تخطٍ إلى المحتوى

ESİR

الفصل 10 · قراءة 12 دقيقة

ESİR

الفصل 10

9.

Ne kadar bahçede oturdum bilmiyorum üç tane sigara içmiştim. Ne yapacağımı ne düşüneceğimi bilemiyordum artık. Pikolojim de iyi değildi zaten, nekadar artık kafama hiç birşeyi takmayacağım desemde olmuyordu.

Kapının açılma sesini duydum ama dönüpte bakmadım. Ayak sesleri bana doğru yaklaştı.

"Şu sigarayada iyi alıştın bu günlerde fazla içiyorsun" bu tabiki Sarp'tı. Aldırış etmedim dönüpte bakmadım yüzüne.

Kolumdan tutup beni oturduğum sandalyeden kaldırarak, kendine çekti. Belime sarılarak,"Hadi geç oldu uyuyalım" dedi.

Yüzüne bakmadan kollarından kurtulmaya çalıştım. İtiraz etmeden bıraktı beni. İçeriye girdiğimde oda arkamdan geliyordu.

Bu gün yaşadığım sayısız ruh halim beni çok yormuştu çokta uykum geliyordu. Üst kata geldiğimizde üzerimi değiştirdiğim odayı işaret etti. Odaya girdiğimizde dönüp yüzüne baktım.

"Hadi sen çık uyuyacağım ben" dedim.

Yanakları kıvrıldı yüzümü süzerken.

"Malesef müstakbel karıcığım bundan sonra birlikte yatacağız."

Söylediği şeyle közlerim fal taşı gibi açıldı. Uyku muyku kalmadı bende.

"Ne saçmalıyorsun sen, hayatta seninle uyumam çık dışarı" diye bağırdım.

"Hem ne evliliğinden bahsediyorsun seninle evlenmeyeceğim. Yeter artık ya senden kurtulmak istiyorum."

Ağır adımlarla üzerime gelirken,

"Boşunamı seni kaçırdım artık benimsin" dedi. Kollarımdan tutarak beni duvar ve kendi arasına sıkıştırdı. Kollarımı sıkıca tutup üzerime eğilerek yanağımı öptü.

Ne yapıyordu bu?

Onu itmeye çalıştım ama gücüm yetmedi.

"Bırak beni" derken sesim kısık çıkmıştı. Ondan ve yakınlığından korkuyordum. Göz yaşlarım akmaya başladı, yüzünü boynuma gömerken hıçkırarak ağlamaya başladım. Kokumu içine çekerek öptü hamen geri çekilip yüzüme baktı.

"Ağlama" diyerek ellerini üzerimden çekip teslim oluyormuş gibi yukarı kaldırdı.

"Tamam Ceyda'm dokunmuyorum sana yeterki ağlama" dedi. Ben ise duvara yapışmış ağlamamı durduramıyordum.

Usulca ellerimi tutup yatağa uzanmamı sağladı, üzerimi örttü.

"Ben koltukta yatarım düğünümüze kadar dokunmam sana" dedi ve camın önündeki koltuğa uzandı.

Gözlerimi kapatıp uyumaya çalıştım. Uyuyamazdım ki elimde olmadan içimi çeke çeke ağladım. Göz yaşlarımı sildikçe yenileri akıyordu.

Bu adamla nasıl evlenicem, yakında düğünümüz var diyor beni sevdiğine inanmıyorum sevse bu kadar kaba olmazdı. En önemlisi annemin katilinin oğluydu.

*****************

(Yazardan)

Sarp Ceyda'ya yaptıkları için pişman olmuştu. Koltukta uzanırken,

"Üzerine çok gittim biliyorum Ceyda'm ama yarın seninle herşeyi konuşacağım" diye düşündü. "Biliyorum benden nefret ediyorsun herşeyi düzelteceğim. Bir bilsen sana ilk görüşte tutulduğumu" dedi kendi kendine. Hala Ceyda'nın içini çeke çeke ağladığını duyuyordu. Eğer şimdi konuşursa Ceyda'nın onu anlamayacağını düşündü. Sabah konuşursa daha sağlıklı olurdu.

