Evime gelmiştik. Salonda oturmasını söyledim ve bir süre salonda oturduk. Odamda da oturabileceğini söyledim ve odama girdiği gibi uzun zamandır dokunmadığım elektro gitarıma gözünü dikti.
-“Çalıyor musun?”
Hayır anlamında başımı salladım.
-“Bir ara bayağı fazla çalışıyordum ama şimdi bıraktım. Öylece orada duruyor.”
Biraz suratını astı. Gözüme umutla baktı ve sordu.
-“Birşeyler çalsana.”
Sanırım kaçışım yoktu. Yanlız kalmamın üzüntüsünü bu gitardan çıkaracaktım sanırım. Amfisini ayarladıktan sonra kabloyu taktım ve gitarı elime aldım. Ah eski dostum, derdimi kısa süreliğine unutmamı sağlar mısın acaba?
Çalabildiğin en zor ve en güzel parçayı çaldıktan sonra Athena’nın büyülenmiş yüzüne baktım.
-“BU HARİKAYDI KESİNLİKLE DEVAM ETMELİSİN!”
Pek te o gözle bakmıyorum aslında. Yani çalmaya devam etsem bile ne olabilir ki? Sadece biraz daha gelişirim ama bana iş imkanı falan fazla sağlamaz diye düşünüyorum.
-“Devam etsem bile bir işime yaramayacak.”
Athena hala heyecanını kaybetmemiş şekilde bana baktı.
-“Kim bilir? Sadeve devam et. Hey, okulunuzda bir müzik grubu var mı?”
Biraz düşündüm. Geçen sene vardı ama şu an bildiğim kadarıyla yok.
-“Hayır yok.”
Ben bunu söyleyince durup biraz düşündü. Aklından ne geçiyordu gerçekten bilmiyorum.
-“O zaman bi tane kur.”
Ne. Hayır ben bu sorumluluğu gerçekten alamam. Hem benim ensturman çalan arkadaşım falan yok tanıdığım da yok zaten. Hadi diyelim ki buldum, anlaşabileceğimizin garantisi yok. Bunu kesinlikle net bir şekilde reddediyorum.
-“Asla. Bu sorumluluğu kaldıramam ben.”
Athena bozuldu. Neden bunu yapmamı istiyordu gerçekten anlamıyorum.
-“Hadi ama! Bu yeteneğinin boşa gitmesini mi istiyorsun?”
Eh, gerçekten haklıydı. Böyle bir fırsatım varken kaybetmek istemem ama bu denli de sorumluluk alamam. Her neyse, kaybedecek hiçbir şeyim yokcşh sanırım.
-“Peki sen kazandın. Yarın okula gidip müzik hocamla konuşacağım.”
Sevinçle alkışladı. Bu denli neşe saçması biraz garip ama güzeldi de. Biraz daha oturduktan sonra saat biraz geç olunca gitti.
Ben de yalnız kalınca ailemsiz ne yapacağımı, 18 olmanın zorluklarını ve müzik grubu kurmanın risklerini falan düşünüp durdum. Evet, olumsuz düşünceler ama şu anda pek olumlu düşünemiyorum çünkü tamamen yalnız kaldım.
Ertesi gün okula gittim. İlk dersten hemen sonra müzik hocamı aramaya koyuldum ve bulunca aramızda şuna benzer bir diyalog geçti:
-“Merhaba hocam. Sizin tanıdığınız baterist, bassist yada vokalist var mı?”
Biraz tereddüt ederek sormuştum. Amacımı sanırım anladı ama neden bu kadar geç bu işe giriştiğimi sorguluyor olabilir. Sonra da cevap verdi.
-“Evet. 11/E sınıfında Ash adında çok iyi bir baterist var. Onunla konuşmalısın sana yol gösterebilir.”
Teşekkür edip söylediği sınıfa gittim. Çocuğu bulup konuştum ve bas gitar çalan bir arkadaşı olduğunu söyledi. Şimdi vokalist bulmamız gerekiyordu. Grafik tasarım kulübü başkanına hemen bir vokalist arıyoruz posteri hazırlatıp astık.
Bu arada bas gitaristin adı River’dı. İkisi de zaman kaybetmeden çalışmalara başlamamız gerektiğini söyledi. Şimdi vokalisti beklememiz gerekiyordu
Çok zaman geçmeden iki ders sonra sınıfıma bir kız geldi ve ilanı görüp geldiğini söyledi. Kızı Ash ve River’ın yanına götürdüm ve biraz konuştuk. Kız şan dersi almıyormuş ve okulda birkaç kere solo şarkı söylemiş. Hızlıca boş bir odaya geçip sesine baktık ve aldık. Kızın ismi de Sarah’tı.
