تخطٍ إلى المحتوى

EFSUNLU AŞK

الفصل 47 · قراءة 7 دقيقة

EFSUNLU AŞK

الفصل 47

FİNAL

Hamileliğimin dördüncü ayında her gün olduğu gibi bebeğimiz için yapmaya başladığımız odaya girmiştim. Günün belirli saatleri buraya gelip kafamda tasarladıklarımı bir yere yazıyor ona göre alıyordum. Dolabı ve konsolu hazırdı ama daha beşiğini seçmedim.

Ve bizim evimize minik bir prens doğacak !

Bunu öğrendiğimizde o kadar mutlu olduk ki. Tabiki önceliğimiz sağlıklı olarak dünyaya gelmesiydi ama ilk çocuğumuzun erkek oluşu benim kadar Atahan'ı da sevindirdi. Hatta havalara uçtu diyebiliriz. Bir hafta otuz iki diş sırıtarak gezdi. Serhan'dan bahsetmiyorum bile ! Her gelişinde ayrı bir hediye getiriyordu.

Annemler , anneannemler , kızlar , Aydan'la Ural çifti kısaca herkes benim yanıma gelmeden hafta geçirmez olmuşlardı. Melike teyzem bile iki üç haftada bir ördüğü minicik tatlı kıyafetleri bana getiriyordu.

-"Miniğim ne yapıyorsun ?"

Camdan dışarıya dalan bakışlarımı sesine hayran olduğum adamın gelişiyle çektim. Ona dönünce hep yaptığı gibi ilk karnımı sonra yüzümü okşayıp dudağıma uzandı. Hasretiyle yandığım öpüşmemizi kısa keserken başımı göğsüne dayadı.

-"Gitmeni istemiyorum." diye mırıldandım gözlerim yeniden dolarken.

Ensemden bastırıp iyice kendine çekti ve sıkıca sardı kollarını. Kokusunu içime kazımak istercesine çektim.

-"Güzelim , bir tanem benim sadece üç gün. Ne olur böyle yapma ben istiyor muyum sanki gitmek ? Hamile karımı bırakmak bana kolay mı geliyor sanıyorsun ?"

İyice duygusallaştığım dönemlerimde ona ağlamamak için söz verdiğimden kendimi sıktım.

Bir şirketle anlaşmak için şehir dışına çıkması gerekiyordu. Büyük bir işti onun için. Ama ben onsuz durmak istemiyorum ki. Beni de yanında götürmüyordu boşuna yorulurum diye.

-"Olsun yine de keşke gitmesen." Titreyen sesimden ağlamamın yakınlaştığını anlayan Atahan yanaklarımı durmadan öpüp gülmemi sağladı.

-"Artık çıkmam lazım geç kalıyorum yoksa."

Odadan aldığı küçük bavulu şoföre verirken kapının önünde kalın örtüye sarılmış onu izliyordum. Aralık ayının kendini fazlasıyla hissettirdiği dondurucu rüzgar eserken olduğum yerde titredim.

Üzgünüm bebeğim babayı yola koymamız gerekiyor biraz daha dayanmalısın.

-"Önce kendine sonra oğluma iyi bak tamam mı ? Ben gelene kadar çok uslu dur. Bir yere giderken haber vermeyi de asla ama asla unutma. Her hareketine, yediğine , içtiğine herşeyine dikkat et."

Başımı sallayınca gülümseyip dudağıma yumuşak dudaklarını değdirdi. Örtünün altına ellerini sokup belirgin karnımı okşadı.

-"Sende kendine dikkat et. Bizim için erken gel." dedim boynuna sarılırken.

Ondan aylar sonra ilk ayrılışımdı. Zor geliyordu.

Burnunu boynuma sürtüp homurdandı.

-"Kokun olmadan nasıl uyuyacağım bilmiyorum."

-"Geç kalıyoruz efendim !" Şoför seslenince mecburen ayrıldık. Arabaya binmeden arkasında el sallarken üzülmesin diye kocaman gülümsemiştim.

Sonra eve girince bir saat falan ağladım tabi. Ne yapayım kocam o benim !

-"Akşam yemeğinde canın bir şey çekiyor mu kızım ?"

Hasibe teyze kapıdan başını uzatıp sorduğunda ona olumsuz olarak başımı iki yana salladım.

-"Hayır Hasibe teyze."

-"Tamam kızım."

