi'nde yıkamak istemiştim. Cami'ye geldiğimizde arabalardan indik. Sarp yanıma gelip, elimi tutarken göz göze geldik. İkimizde çocuklar gibi gülümsüyorduk. Sarp'ın da benim gibi çok mutlu olduğu her halinden belli oluyordu.

Cami'ye doğru yürüyeceğiz serada Erdem'in arkamızdan "abi" diye seslendiğini duyduk. Geriye dönüp Erdem'e baktık.

"Abi, ya daha kaç Cami gezeceğiz? Yirmi sekiz yıllık hayatım boyunca bu kadar cami gezmedim. Sabah oldu artık birazdan gün açılacak ne zaman eve gidip te dinleneceğiz?" Erdem konuşurken gerçekten yorulduğu yüzünden okunuyordu.

"Oğlum fena mı oldu belki böylelikle biraz imana gelirsiniz" diyerek güldü Sarp. Onunla birlikte ben ve diğerleride gülüyorduk.

Ardından Cem, "valla bu gidişle yenge hepimizi imana getirecek" diyerek gülümeye başladı. Herkesin yüzü gülüyordu.

Sarp ile Cami'nin ceşmesinin önünde oturduk. Sarp elimdeki kına eldivenlerini çözerken, bende gülümseyerek onu izliyordum. Eldivenleri çıkarıp, önce sağ elimi akan suyun altına götürüp sanki önemli bir iş yapıyormuş gibi itina ile kınalardan arınana kadar güzelce yıkadı. Gülümseyerek gözlerime bakıp, sol elimi yıkamaya başladı. Sarp'ın hiç bu kadar gülümsediğini görmemiştim.

Arkadaşlarım, Sibel ve kuzenleri olarak tanıştırdığı kızlar, Sarp ve benim her halimizi fotoğraflıyorlardı.

Sonunda cami gezimiz bitince evlerimize dönmüştük. Konvoy halinde arabalarla cami cami dolaşmamız biraz saçma olmuş olsada gecemiz çok güzel geçmişti. Mahallemdeki gibi şarkılar eşliğinde oynayarak yürümesekte bir ara parkın birinde durup, arabadan yükselen müzük eşliğinde oynayak eğlenmiştik.

Eve geldiğimizde Firuze abla hariç arkadaşlarım bizde kalacaktı. Tabiki Sibelde. Sarp gitmeden önce bana sıkıca sarıldı. Kokumu içine çekerek kulağıma fısıldadı..

"Ayrı geçireceğimiz son gecemiz. Bundan sonra asla sensiz uyumayacağım haberin olsun. Yarını, bana geleceğin günü sabırsızlıkla bekleyeceğim" diyerek saçlarıma öpücük kondurup gitti.

Gözlerimi kapayıp derin nefesler alıp verdim elimi göğsüme koyarak. Çok mutluydum. Aklıma Sarpın evine ilk girişim geldi. Onunla bu kadar mutlu olacağım hiç aklıma gelmezdi. Arkamdaki kikirdemeler beni kendime getirdi. Kızlara döndüğümde bana bakıp alaylı bir şekilde gülüyorlardı. Bende dayanamayıp gülümsedim.

"Sessiz olun kızlar herkesi uyandıracaksınız" diyerek yukarıyı işaret ettim.

Üst kata geldiğimizde kalacakları odaları gösterdim ama benim odamda kalmak için ısrar ettiler. Ne kadar yerimiz yok desemde beni dinlemeyip odama kuruldular. Enson çareyi başka odalardan topladığımız yorgan ve yastıklarla büyük bir yer yatağı yapmakta bulduk.

Çok yorulmuştum. Sağımda Yasemin, solumda Sibel, Sibel'in yanında Elif ve son olarak ta Aslı, yer yatağında dizilmiştik.

"Abimle nasıl tanıştınız Ceyda anlatır mısın?" Sibel'in sorusuyla uykulu gözlerimi açtım.

