تخطٍ إلى المحتوى

Dark Cafe

الفصل 2 · قراءة 13 دقيقة

Dark Cafe

الفصل 2

Yeni İşim

Sabaha kurduğum alarmımla uyandım telefonumu hızla elime alıp alarmı kapattım , yatağımdan çıkıp mutfağa doğru ilerlemeye başladım elimde tuttuğum telefonumdan mesajlar kısmından Daphne’ye bugün ona kahvaltıya gelemeyeceğimi işe gideceğimi söyledim yanıt olarak bir şey yazmasını bekledim fakat en son gece çevrimiçi olduğunu görünce daha uyanmadığını düşünüp telefonu kapattım .

Mutfak dolabından rastgele bir tava ve buzdolabından tereyağını elime aldım , ocağın altını açıp tereyağını tavanın üstünde gezdirmeye başladım . Tekrardan buzdolabına ilerleyip iki yumurta aldım ve kırdım , yumurtaları ve tavayı mutfakta tek başına bırakıp odama geçtim . Odama girdiğimde cam kenarına doğru ilerleyip güneşin odamı ele geçirmesine izin verdim , dolabıma bakındıktan sonra mavi kot eteğimin üstüne beyaz yarım tişörtümü giymek üzere pijamalarımı çıkardım . Son dokunuş olarak da mavi kot çantamı takıp mutfağın yolunu tuttum , hızla tabak , çatal ve bıçağımı çıkarıp masanın üzerine yerleştirdim ocağın altını kısıp tavayı elime aldım , tam masaya geçicektim ki sütsüz olmaz diye düşünüp durdum buzdolabından sütü ve bardak rafından rastgele bir bardağı alıp masaya geçtim . Kahvaltım bittikten sonra beyaz spor ayakkabılarımı giyip çıktım , asasöre binip sıfıra bastım aşağı indiğimde yan komşum Bay Thomas’ı gördüm . Ona bay diyordum çünkü emekli ve hobilerle uğraşan şirin bir dedeydi , sürekli torunlarıyla vakit geçiriyor yeni aktiviteler ediniyordu . Yine iki elinde torunları onu çekiştiriyordu o ise sadece gülümsüyordu , elimi kaldırıp ona el salladım “ Günaydın Bay Thomas “ adam torunlarına beklemeleri gerektiğini söyler gibi bir el işareti yaptı , çocuklar usulca beni izlemeye başladılar adam gülümseyerek “ Günaydın kızım , sabah sabah nereye böyle ? “ bende gülümseyerek “ Yeni bir iş buldum Bay Thomas çok heyecanlıyım “ dedim adamsa “ Senin adına sevindim Hannah detaylı bir şekilde konuşalım , ne zaman müsaitsen kapımı çalabilirsin “ teşekkür edip otobüs durağının yolunu tuttum . Durak pek de kalabalık değildi hızla kafenin olduğu yere ulaştım . Dün akşamüstü gördüğüm adam yine elinde cam bardakları siliyordu içeri girip “Merhaba , günaydın ben dün akşamüstü uğramıştım sizde gelmemi söylemiştiniz. “ adam uykulu bir bakışla “Merhaba siz Hannah olmalısınız , doğru mu? “ dedi sorusuna kafa sallayarak yanıt verdim. Elini bekle der gibi yapıp içeri

“ Sadece Çalışanlar “ yazan odadan girdi bende etrafı daha detaylı inceleme fırsatı edindiğimi düşünürken adam odadan çıkıp bana birşey uzattı , eline baktığımdaysa “ Hannah “ yazılı isim kartını gördüm çok güzel bir el yazısıyla adım yazılıydı ve bu bile beni çalışmaya teşvik etmişti . . Daldığımı unutup adamın sesiyle kendime geldim “ Sanırım rozeti sevdin. “ sadece kafa sallamakla yanıt verdim adamsa “ Seni garsonluk bölümüne alalım , bu arada adım Vincent. “

