Skip to content

Çılgınlar

Chapter 1 · 11 min read

Çılgınlar

Chapter 1

1.Bölüm : Geçmişin Silinen İzleri

Uyarı: Bu roman içerisinde şiddet, kan, kavga, küfür vb. olaylar vardır.

"Ayrılıklardan doğan acılar büyük intikamlara ve acılara kucak açar."

1 Ağustos 2010

Elleri cebinde yavaş adımlarla koridorda geziniyordu. Önünde çocuklar koşturuyor, gülüşüyor, şakalaşıyordu. Dudağının kenarı hafiften kalktı ve bir tane erkek çocuğun kafasını okşadı. Hemen yanından ise otuzlu yaşlarında bir kadın ona selam vererek yanından geçti. Adam herkesin gönlünü kazanmış biri olmuştu ve herkes onun bu iyiliklerine minnettardı. Tabii maskenin arkasına bakana kadar.

Bu güvenilir adamın adı Kenan Ak idi. Kenan bu "Karan" adını verdiği iyilik derneğinin kurucusuydu. Kırklarının başındaydı ama görünüşü onu seksenli yaşlarında biri gibi gösteriyordu. Siyah saçlarının çoğu yerinde beyazlar çıkmaya başlamıştı. Yüzünün büyük bir bölümü kırışıklarla olan bu adamın sol gözü görmüyordu ve sol gözünün önünde bandaj vardı. Uzun boylu ve yapılı birisiydi. Bu şirketi kurmak için elinden geleni yapmıştı. Hatta babasını bile öldürmüştü sırf bu şirketi kurabilmek için.

Yüzünde ise çizikler olan bu adam koridorun en sonunda olan odasına geldi. Kapının şifresini girdi ve odasına girerek derin bir nefes verdi. Daha sonra ahşap masasının önüne geldi ve odasının yarısını kaplayan siyah cama baktı. Yavaşça oraya gitti ve kocaman bahçeye baktı. Bahçe tıpkı bir cadde gibiydi. Lambalar, kafeler, marketler, parklar vb. Kenan, bu sistemin içinde bulundurduğu kötü durumların sahibiydi. Deney fikirlerini öne atıp uygulayan kişiydi ve eğer siz bu işe girip bu işten çıkmak isterseniz ölecektiniz. Bu durumu bilmeden gelen insanlar mecbur kendileri ölene kadar burada çalışacaktı. Birkaç çalışan zamanında kaçmaya çalışmıştı ancak bir nehir kenarında ölmüşlerdi ve bunu yaptıran Kenan'dı.

Kenan daha sonra yumuşak koltuğuna oturdu ve eline kahvesini aldı. Daha sonra eline kumandayı aldı ve kumandanın yeşil tuşuna bastı. Bastığı gibi tavandan aşağıya kocaman bir masa geldi. Bu zamanda böyle bir şeyi daha önce çalıştığı yerlerde patronların odasında görmemişti. Genellikle patronları onu yazıcı olarak yanlarında tutardı ve nadiren odalarına Kenan'ı alırlardı.

Masa indiğinde masanın üzerinde bir adet defter vardı. Bu defterinin içinde hangi kişi ne zaman ve nasıl deneye dönüştüğünün yazıları ve ilerleyen zamanlarda ne yapacağını yazdığı defter vardı. Defterini eline aldı ve ilerleyen zamanlarda ne yapacağına dair yazılar yazmaya başladı.

4 Ağustos 2010

Aniden bir sarsılmayla uyanan İzem yerinden sıçradı. Gözlerini açtığında karşısında Berk'i gördü. Berk sarı saçlarını dağıtmış bir şekilde ablasına baktı. İzem yarı açık gözleriyle "Berk, Allah seni bildiği gibi yapsın. İnsanı böyle mi uyandırıyorsun?" Berk "Abla kalk ya, geç oldu yeminle seni beklemekten ağaç oldum." İzem etrafına bakındı, yavaşça doğruldu. Daha sonra Berk'e "Canım kardeşim, saat kaç?" Berk gülümseyerek "Sabah yedi buçuk." İzem daha sonra "Daha görevliler bile işe başlamamışken acaba nasıl geç uyanmış olabilirim?" Berk yine gülümseyerek "Ablam benim" diyerek İzem'in yanaklarını sıkınca İzem, Berk'in saçını çekiştirdi. Berk acıyla inleyince "Hain abla insan kardeşine böyle mi yapar?" İzem ise "Sabahın yedi buçuğunda insanın en güzel uykusunda kaldırırsan böyle olur." Berk dilini uzatıp el hareketi çekti.

İzem ise yastığını Berk'e fırlattı. Berk ve İzem kardeşlerdi. Anneleri İzem'i dört, Berk'i iki yaşında terk etmişti ve kardeşlerin babası onları yetimhane önünde bırakarak gitmişti ve o yetimhaneden Karan Çocuk Bakım Yeri'ne getirilmişlerdi. İzem şu an on Berk ise sekiz yaşındaydılar.