"Bunu sana sonra anlatsam canım" iyice mayışmıştım. Uyumak istiyordum. Muhtemelen bir kaç saat sonra bizi kaldıracaklardı.

"Ama çok merak ediyorum. Abim gibi odun birini kendine nasıl aşık ettin?"

Gülümseyerek masal gibi anlatmaya başladım.

"Ormanda kayboldum, biraz ileride gördüğüm güzel evi çok merak etmiştim. Birde yardım istemek için evin bahçesine girince, bir gurup silahlı adam beni karşıladı. Patronlarını arayıp davetsiz misafirimiz var deyince, patronlarıda getirin diye emir verdi. Başıma neler geleceğinden habersiz içime şiddetli korkular girmişti. Ama kötü patronun kötü adamları beni sürükleyerek eve götürüp patetes çuvalı gibi kötü patronlarının önüne attılar."

Sibel kikirdeyerek, "güzel yengeciğim masalın çok güzelmiş ama ben senin hikayeni dinlemek isterim."

Aslı, Sİbel'in söylediklerine karşı uykulu sesiyle homurdanarak, "o odun abinin nasıl tanışmasını bekliyorsun ki?" diye söylendi.

Sibel şaşkın sesiyle "siz ciddisiniz?" Dedi sorarcasına.

"Devam eder misin yengeciğim çok merak ettim? dedi.

Gülümseyerek devam ettim.

"Yere düştüğümde her yerim ağrımıştı. Başımı kaldırdığımda kötü bakışlarıyla beni izleyen adamı gördüm. Korkunun verdiği adrenalinle kaçmaya çalıştım. Ama beni yakalayıp evine hapsetti. Bana aşık olan adam günlerce beni esir aldı. Sonunda da zorla evlenip karısı yaptı."

Sibel yatakta doğrulup gözlerini dehşetle açıp, bana dikti.

"Abimin seni bize getirdiği gün, bana yardım edin? demiştin. Beni zorla kaçırdı dediğinde inanmamıştım" dedi.

Şaşkın suratı çok komik görünüyordu uykulu gözlerime.

"Bırakta uyuyayım Sibel'cim malum yarın uykuda kalıp kötü adamı kızdırmak istemem" dedim.

************

Kulağıma birinin ismimi seslendiğini duyuyordum. Uyanmak istiyordum ama bir türlü gözlerim açılmıyordu. Bir yandan da üzerimde beni sıkıştıran bir baskı vardı. İsmimi seslelen kişi hala bir şeyler söyleniyordu.

"Şunların haline bak Hatice, başka odamı yoktu üst üste birde yerde uyumuşlar. Hasta olacak çocuklar."

"Ama çok tatlı görünüyorla değilmi?

Gözlerimi zorlukla açıp etrafa baktım.

"Babaanne" dedim.

"Ya babaannen, bir saattir başınızda durmuş size sesleniyoruz. Saat kaç oldu sanki bu gün ben evleniyorum?" Deyince birden gözümün önüne gelinlikler içinde babaannen geldi. Gülümsemeye başladım.

Üzerime baktığımda beni sıkıştıran baskının, Yasemin ve Sibel olduğunu gördüm. Resmen ikiside üzerimde yatıyordu.

"Üzerimden kalkarmısınız bayanlar" diye bağırdım.

"N'oluyo ya" diyerek uyanmaya çalıştılar.

"N'olucak Yasemin birdi iki oldu. Mümkünse bir daha benimle uyumayın."

İkisinide ittirerek yerden kalkmaya çalıştım.

Yasemin gülerek, "istesende bizimle uyuyamassın artık şekerim, Sarp sensiz uyurmu sandın ayol" deyince elime gecen yastığı Yasemin'e fırlattım. Yasemin ona çarpan yastığı alıp bana atarken Sibel'e çarptı. N'oldugunu anlamadan diğerleride ayaklandı. Yastıklar havada uçuşuyordu. Babaannem bağırınca durup birbirimize baktık. Hepimizin saç baş dağılmıştı.

