Skip to content

Düş

Chapter 1 · 5 min read

Düş

Chapter 1

Bölüm 1: Giriş

Selam, sanırım kendimi tanıtmam gerekiyor. Ben Liam. Soyadıma gerek olduğunu şahsen düşünmüyorum… 18. Yaşıma bugün bastım ve bir ay sonra okulumdan mezun oluyorum. Aslında bir ay kaldığından okula şu anlık gitmiyorum. Gelecek planım yok yani henüz ne olmak istediğimi hala bilmiyorum. Doğru düzgün arkadaşlık ilişkilerim yok ve aile içi ilişkilerim de fazla iyi değil. Ailem hep kardeşimi ön planda tutuyor neden bilmiyorum. Her neyse bu kadardı sanırım.

Rastgele düşüncelerle dolu kafam uyumamı oldukça zorlaştırıyordu ama bir şekilde uykuya daldım. Hızlıca bir rüya görmeye başladım. Bir ormandaydım ve hava çok karanlıktı. O kadar gerçekçi bir rüyaydı ki rüzgarı tenımde hissedebiliyordum hatta soğuğu bile. Yürümeye başladım çünkü yapabileceğim daha iyi bir şey yoktu açıkçası. Az ileri gittiğimde bir ses duydum. Koşm sesi gibi çıtırtılar çıkıyordu arada. Seslendim:

-“Orada biri mi var?”

Çatırtılar çoğaldı. Az da olsa korkmaya başladım ama bir rüyada olduğumu kendime hatırlatarak bir nebze rahatladım. Sanırsam çatırtının sahibi bana seslendi

-“Liam”

Sesi iyice yankılandı. İsmimi bereden bildiğini gerçekten bilmiyordum ama kısa süre sonra karşıma çıktı. Upuzun örgülü saçları olan bir kızdı ve garip bir şekilde saçı açık pembeydi. Çok değişik ama boya gibi de durmuyordu. Gözleri değişik bir yeşildi ve kıyafeti de bir hayli farklıydı. Kafasında taç gibi bir şey vardı ve dikkatimi çeken ayrı bir şey ise kulakları normalden çok daha uzundu.

-“Sen kimsin?”

Konuştum. Bana sırıtıp duruyordu ama rahatsız da olmuyordum.

-“Ben Athena. Bu ormanın muhafızı olan elfim. Yakın zamanda seninle tekrar karşılaşacağız. O ana kadar kendine çok iyi bak.”

El salladıktan sonra aniden ortadan kayboldu. Gerçekten fazla hızlı koşuyordu. Çaresizce bağırdım.

-“ATHENA!”

İsmini bağırmaya devam ettim ama geri gelmedi. Kısa bir süre sonra uyandım ve yerimden fırladım.

-“Athena…”

Sesim daha güçsüz çıkmıştı. Kan ter içinde kalmış, gördüğüm aşırı gerçekçi rüyayı sindirmeye çalışıyordum. Sabah olduğu için yerimden doğrulduğum gibi hazırlanıp evden çıktım. Doğruca kütüphaneye gitmeliydim. Şehrin en büyük ve en kapsamlı kütüphanesine doğru yola çıktım ve uzun bir yoldan sonra sonunda kütüphanedeydim.

Yarım saatlik araştırmadan sonra sonunda istediğim kitabı bulabilmiştim.

Yeryüzünde Bulunmuş İnsan Dışı Varlıklar

Kitabı iyice karıştırdıktan sonra elfler kısmını bulabildim. Kitapta elflerin 15.yy da yaşadığı be günümüzde de soylarının tükenmemiş olabileceği yazıyordu. Elfler elementler şeklinde ayrılmışlardı. Hava, su, toprak, ateş.

Hava elfleri uçabilen canlılardı ve kendi bölgelerini yabancı varlıklara karşı koruyorlardı.

Su elfleri suyun altında kolay hareket etmelerini sağlayan yüzgeçlere sahiplerdi.

Toprak elfleri orman muhafızıydılar

Ve ateş elfleri ateşi kontrol ederek toprak elflerine yardımcı oluyorlardı.

Elfler insanlara gözükmeyi pek sevmezler fakat tek bir kişiyi seçer ve onunla dostluk kurmaları için rüyalarına girerlerdi. Rüyasında bir elf gören kişi bir haftaya kalmadan rüyasında gördüğü elf ile karşılaşır.

Okuduklarımdan sonra şaşırdım. Athena’yı görme fırsatım mı var? Elfleri tanımayı çok isterim çünkü yüzyıllar önce yaşamış fakat şu an az görülen hatta hiç görülmeye canlılar. Neredeyse soyları tükenmiş. Zararsız oldukları kitapta yazıyor ama emin olmam gerekiyor.

Kısa bir süre sonra evime geri döndüm. Biraz da internette araştırma yaptım ama okuduğum kitaptaki bilgilerden pek farklı bir şey göremedim. Günüm genel olarak araştırma yaparak geçti ve sonra yine uyudum.

Bu sefer rüya görmedim ama zaten pek beklemiyodum da.

——————————————————————

Rüyayı görmemin üzerinden tam üç gün geçti. Bugün son sınıflar olarak bir pikniğe gidiyoruz. Her sene yapılan geleneksel bir etkinlikmiş.

