•
Herhangi bir cevap vermesini beklemediğim için ayaklarımı hareket ettirmiş gidiyordum ki sert tonlamasıyla durdum.
-"Gitmeyeceksin."
Burnumdan soluyarak gözlerimde yaşlarla hızlıca geriye döndüğümde gözlerimin karardığını hissettim. Ani dönüşümle başımda oluşan dönme beni yerimde salladı.
Devran ayağa kalkmış iki adım atarak beni tutmuştu.
-"Ne oldu? Efnan? İyi misin?"
Elim başımda kapalı gözlerimle iyi olduğumu mırıldandım.
Bir kolunu karnıma sarmış diğeriyle yanağımı tutmuştu. Temasları daha çok başımı döndürdü diyebilirim.
-"Gel."
Adım atamadım. Beni yine kucağına aldığında nefesim içime kaçmıştı. Koltuğa bedenimi yatırıp başımın altına bir minder koydu.
Sırtımın üstüne yattığımda oluşan ağrıyla sessizce inlemiştim.
-"Geçti."dedim fısıltıyla. Bir anlık göz kararmaması baş dönmesi yaşamıştım.
-"Hemşireyi çağırıp geliyorum kalkma." Dizlerinin üstünden kalkarken koltukta olan elini refleks olarak tuttum. Soğuktu. Eskisi gibi sıcacık değildi. Fakat aynı kalp hızlandıran histi.
-"Gerek yok uyuyor. Gitme."dedim ve yavaşça gözlerimi açtım. Karnımın üstüne uzattığım alçılı kolumda gözleri geziniyordu.
-"Su ister misin?"diye sorduğunda hala elini tuttuğumu fark edince elini bıraktım. Sanki avucum boş kalmıştı.
-"Olur."
Bir kaç dakika yalnızlığa ihtiyacım vardı.
Gidince koltuğa tutunarak yavaş yavaş oturur pozisyona geçtim. Baş dönmem geçmişti.
Pijamanın kaymış yakasını düzeltip göğüslerimin görünmemesi için yukarıya çekiştirdim. O esnada ayak sesleri gelmişti.
Öyle bir yürüyordu ki sesinden bile kudretli olduğu anlaşılıyordu.
Su bardağını elime bırakıp içmemi bekledikten sonra sehpaya koydu ve yanıma usulca oturdu.
Belki saçma gelecekti ama yanımda olduğunu hissetmek bile beni iyileştiriyordu. Varlığı güzeldi. İyi geliyordu. Daha güçlü hissediyordum.
-"Yarın sabah ablam gelecek. Seni görmek istiyor."
Başımı kaldırıp sırtımı dikleştirdim.
-"Gelmese olmaz mı?"diye sordum sakin bir ses tonuyla.
Belim rahat edemeyince minderlerden birini bel boşluğuma koyup öyle yaslandım.
-"Neden?"
-"Yani onu bıraktım. İstifa ettim. Yüz üstü bırakmışım gibi kötü hissediyorum." Sessizce konuşurken onunla normal bir sohbete girmek nedensizce utandırdı.
-"İstifa edince geçmişini silip atamıyorsun."
Başımı yan çevirdim dışarıdan yansıyan ışıklar sayesinde yüz hatlarını görebildim. Direkt karşıya ormana doğru bakıyordu.
-"Geçmişimi silmek istemiyorum ki."dedim. Bana baktı.
Kollarını sardıkça gözlerimle onu uyarıp ittiriyordum.
Annemle babamın ısrarı üstüne akşam yemeğine gelmiştik ve bizim yardımımızı reddedip içeride kendileri hazırlıyordu.
Koltukta yan yana düzgün bir şekilde oturabilen insanlar değildik. Eli kolu durmayan bu adam yüzünden sürekli aklım başka yerlere kayıyordu ve utanıyordum.
-"Ya Devran bir uzak dur. Dokunma ya."
Bana kalkan görevi gören geniş bedeniyle beni sardığı için kaçamıyordum.
-"Duramıyorum ki nasıl durayım?" Boynumu acıtmadan ısırırken sessiz sessiz kıkırdıyordum.