Babaannem gülüyordu.

"Kızlar bu gün çok işimiz var malum akşama düğünümüz var hemen toparlanıp kahvaltıya gelin. Sakın gecikmeyin" diyerek odadan çıkınca Hatice ablada arkasından çıktı. Biz bir süre daha gülerek yastık savaşı yaptık. Sanki içimizdeki bütün enerjimiz hareketlenmişti. Bir süre sonra durup birbirimize sarıldık.

Kahvaltıya indiğimizde abim de gelmişti. Kaç gündür onu göremeyişimden deli gibi özlemiştim.

"Abi" diye bağırarak boynuna sarıldım." Bu hareketim onu çok mutlu etmiş olmalı ki kahkaha atarak gülüyordu.

"Bakıyorum da beni çok özlemişsin? dedi.

"Özledim" dedim. "Bir haftadır seni görmüyorum. Telefonlarımı açmadın. Bir kere konuşabildik onu da..." Diyerek Yasemin'e döndüm. Gözleri sus diyerek bakıyordu. Sinsice gülerek abime baktım meşkuldun beni başından savdın" dedim.

Abim, "hadi oturalım sofraya" dedi gülümseyerek.

"Abi bu günde gelmezsin sanmıştım."

"Kardeşimin en güzel gününde onu yalnız bırakır mıyım." Diyerek kolunu boynuma atarak beni kendine çekti. Saçlarımdan öptü.

"Özür dilerim" dedi. Başımı kaldıp gözlerine baktım.

"Annem yüzünden yaşamak zorunda oldukların için" dedi.

"Abi senin bir suçun yok" dedim, gözlerine bakarken.

"Sevdiğin adamdan seni ayırmaya çalıştığım için" dedi gözleri dolarken.

"Sevdiğin adamın vurulmasına müsade ettiğim için" dedi pişmanlığını dile getirerek.

******

Kahvaltıdan sonra babam benimle konuşması gerektiğini söylediği için çalışma odasına çıkmıştık. Önceki gece Koray'ın bana yaptıklarını öğrenmişti. Neden ondan sakladığımı sorgulamıştı. Sarp'ın onu dövmesiyle ağır bir şekilde yaralanmış hastanede yattığını, bir daha yakınıma bile yeklaşamayacağını söyledi.

Bu gün evden ayrılıp başka bir ailenin içinde yaşayacağımı, her ne olursa olsun her sorunumu onunla baba kız gibi paylaşmam gerektiğini konuştuk.

"Her zaman yanındayım kuçuk kızım" diyerek sarıldı bana.

"Teşekkür ederim babacığım. Biliyorum benim için her şeyi yaparsın. Bende sizin için" dedim, onun gibi sımsıkı sarılarak.

******

Gelinliğimi giyinmiş, eve gelen kuaförde saçımı ve makyajımı yapmıştı. Kızlarda getirttikleri kıyafetlerini giyinip hazırlanmışlardı. Prenses modeli gelinliğim çok yakışmıştı. Altına giyindiğim topuklu beyaz ayakkabılarım ile boyum biraz uzamıştı. Sarp'ın boyuna yetişemedim ama biraz daha yakın olurdum herhalde. Lüle lüle yapılmış saçlarımı dağınık topuz yapıp güzel bir taç takmışlardı. Makyajım hiç abartılı değildi.

Kaderin seslenmesiyle bakışlarımı boy aynasından çekip ona baktım. Üzerine şık bir elbise giyinmiş bana bakıyordu. Oda sevdiği adam ile yeni nişanlanmıştı. Yüzü hep gülüyordu mutluluktan.

"Ceyda'cım birazdan damat tarafı gelecekmiş babaannen artık insinler dedi."

"Tamam Kader'cim" dedim gülümseyerek.

"Bu arada çok güzel olmuşsun. Enişte de gelecekmi düğüne" dedim.

