Skip to content

Depression

Chapter 2 · 3 min read

Depression

Chapter 2

Giriş

“Bu dünyada kadın olmak,kendi kalbinden bile izin almadan yaşamaktı.”

Oldum olası duyguları garip bulmuşumdur, her insanın duyguları vardır bazıları bunu yönetebilir bazıları bunu yönetemez... mesela birisi kızgınken sakin görünebilir ya da birisi üzgünken mutlu görünebilir. Ama benim anlamadığın şey bunu nasıl yaptıklarıydı nasıl bir insan bunu kendine yapabiliyordu, şimdi anladım.

Nasıl ve ne ara uyuduğumu anlamadan annemin sesiyle uyandım yine birilerine kızıyordu. Gözlerimi ovuşturarak kalktım ve sadece küçük tefek annemin elbiselerden artan kumaşlarla yaptığı çantamı alarak dışarı çıktım

Gözümün ucuyla tavukluğa baktım annem oradaydı. Ona gözükmemeye çalışarak ormana doğru koştum.

Tek isteğim temiz bir nefes almaktı ama o evde boğuluyordum. rutubet içime işliyordu.

O ev benim beynimde mutsuzluk olarak kodlanmıştı çünkü babam orada ölmüştü onlar yüzünden... kraliyetin şövalyeleri.

Onlar için bir insanın ölümü küçük bir şeydi, umursamıyorlardı düşünmüyorlardı.

Kafamdaki düşüncelerden kurtulmaya çalışırken ormanın içlerine doğru girmiştim bile, oradaydım, benim küçük ağaçtan evimde.

Babamla beraber yapmıştık burayı küçükken, o zamanlar onsuz bir dakikam bile geçmezdi hep peşinde gezerdim ama 11 yılım onsuz geçti. Koskoca 11 yıl...

O ev benim için ne kadar mutsuzluksa bu ağaçtan ev o kadar mutluluktu. Burayı seviyordum, kötü bir olay yaşadığımda hemen buraya gelir derdimi anlatırdım, sanki babam duyuyor da benimle konuşuyor gibi hissediyordum.

Bugün de mutsuz bir gündü, babamın öldüğü gün o kara gündü...

Asma merdiveni teker teker çıktım, her merdivende kendimi babama daha yakın hissediyordum, sanki o merdivenin sonunda babam kollarını açmış beni bekliyordu.

Ağaç evde yere yattım ve gökyüzünü izledim, yıldızları izledim saatlerde.

"Gökyüzünde ki yıldızlar kadar nefret ediyorum sizden!" Diye seslendim gözümden bir damla yaş akarken.

Babam bana kimseye kin besleme derdi, insanlara kötülüklerle yaklaşmamamı isterdi, ama ben bunu yapamıyordum.

O kral mükemmel bir insanı öldürmüştü ama bunu umursamamıştı bile... o insanlardan nefret ediyordum.

2 gün sonra

"Bana yalan söyledin." Gözyaşlarım deli gibi akıyordu kaldığım durum dayanılmaz bir hale gelmişti "hani onlarla hiç bir zaman iletişime geçmeyecektin!" Kendimi durduramıyordum sinirden patlayacak hale gelmiştim "Bana bunu nasıl yapabildin anne."

"Senin için yaptım anlamıyor musun evelyn." Dedi annem saçma bulduğum bir ciddiyetle

"Anne ben onların en ufak bir iyiliğini bile istemiyorum dedim sana, sen gittin beni onların düküyle evlendirmek istiyorsun." Gözyaşlarımı durdurmak güçlü kalmak istiyordum ama bu şuan mümkün bile değildi "kendin daha iyi şartlarda yaşamak için beni kullanıyorsun."

Artık annemde sinirlenmişti ama bu artık benim zerre Umrumda değildi "benim kendimi düşündüğüm falan yok tek isteğim senin daha iyi şartlarda yaşaman beni anlamıyor musun evelyn."

"Anne ben kendi hayatımdan gayet memnunum krallığın tek bir ekmeğini bile istemiyorum." Diye yükseldim.

"Yeter artık evelyn daha fazla seni dinlemeyeceğim, evleneceksin o kadar."

Hayal kırıklığıyla anneme baktım "Teşekkürler anne çok güzel bir 17. Yaş hediyesi oldu." Dedim.

Annemin kapıyı çarpıp gitmesiyle kendimi yere bıraktım.

Kaldığım durumdan nefret ediyordum. Her zaman olduğu gibi yine aynısı oldu, beni dinlemedi, umursamadı. Kendi sevdiğim insanla bile evlenemeyecektim.Kendimi tam anlamıyla yaşayan bir ölü gibi hissediyordum, yaşlı çirkin bir dükle evlenmek istemiyordum ve bence bunu istemek normal bir şeydi... yoksa değilmiydi Ağlamaktan gözümün şiştiğini hissedebiliyordum ama kendimi durduramıyordum.Çatladığını yeni fark ettiğim aynamın önüne geçip kendime baktım. Dağılmış gece kadar kara saçlarıma, soluk tenimdeki kızarmış yanaklarıma, şişmiş mavi gözlerime.Kendimden nefret ettim. Benliğimden bu hayattan.Gözyaşlarımı sildim "güçlü olmak istiyorum." Babamda olmamı isterdi...

Yere çöktüm ve ağlamam yeniden şiddetlendi "nefret ediyorum." Diye bağırdım. Bir saniye bile güçlü kalamıyordum ve bundan nefret ediyordum.

Kafamı yere yaslayıp yere uzandım, sadece duvara bakıyordum düşünüyordum, düşüncelerimi dinliyordum

Bir kaç dakika ya da saat daha düşündükten sonra farketmeden uyuya kalmıştım

En azından rüyalarımda özgürdüm, mutluydum. Bunun en büyük sebebiyse babamla olmaktı... o vardı yanımda, o varken güçlüydüm mutluydum.

Uyandığımda çoktan sabah olmuştu, o gün bu gündü

Seni düşünüyorum diyordu ama anlaştığı günden 1 hafta sonra bana haber veriyordu...

Üstüme dümdüz lacivert bir elbise giydim ve öyle dışarı çıktım, çoktan gelmişler annemle konuşuyordu bile.

İsteksizce yanlarına gittim "Günaydın."

Geldiğimi fark ettiklerinde ikiside bana döndü "hoş geldin kızım gel seni kocanla tanıştırayım." Annemin yanına oturdum ve önümüzde oturan adama baktım

Annem önümüzdeki adamı gösterdi "Henry, solian dükü buraya kadar senin için geldi."

Yapay bir gülümsemeyle Henry e baktım "Beni nerden gördünüz de buraya kadar geldiniz düküm." Diye bir soru yönelltim

"Siz söyleyin beni nerden tanıyorsunuz?" Diye soru yöneltti dük henry

---------

Umarım bölümü beğenmişsinizdir. Sizi seviyorum görüşürüzz♡

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.