-"Bak yakalanacağız."
-"Karımı sevemez miyim kızım?"diyip yanaklarımı tuttuğu gibi dudaklarımı hızlıca öptü.
Çabucak göğsünden ittirdim.
-"Sen iyice arsız oldun!" Bir yandan kapıyı kollayıp diğer yandan ona kaş çatıyordum.
Karnımı elleriyle tutarak beni yanına çekti. Dudağımın kenarını öptükten sonra geri çekilmeyince bakışlarının etkisine kapıldım.
-"Sana doyamıyorum diyorum. Yataktan çıkasım gelmiyor diyorum anlamıyorsun."
Gözlerim irileşirken bu sapık hali yüzünden elimi dudaklarına kapatmak zorunda kaldım.
-"İyi misin?"
Boynumdan beynime doğru bir ateş çıktığını hissettim. Nazikçe boğazımı temizledim ve ona dalıp giden gözlerimi çektim.
-"İyiyim."dedim önüme döndüm.
-"Annen ve baban...burada mı?"
Bir an ne sorduğunu algılayamadım. Ardından başımla onayladım.
-"Burada oldukları için geldim."
-"Nerdeydin?" Beni merak ediyor düşüncesine dahi içimde çırpınan heves tohumları yine canımı yakacaktı.
-"Köye dedemlerin yanına giderken oldu kaza. Daha İstanbul'dan çıkmamıştık. Köyü sevmezlerdi. Benim için gidiyorduk. O yüzden burada defnettik. Sonra ben dedemle köye döndüm."
Onca zaman geçti. Ben hala alışamadım. Hala boğazım düğümleniyor hala nefesim kesiliyor.
Yanağımdan boynuma kadar süzülen damlayı silip iç çektim.
-"Eğer bilseydim.."dedi sustu.
-"Ne? Yanımda mı olurdun? Bu destekle kapanacak bir yara değil." Belki de kapanırdı. Hiç ben yanındayım diyen olmamıştı ki. Destek veren,omzuna yaslayan kimse olmamıştı ki. Kapanır mıydı kabuk mu bağlardı bilemezdim.
Böyle silinmeyecek bir iz haline gelmişti.
-"Üzgünüm. Onları severdim."
Samimiyetine inanıyordum. Fakat öyle içten söylemişti ki içimde tutamadığım bir hıçkırık dudaklarımdan kaçtı.
Yalnızlığım o kadar zor geliyor ki o kadar acı ki.
-"Başta hiç istememişlerdi. Ama sonra seni çok sevdiler." Ağlarken güldüm ve titrek bir soluk verdim.
-"Gelirsen oğlumu da getir derlerdi."
Titreyen dudaklarımı ısırıp tek elimle yüzümü silmeye devam ettim. Ağır ağır güçlü bir nefes aldı. Sanki yanımda boğulur gibi geldi.
-"Kusura bakma. Ben hala alışamadım. Yıllar oldu ama üstesinden gelemiyorum."dedim kendi kendime öylesine başımı sallayıp.
Ağlamayı bırakıp anında ağrımaya başlayan gözlerimi kapattım bekledim.
-"Yanında olmak isterdim. Ben...başka bir şekilde yeniden kendine yol çizeceğini düşündüm. Yaşın gençti ve bir anlık deli cesaretiyle evlendiğini sandım. Peşine düşmedim. Sormadım bakmadım. Duymadım. Belki duymamı engellediler bilmiyorum. Ama bu şekilde olmasını istemezdim. Hayal kırıklığım beni kör etmişti."
Dudaklarımı aralayıp gözlerimi açtım.
-"Seninle evlendiğim için hiçbir zaman pişman olmadım. Bu evlilik ailemi kaybetmeme neden olsa bile...hiç senden nefret etmedim. Seni suçlamadım. Bazen sana gelip anlatmayı düşündüğüm oldu."dediğim esnada başını bana çevirdiğini biliyordum.
Kurumuş dudaklarımı ıslatıp devam ettim.