Üstüme daha rahat edeceğim bol pijamaları giyindikten sonra dolaptan tek kişilik yorganı elime aldığım gibi televizyon odasına indim. Orada ne kadar yattım bilmiyorum ama Hasibe teyze iki kere yemeğe çağırmıştı. En sonuncusunda kalkıp mutfağa gitmiş, yemiş ardından tekrar koltuğa dönmüştüm.

Yalnız kaldıkça her türlü düşüncenin üşüştüğü başım iyice ağırmaya başlarken dolan gözlerimden süzülen yaş yavaşça koltuğun yastığına düştü.

Nasıl annelik yapacağım konusunda çok korkuyorum. Ben hayatımda hiç bebek bile tutmadım ki.

Oldum olası doğum denen olaydan da çok korkmuşumdur. Önceden konuşurken Melike teyzeye ben çocuk falan doğuramam derdim.

Karnım büyüyüp gerildikçe çok tuhaf bir his doluyordu içime. Sanırım henüz yaşımın gençliğinden bu duruma alışmam da uzun sürecekti.

Atahan yeterince olgun bir erkek. O sadece baba olmanın heyecanıyla mutluluk duyarken , ben endişeliydim. Endişelendikçe moralim bozuluyor üzülüyordum.

Neyse ki evde Atahan olmayınca istediğim kadar nedensizce ağlayabilirdim.

'

Ritüel haline getirdiğim şeyi bu akşam da yapıp koltuğa uzandım. Üçüncü günün sonunda daha gelecek kimse olmayınca pijamalarıma kavuşmuştum.

Önce kızlar Serhan falan gelmişti. Bugün annemler buradaydı. Hepsi de düşük enerjimi yükseltmek için geliyorlardı ama nafile. Atahan'ın da gidişiyle son bir aydır içinde bulunduğum kara bulutlar daha da fazlalaşmıştı.

Sanki oğlum da halimi hisseder gibi çok hareketli değildi.

Nefesimi seslice üfleyip yorganın altındaki ayaklarımı oynattım. Yastıkların arasında kaybolmuş olan telefonumun sesini duyunca el yordamıyla bulup kulağıma getirdim.

-"Sevgilim , güzel karım geliyorum. "

Sesini duyduğumda dahi rahatlatıyor bu adam beni.

-"Biniyor musun uçağa şimdi ?" diye sordum.

Kimin haber uçurduğunu bilmiyorum ama Atahan da her aradığında neden mutsuz olduğumu sorup duruyordu. Keyfim yerine gelsin diye onca işin arasında her saat beni aramıştı.

-"İndim bile yoldayım. Bir şey istiyor musun ? Canın bir şey çekiyor mu ?"

Yemek yemeye olmayan iştahım hiç bir şey çekmiyor.

-"Hayır sen gel yeter." dedim.

-"Tamam güzelim."

Kapatınca arkama doğru bırakıp televizyona baktım. Biraz yattıktan sonra susayınca tekmeleyerek kalktığım yorganın altından mutfağa geçtim. Suyu içip bardağı makineye koyduğum sıra dış kapının kapanma sesi geldi.

Heyecanla dolarken merdivenlerden yukarıya çabucak çıktım. Bavulunu kenara koyan Atahan'ı görür görmez boynuna atladım. Düşmemem için kollarını sararken özlemle hasretle yüzümü boynuna gömdüm. İçli içli kokluyorken gözlerimden yaşlar akıyordu. Neden aktığını sormayın bende bilmiyorum.

-"Bir daha beni bırakma. " dedim titreyen sesimle.

-"Bırakmam. Asla bırakmam ömrüm. Sizi çok özledim. Nasılsın ? Oğlum nasıl ?"

Yanaklarımı öpüp beni yere indirdi.

-"İyiyiz." dedim ıslak yüzümü elimin tersiyle silip.

Yaklaştı ve ilk alnıma sonra dudağıma uzun bir öpücük bıraktı.

-"Gel bir daha sarılayım sana." diyince gülümsemeye çalışıp beline sarıldım.

Dakikalarca birbirimizden ayrılmadık. Anladım ki Atahan'sız geçen günler benim en zor sınavımdı.

Yatağa girdiğimizde huzur bulduğum kollarına sokuldum. Sırtımı göğsüne yasladığı için kolayca karnımı sevebiliyordu.

-"Sen çok iyi bir anne olacaksın. Hatta mükemmel."

Geldiğimiz konu yüzünden içim sıkıntıyla doldu.