İzem ayağa kalktı ve daha sonra elini yüzünü yıkamak için lavaboya gitti. O sırada kızlar bölümünde erkek bölümüne geçen Berk, odanın içinde sinsice güldü ve ardından Uraz'ın kulağına gidip bağırdı. O anda yerinden sıçrayan Uraz, Berk'i görünce Berk'e yastık fırlattı. Berk ise "Valla yastık fırlatan fırlatana" diyerek hemen lavaboya koşup kapıyı kilitledi. Uraz on iki yaşındaydı, cılız bir vücuda sahipti. Siyah saçlı uzun boylu birisiydi. Burunu iki gün önce duvardan düştüğü için kırmıştı ve iki gün hemşire kontrolünden anca bu sabah odasına gelebilmişti ve burada da Berk huzur vermemişti.

Berk ise saçlarını elleriyle düzletip lavabodan çıktı ve Uraz'ın tehditkar bakışlarıyla kalmıştı. Berk sarı saçlara sahip, orta boylu, hafif kilolu birisiydi. Gözleri su yeşilini anımsatıyordu. Uraz ile bakışmaya devam ederken "Geçmiş olsun demek için uyandırdım" dedi. Uraz "Uyanmamı bekleyemedin mi?" Berk kaşlarını kaldırarak "Yok" dedi. O anda yanlarına Bulut geldi. Bulut siyah saçlara ve aynı tonda siyah gözlere sahipti. On bir yaşındaydı. Geçmişi ile ilgili bir bilgi tam yoktu. Bulut elini Berk'in omuzuna atıp "E nasıl gidiyor sabah kuşları?" deyince Uraz "Ben uyumak istiyorum" dedi. Bulut ağzıyla cık cık yapıp "Olmaz uyuyan prens, hadi kalk bugün biraz gezelim erkek erkeğe." Uraz "Olum siz beni sınamaya mı geldiniz? Allah aşkına siz gidin zaten daha sabah geldim hemşireden acıyın bana Allah rızası için." Berk gözlerini devirip "Aman yat. Yarın itiraz yok ama" dedi. Uraz ise hiçbir şey söylemeyip yorganını kafasına çekti ve yastık almadan uyudu. Berk hemen gidip yastığı Uraz'ın kafasının üzerine bıraktı.

O anda Rüzgar geldi. Rüzgar, on iki yaşındaydı. Siyah saça, kahverengi gözlere sahipti. Hafif kalkık buruna sahipti. Rüzgar "O bakıyorum da kimler uyanık. Nasılsınız beyler?" Berk "İyiyiz sen?" Rüzgar "Bende iyiyim. E caddeye gidecektik. Gidiyor muyuz?" Bulut hevesle başını salladı "Elbette olum. Tabii uyuyan prens gelmiyor." Rüzgar kaşlarını çatarak "Uyuyan prens kim?" Bulut eliyle Uraz'ı göstererek "İşte orada uyuklayan arkadaş" dedi. Rüzgar "Olum ellemeyin çocuğu zaten yorgun neyse hadi gidelim" dedi ve oradan çıktılar.

İzem elini ve yüzünü yıkadıktan sonra odaya geldi. O anda bir kızla çarpıştı. Bu Öykü'ydü. Öykü buraya üç ay önce gelmişti ama İzem ile çok iyi arkadaş olmuşlardı. Öykü "Ay! İzem iyi misin?" İzem "İyim iyiyim. Sorun yok. Günaydın bu arada." Öykü "Günaydın" dedi ve daha sonra lavaboya gitti. Öykü, uzun siyah saçlara sahipti. Yüzünde ufak çizikler vardı. Gözleri kahve tonlarındaydı. Öykü'nün annesi dört ay önce vefat etmişti ve babası annesinin öldüğü gün başka bir kadınla nişanlanarak kaçmıştı. Onu yengesi bakmaya başlamıştı ancak yengesi bir gün hiçbir şey demeden üç ay önce buraya bırakmıştı. Tabii kendisi yedi yaşındaydı ve bu grubun en küçüğüydü.

İzem yatağını toplarken aniden arkadan biri sarıldı. Bu Ahsen'di. Ahsen "Günaydın balım" diyerek İzem'in yanaklarını sıktı. İzem gülerek "Günaydın maymun" dedi. Ahsen dudaklarını bükerek "Maymun falan ayıp oluyor ama" dedi. İzem ise gülümseyerek "Tamam tamam şakaydı" diyerek Ahsen'e sarıldı. Ahsen İzem ile aynı anda buraya gelmişlerdi. Yani dört yıl önce. Babası ve annesi bir trafik kazasında ölmüşlerdi. Ahsen amcasının yanında kalmaya başlamıştı. Bir gün amcası gözü önünde vurulunca hemen onu oradan aldılar ve bir anda buraya getirdiler. Hatta getirdikleri ilk gün bu odanın içine sanki kıyafet fırlatıyorlarmış gibi fırlatmışlardı. İzem ile tanışarak çok iyi dost olmuşlardı.