-"Ama tekrar karşına çıkıp hayatını alt üst etmek istemedim. Seni zaten yarı yolda bırakmıştım ve gelip aslında benimde suçum yoktu demek...olanlardan sonra saçma olurdu. Yapamadım. Gerçi yine biraz hayatını kötü etkiledim ama olaylar benim isteğim dışında gerçekleşti."
-"Gelseydin. En uçuk ihtimalle söylüyorum başkasını sevdiğini bile söyleseydin o zamanlar kabul edecek durumdaydım. Ama bu olanlar.."
Elleriyle yüzünü avuçlayıp eğildi. Dirseklerini dizlerine yaslamış halinde bile iri yarı kocaman bir adam olarak duruyordu.
-"Senden başka kimseyi sevemezdim ki." Sevemem ki.
Fısıldayarak dolu gözlerimle ona bu itirafı yaptım. Göğsüm kuş kadar hafiflemişti. Neden bilmiyorum ama tüm bu olanlara rağmen hala benim için değerli olduğunu bilmesini istiyordum.
Ellerini yüzünden indirdi. Başını yavaş yavaş kaldırdı ve hafifçe bana döndü. Bir şey söyleyecek olsa bile konuşmadı.
Alev ateş bir yüz ile gözlerimi ondan kaçırdım. Kaç yaşına gelmiştim hala ona olan sevgim beni utanç içine sokuyordu.
Ağlamış olmamın ve Devran'a uzun bir süre yakın olmanın verdiği ağır yorgunlukla koltuktan kalkmak için elimi koltuğa bastırdım. Tam kalkmıştım ki eli bileğimi kavradı.
Olduğum yere sabitlendim.
Hızlıca elini çekmişti ve ensesine doğru atmıştı.
-"Bir şey mi söyleyeceksin?"
Söyle. Konuş artık.
Kaç dakika geçti bilmiyorum. Sadece sıkıntılı nefeslerini kolaylıkla işitebiliyordum.
-"Tanıdığın o adam değilim. Bıraktığın gibi de değilim. Benden geriye bir eser kalmadı Efnan."
Nefesini sertçe üfleyip eliyle kalbinin üstünü ovuşturdu. Yüzü yine ileriye dönüktü. Alt dudağını üst dişleri arasına aldıktan sonra serbest bırakıp diliyle ıslattı.
-"Giderken...yarattığın boşluk hiç dolmadı. Doldurmak istemedim çünkü hep sana olan öfkemi hatırlamak istedim. Zamanla öfkemi de unuttum. Kendimi de unuttum. Seni geride bırakmaya çalışırken insanlığımı da bıraktım. Yerini biriyle dolduramadım ama sende artık o boşluğa ait değil gibisin."
Araya giren zaman bazen her şeyin ilacı olmuyordu. Zamanla düzelmiyordu mesela. Zaman iyileştirmiyordu.
Körüklemiyordu da. Bugüne dek bana olan öfkesini saklaması imkansızdı. Tıpkı sevgisini saklaması gibi. Çünkü terk edilmiş bir adamdı. Ve evet eskisi gibi değildi.
Bende eskisi gibi oluruz demedim ki hiç. Hayal de kurmadım. Mutlu olacağım ihtimaliyle de günlerimi hiç geçirmedim. Umut etmedim. Mutluluğun benim için yazılmadığını artık öğrenmiştim.
-"Ben ailemi kaybettiğim gün seni de kaybettiğimi öğrendim. Onları geri getiremeyeceğim gibi sende o imkansızlığa aittin Devran. Bununla o gün yüzleştim. O gün farkına vardım."dedim ve dikkatlice koltuktan kalktım.
Bugünü artık kapatmanın vakti gelmişti.
-"İyi geceler."dedim koltukta düşüncelerin arasında kalan adama.
-"Efnan."
Salondan çıkmak üzereyken ismimi seslenince durdum. Zaten yanından gitmek istemiyordum iyice zorlaştırıyordu.
Adım sesleri arkamda son buldu. Sırtımda güçlü göğsünü hissedebiliyordum.
Karanlıkta kalmıştık. İkimizde. Ve bizim için yolumuzu aydınlatacak tek bir ışık dahi kalmamıştı.
-"Bir süre burada kalmanı istiyorum. Yani kalmalısın."