Vincent’a karşılık olarak “ Memnun oldum beni biliyorsun zaten. “ dedim ve ne yapacağımı bilemediğim için Vincent ‘a tekrar bakıp “ Ben ne yapacağım? “ dedim Vincent’sa “ Önce diğer çalışanlarda gelsin sen hem onlarla konuşursun hemde benim patronla konuşmam gerekiyor. “ diyip bara geçti bu sefer etrafı iyice inceleme fırsatım olmuştu hemen etrafa bakmaya başladım, kahverengi laminentlerle süslenen yer etrafa estetik bir hava katmıştı odunlu lambalar ve ahşap masalar çok güzel görünüyordu duvarlarda siyah

saatler, tablolar, figürler ve ışıklar vardı sanırım kafede en sevdiğim şey duvarlar olmuştu . Ben etrafa bakmaya devam ederken içeri oldukça yakışıklı ve göz alıcı olan benimse çalışan olduğu düşündüğüm birisi girdi Vincent’a kalın sesiyle “Günaydınn dostum” dedi Vincent’sa ona karşılık olarak “Sanada adamım” cevabını verdi. Nihayet içeri giren bakışları bana döndü “Günaydın yeni mi geldiniz ?” kafa sallayarak konuştum

“Evet yeni geldim adım Hannah , sizin ?” dedim , soruma yanıt olarak

“Bende Joseph burada barmenlik yapıyorum sen garson olarak mı geldin ?”

“Evet garson olarak geldim ama şuan pek birşey bilmiyorum”

“Sorun değil senin gibi bir garsonumuz daha var

sana iyi bir eğitim

vereceğinden eminim” gülümseyerek konuşmamıza son verdim .Başka bir garson olması iyi olmuştu çünkü gerçekten garsonlukla ilgili pek bir şey bildiğim söylenemezdi. Joseph de kafenin ortasındaki barda bardakları silen Vincent’ın yanına geçti ve bende çok sıkıldığım

için telefonumla

uğraşmaya karar verdim…

Çok geçmeden içeri orta boylu sarı kıvırcık saçlı bir çocuk girdi Vincent ve Joseph ona Günaydın dediler oda yanıt olarak aynı şeyi söyledi içeri doğru girerken beni gördüğünde sanki geleceğimi biliyormuş gibi sadece “ Hoşgeldin adın?“ dedi bense “Hoşbulduk ben Hannah sen ?” dedim bana “Barry sana garsonluk konusunda yardım edeceğim” yanıtını verdi. Oda aynı şekilde bara doğru ilerledi ve barın arkasına geçmeden öndeki siyah daire tepsilerden iki tane alıp bana gel işareti yaptı. Tepsilerden birini elime tutuşturdu ve ben tepsiyi iki elimle yanlardan tutunca biraz katı ama aşırı kaba olmayan bir ses tonuyla “Güzelim tepsiyi tek elinle tutmalısın daha güzel ve zarif durması için “ sözüne yanıt vermeden dediğini uyguladım ve tepsiyi tek elime aldım , tepsiyi iyice sağlam tuttuğumu anladığında üstüne bir tabak koydu. Tabakla az kalsın tepsiyi düşürecektim ama son anda dengeyi bulabilmiştim , tabağın yanına Vincent’ın sildiği bardaklardan birini koymak için Vincent’ın elinden çekti.

“Dostum ne yapıyorsun güzelce istesen verirdim zaten”Vincent’a hiçbir cevap vermeyip bardağıda tepsiye yerleştirdi bu sefer tabakla bardağın dengesini ayarlayamadım ve tam tepsi düşecekken Barry , tepsinin üstündeki tabağı ve bardağı iki eliyle aldı. Tepsi de elimden kayıp yere düştü , şansıma tepsi plastikti ki kırılmamıştı Barry tekrar denememiz için tepsiyi yerden alıp bana verdi…

Garsonluk eğitimimi

uğraştırıcı olsada

başarıyla tamamlamıştım. Barry ve ben müşteri gelmesi için hazırda bekliyorduk, artık

bende işi kavradığım için

müşterilerle ilgilenebileceğimi düşünüyordum. Biz beklerken içeri çift olduğunu düşündüğüm iki kişi girdi onları gören Vincent Joseph’e bir el işareti yapıp içerden pasta, tatlı, simit gibi şeyleri dizmek için olan standı temizlemeye başladı Joseph de içeriden onları getirmek için koşar adım içeri girdi. Çiftin yanına gitmek için Barry’e baktım bana elini savurarak çiftin oturuduğu masayı gösterdi , heyecanla elime kağıt tabak altlıklarını ve çatal bıçakların olduğu minik poşetlerden iki tane alıp yanlarına gittim.

