تخطٍ إلى المحتوى

Destina

الفصل 6 · قراءة 6 دقيقة

Destina

الفصل 6

-5-

Asya, hırsızın kaçarken düşürdüğünü varsaydıkları bilekliğin benzerini Savaş’ın kolunda görmüştü. Kaşlarını çatıp Savaş’ın koluna bir müddet baktı. Dün böyle bir şey dikkatini çekmemişti. Zaten fazlasıyla dalgın olduğundan görmüş olsa bile hatırlaması imkânsızdı.

“Bir sorun mu var?”

Savaş, meraklı bakışlarla Asya’ya bakıyordu.

“Bilekliğin, dikkatimi çekti de,” dedi Asya ufak bir gülümsemeyle.

“Bilekliğim mi?” diye sordu Savaş şaşırmış bir ses tonuyla, ancak hemen ardından bileğine bakıp “ah evet, bileklik takmayı severim” dedi.

Dersin hocası sınıfa girdiği için konuşma kesilmişti. Zil çaldığında Asya’nın telefonu titredi. Hira, kantinde olduğunu yazmıştı. Asya, Hira’nın yanına gittiğinde onu daha sakin bir yere çekti. Asya, Hira’ya dün yaşadıklarını anlattığında Hira çok şaşırmıştı.

“Dünkü olay yeterince şaşırtıcıydı. Bir de bu bileklik meselesi üzerine mum dikmiş resmen.”

“Bu kadar tesadüf fazla. Yeni öğrenciler geliyor, eve girme gibi bir olay yaşanıyor ama hırsızlık değil, hiçbir şey çalınmamış, orada bulunan bilekliğin neredeyse aynısı yeni gelen bir öğrencinin bileğinde.”

Bu düşüncelerle birlikte ders saatinin başladığını bildiren zilin sesi geldiğinde Asya ve Hira sınıflarına çıktılar.

(Onların bu halini garipseyen bir kişinin gözleri ise sürekli onların üstündeydi. Onları izlemeyi severdi. Kızların sakin halleri onu rahatsız ediyordu. Çünkü okulun en hareketli ortamları, onların içinde bulundukları ortamlardı. Sanki yazın o iki kız gitmiş yerlerine sessiz sakin duran iki farklı kişi gelmişti. Bu düşünce daha da rahatsız etmişti kendisini. Asya ve Hira’ya baktı yan gözle. İkisi de dersi dinliyor gibi gözüküyordu. Bu iki kızdan en sevdiği tabi ki Asya’ydı. Çünkü Asya onun tam tersi bir insandı. Eğlenceli, komik, zeki. Aslında bu iki kızı gözünde o kadar büyütmüştü ki onları kusursuz görüyordu. İki mükemmel varlık gibi… Bazen kötü davranışlar yaptıklarında bile, kendisine onların kötü bir davranış yapmadığını söylüyor ve iyi olanın onların yaptığı davranış olduğunu düşünüyordu. Zihninde bu kadar yücelttiği bu iki insanın böyle durağan olmaları onu çok rahatsız ediyordu. Bu sırada elinde oynadığı kalemi yere düştü. )

Yere düşen kalemin çıkardığı o ufacık ses, Asya’nın dikkatini dağıtmaya yetmişti. Oysa derse odaklanabilmek için kendisini fazlasıyla zorlamıştı. Ters bir ifadeyle kalemi düşüren kişiye baktı. Bu bakışın ardından tekrar derse dönmeye ve Hocayı dinlemeye çalıştı.

Dersin bitmesine on dakika kala sınıfın kapısı tıklatılmıştı. Hoca gir dedikten sonra okul nöbetçisi olan öğrenci sınıfa girdi.

“Dersi böldüğüm için özür dilerim Hocam. Demet Hoca Asya Tilki’yi çağırıyor.”

Asya’nın resim alanındaki yeteneği resim öğretmeni tarafından biliniyordu. Demet Hoca elindeki en başarılı öğrencisi olan Asya’ya büyük ölçüde özen gösterirdi. Öğretmenleri yüceltenin; emek verilen kaliteli öğrenciler olduğunu düşünürdü her zaman.