"Teşekkür ederim, gelecek tabi seninle tanıştırırım" dedi.

"Ay erkek tarafı gelecekmiş bu arada ben kız tarafımı oluyorum? Diyerek gülümsedi Sibel.

"Sen bu ortamı bırakıp nereye gideceksin kızım" dedi Yasemin.

Hepimiz gülümseyerek salona geldik. Ev kalabalıktı. Herkesi bir telelaş almıştı.

Abim ayakta kırmızı kuşakla beni bekliyordu. Eğilip kuşağımı belime bağlarken görüş açıma Sarp girdi. Gülümseyerek beni izliyordu.

Abim kuşağımı bağlayıp sarılıp öptü beni.

"Ömür boyu mutlu ol güzel kardeşim" dedi. Kolunu uzattı. Gülümseyerek koluna girdim. Bu şekilde yürüyerek, Sarp'ın önünde durduk. İkiside birbirine bakıyordu.

Abim, "kardeşimi sana emanet ediyorum" dedi. Nefret ediyor gibi bakıyordu Sarp'a.

"Unutma sana hala güvenmiyorum. Kardeşim benim herşeyimdir onu üzdüğünü duyarsam yarım kalan işi tamamlamakta tereddüt bile etmem."

Bir an içimi kaplayan endişe ile, "abi" dedim susmasını dileyerek. Sarp suratında ki alaycı ifadesiyle abime yaklaştı.

"Emin ol güzel karımın hatırına yaşıyorsun" dedi. Abimin suratı iyice gerildi. Tam azını açmış konuşacağı zaman babam yanımıza geldi.

"Kızımın en mutlu gününü mahvetmeye ne kadarda meraklısınız" dedi.

"Sarp hadi çıkın" dedi.

Sarp elimi tutarak beni evden çıkardı. Moralim bozulmuştu daha az öncesine kadar mutluluktan havalara uçuyordum.

Arabanın ön koltuğuna otururken Sarp iyice bana yanaştı. Göz göze geldik.

"Asma o güzel yüzünü" diyerek gülümsedi bir yandanda kemerimi takıyordu. Onu kaybetme korkusu doldu içime. Kollarımı açıp sıkıca sarıldım boynuna.

Kahkaha atarak, "güzelim, bundan sonra seninim istediğin kadar sarılabilirsin" dedi.

******

Düğünümüz Sarp'ın ailesiyle yaşadığı büyük evin bahçesinde olacaktı. Şu anda büyük bir heyecanla odanın içinde ellerimle oynayarak volta atıyordum. Yanımda canım arkadaşlarım sevgili görümcem hepsi birbirinden şık oturuyorlardı.

"Ceyda biraz otursan zaten bütün gece yorulacaksın" dedi Elif. İyi kalpli arkadaşımın masum yüzüne baktım.

"Biliyorum Elif'im ama çok heyecanlıyım elimde değil" dedim.

Sibel gülümseyerek, "valla bende abim gibi bir yakışıklıyla evlenseydim senin gibi çok heyecanlı olurdum" dedi. Ona gülümseyerek cevap verirken kapı çaldı. Sarp'ın geldiğini düşünerek hızla kapıya ilerledim. Arkamdan Sibel "bak bak kocası geldi diye nasılda koşuyor" diyerek kahkaha attı.

Kapıyı açtığımda siyah takımıyla çok yakışıklı görünen Kaya karşımdaydı.

"Ceyda" diyerek birden bana sarıldı.

"Hayırsız, kaç gündür neredesin?

"Haklısın güzelim ama bazı işlerim vardı."

"Bu işlerin benden daha mı önemliydi acaba?

"Senden önemli olabilirmi? Babam çağırmıştı. Aramızı düzelttik. Şirketin başına geçmemi istedi."

"Peki sen n'aptın? Dedim merak ederek.

"Kabul ettim" diyerek gülümsedi. Kızlarla birlikte bağırarak Kaya'ya sarıldık.

