Skip to content

EREBUS-9

Chapter 5 · 2 min read

EREBUS-9

Chapter 5

KARANLIKTA

Karanlık… sabit değildi.

Normalde karanlık sadece “ışığın yokluğu” olur.
Ama buradaki karanlık… sanki bir şeyin varlığıydı.

Arda kıpırdamadı.

Nefesini tuttu.

Kulakları gerilmişti.

“Bunu duyuyor musun?” diye fısıldadı.

Elif cevap vermedi.

Ama sessizlik… cevap gibiydi.

O uğultu tekrar geldi.

Duvarların içinden.

Ama bu sefer daha düzensizdi.

Sanki bir sistem çalışmıyor… zorlanıyordu.

Arda yutkundu.

“Bu kesin test değil.”

“Elbette değil,” dedi Elif.

Sesi bu sefer daha yakındı.

Arda elini uzattı.

Boşluk.

“Yerini söyle,” dedi.

Kısa bir duraklama.

“Sağındayım,” dedi Elif.

Arda sağa doğru bir adım attı.

Sonra bir adım daha.

Parmakları bir şeye değdi.

Refleksle geri çekildi.

“Benim,” dedi Elif.

Arda tekrar uzandı.

Bu sefer daha dikkatli.

Elif’in koluna dokundu.

Sıcak.

Gerçek.

Garip bir şekilde… bu temas onu rahatlattı.

“Burada kal,” dedi Arda.

Elif hafifçe kaşlarını çattı.

“Emir veriyormuş gibi konuştun.”

“Öyle demedim.”

“Dedin.”

Kısa bir sessizlik.

Arda nefes verdi.

“Tamam. O zaman… birlikte kalalım.”

Bu daha doğruydu.

Elif kolunu çekmedi.

“Şimdi ne yapıyoruz?” diye sordu Arda.

“Elimizde ne var?”

“Hiçbir şey.”

“Yanlış.”

Arda kaşlarını çattı.

“Ne var?”

Elif yavaşça konuştu:

“Duyularımız.”

Arda sinirlendi.

“Bu felsefe zamanı değil.”

“Bu hayatta kalma zamanı.”

Bu cümle… direkt oturdu.

Elif devam etti:

“Görüş yok. O zaman duymaya odaklan.”

Arda sustu.

Kalbini dinledi.

Nefesini.

Sonra…

O sesi.

Uğultu.

Ama artık sadece bir uğultu değildi.

Arasında… kesintiler vardı.

Ritmik değil.

Ama tamamen rastgele de değil.

“Bu bir sistem sesi,” dedi Arda.

Elif hemen cevap verdi:

“Evet.”

“Ve düzgün çalışmıyor.”

“Evet.”

Arda başını çevirdi.

Göremiyordu ama düşünüyordu.

“Eğer sistem bozuluyorsa…”

Durdu.

“Bu oda kontrol ediliyor demektir.”

Elif sessiz kaldı.

“Ve eğer kontrol kaybı varsa…”

Arda cümleyi tamamlayamadı.

Elif tamamladı:

“İçeride kalmamız planlandığı gibi olmayabilir.”

Sessizlik.

Bu ihtimal… daha tehlikeliydi.

Arda’nın eli hâlâ Elif’in kolundaydı.

Fark etti.

Ama çekmedi.

Elif de bir şey demedi.

“Daha önce böyle bir şey yaşadın mı?” diye sordu Arda.

Elif bu sefer direkt cevap vermedi.

Sonra çok hafif:

“Benzerini.”

“Ne demek benzerini?”

Uzun bir sessizlik.

Arda tekrar konuşacaktı ki—

Elif’in eli… onun bileğine kaydı.

Bu sefer teması başlatan oydu.

Arda dondu.

“Şu an soru sorma,” dedi Elif.

Sesi… farklıydı.

Daha düşük.

Daha ciddi.

“Dinle.”

Arda sustu.

Uğultu tekrar değişti.

Ve o an—

İlk defa net bir şey duyuldu.

Bir tık.

İkisi de aynı anda başını kaldırdı.

“Kapı,” dedi Arda.

“Hayır,” dedi Elif hemen.

“Bu kapı sesi değildi.”

Bir tık daha.

Ama bu sefer… farklı bir yerden.

Duvarın içinden.

Arda’nın içi buz kesti.

“Bu odanın içinde başka bir mekanizma var.”

Elif’in parmakları hafifçe sıkıldı.

“Evet.”

“Ve şu an aktifleşiyor.”

Sessizlik.

Sonra—

Işıklar bir anlığına yandı.

Sadece bir saniye.

Ama o bir saniye…

yeterliydi.

Arda gördü.

Duvar.

Ama az önce düz olan duvar…

artık değildi.

İnce bir çizgi.

Dikey.

Sanki duvar… açılacak gibiydi.

Işık tekrar gitti.

Karanlık geri geldi.

Ama artık aynı değildi.

Arda fısıldadı:

“Sen de gördün mü?”

Elif’in cevabı gecikmedi:

“Evet.”

Kısa bir duraklama.

Sonra çok net söyledi:

“Bu oda… sabit değil.”

Arda’nın kalbi hızlandı.

“Ne demek o?”

Elif’in sesi bu sefer kesin geldi:

“Bu oda değişiyor.”

Ve o an—

duvardan gelen ses…

yavaşça büyüdü.

Sanki bir şey…

açılıyordu

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.