Dışarı çıktık.
Gece serindi.
Atlas arabaya yürüdü.
Kapıyı açtı.
Ben binmedim.
Dönüp bana baktı.
“Bin.”
Kollarımı bağladım.
“Emir mi veriyorsun?”
Atlas birkaç saniye sustu.
Sonra daha sakin:
“Burada konuşmak istemiyorum.”
"Binmeyeceğim ya senin tavırların ne böyle?sanki sevgilimsin?"
"Sanki sevgilimsin ha öylemi?"
Atlas melisi kucağına alır ve arabaya koyar
"Napıyorsun ya?"
Sessizlik.
Atlas sürücü koltuğuna geçti.
Arabayı çalıştırdı.
İlk birkaç dakika sessizlik vardı.
Sonra dayanamadım.
"Amacın ne?”
Cevap vermedi
Biraz daha bekledim.
“Telefonlara neden dönmedin?”
Eli direksiyonda sıkıldı.
Sonra konuştu.
“Çünkü seni oradan uzak tutmaya çalışıyordum.”
Sinirle güldüm.
“Beni mi koruyordun? Habersizce kaybolarak mı?”
Atlas bana baktı.
Sonra tekrar yola döndü.
“Kayra’yla görünce sinirlendim.”
Kaş kaldırdım.
“Sebep?”
Atlas kısa güldü.
“Çünkü onu tanımıyorsun.”
Ben de döndüm.
“Sen de bana hiçbir şey anlatmıyorsun.”
Sessizlik.
Sonra dedim:
“Bir de orada bana karışıyorsun.”
Atlas derin nefes aldı.
“Çünkü sen bilerek yaptın.”
Bakışımı kaçırdım.
“Ne?”
Atlas bana baktı.
“Dansı.”
Sustum.
Devam etti.
“Bana baktığını gördüm.”
Bir şey demedim.
Atlas başını hafifçe salladı.
“Beni sinirlendirmek istedin.”
Camdan dışarı baktım.
Sonra omuz silktim.
“belki.”
Bir anda arabada sessizlik oldu.
Atlas yavaşça hızını düşürdü.
Sonra arabayı yol kenarına çekti.
Motor çalışıyordu.
Ama durduk.
Bana döndü.
İlk defa sesi öfkeli değildi.
Yorgundu.
“Melis.”
Sustum.
Atlas direksiyona baktı.
Sonra dedi:
“Bir daha Kayra’nın yanında tek başına kalma.”
Kaşımı çattım.
“Sebep?”
Atlas birkaç saniye sustu.
Sonra bana baktı.
Ve ilk defa gözlerini kaçırmadı.
“Çünkü onun bu baloda olma sebebi… sensin.”
Boğazım düğümlendi.
“Ne demek o?”
Atlas tekrar arabayı çalıştırdı.
Ve sadece şunu dedi:
“Eve gidince anlatacağım.”