"Yeter kızlar boğacaksınız beni" diyen Kaya'dan gülüşerek ayrıldık. Elimi tutup kendi etrafında döndürdü.

"Ceyda prenses gibi olmuşsun. Bu ne güzellik kızım? Diyerek kızları süzdü.

"Hepinizde birer fıstık olmuşsunuz" diyerek,bir kenarda sessizce oturan Sibel'e kaydı bakışları.

Elimi bırakarak Sibel'e yaklaştı.

"Bu güzel hanımla beni tanıştırmayacakmısınız? dedi.

"Sibel" dedim Kaya Sibel'in elini öperken. Birbirlerinin üzerinden gözlerini alamıyorlardı.

"Sarp'ın kardeşi."

Tam ağzında küfür savuracağı sırada kızlar ile, "Kaya" diye bağırdık. Malum Sarpı fazla hazmetmiyordu.

Kapı tekrar çalınca bu sefer kapıyı Kaya açtı. Sarp kapıyı açanın Kaya olduğunu görünce. Gülen yüzü ciddileşti.

"Kızların içinde ne şin var lan" dedi.

"Kardeşlerimi görmek için senden izin mi alacaktım? dedi Kaya.

Sarp Kaya'ı itip karşıma geldiğinde, gülümseyerek onu seyrettim. Siyah takım kıyafeti ve özenle şekillendirdiği saçıyla çok yakışıklı olmuştu. Oda beni süzüyordu. Yakınlaşıp alnımdan öperken kokumu içine cekti.

"Çok güzelsin" dedi. Kolları belimi sararken göz göze geldik. Birbirimize hayranlıkla bakarken, kalbimde kelebekler uçuşuyordu. Heyecandan yutkunamıyordum.

Kapının çalmasıyla o yöne döndük. Kaya kapıyı açınca şık takımıyla Cem kapıda belirdi. Yakalarını tutarak selam verir gibi hareket yaparak,

"Abi herkes sizi bekliyor" dedi.

Sarp gözlerime bakarak elimi tuttu. Birlikte odadan çıkıp bahçeye çıktık. Çiçekler ile süslü yoldan geçerken, arkadaşlarım ve bir çok koruma da bizimle geliyordu. Düğün alanına geldiğimizde gördüğüm kalabalık beni çok şaşırtmıştı. Biz piste ulaşdığımızda dans müziği çalmaya başladı.

Sarp belimi kavradığı gibi dansa başladık. O anda sanki sadece Sarp ve ben vardık, etraf silinmişti. Onun kollarında dans ederken ayaklarım yerden kesiliyordu.

Etrafıma baktığımda bir çok çif dans ederek bize eşlik etmeye başladı. Görüş açımda Yasem ile abim, Aslı Erdem ile Elif Cem ile dans ediyordu. Onlara gülümseyerek baktım. Sanırım arkadaşlarım ruh ikizlerini bulmuşlardı.

Bir an Sibel'i Kaya'nın kollarında dans ederken görünce gülüşüm durdu. Sarp görse tatsızlık çıkarabilirdi. Bu Kaya'da canına susamıştı.

"Neden güzel yüzün asıldı bebeğim?"

Bir an şaşkınlıkla gözlerine baktım "bebeğim mi demişti o"

Seslice gülmeye başladı.

"N'oldu şimdide şaşkın şaşkın bakıyorsun?" Heyecandan neden suratımı asmıştım? unuttum. Birde böyle tatlı tatlı gülüşü yokmu bana herşeyi unutturuyordu.

"Mutluluktan seninde ayakların yerden kesildi itiraf et güzelim? Bana deli gibi aşık oldun?" Kendimi toparlayıp sırıttım.

"Asıl sen bana deli gibi aşıksın?"

"Ben sana zaten deliyim" dedi iyice bana sokularak.

