İçeriğe geç

ERTAŞ

Bölüm 8 · 7 dk okuma

ERTAŞ

Bölüm 8

İLLÜZYON

Selamünaleyküm asklar bu sefer fazla uzatmayacağım. Direk bölüme geçelim.

&

Gözümü yavaş yavaş açtım. Başım ağrıyordu, ses tellerimin bile ağrıdığını hissetmiştim. Olanları hatırlamaya çalıştım.

Ceyda-

Ceydam ölmüştü.

Son görüntüleri hatırladım. Zihnimde o görüntü tekrar etti.

Çığlık attım. İçimdeki acıyı dışa vurmak istedim.

Odada ne varsa, ne gördüysem yıkmak istedim.

Ne gördüysem yıktım..

Attım..

Vurdum..

Ertaş hızlıca odaya girdi. Beni tutmaya çalıştı. Beni durduracak gücü vardı ama bana zarar vermek istemiyordu.

"Bırak Ertaş bırak, kendimi öldüreyim. Ceydamın yanına gideyim."

Ağlıyordum. Ağlamaktan gözlerim yanıyor ve acıyordu.

"Ela kendine gel. Dinle beni o bir illüzyonmuş. Gerçek değil, sakinleş."

İllüzyon mu? Kim neden, nasıl yapardı?

"Ceyda yaşıyor mu?"

Sesim biraz kısılmıştı.

"Evet yaşıyor ama kaçırılmış."

"Ciddi misin? Sakın yalan söyleme bana!"

"Ciddiyim eğer ilk başta dinleseydin gözünü açmasaydın anlatacaktım sana."

"Beni dinlemedin kriz geçirdin."

Diğer dediklerine görmezden geldim.

"Ceyda nerede."

"Bilmiyorum. Kaçırılmış ama onu bulmaları için en güçlü betaları gönderdim. Bulmalarına az kaldı."

"Ne diyorsun sen! Kim arkadaşımı kaçırmış? Neden kaçırdılar, onun düşmanı falan yok ki!!"

"Dağhan Taşkıran, Ertuğ sürüsünün lideri ileride ben Alfa olacağım için bana kinli daha doğrusu 1 hafta sonra babam bana Alfalığı devredecek. Bir çocuğun Alfa olmasını istemiyor. Ondan daha güçlü olmam zoruna gidiyor."

"Seninle mühürlü olduğumu biliyor. Benden uzaklaş ve güçten düşeyim diye uğraşıyor. Bu yüzden seni araştırmış. Zaafının Ceyda olduğunu öğrenmiş olmalı ama ben bunu önceden düşündüm. Ceyda dışarı çıktığında onu takip eden bir beta var. Ancak onu bayıltıp kaçırmışlar. Uyanır uyanmaz bize haber verdi. O sırada sen bayılmıştın."

"Bende diğer betaları gönderdim. Birazdan Ceydayı alıp gelirler. Lütfen sakinleş ve lütfen o babası belli olmayanın oyununa gelme."

Herşeyi düşünmesi hoşuma gitmişti. Ayrıca yanımda küfür etmemeye de dikkat ediyordu. Bu adam cidden mükemmeldi.

Bir dakika- yani kısacası onun yüzünden benim arkadaşım bu haldeydi.

"Senin bu kurt adam mı Alfalık mı her neyse bu saçma oyunların yüzünden arkadaşım kaçırıldı. Daha seni kabul etmemişken bile başıma gelene bak. Birde Alfa olacaksın, koruyamıyorsun bile."

Biraz sert konuştum kabul ediyorum. Ancak Ceyda benim için değerli biriydi. Hem cidden daha onun hayatını kabullenmemişken başıma belalar gelmişti.

Galiba biraz kırılmıştı.

"Oyun falan yok Ela. İstediğin gibi seni dahil etmeyeceğim. Ceyda gelince giderim bir daha yüzümü de görmezsin."