Asya sınıftan çıkıp resim öğretmeninin odasına doğru ilerledi. Bir yandan Demet Hocanın neden onu çağırdığını düşünüyordu. Yine bir sergi için ona yardım etmesini istemesin diye dua ediyordu. Çünkü Demet Hoca konu kendi resmi olunca fazlasıyla stresli ve agresif bir yapıya bürünürdü. Birisini idare etmekten nefret eden Asya, Hocasına büyük bir saygı duyduğundan bu durumda onu idare etmek için kendini zorluyordu.

Asya odasının kapısını hafifçe tıklattıktan sonra kapıyı açtı.

“Beni çağırmışsınız Hocam.”

“Asyacığım, hoş geldin. Hadi gel otur da sana müjdemi vereyim.”

Asya merakı artmış bir şekilde Demet Hocanın masasının önünde duran sandalyeye oturdu. Demet Hoca ise heyecanlı ve sabırsızdı. Karşısındakini iyice meraklandırmak ister gibi bir hali vardı. Dağınık topuz olan sarı saçlarını açıp, kalemiyle tekrar topuz yaptı. İki elini birleştirip masaya koydu ve biraz eğilip sesini de kısarak “yarım saat önce harika bir olay oldu, teneffüsü bekleyemedim,” dedi ve susarak Asya’nın gözlerinin içine baktı. Heyecanını aktarmak istiyor gibiydi. Asya merak ettiğini belli eder bir ifadeyle gülümsedi.

“Türkiye’nin en iyi ressamlarından Hikmet Onat, seçtiği birkaç öğrenciye bir yıl boyunca resim dersleri verecek.”

Asya birkaç saniye ne tepki vereceğini bilemedi. Demet Hoca’nın heyecanına bakılırsa, bu çok büyük bir olaydı. Ancak söylediği isme dair herhangi bir şey bilmiyordu. Hatta bu ismi hayatında ilk defa duyuyordu. Ancak kendini Demet Hoca’nın sevincini paylaşmak zorunda hissediyordu. Suratında kocaman bir gülümseme yerleştirerek “Bu çok güzel bir haber,” dedi.

Demet, istediği tepkiyi alınca yerinden kalktı ve heyecanlı hareketlerle konuşmaya başladı.

“Hikmet Hoca’dan bende bir aylık bir kurs almıştım. Benim öğrencimin de Hocamdan eğitim almasını çok istiyordum. Bu fırsat benim için çok değerli Asya. Keza senin resim kariyerin içinde çok önemli bir fırsat…”

Demet Hoca resim kariyeri üzerine konuşmasını devam ettirirken, Asya yarım bir zihinle Demet Hocasını dinliyordu. Resim yapmayı çok sevse de bu alan üzerinden kariyer yapmayı planlamıyordu. Ancak büyük bir hayal kırıklığı yaşayacağını bildiğinden Demet Hoca’sına bunu diyemiyordu.

“Asya, heyecandan dondun sanırım. Hadi bana odaklan.” Demet elini Asya’nın yüzüne doğru bir iki kere salladı.

“Gerçekten çok sevindim bu duruma. Peki, Hikmet Onat öğrencilerini nasıl seçiyor?”

“Ah orasını bende tam bilmiyorum. Ama gelen kâğıtta bir resim yarışmasından bahsediyordu. Galiba yapacağı bir resim yarışmasıyla seçecekmiş eğitim vereceği öğrencileri. Aslında ilk defa böyle bir şey yapıyor. Genelde kursuna kayıt yaptıran ilk yirmi kişiyi alırdı. Zaten o yirmi kişinin ilk onuna sabah saatleri, kalan onuna akşam saatleri ders verirdi,” Demet Hoca biraz sessizleşip masasının üzerinde duran kâğıda baktı.

“Bana gelen zarfta yazan önemli bir husus da Asyacığım, bu eğitimin vereceği son eğitim olması.”

“Öğrenci dediğinize göre, resim öğretimini tamamlayanlar katılamayacak sanırım.”