******

Herkesin keyfi yerindeydi. Sarp ile bütün misafirlere selam verdik. Çoğuyla tanıştık. Urfa, Bitlis, İzmir ve bir çok şehirden akrabalar gelmişti. Meğer ne çok akrabam varmış. Hiç tanımadığım bir çok kuzenim ile tanışmıştım.

Müzük her telden çalıyordu. Doğum günümde ki gibi halay müzikleri çalmaya başladı. Oturduğum masaya Kaya gelip beni çekiştirerek insanların arasına götürdü. Sarp neredeydi bilmiyorum.

Kaya halayı öğretmişti öğretmenine ama gelinliğimin genişliği oynamamı engelliyordu. Kaya en son çarayi beni halay başına koymakla bulmuştu.

Müzik sesinden bağırarak, "Kaya sence bu biraz tuhaf olmadı mı?" dedim.

Gülümseyerek, "bu gece senin eğlenmene bak prenses" dedi.

Halay sürekli dönüyor, bizde kendimizi iyice kaptırmıştık. Yüzüm sürekli gülüyordu. Müzik durunca bizde dumak zorunda kalmıştık. Sarp birden önümde belirdi.

"Bakıyorum da çok eğleniyor sun karıcığım? Yoruldun biraz oturalım" diyerek elimi tuttu.

"Hem sen böyle oynamayı nereden öğrendin? dedi

"Tabiki Kaya öğretti" dedim. Kaya'nın ismini duyunca suratını ekşitti.

"Kaya'yı artık sevsen iyi edersin" dedim.

Gülümseyerek, "ne sevecekmişim o herifi" dedi.

Yerimize oturacağımız zaman. Ailem ve Sarpın ailesi yanımıza gelerek bir çok takı takmaya başladılar. Ardından gelen akraba ve misafirler takılar takıyorlardı. Sarp'a dönüp baktım büyük bir şaşkınlıkla, Gülümseyerek karşılık verdi. Şaşırmam takıların çok olmasındandı neredeyse kendimi taşıyamayacaktım. Nihayet takı merasimi bitince oturup biraz dinlenmiştim.

Müzük çalmaya devam ediyordu. Arkadaşlarım bizi çekiştirerek kaldırdılar. Eteğimin iki tarafından tutup yürürken üzerime baktım kollarım, boynum altından görünmüyordu. Sarp'ın babası altın kemer bile takmıştı.

Bir süre eğlendikten sonra gecenin sonuna gelmiştik. Artık ailem ile veda vaktiydi. Herkes ile tektek sarılıyordum. Sanki başka şehre gidecekmişim gibi.

Babaannem, "kuzum" diyerek ağlamaya başladı. Ardından Hatice abla, Kader, arkadaşlarım.

Elimle Yasemin'in omzuna hafifçe vurdum.

"Saçmalamayın kızlar napıyorsunuz? dedim.

Elif, "herkes ağlayınca tutamadık kendimizi, sende çok duygusuzsun gözünden bir damla bile yaş gelmedi" deyünce, "ne ağlıcakmışım" diyerek güldüm.

O anda karşımda gördüğüm kişi ile şaşkınlıktan gülüşüm durdu.

İnanamadım gözlerim doldu, herkesin ağlamasına tepkisiz kalan ben şimdi oluk oluk göz yaşları döküyordum.

"Anne" dedim. Şık koyu mavi bir elbise giyinmiş. Kumral saçlarını toplamış gülüyordu. İyiydi benim için gelmişti.

"Kızım" diyerek seslendi. Konuştu, ilk defa sesini duydum.

"Annem" diyerek boynuna sarıldım.

"İyisin, beni tanıyorsun, benim için geldin" dedim.

Sıkıca sarıldı, öptü, kokladı.

"Senin için geldim yavrum" dedi.

Umarım keyifle okumuşsunuzdur.

Beğeni ve yorumlarınız için

Şimdiden teşekkür ederim.

💜💜💜

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere hoşça kalın.

نهاية الفصل

3 تعليق