Ne?
Şaşırarak döndüm ona baktım.
-"Ne için?"
-"Olay duyuldu. Seni öğrendiler. Hedef alınacak kadar kolaysın. O mahallede seni ne kadar koruyabilirim bilmiyorum bu yüzden ben onları kontrol altına alana kadar burada kal. Senin için en güvenli yer." Duraksayarak sakince yaptığı açıklama karşısında kaşlarım havalanmıştı.
-"Ne yani hayatım tehlikede mi? Sürekli arkamı kollayarak yaşayamam."
Başını salladı.
-"Halledeceğim endişelenme. Dışarı çıkmak istediğinde yanına bir kaç kişi veririm onlarla gider gelirsin. En azından tehlike geçene kadar."
Gerçekten bana yaptığı bir şaka olmasını bekledim ama baya ciddiydi.
-"Saçmalama. Burada seninle kalamam."
-"Niye adam mı yiyorum ben?" Tersleme üslubuna karşı kaşlarımı çattım.
-"Ne ilgisi var? Yani böyle bir şeye gerek yok. Bana bir şey olmaz."dedim içten içe endişelenerek. Tamam mükemmel giden bir hayatım olmasa bile bu şekilde pis insanlar yüzünden de ölmek istemezdim.
-"Sana tercih sunmadım Efnan. Odana git dinlen geç oldu."
Beni postalarken kendisi az önce oturduğumuz koltuğa geri dönmüştü. Dönük sırtına bir kaç saniye baktım ve salondan ayrıldım.
Beni büyük bir imtihan bekliyordu.
'
Ne kaçabiliyordum ne de kurtulmak için bir yolun vardı. Öylece burada duruyordum. İlk bir kaç gün odadan çıkmayı reddetmiştim. Burada geçirdiğim üçüncü hafta oluyordu ve ikimiz için bu ev dar geliyordu. Ruhsal bir darlık. Onu gördüğüm de yoktu.
İki kere Yade abla gelmişti. Hamile haliyle yeterince stres yaşadığı için hep ağlama halindeydi. Üzüldüğü için de Devran buraya gelmesine pek izin vermiyormuş öyle söyledi.
Hatta kardeşinin evine benim sayemde ilk kez geldiğini biliyordum. Tuhaftı.
Kızlarla iletişime geçtiğini bilmek ise içimi rahatlatmıştı. Ek olarak bana kıyafet getirmesini rica etmiştim. Devran'dan isteyemezdim.
İkinci gelişinde getirdiği kıyafetler ona bir süre boş boş bakmama neden olmuştu. Alt tarafı pijama tarzı rahat kıyafetler istemiştim fakat getirdiklerinin normal şeyler olmaması tamamen onun planıydı.
Elbette ki eski kocamın evinde açık saçık giyinmek hoş değildi. Ama Yade abla tekrar gelmemişti.
Neyse ki Devran ile evde karşılaşmamız da olanaksızdı. Aldığım ilaçlar dolayısıyla uykum ağırlaştığı için geldiğini duymuyordum. Fakat oldukça geç geldiğinden emindim.
Hemşire günü birlik olarak geliyor sırtımda ve karnımda olan eziklikler için ilaçları sürüyordu. Ekstra olarak kaşımdaki dikişleri almak için de gelmişti. İz kalmaması için oraya ayrı bir krem getirmişti.
Geriye yalnızca kolumdaki alçı kalmıştı.
Çok sıkılıyordum. Gitmek istediğimi söyleyeceğim muhattabım ise ortada yoktu.
Son bir kaç gündür gece karanlığında kendime kahve yapıyor mutfakta oturuyordum. Yardımcılar saat on olduktan sonra gidiyorlardı.
Ev ürkütücü bir sessizliğe gömülüyordu ve ben artık bundan fazlasıyla rahatsızlık duyuyordum.
Televizyonun sesi bir yere kadar yetiyordu. En ufak çıt sesinde korkum tavan yapıyordu.
Maalesef rutin haline gelen odada kahvaltımı yapmış sonra biraz televizyon izlemiştim. Ardından akşama doğru alçımı sararak oldukça uzun şekilde yıkandım. Tek kolla yıkanmak sandığımdan zor oluyordu.