******

Aziz bey, Atlas ve şirket çalışanları ile toplantıdayken telefonu çaldı. Arayan babası Ahmet beydi hemen telefonu açıp cevapladı.

"Efendim baba."

"Oğlum hemen eve gelmelisiniz" sesi telaşlı geliyordu.

"N'oldu baba bir şey mi var" dedi.

"Sarp adamları ile evi bastı Ceyda'yı kaçırdı."

Aziz duydukları karşısında öfkelenip toplantı masasındaki çalışanlarına kaşlarını çatarak "çıkın" dedi. Atlas hariç herkes çıkınca babası ile konuşmaya devam etti.

"Ne demek Ceyda'yı kaçırdı" deyince Atlas oturduğu yerden bir anda kalktı.

"Onca adamı boşunamı diktim ben oraya. Sarp Kızımı kaçırırken onlar neredeydi" diyerek öfkeyle telefonu kapattı.

Aziz bey ve Atlas hızla şirketten çıkıp eve geldiklerinde evde çalışan adamları başlarını eğererek olayı anlattılar. İki yaralı adamlarının olup hastaneye kaldıkdıklarını ayrıca Cem ve Ender'in Sarp'ın adamları olduğunu söylediler. Aziz bey öfkeden deliye dönmüştü.

"Ben sizi buraya eşşek başı olarak mı diktim, nasıl böyle bir şeye izin verirsiniz lan" dedi. Adamlar korkudan cevap veremiyorlardı. Silahını çekip adamlara doğrultarak, ben sizi gebertmeyeyimde ne yapayım lan" dedi o anda Aziz Bey'in babası bahçeye çıkmış onları izliyordu.

"Aziz dur" dedi onlara doğru yürürken.

"Çok kalabalıklardı bırak çocukları şimdi öfkelenmenin sırası değil hemen gidip Ceyda'yı bulun" dedi.

"Neden haber vermekte geciktiniz dede" dedi Atlas, öfkesine hakim olamıyordu.

"Oğlum Sarp Ceydayı götürdükten sonra adamlar bir süre başımızda kalmaya devam etti. Arayamadım onlar çekilince anca arayabildim, çok üzgünüm torunumu koruyamadım" dedi üzgünce.

Atlas adamlara dönüp,

"kahretsin O Sarp'ı geberteceğim" diyerek adamlara bağırdı.

"Hadi hazırlanın eve baskın yapacağız."

Atlas ve babası adamlarını toplayıp arabalarına bindiler. Aslan beyin evine geldiklerinde bahçe kapısı boştu bunda bir tuhaflık vardı. Kapıyı açmaya çalıştılar ama kapı kilitliydi. Atlas kapının kilidine ateş ederek, hepsi birlikte silahlarını doğrultarak temkinli bir şekilde içeriye girdiler. Girdikleri gibi bahçeyide boş görünce evde kimsenin olmadığını anladılar.

Yinede emin olmak için eve girip her yere dağıldılar ama ev boştu.

Atlas öfkeden sinir krizleri geçiricek gibi bağırmaya başladı.

"Kahretsin, kahretsin Sarp önünde sonunda seni bulacağım ölümün benim elimden olacak.

"Atlas toparlan vakit kaybetmeyelim gidelim" dedi Aziz bey.

Sarp'ın ve Aslan beyin bütün ev ve iş yerlerine baskın düzenlediler ama hiç bir yerde onları bulamadılar. Artık gece olmuştu, Aziz bey son çare olarak Aslan'ı aramaya karar verdi. Bir iki çalışta telefon açılmıştı Aslan hemen cevap verdi.

"O o Aziz, sen beni arar mıydın?" Sesi keyifli geliyordu.

"Bakıyorum da keyfin yerinde" dedi Aziz, konuşurken sakinliğini koruyordu.

"Neden olmasın? Ceyda gibi güzel bir geline sahip oldum" diyerek güldü.

"Bu saçmalığı kes, kızımı bana ver karşılığında ne istersen veririm.