“Merhabalar hoşgeldiniz” derken kağıt altlıkları ve çatal bıçak poşetlerini koyuyordum , benden küçük gibi duran kız yanıt verdi “Hoşbulduk” dedi ona gülümseyip barın üstünden menüleri alıp önlerine koydum. Yine benden küçük gibi olduğu düşündüğüm erkek konuştu “Ben simit ve

çay alayım”

“Tabii ki” diyip önündeki menüyü aldım ve kıza dönüp cevap bekledim , biraz daha menüyü inceledikten sonra “Bende latte ve açma alayım” “Hemenn” diye yanıt verip kızında menüsünü alıp menüleri çekmeceye koydum. Barry ne istiyorlar gibi bir bakış attı yanıt olarak “Çay, simit,

latte ve açma “ yanıtıma kafa sallayıp Vincent’a aynı şeyleri söyledi Vincet stanttan alıp

hazırlarken bende tepsimi Vincent’a tuttum ilk başta simit ve açmayı koydu diğerlerini koymasını beklemeden masaya gidip simit ve açmayı koyup “Afiyet olsun” diyerek çayı almaya gittim çayı da koydum ve latteyi bekledim sabahdan kahve koymadığımız için lattenin olması birazcık

uzun sürecek gibiydi …

Bütün gün insanlara garsonluk yapmak hem yorucu hemde eğlenceliydi bana göre. İşten çıkış saatim gelmişti fakat saat 22:00 da otobüs durağında beklemek istemiyordum, taksiler ise en büyük korkumdu belki Vincent, Joseph veya Barry’den beni bırakmasını rica edebilirdim. Dördümüz yavaş yavaş etrafı toparlıyorduk ve birden kafenin telefonu çaldı telefona en yakın ben olduğum için cevaplama gereği duydum telefonu kulağıma götürüp konuştum “Dark Cafe

nasıl yardımcı

olabilirim? “ karşımdaki kalın erkek sesi konuştu “Merhabalar

kimsiniz? “

“Ben burada garson olarak çalışıyorum siz? “

“Çalıştığın kafenin patronuyum ve benim haberim olmadan seni işe kim aldı acaba? “ korku ve kaygı yavaş yavaş beni ele geçirirken sesimi titretmemeye çalışarak konuştum “Vincent , kendisi bugün size haber verecekti ama sanırım unuttu” adam rahatsızca nefes

verdi ve şiddetle konuştu

“Telefonu Vincent”a

ver! “ adama birşey demek yerine kısık sesle Vincent’a seslendim Vincent yanıma gelip hızla telefonu elimden aldı ve konuştu “Beni istemişsin Daniel” benim aksime Vincent sakince konuşmuştu bunun üzerine telefondan benim bile duyabileceğim bir haykırış yükseldi “Neden bana sormadan işe birisini alıyorsun, üstelik daha tecrübesini bile bilmiyoruz onuda geçtim ben kim olduğu bilmiyorum bile !” Vincent telefona hızla yanıt verdi “Çok üzgünüm Daniel sen eleman aramamızı isteyince kabul etmiştim ve bence tecrübesi kötü değil bugün Barry ona baya iyi

bir garsonluk eğitimi

verdi, üstelik müşterilerle

hiçbir sorun yaşamadı

ama eğer istemiyors-“

Vincent’ın sözünün kesilmesiyle haykırış daha da yükseldi

“Evet istemiyorum Vincent kovuyorum o cılız sesli bir günlük başarısıyla tecrübeli olduğunu düşündüğün kızı !”