Ash bildiği bir prova yeri olduğunu söyledi. Kirasının da uygun olduğunu ve bölüşürsek çok az bir miktar olacağını söyledi. Zaman kaybetmemek için hemen okul çıkışında ensturmanlarımızı alıp prove yerine gittik.
Şarkıları hepimizin bildiği şekilde seçtik ve provamızı aldık. Oldukça keyifli geçti ve hepimiz işimizde iyi olduğumuz için ilk provamız gerçekten kötü değildi.
Sonra eve geçtim ve biraz yemek hazırladım. Yemen yapmakta gerçekten berbatım o yüzden sadece makarna yiyorum. O da aşırı tuzluydu makarna yapmayı bile beceremiyorum.
Beklenmedik şekilde kapı çaldı. Kim gelmiş olabilirdi ki? Kapıyı açınca gelenin Athena olduğunu görüyorum. Yani sanırım beni düşünüp gelebilecek kişi bir tek oydu sanırım. İçeri girmesini söylüyorum ve mutfaktaki tabağı görüyor.
-“Yemek mi yiyordun?”
Başımla onaylıyorum.
-“Makarna yaptım ama aşırı tuzlu. Yine de istersen sana bir tabak koyabilirim.”
-“Hayır ben yedim sağol.”
Çok hızlı bir şekilde cevaplıyor. Tabağımı alıp salone gidiyoruz. Televizyonu açıyorum.
-“Sanırım sana yemek yapmayı öğretmem gerekiyor. Bu şekilde yemek yapmaya devam edersen kendini zehirleyeceksin.”
Biraz gülümsüyorum. Aslında hakkıydı iyot zehirlenmesi falan yaşayabilirdim.
-“Sen iyi yemek yapıyor musun ki?”
Aşırı heyecanlı ve emin bir şekilde başını sallıyor.
-“Elf olmadan önce aşçıydım ben”
İşte bu açıklıyor. Bu sırada aklıma önemli bir sorun geliyor.
-“Hey, senin insan içine karışman çok riskli değil mi? Biliyorum dün de seni getirmiştim ama akşamdı ve kimse yoktu. Şu anda hava hala aydınlık ve dışarısı kalabalık.”
Biraz düşünceli bir hale büründü.
-“Kulaklarımı saklayabiliyorum ve kıyafetim de bir şekilde dikkat çekmiyor. Tacımı çıkarıyorum sadece.”
Tacı gerçekten yoktu. Aslında kıyafetlerinin dikkat çekmemesi de olağandı çünkü onun gibi giyinen birsürü insan vardı.
-“Sen söylesene müzik grubunu kurabildin mi?”
Bunu sormasına sevindim çünkü beni bu işe sokan oydu.
-“Evet. Oldukça iyi insanlar buldum ve ilk provamızı aldık. İlk olmasına rağmen çok iyiydi.”
Sevindi.
-“Bu kadar hızlı oturtmana sevindim. Umarım başarılı olursunuz.”
Biraz daha muhabbet ediyoruz ve Athena gidiyor. Her gün gelemeyeceğini söyledi ben de anlayışla karşıladım tabii ki. Koskoca orman muhafızı olduğu için işi bir hayli büyük.
Bu gün de bitti. Yarın grup olarak okula gitmemeye ve uzun süre prova almaya karar verdik. Açıkçası provalarda çok eğleniyorum çünkü kafa insanlar ve onlarla vakit geçirmek güzel.
Sanırım yakın arkadaşlarım olması için çevremdeki herkesi kaybetmem gerekiyormuş.
Ertesi gün hazırlanıp prova alanına gittim. Odaya ilk geldiğimde Sarah vardı sadece.
-“Bakıyorum da erkencisin biraz.”
Evet on beş dakika kadar erken gelmiştim ama bu napıyor ki burada.
-“Sen neden bu kadar erken geldin?”
Biraz dalgın bir hal aldı. Kızıl saçlarıyla yüzünü saklamak ister gibi oldu bir ara.
-“Biraz evden kaçmak için. Burada çok daha iyi kafa dinleniyor. Evdekilerle aramın pek iyi olduğunu söylemem. Senin aran nasıl onlarla.?”
İçimi bir hüzün kapladı. Hala yastaydım ve bu soru beni bir hayli üzmüştü. Bunları düşünürken dalıp gittiğimi fark etmedim.
-“Liam?”
Sarah’ın seslenmesiyle tekrar ana dönüş yaptım.
-“Ben bütün ailemi üç gün önce kaybettim. Yani kaybetmeden önce de fazla iyi olduğunu söyleyemem. Genelde kardeşimle ilgileniyorlardı.”