"Aziz artık kabul et sen ve ben dünürüz bundan sonra."

"Karımı elimden aldın ama kızımın hayatını harcamana izin vermeyeceğim. Sen ve ailen hangi deliğe girerseniz girin, sizi bulacağım yaptıklarının hesabını hepinizden en ağır bir şekilde soracağım."

Arslan'ın da birden keyfi kaçmıştı ve öfkeli bir şekilde konuşmaya başladı.

"Sana kaç kez karını ben öldürmedim dedim inanmadım. Ama artık sınırları zorluyorsun Aziz, bana yapmak istemediğim şeyleri yaptıracaksın" dedi.

Aziz daha fazla Aslan'ın sesini duymak istemedi telefonu yüzüne kapattı. Oğluna dönüp sıkıntıyla iç çekerek "Bu günlük yeter adamları topla, daha sağlıklı düşünmek için eve gidip dinlenelim" dedi.

****************

Sabah Ceyda uyandığında etrafına bakındı, Sarp hala koltukta uyuyordu. Sarp'ı uyandırmamak için sessizce yataktan kalktı. Aynanın karşısına geçti, gözleri gece çok ağlamaktan şişmiş saçları darmadağınık olmuştu. Saçındaki toka başını acıtmıştı. Tokasını çıkarıp komidinin üzerine koydu. Dün gece Sarp'ın ona zorla yakınlaşmasını düşündü gözlerini kapattı.

"Bu kadarı da fazla artık burada bir dakika bile duramam" diye düşündü.

"Ne yapıp edip buradan bir an önce kurtulmalıyım. Üzerimde para yok ama çevreden yardım isterim" dedi kendi kendine.

Yerdeki sipor ayakkabılarını eline aldı,

Sessizce parmak uçlarında yürüyerek odanın kapısını açtı. Son kez dönüp Sarp'ın yüzüne baktı, hala uyuyordodu. Odadan çıkınca merdivenlere doğru yürüdüğü esnada aşağıdan konuşma sesleri geliyordu durup onları duymaya çalıştı.

"Oğlum sen bu işlerden güzel anlıyorsun." Bu dışarda bekleyen adamlardan birinin sesiydi.

"Tabi oğlum kahvaltı hazırlamak benim işim" buda Erdem'in sesi diye düşündü Ceyda.

"Seni alan kız yaşadı valla varmı sevdiğin ?"

"Yok daha o şanslı kişiyi bulamadım" Erdem'in cevabını duyunca Ceyda,

"Bak adi harife bana nasıl yalan söyledi, demekki sevgilisi yokmuş telefonda ki kişi belkide Sarp'tı. Eve yapacakları baskın için rapor veriyordu, o yüzden yüzü kızardı. Boşuna ondan şuphelenmemişim" dedi kendi kendine.

"Neyse, adamların ikisi mutfakta üçü kaldı onlara yakalanmadan çıkmalıyım" diye düşünürken bir yandan da sessizce merdivenleri indi. Arka odalardan birine girip pencereyi açtı, etrafa bakındı kimse görünmüyordu. Ayakkabılarını giyinip üzerine çıkabileceği bir şeyler aradı. Ama sandalye, ve tabureye benzer hiç bir şey yoktu. Koltukların büyük minderlerini gördü, bir kaç tanesini üst üste koyup üzerine çıktı ve pencereden aşağıya atladı.

Kimseye görünmeden koşmaya başladı. Bulundukları ev çevredeki evlere biraz mesafeliydi. En yakın evden yardım istemeliydi. Yol boyu yeşilliklerle ve ağaçla doluydu. Sonunda karşıda iki katlı bir ev gördü. Eve yetiştiğinde duraksadı önce soluklandı sonrada bahçesinden içeriye girdi. Bahçeden mis gibi kokular geliyordu. Yaşlı bir teyze tandırın yanına oturmuş, şekillendirdiği hamuru elindeki küçük yastığa koyup, tandırın içine yapıştırıyordu.

Teyze Ceyda'yı farkedince gülümseyerek,

"Buyur kızım" dedi.