-"Bundan o kadar emin değilim." dedim.

Karnımda gezinen elinin üstüne elimi koydum.

-"Güzelim , endişelenecek korkacak hiç bir şey yok. Ben her anında seninle birlikte olacağım. Bebeğimizi doğurmaya gittiğinde , ilk kez gördüğümüzde , ilk anne baba dediğinde her zaman. Ne zaman yorulursan , işin içinden çıkamayacağını anladığın zaman benden destek al tamam mı ? Bir nefeslik yakınında olacağım.

''

Dediği gibi olmuştu. Aylar önce beni kendime getirten konuşmasından 4 ay sonra oğlumuz Yamaç'ı kucağımıza aldığımızda tek yapabildiğimiz birbirimize yaşlı gözlerle bakmak olmuştu.

Oğlum çok ama çok tatlıydı. Onu görüp de sevmeyen hiç kimse yoktu. Hele bir de geniş ailemiz yok mu peşine deli oluyorlar.

Oğlumuz şuan üç aylık. Ve babasına aşık bir bebek. Adamı her gördüğünde öyle güzel gülümsüyor ki !

Çok kıskandığım doğrudur.

-"Baba geliyor annem !" Yattığı yerden bana tuhaf tuhaf bakarken önce alnını öpüp ardından kucağıma aldım. Minik sırtını göğsüme yasladım ve sağlam bir şekilde tuttum.

Arabanın sesini duyunca anlamıştım geldiğini. İşlerini bitirip eve gelmek için fırsat kolluyordu.

Kapıyı aralayınca yaz rüzgarı yüzüme çarptı. Atahan arabadan inmiş evin kapısına yürürken başını kaldırınca bizi gördü. Yüzüne büyükçe bir gülümseme yayılıp adımlarını hızlandırdı.

-"Benim oğlum büyümüş de babayı kapılar da mı karşılıyormuş ?" Kucağımdan almaya yeltendiği gibi oğlumla birlikte geri adım attım.

-"Birincisi burda bende varım öküz kocam. İkincisi önce el yüz yıkanacak." diye uyardım şakadan kaş çatışımla.

-"Öküz diyen ağzını öperim kadın." Dudağıma ıslak bir öpücük kondurup içeri girdi. Dediğimi yapmış üstünü değiştirmiş vaziyette alt kata televizyon odasına geldi.

-"Bal oğlum ! Babasının küçük adamı ne yapıyormuş burada ?"

Onu nazlamaları hiç bitmiyor. Evladına nasıl tapılır onun göstergesiydi.

Yattığı yerde boynunu yanağını öpüp kucağına alırken yanıma oturdu. Yamaç hemen babasının geniş göğsüne yaslanmış uslu moda geçmişti. Gerçi benim oğlum hep uslu.

-"Nasıl tatlısın sen öyle !" Gülümseyip burnunu öptüm.

-"Babası tatlı değil mi ?" Burun kıvıran Atahan'a bakınca mutluluktan içimi sıcaklık kapladı. Avucumu yanağına yerleştirip okşadım. Uzanıp dudağımı öptü.

-"Sen mükemmel bir adamsın." diye fısıldadım.

-"Sende o mükemmel adamı mükemmel yapan şahane bir kadınsın. Bu dünyada hak ettiğim en büyük armağansın bana. Sen ve oğlum benim herşeyimsiniz."

Gülümserken süzülen yaşlarımı sildim ve başımı omzuna yasladım.

-"Sana çok aşığım."

-"Sizi çok seviyorum."

•••

Bir mutlu sonun daha sonuna gelmiş bulunmaktayız. Bu zamana kadar geçen 47 bölümde yanımdan ayrılmayan bütün okurlarıma teşekkürlerimi sunuyorum. Biraz daha uzatmak aklımdayken artık yazamayacağımı fark ettiğim o an biraz üzüldüm. Çünkü bu ikiliyi çok seviyordum !

İnşallah size de sevdirebilmişimdir.

İyi ki varsınız !

Sevgiyle, sağlıcakla kalın...

-Son olarak ise final size kısa gelecektir biliyorum fakat bana 47 bölüm yazmak bile o kadar uzun geldi ki keşke elimden daha fazlası gelebilseydi.

Özel bölüm olayına gelirsek hiç yazmadım. Ve şimdilik yazmak planlarım arasında yok. Daha fazla uzatmayayım diğer hikayede görüşürüz ❤

نهاية الفصل

19 تعليق