Libra odasından çıktığında neredeyse her yer bulanıktı onun için. Bitün hayatı altüst olmuştu. Merdivene yaklaştığında bir çarpışmayla sarsıldı. Kafasını kaldırdığında gördüğü bu kişi, platin saçlı, oldukça yakışıklı bir gençdi. Libra bu platin saçların yalnızca Malfoylarda olabileceğini düşündü. Malfoylarla çok kez buluşmuştu ama oğullarını hiç görmemişti.
-Özür dilerim. Çok özür dilerim.
-Sorun değil.
-Annem seni ziyaret edeli çok olduğu için gelip ne durumdasın bakmamı istemişti.
-İyiyim sağ ol. Ee sen Malfoyların varisi olmalısın. Değil mi?
-Evet. Draco ben. Draco Malfoy.
Şimdi Libra’ya elini uzatmıştı.Libra “Libra. Libra Will.” Şimdi el sıkışıyorlardı.
-Aşağı inmem lazım. Malum. Sonra görüşürüz.
-Tamamdır.
Draco zorba tarafını bir yana bırakmış, bu genç kızın yaşadıkları için üzülüyordu. Belki de hayatında ilk kez empati kurmuştu. Bu düşünceleri bir kenara bıraktı ve silkelendi. Genç kızın arkasından merdivenleri inmeye başladı.
Libra son kez hayatının en güzel anlarını geçirdiği bu eve baktı. Her şey ona sanki bir kabus gibi geliyordu. Sanki ev cinleri Belly, salondan çıkıp “Bayan Libra anneniz ve babanız sizi bekliyor.” diyecek gibiydi. Ama hiç kimse çıkmadı. Ne ev cinleri, ne de anne babası.
-Tatlım bavulların Lucius ile birlikte Malfoy malikanesinde. Işınlanıcak gücün var mı güzelim. Libra sadece kafa sallayıp, sahte bir gülümseme belirtmekle yetindi. Bayan Malfoy elini ortaya uzattı. Draco elini annesinin elinin üzerine yerleştirdi. Bayan Malfoy “Hadi tatlım. Elini getir.” dedi. Libra elini Draconun elinin üstüneyerleştirdi. Üç dakika sonra malikanenin içindeydiler. Lucius Malfoy kapının gitişinde onları bekliyordu. Lucius “Hoşgeldin” dedi. Ardından ev cinleri Williams’ın sırtına bir tekme yapıştırdı. “Ne duruyorsun pis şey! Bayan Libra’ya odasını göster!” Libra ev cinlerine köyü davranıldığını biliyordu ama anne babası Belly’e hiç böyle davranmamıştı. Yine de hiçbir şey söylemeden yaşlı ev cininin arkasından merdivenden çıkmaya başladı. İkinci kata geldiklerinde Williams sola dönüp Libra’nın önünde eğilerek sağdaki kapıyı gösterdi.
-Buyrun Bayan Libra. Odanız. Bir isteğiniz olursa beni çağırabilirsiniz.
Bu sözleri neredeyse zorlamaydı. Yaşlanmış ve sürekli dayak yiyordu. Libra’nın ailesinin ölümüne sebep olan bu savaş Williams’ın rahat nefes alıp dinlenmesini sağlamıştı belli ki.
Libra arkasında sabah tanıştıkları Draco’yu gördü. Sorgular şekilde baktı ona.
-Odalarımız yan yana. Çok ses yapmazsın değil mi Bayan Libra.
Dalga geçer gibi söylemişti bunu. Libra buruk bir gülümseme ile “Merak etme. Ses yapıcak bir halde değilim.”dedi. Ardından odasına girdi. Bu oda karanlık Malfoy Malikanesine göre çok daha canlı tonlara sahipti. Neredeyse küçük bir daire kadardı. Ayrı bir giyinme odası ve banyosu bile vardı. Libra, giyinme odasına gitti. Yerde duran bavullarına baktı. Hepsini yerleştirmek zorundaydı ama buna yeticek gücü yoktu. Yine de yere oturup en büyük bavulunu açtı. Yarım saat sonra kıyafetlerinin hepsini baştan savma olarak yerleştirmişti. Ayağa kalktı, yatağının ve masasının olduğu odaya gitti. Göz ucuyla kocaman yatağa baktı ve uç kısmına doğru yürüdü. Bir kaç saniye bekledikten sonra kendini sırt üstü bir şekilde yatağa bırakmıştı. Günler sonra ilk defa güvende hissetmişti. Bu his ona çok iyi gelmiş olucak ki iki dakika sonra uyuya kalmıştı.
Yirmi dakika sonra kapısının tıklatılması ile uyandı. Sonra içeri elinde, üstünde tabak tabak yemek olan bir tepsiyle Draco girdi.
Yeni bölüm yarınn🫶🏻🩷💙