Ben daha birşey diyemeden kapıyı çarpıp çıktı.

Biriyle asla aşağılayarak konuşmam. Çünkü bende travması vardı.

Ablamdan az çekmemiştim. Gerçi abla demek bile istemiyorum.

♤

4 kuzen oturmuştuk. Ben kimim oynadıktan daha doğrusu oynayamadıktan sonra vampir köylü oynamaya karar verdik.

Kuzenim Nil oyunu bilmiyordu. Ona tam anlatıyorken ablam sözümü kesti.

"Sus, anlatamıyorsun sen"

Sustum. O oyunu anlattı.

"Sonra da her el uyuduğumuzda vampir birini öldürüyor."

"Abla 4 kişiyiz ya her el öldürülme kuralını kaldıralım."

Beni takmadı.

"Yoksa oyun hemen biter. Bu yüzden her el öldürme kuralını kaldırmamız daha iyi değil mi Kerem abi."

Bir anda bağırdı.

"İzlediğin o saçma videolarda ki gibi olmayacak Ela!"

Herkesin içinde bağırması zoruma gitmişti.

O zamanlar bu tür oyun videolarına ilgim vardı.

"Tamam, ne dedim de bağırıyorsun?"

Bana baktı.

"Ben bu bokla oynamam."

Herkesin içinde bana böyle davranması beni kırmıştı.

Kalktım odadan çıktım.

Çantamı da alıp ayakkabılığa yöneldim.

Beni bir anda saçımdan tutup odanın içine attı.

Kafamı kapıya çarpmıştım.

Halıya bakınca kanadığını anladım.

"Beni rezil mi edeceksin! Eve gidip birine birşey anlatırsan öldürürüm seni!"

Babamdan çok dayak yemişti. Asla söz dinlemezdi. Merhameti yoktu.

Boğazımı sıkmaya başladı.

O an acıdan dolayı değil rezil olduğum için utançtan ağladım.

Kuzenlerim beni ondan ayırdı.

Koşarak evden çıktım.

Güneş gözlüğümü takıp ağlaya ağlaya eve gittim.

Kafam hala sızlıyordu ve kanıyordu.

Ağlaya ağlaya anneme anlattım.

Babamın ona yaşattığı şeyleri bana yaşatıyordu.

Doğdum doğalı beni hiç sevmemişti.

Kaç kere başımı kanatmıştı, dövmüştü.

Saymadım.

Annem hep beni susturmuştu. Babam öğrenmesin diye.

Her zaman ki gibi annem yaralarımı gizler ve sonra hiçbirşey olmamış gibi devam ederdi hayatına.

Yardımıyla üstümü değiştirdim.

Başıma yapabildiğimiz kadarıyla pansuman yaptık.

O günden sonra bir daha o kuzenlerimin yanına da gitmedim.

Onun da yüzüne bakmadım.

♤

Kendimi kötü hissetmiştim. Nefret ettiğim birşeyi ona yapmıştım.

Aşağı indim, gönlünü almalıydım. Sonuçta onun da bir kalbi vardı.

Mutfaktan ses gelince oraya gittim, masa da oturmuş sigara içiyordu. Benim geldiğimi görünce sigarasını söndürdü.

Bu hareketine düşmedim desem yalan olur.

"Ertaş ben özür dilerim. Bir anlık duyguyla kalbini kırdım, söylediklerim içten değildi. O an düşünemedim."

"Sorun değil. Haklısın, ben sizi koruyamadım daha şimdiden."

Kafasını eğdi. İçim bir garip olmuştu, kendime sinirlendim. Düşünmeden hareket etmenin zararları işte buydu.

Kırılan kalpler..

"Hadi hadi, vallahi öyle düşünmüyorum. Sen bizi korursun."

Tın yoktu. Acaba sarılsam birşey der miydi?

Eşi değil miyim lan, sarılabilirim.

Arkadan gidip sarıldım.

