Nova servisten ilk çıkanlardan biri olmuştu. Hızla birinci sınıfların olduğu sıraya geçti. Tüm okul Nova’nın kokusunu almıştı; herkes ona bakıyordu. Nova korkudan gözlerini kızıla çevirdi. Ya biri kanını içmeye çalışırsa?.. Nova’nın kızıla dönen gözlerini gören herkes gözünü kızıla çevirip önüne döndü.
Alex, Nova’nın hemen arkasındaydı. Nova dişlerini sıkarak kısık bir sesle:
“Peşimi bırak,” dedi.
Alex cevap veremeden müdür konuşmaya başladı:
“Yeni bir dönemde Crimson Lisesine tekrar hoş geldiniz öğrenciler. Beni tanımayanlarınız için ben Lyra Voss; bu okulun müdürü ve sahiplerinden biriyim. Çok vaktimiz yok, o yüzden dikkatli dinleyin. 1. sınıflar bodrum katta, 2. sınıflar zemin katta, 3. sınıflar 2. katta, 4. sınıflar 3. kattadır. Şimdi… sessizlik. Sınıf öğretmenleriniz sizi sınıflarınıza götürecek. İyi dinleyin, size ikinci bir şans vermeyeceğiz.”
Alex şimdi ikinci sınıfların sırasındaydı. Nova öğretmenlerin zihnine girip sınıfını öğrendi; fakat zihin okuduğunu belli etmemek için öğretmeninin ismini okumasını bekledi.
************
Okulun başlamasının üzerinden yaklaşık iki hafta geçmişti. Nova’nın hiç arkadaşı olmamıştı; hatta herkes onun insan olduğundan şüpheleniyordu. Alex hâlâ Nova’nın ne olduğunu araştırıyordu.
Bir gece teneffüste Nova yalnız dolaşırken, boş bir koridor duvarında kanla yazılmış bir yazı gördü: “Dönüşememişlere yer yok.” Nova müdürün odasına gitmek için yönünü değiştirdi ama önüne çıkan iki kişi geçmesine izin vermedi. Ellerinde kan vardı, belli ki yazıyı onlar yazmıştı. Nova dövüşmek istemeyip arkasını döndü ve koşarak uzaklaşacakken karşısına iki kişi daha çıktı. Nova zihinlerine girdi; hepsi de onu öldürmek istiyordu.
Gözleri kızaran dört kişi, yavaş yavaş Nova’nın üzerine yürürken hep bir ağızdan:
“Ne olduğunu biliyoruz,” dediler ve gülmeye başladılar.
Nova’ya o kadar yaklaşmışlardı ki Nova köşeye sıkışıp sırtını duvara verdi. Dördü hâlâ üstüne geliyordu. Derken Nova bir ayak hamlesiyle hepsini yere düşürdü fakat sinirlenip tekrar kalktılar ve Nova’ya saldırdılar. Nova hepsini birer birer yere serdi. O sırada pencerenin camı kırılmış ve Nova’nın eline saplanmıştı. Eli kanıyordu. Tüm okul başına üşüşmeden önce müdürün yanına gitti. Müdürü tanıyordu çünkü annesi Elena ile iyi arkadaştılar.
Müdür bunu görür görmez Nova’yı revire götürdü. Evet, vampir dolu bir okulda revir vardı; elbette Nova gibi “dönüşememişler” içindi ama asırlardır bu okula bir dönüşememiş gelmemişti. İçerideki hemşire bile şaşırmıştı. Nova’nın yarası çok kanadığı için hemen bandajladılar. Müdür Nova’ya açıklama yapma gereği duydu:
“Daha dikkatli olman gerekiyor… Bu okula 500 yıldır bir dönüşememiş gelmemişti. Eğer… Eğer okuldakiler kokunu alsaydı sonun iyi olmazdı.”
“Ama benden önce gelenlere ne oldu?”
“Öğrenildiler, dışlandılar… Öldürüldüler…”
“Nasıl yani?!”
“Rose Jaler… Senin gibi parlak bir öğrenciydi fakat yine senin gibi hep yalnızdı. Onun kim olduğunu söylemek gibi bir hataya düşmüştüm. Onu okulun ilk haftası öldürdüler… Kanı bozuk diye… Yani anlayacağın, belli etmemeye çalış.”
“Ama ne yapacağım? Kokuma bir şey yapamam, nefes almazsam ölürüm! Zaten damarlarımda kan olmasaydı sizin gibi olurdum!”
Lyra cevap vermedi ve kapıyı açtı:
“İki gün izinlisin.”