تخطٍ إلى المحتوى

Destina

الفصل 9 · قراءة 5 دقيقة

Destina

الفصل 9

-8-

“Neden bana daha önce söylemedin?” dedi Asya sakin bir ses tonuyla. “Bu durumun gerçekliğini en açık şekilde öğrenebileceğimi biliyorsun.”

Hira gözyaşlarını silmeye çalışarak Asya’ya baktı. Derin bir nefes alıp verdi. Konuşmasını engelleyen bir yumru vardı boğazında. Zor da olsa konuşması anlatması gerektiğini biliyordu. Derin bir nefes aldı.

“Korkuyorum. Babamın gerçekten bizi yıllardır kandırmış olma ihtimalinden çok korkuyorum. Normalde anneme inanmam. Biraz paranoyak gibidir babama karşı. Ama bir erkek çocuğuna babası gibi davranıyor olduğunu söylemesi içime büyük bir kuşku düşürdü.”

“Neden?”

Hira konuştukça açıldığını hissediyordu. Biraz rahatlamıştı. En güvendiği insana sonunda günlerdir zihnini meşgul eden şeyleri anlatıyor olmanın rahatlığı bütün bedenini sarmıştı.

“Babam bana bazen kızım demek yerine oğlum diyordu. Dalgın olduğu zamanlarda Ferit dediği bile olmuştu. Ben olduğumu fark ettiğinde de gerginleşir sonra işi şakaya vururdu.”

Asya herhangi bir yorumda bulunmak istemiyordu. Hira’nın babasını severdi. Yardımsever, merhametli, iyi ve doğru sözlü bir insandı. Veya da öyle gözüküyordu. Asya kaşlarını çattı. Onun hakkında tamamen yanıldıklarını öğrenmesi Asya için bile büyük yıkım olurdu. Hira’nın ne kadar üzüleceğini tahmin bile edemiyordu.

“Bir şey söylemeyecek misin Asya?”

Hira’nın sesiyle düşüncelerinden çıkan Asya “babanı hacklemekten başka bir şey gelmiyor aklıma,” dedi.

“Ailelerimizi hacklemek yok diye konuşmuştuk.”

“Bu olağandışı bir durum. Baban belki tamamen masumdur. Yani Halit amcadan bahsediyoruz Hira, herkes hakkında kötü düşünebiliriz ama Halit amca iyi bir adamdır. Ayrıca eşine bağlı birisi. Onun aldatacağını hiç düşünmüyorum.”

Hira, Asya’nın söyledikleri karşısında tekrar ağlamaya başladı. Kendisi bile babasından şüpheleniyordu. Bu düşünce ona kendini daha da kötü hissettirdi.

“Sevgi tayze nerede?”

“Sinir krizi geçirdi. Yardımcılardan biri ona sakinleştirici vermişti. Uyuyordur.”

“Gel bana gidelim. Bu mesele uzamadan neyin ne olduğunu anlayalım.”

Hira tamam anlamında başını salladı. Yavaşça yerinden kalkıp yüzünü yıkamaya banyoya gitti. O sırada Asya, Hira’nın annesi Sevgi’nin odasına yöneldi. Kapıyı yavaşça tıklatıp biraz bekledi. Ses gelmeyince kapıyı açtı. Oda savaş alanı gibiydi. Dikkatli bakmasa Sevgi teyzesinin yatakta yattığını görmeyecekti. Hira’nın ondan aldığı belli olan sarı saçları yatağın kenarına sarkıyordu. Yüzünden bile uykusunda rahat olmadığı anlaşılıyordu. Asya odanın içerisinde biraz ilerledi.

“Sevgi teyze uyanık mısın?” dedi. Cevap vermeyince daha çok yaklaştı. Yüzünü görebileceği bir noktaya gelip uyuduğundan emin oldu. Sonrada odada daha dikkatli bir inceleme yapmaya başladı. Gözleri Halit’e ait, işine yarabileceği bir eşya arıyordu. Bir bilgisayar, tablet, usb olabilirdi. Hoş bulsa bile bu Halit amcasına ait diye kesin bir durum yoktu ama Asya ihtimalleri düşünerek hareket etmenin iyi olacağını düşünüyordu.

“Asya, ne yapıyorsun burada?”

Asya, odanın kapısındaki Hira’yı görmeden önce Sevgi teyzesinin uyandığını düşünmüştü. Uyanmamış olmasına sevinerek Hira’nın yanına gitti.

“Belki babana ait elektronik bir eşya bulurum diye düşünmüştüm.”

“Onun elektronik eşyaları hep yanında olur.”

Asya şüphelenmek istemiyordu. İçinde hala bir umut vardı. Hira çoktan acı gerçeği kabullenmiş gibi davranıyordu. Bu duruma içten içe sinir olmaya başlamıştı. Halit amca hakkında yargısız infazda bulunduklarını düşünüyordu.

***

Otelden ayrılıp Asya’nın evine doğru yürümeye başlamışlardı. Hira, dalgın bir şekilde Asya’nın yanında yürüyordu. Bir anda kolunun sıkılmasıyla kendine geldi.