"Özür dilerim, özür dilerim, özür dilerim."

Parmak uçlarıma çıkıp yanağını da öptüm.Fırsattan istifade elledim çocuğu, bütün kozları kullanıyordum.

"Barışalım Ertaş, vallahi bir daha kırmam seni."

Arkasını döndü. Çaktırmadan sırıtıyordu. Tabii hoşuna gitti.

"Tamam affettim. Bende senden özür dilerim. Gerçekten koruyamadım sizi."

Tam ağzımı açıp birşey diyecekken telefonu çaldı. Ekrana bakamadan açtı.

O konuşurken bende bir bardak su içiyormuş gibi yaptım. Amacım onu dinlemekti.

Kendimi hafif hafif yaklaştıracak iken bir anda belimden tutup yanına çekti.

Ay şekerim, tansiyonum ne varsa düştü. Bende düştüm. Bu çocuğun her hareketine düşüyorum.

Ben tabi odaklanamadım. Bu yüzden birşey de dinleyemedim.

Telefonu kapattı.

"Ceydayı bulmuşlar. Birşeyi yokmuş, sadece baygınmış. 2 saate burada olurlar."

Sonunda Allah'ım çok şükür. Umarım yarası falan da yoktur. İnşallah ona birşey yapmamışlardır.

"Bu çok güzel bir haber. Ceyda kek severdi, ona kek yapmayı düşünüyorum. Sende yardım etmek ister misin?"

"Olur yardım ederim. Benim için sıkıntı değil."

Eşyaları çıkardım. Önlük taktık, o çok komik duruyordu. Kaslarından dolayı önlük dar gelmişti. Bu yüzden çıkardı.

Yumurtaları kırdıktan sonra ona verdim.

"Bu kasları boşuna yapmadın. Al karıştır, bende çikolata sosunu hazırlayacağım."

Güldü. Hoşuna gitmişti belli ki.

"Mühürlüm için yaptım bu kasları, tabi boşuna yapmadım."

Yanaklarım kızarmıştı. Galiba utandım.

Anı olarak kalsın diye o yumurtayı çırparken, fotoğrafını çekmek istedim.

Anılar güzeldir. Bazıları acı verici olsa da.

Oha süper, ultra mükemmel bir fotoğraf çekmiştim ya da fotoğrafını çektiğim kişi mükemmeldi.

Fotoğrafını çektiğimi fark etmesin diye hemen işime devam ettim. İzlenme hissine kapıldım.

Ona bakınca beni izlediğini gördüm. Hoşuma gitmişti. Kesin maymun gibi gözüküyordum. O sanki çok güzel birşeye bakarmış gibi bakıyordu.

"Zaten çok güzelsin."

"Ha."

"Zaten çok güzelsin diyorum. Düşündüğün şeyleri at kafandan, her halinle güzelsin."

"Sen benim düşüncelerimi nereden biliyorsun?"

Ay umarım başka şeyleri bilmiyordur. Yoksa rezil olurum, gerçi yeterince rezil oldum. Ne yapsam başka şeyler mi düşünsem.

Göz kırptı.

"O da bende kalsın"

Bu böyle yaparsa ben başka birşey düşünemem ki.

Böyle yakışıklı bir adam bana nasıl mühürlü olabilirdi ki. Onun yanına yakışacak kadar güzel değildim ya da etkileyici değildim.

Dalgın şekilde keki hazırlamaya devam ettim. Kendi moralimi kendim bozdum.

"Sana güzel, etkileyici ya da çekici demek yeterince büyüleyici değil; çünkü nefesimi kesiyorsun. Bu yüzden anladım ki, seni tanımlamak için dünyanın en romantik sözcükleri bile yeterli değil."

O.. çok etkileyici konuşmuştu.

Ne desem bilemedim, o kadar heyecanlanmıştım ki.

Kek yapacaktık, iş nerelere geldi.