Bugün dışarıda durmaksızın bir yağmur vardı. Sesi gündüz rahatlatıcı iken hava karardığında içimi ürpertmişti.
Bu adam neden hiç beni görmeye gelmiyor?
Tanrı aşkına hiç mi aklına gelmiyorum? Hiç mi merak etmiyor?!
Artık kafayı yiyeceğim. Hatta delirmeme ramak kalmıştı.
Kendime sakinleşmek için kahve yapmadan saçlarımı binbir güçlükle kurutmuş üstüme Yade ablanın getirdiği pijama takımını giyinmiştim.
Çoğu kolaylık olsun diye askılıydı. Uzun kolluları ise şimdi giyindiğim gibi boldu ve alçımı kolay geçiriyordum.
Yerimden kıpırdamadan televizyonun karşısında yardımcıların getirdiği akşam yemeğini de yemiştim.
Ara ara elinde şemsiyelerle evin etrafında turlayan adamlar görüyordum. Açık camlardan bir kaç kez göz göze gelmiştik.
Etrafta olmaları içimi rahatlamıyordu. Devran eve girmediği sürece kendimi korunaksız hissettiğimi anlamak pek de uzun sürmemişti.
Mutsuzdum. Korkuyordum.
Çünkü evinde olmaya, olmayan varlığına alışmıştım.
Bana yaptığı kötülüktü.
Gün gelecek artık güvendesin gidebilirsin diyecekti. O zaman ne olacaktı? Seninle kalmak istemiyorum ama sensiz de yaşayamam mı diyecektim?
Sıkıntıyla yüzümü sıvazladım. Yarı uzanır halde yattığım koltuktan kalktım.
Az önce kesen yağmur aynı hızla yağmaya başlamıştı.
Mutfağa giderek kahve makinesine kapsül koydum ve kupayı altına yerleştirdim. Gözüm saate kaydı.
Gece yarısını yeni geçiyordu.
O kadınla birlikte olabilir mi?
Evet başıma gelen onca şeye rağmen hala bunu düşünüyorum.
Of.
Buradan deli olarak ayrılacağım.
İkinci kahvemle mutfaktan salona geçerken evin bu kadar büyük olma nedenini sorguluyordum. Odadan odaya yürümek bile vakit alıyordu.
Kahve kupasını sehpaya bıraktıktan sonra televizyonun altındaki gözde sıralanmış kitaplara bakmak için eğildim. Hepsi farklı bir dildeydi ve buna şaşırmamıştım. Eskiden de farklı dilleri öğrenme merakı vardı.
Kitabı yerine ittirirken kapı sesi gelmişti.
Anında kalbim hızlı atmaya başladı. Fakat belli etmemek için ayağa bile kalkmadım. Yerde dizlerimin üstünde oturmayı sürdürdüm ve başka bir kitabı aldım.
Adım seslerine kalp atışlarım eşlik ederken salonun girişinde son bulmuştu.
-"Ne yapıyorsun sen burada?"
Öfkesine şaşırmadan edemedim.
-"Kendi kendime evine girmişim gibi sormasan mı acaba?"diyerek yerden kalktım.
Gözleri hızlıca bedenimi süzdü geçti. Ağzının içinde mırıldandığı şeyleri duyamıyordum çünkü hem öfkeli hem agresifti ve ne dediği anlaşılmıyordu.
-"Bak şuraya bir bok yapılmış. Basıyorsun kapanıyor." Yerleri sarsarak geldi ve yanımdan geçip bir hışımla camın yanında yer alan iki düğmeye bastı.
Camlar panjur sistemi ile kapanırken olduğum yerde hareketsiz onu izliyordum.
Deli mi ne?
-"Bunun için bağırman gerekmiyor."diye mırıldandım.
Karşıma geçip üstündeki ceketini çıkarttı ve koltuğa doğru attı.
-"Evin etrafı adam dolu. Bilerek mi yapıyorsun sen bunu?! Yüzünü gözünü siktiklerim toplanmışlar buraya geçip geçip izliyorlar görmüyor musun?!"