Ceyda yaşlı teyzenin güler yüzünden cesaret alarak, yanına gidip hemen konuşmaya başladı.

"Teyze telefonunuzu kullanabilirmiyim? Hala nefesi düzene girmemişti.

Teyze "gel otur şuraya önce bakayım bir soluklan neden böyle nefes nefesesin kızım. Kimsin? Kimlerdensin?" Dedi.

"Bak teyze fazla vaktim yok benim babamı aramam gerekiyor."

"Senin baban kim? Ben burada herkesi tanırım."

"Teyze ben buralı değilim çok zor durumdayım, adamın biri beni zorla İstanbul'dan buraya kaçırdı hemen babamı aramalıyım."

"Tamam kızım seni kaçıranın adını bir söyle bakayım buralarda mı oturur."

"Ah teyze sende çok meraklı çıktın söylerim ama telefon etmeme hemen izin vereceksin. İsmi Sarp" deyince Ceyda, teyze gülümsedi.

"Soykan'ların Sarp mı? Sarp oğlumu çok severim."deyince, Ceyda şaşırarak "onu tanıyormusun? Teyze" dedi.

"Tanımammı senden öncede Cem oğlum geldi tandır ekmeği varmı? diye sordu bende yok kalmadı dedim. Oda, bak Sarp'ın nişanlısıda geldi bizim için biraz pişirde yeni gelinde meşhur ekmeklerinin tadına baksın dedi. Demek yeni gelin sensin? deyince,

Ceyda Cem'e yakalanma korkusuyla "sakın benden bahsetme teyze beni görmedin tamammı?" diyerek hızla bahçe kapısına giderken teyze arkasından seslendi.

"Dur kızım" Ceyda teyzenin seslenmesiyle duraklayıp ona baktı. "Sarp oğlum iyi çocuktur kaçma aranı iyi et onunla."

Ceyda "senin yüzünden yakalanacığım teyze ya" diye söylenerek hızla oradan uzaklaşmaya çalıştı. Arkasından hala teyzenin sesi geliyordu.

"Sıcak sıcak ekmek yeseydin bari kızım."

Ceyda duymamazlıktan gelip bahçeden çıkıp oradan uzaklaşmaya çalıştı. "Mis gibide koktu ama biraz daha oyalanırsam yakanacağım diye söylendi."

Ceyda koşarak bir sokağa girdi çevrede bir çok ev vardı ama saat daha erken olduğu için sokaklar sakindi. Sokağın ortasında durup etrafını dönerek evlere baktı, hangisinin kapısını çalsam diye düşündü.

******

(Sarp'ın Anlatımı)

Gece boyu ara ara gözlerimi açıp Ceyda'yı kontrol ediyordum, yine gözümü açtığımda Ceyda yatağında yoktu. Telaşla kalktım odanın içindeki banyoya baktım yoktu. Komidinin üzerindeki beyaz taşlı saçlarına çok yakışan tokasını gördüm, onu çok tatlı yapıyordu. Gülümseyerek elime alıp cebime koydum. Saçlarına ben takacaktım ama önce onu bulmalıydım.

Hızla odadan çıkıp koridorda ismini seslendim bu katta görünmüyordu.Alt kata inince mutfaktan ses geldiği için ilk önce oraya girdim. Erdem kahvaltı hazırlıyordu.

"Erdem Ceyda'yı gördün mü? dedim.

"Yok abi görmedim."

Dışarıda olabileceğini düşünerek hızla dış kapıya yöneldim. Etrafta görünmüyordu. Bahçe kapısına yakın duran Cem'e yanıma gelmesi için elimle işaret ettim. Koşar adımlarla yanıma geldi.

"Ceyda'yı gördünüz mü?

"Yok abi hiç evden çıkmadı."

"Nasıl çıkmadı? Dedim bir anda içimi telaş sardı acaba üst odaların birindemiydi?

"Çocukları topla bütün evi arayın" dedim.

Cem hiç vakit kaybetmeden İbrahim ve Levent'e haber verdi her biri birer kata dağıldı. Aytaç neredeydi uyuyormuydu bilmiyorum.