bu sözün üzerine Vincent hızla kafasını bana çevirdiğinde bense ağlamamak için kendimi zor tutuyordum , bir dakika ? Neden hala burada duruyorum ki diye düşünerek dışarı çıkmaya yeltelendim ki Joseph bileğimden acıtmadan ama sıkı bir şekilde kavradı kafamı ona çevirdiğimde kendimi tutamadığım için ağlıyordum Joseph sakinleşmem için beni dışarı çıkarırken içerden son duyduğum şey Vincent’ın telefona “Daniel kız yanımdaydı ve herşeyi duydu neden bu kadar bağırdın ki! “ diyişiydi.

Joseph beni dışarıdaki masalardan birine oturtmuş sakinleşmemi bekliyordu kendime geldiğimi düşündüğümde Joseph’e birşey demeden içeri girdim. Joseph’in peşimden geldiğini hissediyordum kasada etrafı toparlayan Vincent’a “Bir tane su alabilir miyim? “ diyip cüzdanıma yeltelendim Vincent suyu uzattığında bende parayı kasanın tezgahına koyup kapıya doğru yürürken Vincent’ın artık rahatsız edici sesini işittim “Heyy kafede çalışanlar yiyecek içeceklere para ödemek zorunda değiller” Vincent’a dönüp “Ben artık burada çalışmıyorum” dedim ve dışarı çıktım kendimi esen rüzgara bıraktım. Mecbur otobüs durağının yolunu tuttum arkamdan bana doğru yaklaşan hızlı adımlar duydum ve kafamı yavaşça arkaya çevirdim , koşarak gelen Joseph’di ona bütün vücudumla dönüp konuştum “Ne var? Sende mi kafenin patronu gibi aşağılayacaksın” sözümün üzerine Joseph başını hızlıca sağa sola salladı. “Bu saatte yalnız başına gitmene izin veremem hadi gel motorumla seni eve bırakırım” dedikten sonra elini omzuma alıp yönümüzü geldiği yöne doğru çevirdik , bu sözleri söylerken gerçekten çok kibarca davranmıştı ama bir daha kafede çalışmayacağım için onunla arkadaşlığımda bugün başlayıp bugün bitecekti. Kafenin önüne geldiğimizde mavi şirin bir motor gördüm , Joseph’in motoru olmalıydı biz tam motora doğru ilerlerken kapıdan Barry ve Vincent çıktı şuan onlarla muhatap olmak istemiyordum bu yüzden kafamı çevirip Joseph’e baktım Vincent rahatsız edici sesiyle konuştu “Olanlar için özür diliyor yarın tekrar gelmeni ve seninle konuşmak istiyor” ona hiçbirşey demedim yarın gelir miydim onu bile

bilmiyorum Joseph

Vincent’a cevap vermediğimi

farkedince konuştu

“Sadece bir tane kask var onuda sen tak olur mu? “ kafa sallayıp uzattığı kaskı taktım ve Joseph’in atkasına geçip yalnız yaşadığım evimi tarif ettim.

Uyandığımda Joseph’in kucağındaydım kafamı kaldırıp etrafa baktığımda asansörde olduğumuzu fark ettim Joseph bütün katlara basıyor kapıların önünden hangi evde oturduğumu anlamaya çalışıyordu , kafamı kaldırıp konuştum “Joseph taşımana gerek yoktu sen beni uyandırsan uyanırdım” Joseph sesimi duyduğunda yavaşça beni yere bıraktı “Olsun ya zor bir gün geçirdin uyuman daha iyi oldu” asansörden 4. kata basıp gelmesini bekledik geldiğinde ben asansörden çıkarken Joseph de peşimden geliyordu dairemin önüne geldiğimde anahtarı çıkarıp kapıya taktım ve Joseph’e dönüp konuştum “Herşey için çok teşekkür ederim birgün kahve içmeye gelmek istersen beklerim iyi geceler” dediğimde oda konuştu “Tabi birgün gelirim iyi geceler sanada” el sallayıp kapıdan içeri girdim.