El kol hareketleriyle anlatırken her sesini yükseltişinde yerimde sıçramıştım.
Deli cidden.
-"Dikkat etmedim Devran. Bağırıp durma. Ayrıca beni buraya kapatmasan böyle bir problem yaşamazsın. Bütün gün kocaman evde yalnız duruyorum. Bunaldım daraldım!"
-"Kızım kendi keyfim için mi kapattım?! Tek parça halinde kal diye kapattım! Evde çıplak dolaşıp adamların aklını dağıtmanın açıklaması değil bu!"
Karşılıklı bağrışırken kapı çalındı.
Evdeki sessizliği bastırsın diye açtığım televizyonu kapatıp kapıya bakmaya gitti.
Neyin öfkesi ve sinirini paylaşayamıyorduk bilmiyorum. Ama beni de sinir etmişti.
Geri geldiğinde elindeki dosyayı uzun masanın üstüne bıraktıktan sonra yeniden yanıma geldi. Burnundan soluyarak yüzümü santim santim inceledi. Üstüme baktığında ise başını yan çevirip bir şeyler mırıldanmıştı.
-"Odana git Efnan."
-"Orası benim odam falan değil."
-"Odanı sikeyim Efnan."
Koltuğa oturacakken gözlerimi büyüterek ona baktım. Oturduktan sonra çıtımı çıkarmamaya karar verdim. Bence siniri bana değildir. Yani öyle olmadığını düşünüyorum.
Kahvemden bir yudum alırken telefonuna bakarak merdivenlere yönelmişti. Ben ona beni bırakmasını söyleyecektim ama yine olmadı.
Geri gelmesi uzun sürmemişti. Elinde laptop ile aşağı inerek orta sehpaya koydu ve bu sefer mutfağa gitti. Bir içki şişesiyle geri geldi.
-"Yarına hastaneye gitmem gerekiyor."dedim kapalı televizyona bakarak.
-"Doktor çağırırız." Benimle ilgilenmiyordu.
Bir elinde içki diğer eli laptoptaydı.
-"Ne alaka ya? Ne alaka? Alçımı çıkartacaklar."dedim sinirle.
-"Git şu üstüne düzgün bir şey giyin."dedi konudan bağımsız olarak.
Dudaklarımı kemirerek Yade ablanın niye beni böyle giydirdiğini daha iyi anladım. Çok sinsi bir kadın.
-"Bak ben sıkıldım tamam mı? Burada yalnız duramam ben. Korkuyorum sürekli tedirgin oluyorum."dedim bu defa sakince.
İçkisini büyük bir yudumda bitirip başını kaldırdı ve geriye yaslanarak bana baktı. Kısık gözleriyle içimi görür gibi bakıyordu. Tüylerim diken olmuştu.
Pijamadan belli olduğunu bildiğim meme uçlarım umuyorum ki onun gözüne değmezdi. Aksi takdirde fazlasıyla utanırdım.
Gelmedi gelmedi bu gece geleceği tuttu.
-"Korkacağın bir şey yok. Burada sana bir şey yapamazlar."
-"Birisinden değil. Ormanın ortasında yalnızım. Kocaman ev. Sessiz. İlaç içmeden uyuyamıyorum korkuyorum." Bakışlarına karşı omuz silkmiş ona bakmadan konuşmuştum.
-"Seninle evde mi oturayım onu mu istiyorsun?"
Sessizce nefesimi üfleyip ayağa kalktım.
-"Yatmaya gidiyorum. İyi geceler." Hazır evdeyken rahat rahat uyumak istiyordum.
Biraz daha yanında durursam aramızda kan çıkacaktı belliydi.
•
Merhaba iyi geceler ❤️
Elimden geldiği kadar erken bitirmeye çalıştım.
Umarım beklentinizi karşılayan bir bölüm olmuştur. Düşünceleriniz ve yorumlarınız için çok teşekkür ederim.
Hala gelişme bölümünde olduğumuz için yazmam kolay olmuyor ve biraz gecikebiliyor.
Sizi seviyorum görüşmek üzere ❤️❤️