Aklıma dün gece Ceyda'yı ağlattığım geldi, uzun süre ağlayıp uykuya dalmıştı.

İçim daralmaya başladı salonun ortasında kala kalmıştım. Kollarımı kaldırıp başımı ellerimin arasına aldım. Gözlerimi kapatıp sıkıntıyla iç çektim.

"Ceyda neredesin? Allah'ım ne olur evde olsun."

Cem'in sesiyle gözlerimi açtım.

"Abi buraya bakmalısın"

Hemen gösterdiği odaya girdim. Odanın penceresi açıktı, koltuğun minderleri üst üste dizilmişti.

"Ceyda kaçmış abi" dedi Cem. Şaşkınlığımı toparlayıp,

"Çıkalım" diye bağırdım. Aytaç merdivenlerden inerek,

"Sarp n'oldu? Ddedi.

"Ceyda kaçmış, dağılın her yeri arayın, Ceyda'yı bulmadan gelmeyin" diye bağırdım.

Evden çıkıp hepimiz bir yere dağıldık. "Ceyda'yı bulmalıyım neredesin Ceyda" söylene söylene hızlı adımlarla yürüyordum. Mutki küçük yerdi bulurduk elbet. Ama ister istemez onu kaybetme korkusu içimi daraltıyordu.

Sokak sokak koştum. Acaba evlerden birine mi girmişti. Yolda gördüğüm bir kaç kişiye sordum ama kimse görmemişti.

Yer yarılsada seni bulacağım Ceyda'm. Tam sana açılmaya karar vermişken yok oldun. Ama ben bunu hak ettim. Düşüncelerimden telefonumun çalmasıyla sıyrıldım hızla telefonumu cebimden çıkarıp açtım. Arayan Aytaç'tı, onu bulmuş olabilirmiydi?

"Bulduğunu söyle Aytaç."

"Buldum buldum parkın önündeki markete gel."

Telefonu kapattığım gibi hızlı adımlarla söylediği yere doğru yürüdüm. Zaten çok yakındı bulunduğum yerin bir üst sokağındaydı.

Markete ulaştığımda çocuklarda gelmiş kapının önünde beni bekliyorlardı. Markete girdiğimde Ceyda bir sandelyeye oturmuş başını eğerek birleştirdiği ellerine bakıyordu. Onu bulmanın rahatlığıyla derin bir nefes aldım.

"Ceyda'm iyimisin güzelim" diyerek ellerini tuttum. Başını kaldırıp korku dolu gözleriyle gözlerime baktı. Elleri titriyordu. Oturduğu yerden kaldırıp ona sıkıca sarıldım. Burnumu saçlarına gömüp, aşina olduğum kokusunu içime çektim.

"Beni çok korkuttun" dedim kulağına fısıldar gibi. Sonra ayrılıp elini tuttum "hadi gidelim güzelim" dedim.

Market sahibinin seslenmesiyle ona döndüm.

"Sarp bu sen misin ya? uzun zaman oldu görmeyeli" tebessüm ederek elini uzattı. Bende elimi uzatarak elini sıktım.

"Evet İhsan, benim kardeşim, kaç yıldır gelmiyorum."

"Bu hanım kız yakınınmı? Telaşlı bir şekilde birilerini aramak istediğini söyledi bende marketi yeni açıyordum ve arkaşların geldi. Bir sıkıntı yoktur umarım."

"Yok kardeşim, nişanlım buraların yabancısı kaybolunca paniklemiş."

"Nişanlandın demek hayırlısı olsun."

"Sağol İhsan hayırlı işler" diyerek marketten çıktık.

Ceyda ile el ele eve kadar yürük yol boyunca hiç konuşmadı. Eve geldiğimizde içeriye girerken Erdem' e kahvaltımızı odaya getirmesini söyledim. Merdivenleri çıkıp odamıza girdik. Ceyda'nın iki elini tutarak kendimle birlikte odadaki üçlü koltuğa oturttum.