Bir anda işe başlayınca yorulmuştum ama bu minik tempo kötü değildi. Odama geçtiğimde pijamalarımı giymek için yarım tişörtümü çıkarırken göğsümün üstünde sert birşey fark ettim , baktığımda “Hannah” yazılı rozetimdi şuan kafeyle ilgili birşey görmek istemiyordum , elimle yavaşça çıkarıp çalışma masama doğru fırlattım. Mutfağa doğru yorgun ve sersem adımlar atarak ilerledim buzdolabını açıp ne yiyebileceğimi düşündüm , bütün günü sabah yediğim yumurta ve öğlen yediğim simitle tutuyordum açlıkdan midemin bulaması ve başımın dönmesi gayet normaldi yani.

Dolapda bulduğum salatalık, domates gibi şeylerle salata yapmaya karar verdim…

Salatam hazır olduğunda kaseyi ve çatalı elime alıp mutfakla birleşik olan oturma odasına geçtim koltuğa yayılıp televizyondan rastgele kanalları çeviriyordum.

Sabah koltukda uyanmıştım gece salata kasesimi yere bırakıp koltukta uyuya kalmıştım odama gitmeden önce banyoya uğradım. Diş fırçamla dişimi fırçaladıktan sonra odama geçip yatağımda kalan telefonumun yanına geçtim , telefonum burada kalmıştı ve Daphne’den geceden kalan dört cevapsız arama ve otuz sekiz mesaj vardı. Onun uyandığını düşünerek aradım telefon üçüncü çalışta açıldı

“Kızım geceden beri neredesin seni akşam yemeğine çıkalım diye aradım , açmadın açmadın ve açmadınn!” Daphne’yi gerçekten korkutmuştum hemen konuşup açıklamaya başladım “Kanka kusura bakma işteydi-“

“Ne işi kanka sana birşey oldu sandım! Eğer iyiysen bana gel yüz yüze konuşalım”

“Aa olur zaten olmayan işime gitmeyeceğim”

“Ne oldu ya anlayamıyorum hiçbirşey , hemen gel bana”

“Kanka şuan dışarı çıkacak durumda değilim sen bana gelsen lütfennn”

“Tamam geliyorumm” kısa ama çok şey konuştuğumuz aramayı kapattım yataktan çıktım. Dolabımdan mavi klasik tişörtümi çıkarıp üstüme geçirdim altıma birşey giyme gereği duymadan pijama altımla durdum Daphne zaten yabancı değildi. Kapı çaldığında Daphne elinde poşetlerle karşıladı beni “Bunlar ne acaba kankacım”

“Depresyon atıştırmalıkları canım kankacım” yüzüne sen iflah olmazsın bakışı atıp elindeki poşetlerden birazını da ben aldım. Kahvaltı hazırlayıp masaya yayılmış ve dün olanların hepsini Daphne’ye anlatmaya başlamıştım…

“Dediğim gibi sonrada evde uyuyakalmışım ondan dolayı mesaj ve aramalarına cevap yazamadım” konuşmam bittiğinde Daphne hemen atıldı “O patrona haddini bildirmelisin! Senin hakkında hiçbir şey bilmeden nasıl böyle konuşur bugün o kafeye baskın yapmalıyız” derken tabağında son kalan zeytin parçasını ağzına attı. “Kanka ben bu kadar umursamıyorum sende takma kafana, kahvaltın bittiyse oturma odasına geçelim mi? “

“Neyse senin işin ama bence o adama haddini bildir ve evet kahvaltım bitti aldığım atıştırmalıklardan yiyelim”

Daphne’yle bir buçuk saat kadar konuştuktan sonra etüt saati geldiği için gitmek zorunda kaldı ve saat tam olarak 11:27’ydi bense evde sıkıldığım için abim Harvey’i aramaya ve iş konusunda konuşmaya karar verdim

Gönderen: Siz

Gönderilen: Yaşam Koçum

“Abiiiiii konuşalım mııı?”