“Evet, bende öyle anladım.”

Demet Hoca yine sessizliğe gömüldü. Asya bir şeyler düşündüğünü fark etti. Ancak kafası karışmasın diye ne düşündüğünü sormadı. Hocasını tanıyacak kadar birlikte zaman geçirmişlerdi.

“Bende bu okulda bir resim yarışması düzenleyeceğim,” dedi ve hemen Asya’ya dönerek, “Senin seçileceğinden eminim Asya, sadece o eğitime bir öğrenci kazandırma şansımı denemek istiyorum.”

“Yalnız Hocam bu bir yarışmaysa duyan herkes başvurabilir, okulda resim yarışması düzenlemek biraz garip olmayacak mı?”

“Ah ben sana her detayı anlatmadım dimi? Heyecanıma ver,” dedi muzip bir gülüşle Asya’ya bakarak. Ardından masanın üzerinde duran kâğıdı eline aldı.

“Hikmet Onat bu mektuplardan sadece eğitim verdiği öğrencilerinden şu anda öğretmen olanlara yollamış. Bizlerden okullarda resim yeteneği iyi olan öğrencileri seçmemizi ve resim atölyesine getirmemizi istediğini yazmış. Ardından bu öğrenciler arasında yarışma düzenleyip, seçtiği öğrencilere eğitim vereceğini yazmış. Yani Asya’cığım yarışmaya katılacak öğrencileri ilk olarak benim gibi bu mektubu alan öğretmenler seçecek.”

“Ne zaman bu yarışma?”

“Bir ay sonra ve bizim bir hafta içinde ikinci öğrenciyi belirlememiz lazım.” Bu cümleden hemen sonra Demet Hoca bilgisayarının başına geçti ve bir Word dosyası açtı. Büyük harflerle resim yarışması yapacağını ve birinciye ödülün olduğunu ifade ettiği bir duyuru metni yazdı. Resimlerin son tarihinin ise yedi gün sonra olduğunu ekledi. Ardından kağıdı çıktı alıp Asya’ya uzattı.

“Asya, bu kâğıdı okulun girişindeki panoya asmanı istiyorum. Sanırım az da olsa teneffüs süren kaldı. Birde sana küçük bir ev ödevi veriyorum Asya’cığım, Hikmet Onat’ı araştır. Bu bir ay içinde onun sevdiği yöntemlerle çalışmalar yaparız. Büyük ihtimalle kendi sitilinde bir resim ister sizden.”

Asya “Tamam Hocam,” demekle yetindi sonra da odadan çıktı. Elindeki kâğıdı girişteki panoya asana kadar yarışmaya katılmak istemediğini düşünüyordu. Böyle bir durumda Hocasının yaşayacağı hayal kırıklığı aklına gelince bunu ona söylemek istemiyordu.

“Resim yarışması mı? Büyükada’da böyle etkinliklerin olacağını düşünmüyordum.”

Bir anda duyduğu ses nedeniyle irkilmişti. Kafasını yana çevirip göz ucuyla konuşan kişiye baktı. Sesin sahibi Ayaz’dı.

“Ada’da biraz zaman geçirdikten sonra önyargılarını tekrar gözden geçirirsin.”

Ayaz tamam anlamında kafasını aşağı yukarı sallamıştı. Ne söyleyeceğini bilemez bir havası vardı ya da söylemek istediği şey nedeniyle çekinen.

“Yarışmada çizilecek resim için bir bilgi yok mu? Yani resimler karakalemle ya da yağlı boyayla yapılacak gibi?”

“Demet Hoca bununla ilgili bir bilgi vermedi. Bu şekilde davrandığı zaman bizi kendi halimize bırakır genelde. Herkes iyi olduğu alanda resmini yapar.”

“Güzel haber.”

Ayaz sözünü bitirdikten sonra gülümseyip Asya’nın yanından ayrıldı. Asya bir müddet Ayaz’ın arkasından baktı. Yine aklına rüyasındaki o küçük çocuk gelmişti.

نهاية الفصل

14 تعليق