“Sokak lambasının altındakilere baksana,” dedi Asya.

Hira, arkadaşının dediği yöne baktı. Sokak lambasının altında iki erkeğin siluetleri seçiliyordu. Asya’nın neden onlara bakmasını söylediğini birkaç saniye içerisinde anladı. Bu iki erkek Savaş ve Ayaz’dı. Sokak lambasının altında bir şeye bakıyorlardı.

“Sence ne yapıyorlar?” dedi Hira. Asya arkadaşına baktı. Onlardan daha önemli bir konularının olduğunu biliyordu ama bir yandan da Hira’nın aklını dağıtmanın yolunu bulmuş olabileceğini düşündü.

“Gel öğrenelim.”

Asya cümlesinin bitirmeden yürümeye başlamıştı bile. Zaten evine gidebilmeleri için onların yanından geçmek zorunda kalacaklardı. Asya iki gence yaklaştıkça anlamsız bir şekilde gerilmeye başlamıştı. Adımlarını yavaşlatıp Hira’nın yanında yürüyecek mesafeye gelmesini sağladı. Bu esnada Savaş, Asya ve Hira’yı fark etmişti.

Asya, Savaş’ın Ayaz’a kendilerini işaret ettiğini gördüğünde aralarında az bir mesafe kalmıştı. Ayaz başını kaldırıp onlara doğru baktı. Asya o an hissettiklerini daha önce hiç bu kadar yoğun hissetmemişti. İçini bir ürperti kaplamıştı. Kalbi korku, endişe ve heyecanla çok hızlı atmaya başlamıştı. İşte yine olmuştu. Rüyasında ki o çocuk, karşısındaydı! Asya kendini nefes almaya zorladı.

“Merhaba.”

Savaş ilgili bir sesle kızlara selam verdi. Elinde tuttuğu şeyi o esnada cebine sıkıştırmıştı. Hira, Asya’nın halinin bir tuhaf olduğunu fark ettiği için, ağlamaktan çatallaşmış ses tonunu önemsemedi.

“Merhaba, Savaş. Nasılsınız?”

“İyiyiz, siz nasılsınız? Oldukça üzgün bir haliniz var.”

“Biraz farklı bir gün oluyor bizim için.” Hira cümlesini söylerken Asya’ya bakmıştı. Asya’nın donup kalmış halini görünce şaşıran Hira, arkadaşının koluna dokunarak “Asya, iyi misin?” dedi.

Asya, Hira’nın dokunuşuyla kendisine geldi. Zihni allak bullaktı. Ayaz’a bakmaya devam ederek, “daha önce senin bir yerlerde karşılaştık mı?” diye sordu.

Savaş’ın suratında muzip bir gülümseme oluştu. Ayaz’a baktığında yüzünün kızardığını gördü.

“Sanmıyorum. Daha önce Ada’ya çok az geldim. Onun dışında İstanbul büyük bir şehir. Karşılaşma ihtimalimiz çok düşük.”

“Yüzün çok tanıdık, her defasında nereden tanıyorum diye düşünüyorum.”

Asya az önceki halini bu cümlesiyle kurtaracağını umuyordu. Bunu başaramadığını orada bulunan üç kişinin yüz ifadesinden anlamıştı. Özellikle Savaş’ın o pis gülüşü onu sinir etmişti. Ve kendini bu durumdan kurtaracak başka şeyler söylemeye kalkışmasına neden olacaktı ki kendini tuttu. Hira, Asya’nın bakışlarının anlamını kavradığı için konuşmanın seyrini değiştirdi.

“Bu saatte siz burada ne yapıyorsunuz?”

Savaş, yan gözle Ayaz’a baktı. Onun bir şeyler demesini bekledi birkaç saniye. Ayaz konuşmayınca “biraz gezintiye çıktık. Ada’yı tanımaya çalışıyoruz. Bu geziden anlamış olduk ki Ada bu saatlerde sessizleşiyor.”

Hira, Savaşın kaçamak yanıtını fark etmişti. Ama bir şey demedi. Zira olduğu ruh hali bir şeyleri didikleyecek enerjide değildi. Asya’nın içinde bulunduğu garip halde ortadaydı.

“O halde size iyi keşifler. Biz daha fazla gecikmeden eve gitsek iyi olur.”

Eve vardıklarında Ziynet’in kapıda onları beklediklerini gördü. Asya’ya kızmaya hazırlandığı esnada Hira’nın yüzünü görünce sustu. Kızların eve girebilmesi için kenara çekildi.

“Aç mısınız?”

“Bir şeyler atıştırırız,” dedi Asya, Ziynet ablanın onları rahat bırakmasının yolunun bu isteğini geri çevirmemesi olduğunu biliyordu. Ziynet bir şeyler hazırlamaya mutfağa geçti. Asya ve Hira, Asya’nın odasına çıktılar. İkisi de yatağa uzanıp kendi zihinlerinin içine daldılar. İlginç zamanlar geçirdiklerini düşünüyorlardı…

نهاية الفصل

8 تعليق