Bu kızda ne var bilmiyorum ama içimi dökmemi teşvik eden bir enerjisi var. Nedense anlatınca koz olarak kullanmak yerine beni dinleyip yanımda olur gibi geliyor. Aynı şey biraz Ashl’te de var. Ama Sarah’ta çok daha kuvvetli.
Hemen yüzü endişeli bir hal aldı.
-“Ah çok özür dilerim. Konuyu hiç açmamalıydım”
Böyle şeyler hep olmaz mıydı zaten? Biraz üzüldüm ama sorun değil.
-“Hiç sorun değil. Nereden bilebilirdin ki?
Tekrar gülümsedi. Bu sırada gürültülü bir şekilde kapıyı tekmeleyerek içeri River geldi.
-“SEELAAAMM”
Gerçekten bu enerji ve sosyallik nerden geliyor bilmiyorum. Sessizce selam verdik. Bas gitarını hazırlarken aşırı derecede çenesi düşük basçımız hemen birşeyler anlatmaya koyuldu. Yolda gördüğü kediden otobüsteki insanların konuşmalarına kadar her şey.
DISC sistemiyle ilgili bir kitap okumuştum. Kişilikleri dört renge bölüyordu ve bu çocuk kesinlikle sarı. Enerjisini insanlardan alıyor, dikkatsiz, seviliyor ve çenesi aşırı düşük.
Bir süre sonra Ash geliyor ve bizi bundan kurtarıyor.
-“Selamlarr, nasılsınız?”
Gerçekten aşırı güven veren bir kişilik. Sakince hepimizi yoklayıp iyi olduğumuzdan emin olması gerçekten grubun babası olduğunu kesinlikle gösteriyor. Her durumda bizi kollar ve gözetir.
Kısa bir süre sonra akordlarımızı yapıp provaya geçiyoruz. Şarkılara daha iyi çalıştığımızdan bu prova öncekinden daha iyiydi.
Arada sırada dinlenerek yaklaşık 3 saat kadar prova alıyoruz. Bu molaların birindeyiz ve Sarah ile River yakındaki bir otomattan kahve almaya gitti. O sırada biraz Ash’le muhabbet ediyoruz.
-“Düşündüm de, acaba telefon numaralarımızı alıp bir sohbet grubu mu kursak?”
Güzel fikir. Prova yapmaya karar verdiğimizde falan birbirimize ulaşmamız kesinlikle daha kolay olur.
-“İyi fikir. Benimkini yazıyorum diğerleri gelince onların da telefon numaralarını da al ve kur grubu.”
Ash seviniyor. Telefonunu bana veriyor ve telefon numaramı yazmamı istiyor. Telefon numaramı yazarken bu sefer sakin bir şekilde kapı açılıyor.
-“Sahneye çıkarsak ilginin senin üstünde olması çok saçma. Bas vokalden de daha iyi ve sahnefe kesinlikle basın sesinin açılmasını istiyorum. Hatta şimdi de açacağım.”
River kendi amfisine ilerlerken Sarah aşırı bezmiş görünüyordu. Bizim yanımıza gelip meraklı gözlerle bize baktı.
-“Ne yapıyorsunuz.?”
Koşarak River da geldi ve birden Sarah’ın omzuna hararetle kolunu koydu. Bu gereksiz temaslara kısa sürede alışmış olacak ki pek bir tepki vermedi. Ash sıcak bir şekilde gülümseyerek Sarah’a cevap verdi.
-“Bir sohbet grubu kuracağım. Numaralarınızı alıyorum. Liam yazdı sanırım siz de yazın.”
Herkes numaralarını yazdıktan sonra Ash herkesin numaralarını tek tek seçiyor. Birden ekranda “grubunuza isim verin” diye bir yazı düşüyor. Birden herkesin aynı şeyi düşündüğüne yemin edebilirim ama kanıtlayamam. İlk dile getiren River oluyor.
-“Bizim grubun ismi yok.”
Hemen isim düşünmeye başlıyouz.
-“Çorapta kumla yürüyenler.”
River söylediği anda biraz gülüyoruz. Gerçekten ne olabilirdi ki? Ah aklımda bir fikir var.
-“Glass Horizon Nasıl?”
Sanırım herkes beğendi ki grubun ismi bu oldu. Ash grubun ismini de koyduktan sonra herkesin telefonuna bildirim düştü ve grup resmi olarak kurulmuş oldu.
İki saat daha prova aldıktan sonra eve gidiyoruz. 5 saatlik provada hiç sıkılmadım. Gerçekten iyi arkadaşlarım var ve onlarla takılıp müzik yapmak çok eğlenceli. Evde oturacağıma burada vakit geçirmek güzel. Ayrıca tekrar gitar çalmak güzel hissettiriyor.
