Skip to content

ESCAPE

Chapter 5 · 3 min read

ESCAPE

Chapter 5

Sonunda tanıştık

"Gözlerimi... Ah, neredeyim ben?" dedi 13 numara, acıyla gözlerini aralayarak. Başında bekleyen Opus’u gördü.

"Sen kimsin?" dedi 13 numara, korkuyla geri çekilmeye çalışarak.

"Ben Opus."

"Ben şu an neredeyim?"

"Bir mağaraya sakladık seni, merak etme. Güvendesin."

13 numara şaşkınlıkla etrafına baktı. "Siz... Siz neden beni koruyorsunuz?"

"Bu, aramızda aldığımız bir oy kararıydı. Ayrıca senin sayende şu boynumuzdaki lanet şeylerden de kurtulduk." Opus, boynundaki çipin kırık parçalarını gösterdi.

"Benim sayemde mi?"

"Evet, her ne kadar yanlışlıkla yapmış olsan da... Sonuçta artık özgürüz."

"Ah... Anladım."

O sırada köşede kollarını bağlamış oturan Ignis, sinirli ve ters bir şekilde 13 numaraya bakarak lafa girdi:

"Ah, cidden çok ÇİRKİNSİN! Göz zevkimi bozuyorsun."

13 numara şok içinde kaşlarını çattı. "Ne?!"

"Beni duydun," dedi Ignis, kafasını yana çevirerek.

"Sanki sen çok yakışıklısın!"

Ignis birden (kızarır) ve kekeleyerek, "Ben... Ben gayet yakışıklıyım bir kere!" diye çıkıştı.

"Gözlerin bozuk demek ki," dedi 13 numara, o zayıf haline rağmen lafın altında kalmayarak.

Maye, ikizini sakinleştirmek için araya girdi ve yumuşak bir sesle:

"Lütfen sakin olun... Bu arada ben Maye, bu da kibirli kardeşim Ignis."

13 numara ikisine baktı. "Siz aşırı benziyorsunuz."

Ignis arkadan homurdandı: "Evet, teknik olarak bana çirkin derken ona da çirkin demiş oluyorsun."

"Ah... Şey..." 13 numara mahcup olmuştu.

Maye gülerek, "Sadece şakaydı," dedi.

Opus birden ciddi bir ifadeyle etrafına bakındı: "Damnatus nerede?"

Natura oturduğu yerden doğrularak cevap verdi: "Ah, bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var; bu kız burada olmamalı. Çok tehlikeli."

Opus, yüzünde beliren karanlık ve kötü bir gülümsemeyle, "Sana katılıyorum," dedi.

Tam o sırada Damnatus mağaranın karanlığından sıyrılarak içeri girdi:

"Hemen psikopata bağlama Opus."

Opus kahkaha attı. "Hahah, beni yakaladın."

Damnatus, adımlarını 13 numaraya doğru yöneltti. Gözlerinde öfkeli ve sorgulayıcı bir bakış vardı:

"O kara Yunan büyüsünü nereden öğrendin?"

"Şey... Bana bakıcılarım öğretti."

"Ne için sana bu kadar tehlikeli ve yasak bir büyü öğrettiler?"

"Kendimi savunabilmem için..."

Damnatus arkasını döndü. "Saçmalık."

"Sanırım..." diye fısıldadı 13 numara.

Bir süre sonra çocuklar, 13 numara hariç, kendi aralarında hararetli bir şeyler konuşmaya başladılar. Bir saatin ardından sesleri iyice yükseldi. Tartıştıklarını anlayan 13 numara, ne dediklerini gizlice dinlemek için parmak uçlarında onlara doğru yaklaştı.

Tam kulak kabartmışken, arkasından buz gibi bir ses fısıldadı:

"Neyi dinliyorsun?"

13 numara irkilerek, "Shhh, sessiz ol... Bir dakika!" dedi ve arkasına döndü. Arkasındaki kişi Damnatus'tan başkası değildi. "Ah, sen..."

"Evet, ben. Tanışmak ister misin?"

"Peki..."

Damnatus, 13 numarayı mağaranın daha sessiz ve izole bir köşesine götürdü. Taş bir bloğa oturdular.

"Evet, başlayalım," dedi Damnatus.

"Şey... Ben 13 numara."

"Onu biliyorum zaten. Nelerden hoşlanırsın?"

13 numara biraz düşündü. "Ah... Tatlı yiyeceklerden. Ya sen?"

Damnatus, gözlerinin içine bakarak ruhsuz bir sesle cevap verdi: "Çığlık seslerinden."

13 numara duyduğu şeyle (ürperir).

Damnatus sırıttı. "Ben böyle biriyim, alışsan iyi olur güzel kız."

"Ah, cidden çok kabasın."

"Umurumda değil."

Tam o sırada Opus, mağaranın diğer ucundan Damnatus'a seslendi:

"Damnatus! Artık uyuyalım. Yarın erkenden kaçacağız, dinlenmemiz lazım."

"Peki," diye seslendi Damnatus. Ardından ekledi: "Ben şu kız kaçmasın diye başında nöbet tutacağım."

Opus kafasını salladı. "Peki, sana emanet."

Herkes uyumak için yerlerine çekildi, Damnatus hariç... o karanlıkta gözlerini kırpmadan 13 numarayı izlemeye başladı.

Örgüt Merkezi: Siyah Yılan'ın Ofisi

Ve tabii ki, asıl kötü adamımıza geri dönelim...

Korkudan tir tir titreyen bir laboratuvar çalışanı, Siyah Yılan’ın loş ofisine girdi. Yutkunarak, "Efendim... Şey... Çocuklar..." diyebildi sadece.

Siyah Yılan tek bir kelime bile etmedi. Sadece oturduğu koltuktan bir el hareketi yaptı. O anda odanın gölgelerinden çıkan devasa, zehirli yılanlar adamın bacaklarından yukarı tırmanıp bedenini sarmaya başladı.

Adam dehşet içinde çığlık attı: "Efendim! Özür dilerim! Lütfen, lütfen affedin beni! Ahhh!"

Yılanlar adamı acımasızca ısırmaya başladı. Birkaç saniye içinde adamın bedeni kaskatı kesildi ve yere yığılarak can verdi.

Siyah Yılan, masasının üzerindeki kadehten bir yudum alarak cesede baktı:

Siyah Yılan, masasının üzerindeki kadehten bir yudum alarak cesede baktı:

"Gereksiz..."

Kendi kendine sinsi bir kahkaha attı. "Ah... Önce küçük farem kaçtı, sonra da beş sadık kölem... Hahahah! Beni bu kadar aptal zannetmelerine üzüldüm doğrusu. Ama daha yeni başlıyoruz."

(DEVAM EDECEK...)

End of chapter

9 comments