Başını önüne eğmiş masum suçlu çocuklar gibi oturuyordu. Elimi uzatarak çenesini tuttum başını kaldırıp bana bakmasını sağladım. Gözlerinde hala korku vardı. Ben ne yapmışım böyle sevdiğime. O güzel bakan gözlerine dayanamadım omuzlerından tutup kendime çektim, sıkıca sarıldım.

"Ceyda'm benden böyle korkmanı istemiyorum. Seninle her şeyi konuşacağız güzelim." Derken iç çektim bahar gibi, gül gibi kokuyordu. Sırtını sıvazlayarak, "biliyorum benden nefret ediyorsun, malesef ben bunu hak ettim. Seninle daha önce konuşmam gerekiyordu."

Kappının tıklatılmasıyla Ceyda'dan ayrılıp "gel" dedim. Kapının açılmasıyla Erdem elinde kahvaltı tepsisi ile içeriye girdi.

Tepsiyi önümüzdeki sehpaya bırakıp, "başka bir şey lazımmı abi? dedi.

"Yok Erdem" dememle kapıyı kapatarak gitti.

"Hadi bir şeyler ye güzelim" dedim ama hiç yiyecek gibi durmuyordu oysa ne kadar acıktığını tahmin ediyordum. Beklemeden ekmekten bir parça koparıp üzerine reçeli sürüp ağzına götürdüm.

Bir yandan yiyip bir yandan sorgulayarak gözlerime bakıyordu. Konuşmamı bekliyordu ama ben nereden başlayacağımı bilemiyordum.

"Ceyda ilk önce şunu söylemeliyim anneni babam öldürmedi" dedim.

"Peki kim öldürdü" deyince içimden çok şükür dedim, bir an hiç konuşmayacak gibi gelmişti, onu bulduğumuz dan beri tek kelime etmemişti.

"Bilmiyorum ama sana söz annenin katilini bulacağım ve yaptıklarının cezasını en ağır şekilde ödeyecek." Konuşurken bir yandanda Ceyda'ya kahvaltılıklardan yediriyordum.

"Tamam ben kendim yerim bırak" dedi. İtiraz etmedim o kahvaltısını yaparken bende konuşmama devam ettim.

"Orman evine geldiğin ilk gün..." Dedim soluklanarak.

"Güzelliğinle dikkatimi çektin" gözlerini kırpmadan bakıyordu yüzüme.

"Sen doğduğunda anneni zehirleyerek öldüren kişi, seninde öldürülmen için babanın evinde çalışan biri ile anlaşıyor, adam sana kıyamayıp evlatlık veriyor. Bu adam üç yıl önce annen gibi zehirlenirken babana her şeyi anlatıyor ama katilin kim olduğunu söyleyemeden ölüyor. Ölürkende elinde her yıl seni çektiği fotoğraflar var. Babanın emrinde çalışan adamlarım olayı bana anlatırken fotoğraflarınıda getirdi, tabi hepsinden birer örnek çıkarıpta. Orman evinde ilk seni tanıyamamıştım taki, adamlarımdan biri senin fotoğrafını telefon ekranından gösterene dek. Baban ile yıllardan beri süren düşmanlığımız var bu yüzden ondan intikam almak için ayağıma kadar gelen fırsatı kullanmalıydım" dedim iç çekerek.

"Ama sana kıyamadım, yani seni intikam hırsım içn harcayamadım. Baban seni bulduktan sonra sende farkettin intikam için peşinde olduğumu o nedenle seni sevebileceği mi hiç düşünemedin."

"Ama nereden bileceksin ki sana ilk görüşte vurulduğumu" dememle yediği lokma boğazına takılmış gibi öksürmeye başladı. Hemen tepsideki su dolu bardağa uzanıp Ceyda'ya içirmeye başladım. Öksürmesi durunca o güzel açık kahve gözlerini bana dikti. Ben heyecanımı tutamayarak gülümsedim.

Daha fazla içimdekileri tutamayarak,

"Seni seviyorum Ceyda'm.

Benimle evlenirmisin" dedim.

نهاية الفصل

8 تعليق