Bugün Athena gelmedi ki haklı bence. Yanımda olduğu için mutluyum ve arada gelmemesi büyük bir sorun da değil.
Athena’nın bana bıraktığı nottan bir yemek tarifi seçiyorum. Bezelyeyi seçiyorum ve marketten malzeme aldıktan sonra yapmaya başlıyorum.
Yapıp yiyince kötü olmadığını görüyorum. Katacağım tuz miktarı da ölçülü olduğundan bu sefer tuzu yerinde oluyor.
Yine uykuya dalmakta zorlanarak bir şekilde uyuyorum. Tabiki de uykuya dalmadan önceki düşüncelerim fazla karamsar ve beni boğuyor.
Ertesi gün oldu ve yine provaya gidiyorum.
Bu sefer kararlaştırmamız daha kolay oldu çünkü bir sohbet grubumuz vardı. Öteki türlü herkese aynı anda yazmak yada okula gidip onları bulmaya çalışmak falan büyük zaman kaybı.
Prova yaptığımız için her gün hazırlanmam gerekiyor ki bu beni bir nebze depresyondan kurtarıyor. Saçımı falan tarayıp kendime bakmam kendimi daha iyi hissetmemi sağlıyor çünkü eğer böyle birşey olmasaydı ne dışarı çıkardım ne de yüzümü yıkardım.
Bir uğraşım olması ve bunun ilgi alanım ile ilgili olması da ayrı güzel. Kafa dengi arkadaşlarım var her gün onlarla takılacakmışım gibi görünüyor.
Bu sefer farklı şarkılar belirledik. Bunu sohbet grubunda yaptık çünkü önce çalışmamız lazımdı ki şarkılara hakim olalım ve prova daha iyi geçsin.
Bu sefer üç saat prova alıp evlere dağıldık. Hangi arzın talebiydi bilmiyorum ama son ay sınav koymuşlar ve bu çok sinir bozucu. Göya sınava çalışıyorum diye rapor alabiliyordum ama üç hafta sonra sınav vardı ve çalışmaya başlamam hatta okula gelmem lazımdı.
Bu biraz kötü ama yapabileceğim birşey yok. Evde oturup çürümekten daha iyi sanırım.
Provaya Athena’yı davet etmek için bayağı erken kalkıp hazırlanıyorum çünkü ona kıyafet te almak istiyorum.
Ormana geldikten sonra seslenince karşında beliriyor. Pek dikkat çekmemesi için kıyafet almaya götüreceğimi söylüyorum ve benimle geliyor.
Buraya yakın olan alışveriş merkezine götürüyorum ve kısa süre sonra birkaç parça beğeniyor ve ödedikten sonra üstüne giyiyor ve beraber prova aldığımız yere gidiyoruz.
İlk gerçek arkadaşımı yeni arkadaşlarımla tanıştırmak güzel bir fikir mi emin değilim ama anlaşacaklarını umuyorum.
Biraz geç kaldığım için içeri girince herkes bana kızgın bir şekilde bakıyor ve ardından Athena’ya bakıyorlar. Hepsi bu nereden çıktı der gibiydi.
-“Bir arkadaşımı getirdim. Bizi izlese sorun olur mu?”
Herkes sorun olmayacağını söylüyor. Athena o sırada herkesle tanışıyor.
Kısa bir süre sonra provaya başlıyoruz ve uzun bir süre çalıyoruz. Büyün bu süre boyunca Athena bizi yoğun bir destek ve hayranlıkla izliyor. Birkaç şarkı sonra mola vermeye geçtiğimizde Athena bizi alkışlıyor.
Bu sırada aklımda bir düşünce beliriyor. Athena Sarah’tan pek haz etmemiş gibi görünüyor. Sarah’ın bana yakın davranması ve konuşması hoşuna gitmemiş olabilir.
——————————————————————
Her neyse, Athena ve Ash iyi anlaşıyor gibi görünüyorlar. Bir arkadaş edinmesine sevindim doğrusu. Ben de bu sırada Sarah ve River’la oturuyorum. Sarah bütün gruba kurabiye yapmış ve az önce dağıttı. Onu yiyoruz ve gerçekten hayatımda yediğim en iyi kurabiyeler bunlar.
-“Eee, nasıl olmuş?”
River hemen atladı
-“Muhteşem ötesi. Bundan daha iyisi yok gerçekten efsane”
Tam olarak düşüncemi söyleyecektim
-“Bayıldım. Hayatımda yediğim en iyi kurabiyeler şakasız”
Sarah sıcak bir şekilde gülümsüyor. Gülümsemesini cidden seviyorum neden bilmiyorum.