Olabildiğince şık giyindikten sonra kulaklığımı boynuma takıyorum. Olması gerekenden çok daha uzun olan saçımı her zamanki gibi yukarıdan topluyorum. Toplamadığımda arkadan görenler beni kız zannediyor ve bu gerçekten berbat. Onca yol boyunca müzik dinlemeden asla yapamam. Evden çıkmadan önce anneme gerekli açıklamayı yapıyorum. O da bugün alışverişe gitmeleri gerektiğini, kardeşim de dahil eve geldiğimde evde olamayacaklarını söyledi. O anda içime kötü bir his geldi neden bilmiyorum.

Piknik yapacağımız orman fazla uzak değilsi o yüzden yürüyerek gidebiliyordum. Geldiğimde orman bana fazlasıyla tanıdık geldi. Rüyamda gördüğüm orman olabilir mi burası?

Bir süre sınıf arkadaşlarımla takılıp sohbet ediyorum. Berbat sınıf arkadaşlarım neyse ki yok ama hiçbirine yakınım diyip derdimi falan anlatmam.

Baya bir süre sohbet ettikten sonra bunalıp ormanda küçük bir yürüyüş yapacağımı söylüyorum. Yürüdükten sonra fark ediyorum ki evet, bu kesinlikle aynı orman. Aynı çıtırtıları duyduktan sonea ister istemez deja vu yaşıyorum. Yine aynı ses, yine bana sesleniyor.

-“Liam”

Bu sefer kim olduğunu bildiğimden yanıt vermem fazla uzun sürmüyor.

-“ATHENA!”

Var gücümle bağırıyorum. Birden karşımda bitiyor. Yine aynı sırıtış, yine aynı kız.

-“İsmimi unutmaman güzel.”

Biraz gülümsüyorum. Athena bana bir adım yaklaşıyor.

-“Neden bunca yetenekli, başarılı, iyi insan arasından beni seçtin?”

Bu soru gerçekten uzun süre aklımı karıştırdığı için sormadan edemiyorum.

-“Genelde ihtiyacı olanları seçiyoruz.”

İşte bu soru işaretlerimi genel olarak gideren bir cevaptı.

-“Diğer sorularını daha sonra sorabilirsin. Şimdi dikkat çekip beni diğer insanların görmesini sağlama. Yarın istediğin saatte tekrar gel.”

Biraz şaşırıyorum bu kadar hızlı gitmesine. Araştırma yaptığımda bunun hakkında birşey bulamadım. Ama gerçekten olması gerekenler çok daha hızlı koşabiliyorlar. Onun hakkında ona çok fazla soru soracağım ama hepsi yarına kaldı.

Eve geliyorum ve beklediğim gibi evde kimse yok. Gayet normal karşılarken hayatımı karartan telefonu alıyorum. Telefon çalıyor ve hemen cevaplıyorum.

“Alo?”

——————————————————————

Soluğu hastanede alıyorum. Bütün yol boyunca ağlamamak için zor durdum. Annemin ve babamın içinde olduğunu söyledikleri odanın kapısına gidiyorum. Kardeşimin durumu daha ağır olduğundan onu daha farklı bir odaya almışlar. Doktordan durumlarının kritik olduğunu öğreniyorum.

Bir saat boyunca bekliyorum ve hepsinin birer birer ölüm haberini alıyorum. Neden böyle olması gerekiyordu? Zaten yalnızdım iyice yalnız kalmama gerek var mı?

Cenazalerindeyim. Akrabalarım beni rahatlatmaya çalışıyor. Bu daha çok reşit olduğum için bana bakacak birine ihtiyacım olmadığı içindi.

Ağlamıyorum çünkü dün gece fazlasıyla ağladım. Muhtemelen dışarıdan aşırı güçlü bir insan gibi falan görünüyorum ama aslında değilim.

Cenaze bittikten sonra eve gitmeden ormana gidiyorum. Hissettiklerimi söyleyebileceğim birine ihtiyacım var ve tek arkadaşım Athena. Ormana geldikten sonra Athenaya sesleniyorum. Kısa süre sonra karşıma çıkıyor.

-“Athena…”

Sanırım birşey olduğunu sezdi. Kollarını ona sarılmam için açıyor. Gözyaşlarına boğularak ona sarılıyorum. Hiçbirşey demeden sadece bana sarılıyor. Hıçkırıyorum, bağırıyorum ve boğulurcasına ağlıyorum. Bir süre bu şekilde ona sarılıp duruyorum.

-“Teşekkür ederim.”

Sıcak bir gülümsemeyle karşılık veriyor. Olanları anlatıyorum ve aşırı üzülüyor. Benim için burada olduğunu söylüyor ve istediğim zaman yanına gelebileceğimi söylüyor. Oldukça seviniyorum.

-“Benim gitmem gerekiyor. Sana çok teşekkür ederim, yarın tekrar geliyorum.”

Gülümsüyor.

-“İstersen seninle gelebilirim.”

Biraz şaşırıyorum. Neden benimle gelmek istedi?

-“Orman muhafızı değil misin burada kalman gerekiyor.”

-“Başka bir arkadaşım bir günlüğüne benim için bakabilir. Pek sorun olmaz yani.”

Başka arkadaşları da mı vardı? Söylediğine göre vardı. Sanırım ailemsiz ilk günümü yanlız geçirmemi istemediği için benimle gelmek istiyordu ve onu kırmadım. Bei takip etmesini söyledim.

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.