Mesaja anında cevap verdi

“Ne var abisinin çubuk kraker kardeşi”

“Abi takacak lakap mı bulamadın? Ayrıca iş hakkında konuşmam gerekiyor”

“Tamam arıyorum kraker”

“Abi yeter ama !”

Abime olayı anlattıktan sonra cevap vermesini bekledim “Güney Kore’den Amerika’ya sırf o adama o kafeyi yedirmek için gelirim bak !”

“Ya abi sakin ol ben oradan ayrılarak herşeyi hallettim , sadece haberin olsun diye dedim lütfen o kadar yol gelmeye falan çalışma” abimi gelmemesi için ikna ettikten sonra aramayı kapatıp yeni bir iş bulmak için bilgisayarımdan aramaya başladım…

Neredeyse bir saattir iş arıyordum fakat hala hiçbir şey bulamamıştım. Acıktığım için evin altındaki tavukçudan nugget alıp yemeye karar vermiştim tam giyinip elimde cüzdanımla çıkıyordum kapıyı açtığımda karşıma Joseph elinde kaskıyla “Hannah, işe gelmiyor musun? Bugün patron Daniel seni işe benim götürmemi söyledi” Joseph’e derin bir nefes alarak cevap verdim “Hayır Joseph’ciğim gelmiyorum o patronun özür dilesin önce” bu sözüm üzerine Joseph kada sallayarak telefonunu çıkardı birşeylere tıklayıp telefonu bana uzattı ben daha ne olduğunu anlamadan çalan telefon sesi bir anda durdu ve dünki kalın erkek sesini işittim. “Joseph bu terbiyesizlik ne insan aramadan önce mesaj atar sen iyi misin?” birinin bu adama haddini bildirmesi gerekiyordu ve ben şimdi bunu yapacaktım “Sanane insan istediği zaman arayabilir patronsun diye üstünlük taslayamazsın hepimiz senin gibi etten kemikteniz ya” bence sesimden benim dünki kız olduğumu anlamıştır diye düşünürken konuştu “Sana mı soracağım çalışanlarımla aramdaki ilişkiyi” tam ona haddini bildirecektim ki Joseph telefonu elimden alırken konuştu “Daha fazla laf dalaşı yapmayın lütfen” kafa salladım. Telefonu kulağuna götürüp Daniel denen adama “Daniel sabah saat 13:00 de kızı alıp kafeye götür demiştin, kız senden özür bekliyor” dedi ve tekrar telefonu bana verdi “Ne diyorduk canım” diyerek özür dilemesini ima ettim kalın sesiyle “Dünki konuşmam yüzünden özür dilerim” cümlesini bitirince cevap vermeden telefonu yüzüne kapattım ve Joseph’in telefonunu verip konuştum “Şimdi gelicem ama içeriden birşey almam gerek” gözünü kahverengi gözlerime çevirdi, bende onunla göz teması kurdum ve konuştu

“O kadar önemli değilse alma”

kışkırtıcı bir şekilde konuştum “Çoook önemli”. Joseph kapıda beklerken içeri girip odama doğru ilerledim dağınık çalışma masamın üstünde rozeti arıyordum kitap yığınının altında kalan, bir haftadır aradığım tişörtümü görünce heyecanla kitapların altından çektim. Hesaba katmadığım birşey vardı, oda tişörtü çekince kitap yığınının ayağıma düşmesiydi acıyla bağırdım Joseph sesimi duymuş olacak ki içeri koşarak girip dağınık odama geldi ben yerde bağırıp kıvranırken iki eliyle belimden tutup yatağa oturttu beni, bense hala ayağımı tutup daha fazla bağırmamak için kendimi zor tutuyordum…

“Biraz daha iyiysen gidelim ya da bugün kafeye gitmeyelim ben seni yalnız bırakay-“

“Gerek yok ben şu rozeti bulup geliyorum”

Benim ilk deneyimlerimdennn umarım beğenirsin saygılı olan her eleştiriye açığımm puanlamayı unutmaa 🫶🏻💓🎀🌸

نهاية الفصل

2 تعليق