Adım adım bana yaklaştığını hissediyordum ama o kadar utanmıştım ki kafamı kaldırmak istemiyordum.

Önüme düşen saçımı kenara çekti.

"İyi misin Ela? Sanki yüzün kızarmış gibi gözüküyor. "

Benimle oynuyordu. Daha doğrusu utandırmaya çalışıyordu ve başarıyordu..

Yutkundum.

Kalbim çok hızlı atıyordu..

"İyiyim. Sıcak oldu, o yüzden yüzüm kızarmıştır. Yani neden kızarsın değil mi. Aaa bak kek hazır hadi kaba dökelim fırına atalım."

"Ceyda ne zaman gelecek demiştin. Ben gidip Ceyda için küvete su hazırlayayım."

Baya saçmalamıştım ama ne yapayım çok heyecanlandım.

Güldü.

Ellerini kaldırdı. Teslim oluyormuş gibi.

"Tamam sakin ol, birşey demedim. Ayrıca Ceyda yarım saate burada olur. "

"Kurt olmasaydık günlerce sürerdi onu getirmek ama kurt olma avantajımız sayesinde daha kısa sürede getiricekler."

Beyefendi övünmese olmuyordu.

"Tamam anladım. En iyi sizsiniz."

Beraber güldük.

Gerçi ne ara bu kadar samimi olmuştuk ki..

"Bu arada ben düşüneceğim Ertaş."

"Neyi?"

"Mühür olayını."

Şaşırdı. Galiba beklemiyordu.

"Ciddi misin?"

"Evet, yani hemen de sevinme ben hala kararsızım. Özellikle bu son olaydan sonra."

"Yani bu son olaydan sonra derken, senden kaynaklı değil. Seni kabul edersem bir çok düşmanımın olacağını, hayatımın hep bir tehlikede olacağını da kabul etmeliyim."

"Beni anlıyorsun değil mi? Kişisel algılama asla."

"Anlıyorum Ela. Birşey demiyorum ama emin ol ki ben seni kendimden bile korurum. Yeter ki yanımda ol. Ka-"

O konuşurken kapı çaldı.

Ben hemen kapıya doğru koştum. Kapıyı açar açmaz, iki kızın kollarından taşıdığı halsiz,bitkin bir Ceyda ile karşılaştım.

Onu ilk kez bu kadar halsiz görmüştüm. Gözlerim dolmuştu ama duygusallık sırası değildi.

Kalbim, can parçama ne yaptıklarını öğrenmeli, onun yaralarını iyileştirmeliydim.

Ona söz vermiştim..

Sözümü tutmalıydım...

İki kıza yol verdim onu içeri getirmeleri için, yukarıya onun odasına bırakıp gittiler.

"Ceyda, balım iyi misin? Bir yerinde yara var mı, ne yaptılar sana anlat bana canım, can parçam."

Ağlayacak kıvama gelmiştim. Kendimi tutuyordum. Zaten Allah bilir neler yaşamıştı birde üstüne ben ağlayıp ortamı germemeliydim.

Bana cevap vermeden direk sarıldı. Ağladı öyle bir ağladı ki iç geçire geçire ağladı.

Daha fazla kendimi tutamadım bende ağladım.

Çok şükür yine de Ceydama kavuşmuştum.

Koruyamadığım Ceydama..

Sözümü tutamadığım Ceydama..

Kendimi o kadar kötü hissediyordum ki. Anlatamam yaşanması gerek misali.

Ama yinede şükrettim.

&

Eveeettt biraz duygusal biraz romantik biraz da gıcık bir bölüm oldu. Nedense yazamadım bölümü, kendimi çok zorladım yazarken.

Ne yazacağımı bilemedim. Kardeşimi de acile götürmüştük. Çok ateşi vardı diye galiba fazla odaklanamadim.

Bol bol şifa dualarınızı bekliyorum. OY VERMEYİ VE YORUM YAPMAYI DA UNUTMAYINNN.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

9. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.