Özel servise binmiştim. Heyecanım biraz olsun geçmişti. Özel servisin içi 50 kişiyi alabilecek kadar büyüktü. Camlarda filtre vardı. Bunun sebebini anlayamamıştım. Ama şuan da bunu düşünecek zaman değildi. Daha önemli sorular vardı kafamda. Bu servisten kaç tane daha vardı ve servislerin hepsi aynı tesise mi gidiyordu? Eğer öyleyse tesisin büyüklüğünü aklım almıyordu.
Yanıma oturan kişiyle kendime geldim. Yanımdaki Ada'ydı. Kısa saçları ve büyük gözlüğüyle çok tatlı görünüyordu. Daha ağzımı açamadan beklemediğim bir hareket yapıp bana sarılmıştı.
Neye uğradığımı şaşırmıştım.
"A...ada?" Hıçkırık sesi doldu kulaklarıma. Ada ağlıyordu. Tek çocuk olduğu için onu çok etkilemiş olmalıydı.
"Ada bak bana." Kafasını kaldırdı, gözleri yaşlı bakıyordu.
"Ablacım bak seni ben Defne'den hiç ayırdı mı? Bak artık Defne... yok. Artık sen benim kardeşimsin seni ne olursa olsun herşeyden herkesden koruyacağım." Kendimi bile koruyabileceğimi sanmıyordum ama Ada'nın buna ihtiyacı vardı.
"Abla çok korkuyorum. Yanımdan hiç ayrılma olur mu?"
"Olur tatlım. Sen hiç merak etme. Hadi sen biraz dinlen." Yolculuğun 45 dakika kadar süreceği söylenmişti. Belki dinlenirse kendini daha iyi hissedebilirdi. Kafasını dizlerime yatırdım.
"Gelince uyandırım Defne." Ağzımdan kaçırmıştım.
Ada bunu anlamış olacak ki elimi sıkıca tuttu. O da elinden geldiğince beni rahatlatmaya çalışıyordu.
Gerçekten bu gibi felaket anlarındaki dayanışmalar çok güzel oluyordu.
Ada uyumuştu. Her dakika servis duruyor ve yeni bir kişi biniyordu. Bizim eve hâlâ yakındık bunu biliyordum ama buraları daha önce hiç görmemiştim. Issız ve terk edilmiş bir yer gibi görünüyordu. Korkutucuydu.
Servis tekrardan bir evin önünde durdu. İçeriye uzun boylu kumral saçlara sahip birisi girdi. Onu daha önce buranın yakınlarında hiç görmemiştim. Bu tuhaftı. Çünkü ben bizim mahalledeki herkesi tanırdım ama o... O kimdi?
En son binen kişi o olmuştu. Benim iki sıra ön çaprazımda oturuyordu. Sık sık arkasına dönüyordu. Sanki bir şey onu rahatsız ediyor ama o şeyin ne olduğunu oda bilmiyordu.
Belki içgüdüsel bir şeydi. Emin değilim.
9. Kez arkasına döndüğünde benim onu dikizlediğimi farketti. Ve bana kaşlarını çattı, neye bakıyorsun der gibi. Utancımdan yerin dibine girecektim. Hemen kafamı başka tarafa çevirdim. Yüzüne bakmaktan utanıyordum. Neyse ki geleceğimiz yere varmıştık.
"Ada geldik." Ada uykulu gözlerle bana bakıyordu.
Böyle olmazdı. Kolunun altına girip onu yürütmeye başladım. Evet, Ada tam bir uyku sersemiydi. Zar zor servisin kapısına vardığımızda. Ayağım bir çıkıntıya takıldı ve Ada elimden kaydı. Ada'ya korku dolu gözlerle bakarken. Son anda biri onu tuttu. Kimin onu tuttuğunu görünce şok geçirdim.
Bu az önceki oğlandı. Ben daha ne olduğunu anlayamadan oğlan üstüme attı Ada'yı. Sanki pis bir varlıkmış gibi. Bu sefer kaşlarını vatan taraf bendim.
"Ne yaptığını sanıyorsun?" Omuzunu kaldırdı.
"Arkadaşını kurtardım."
"Ama..." Ne diyecektim ben şimdi? İçim içimi yerken çocuk ilgisini çeken başka bir yer görmüş gibi beni umursamadan yanımdan geçip gitti.
Gittiği yere bakınca küçük çaplı bir kriz geçirecek gibi oldum.
Tesis dedikleri yer burası olabilir miydi?
Sevgiliyorsunuz...