Ahsen, kahverengi kısa saçlara sahipti. Gözleri de aynı şekilde kahverengi tonlarındaydı. Burunu hafif kalkık ve ucu hafif sivriydi. Kısa boyluydu.

İzem ile Ahsen gülerken yanlarına Öykü geldi. Öykü "Selam kızlar. Günaydın Ahsen ve tekrardan günaydın İzem" dedi. İki kız Öykü'ye günaydın dedikten sonra üstlerini giyindiler. İzem etrafına bakarak "Hera nerede?" diye sordu. Ahsen ve Öykü bilmediklerini söyledi. O anda arkadan "Selam" diye ses gelince kızlar aniden çığlık attılar. O anda Hera da çığlık atınca odanın içini çığlıklar doldurdu. Hera "Ya noldu ne diye çığlık atıyonuz" diyerek damağını kaldırdı. Kızlar da aynı şekilde damaklarını kaldırınca Ahsen "Kızım öyle bir anda geldin ki korkmamak imkansızdı" dedi. Hera "Tamam bir dahakine mektup yollarım 'Ben geliyorum' diye" dedi. İzem "Tamam neyse Hera biz koridorda gezinip kantine gideceğiz gelecek misin?" Hera "Sorman hata tabii ki gelirim."

Hera, on iki yaşındaydı ve kızların en büyüğüydü. O da İzem gibi sarı saçlıydı. Saçları kısaydı. Güzleri kahve tonlarındaydı. Burunu hafif kalkık ve ucu hokka şeklineydi. Hera buraya altı yıl önce gelmişti. Hera'nın babası onu terk etmiş annesi ise ölmüştü ama ölüm nedeni bilinmiyordu. Dayısının yanında kalırken maalesef dayısının istismarına uğramış ve komşularına sığınmıştı. Komşuları ise bu pis diyerekten yetimhaneye verilmiş ve yetimhaneden buraya gelmişti. Kızlar daha sonra koridora çıkıp yürümeye başladılar.

Bu tesiste kalan çocukların odalarında her çocuğa ait dört dolap vardı. İki tane ranza vardı. Yatakların çarşafları her hafta pazar günü yıkanıp takılıyordu. Her odada bir adet lavabo bulunuyordu.

7 Ağustos 2010

Kenan elinde kahvesiyle oturmuş dışarıyı seyrediyordu. O anda kapı çaldı ve Kenan kendisi sesiyle şifreyi söyledi ve kapı açıldı. Giren Ceren idi. Ceren. Kenan'ın yirmi yıllık dostuydu ve Karan tesisinin kurulmasında onunda büyük faydası vardı. Ceren "Selam, Yaşlı Ak" dedi. Kenan "Yani illa bu lakabı kullanmak zorundasın değil mi?" Ceren gülerek "Elbette" dedi.

Kenan "E işler ne durumda?" Ceren sıkıntıyla nefes verdi ve "Yarın olacak Büyük Deney Topluğu adlı projemizin sonlarına yaklaşıyoruz ama Kenan, sence bu durum gerçekten işe yarayacak mı?" Kenan gülümseyerek başını olumlu anlamda salladı. Kenan "Elbette yarayacak sen sadece rahat ol. İşler zaten iyiye gidecektir."

8 Ağustos 2010 : Büyük Deneyler Topluluğu

Ahsen ve İzem odalarına bırakılmış satranç oynuyordu. Öykü ise onları izleyerek satrancı öğrenmeye çalışıyordu. Hera ise elinde kitap okuyordu. O anda içeri Ceren geldi. Üzerinde ayaklarına kadar uzanan kırmızı elbise giyinmişti. Gözünde güneş gözlüğü, siyah topukları ve topuz yaptığı kahverengi saçlarıyla kızları etkilemişti. Ahsen, İzem ve Öykü kalkarak selam verdiler. Ceren Hera'ya baktı ama Hera oralı bile olmadı. Hera onlara asla güvenmiyor hatta korkuyordu. Çünkü bu odaya gelirken Ceren'in bir çocuğu infaz ettiğini görmüştü. Tabii Ceren bunu bilmiyordu.

Ahsen "Buyurun Ceren Hanım nasıl yardımcı olabiliriz?" Ceren gülümseyerek "Yok canım ne yardımı ben sadece size bakmaya geldim. Bir şeye ihtiyacınız var mı kızlar?" Ahsen kafasını sallayarak "Yok Ceren Hanım sağ olun" dedi. Ceren gülümsedi ve "İyi saat on ikide caddenin parkında olun tamam mı, bir duyurumuz var." İzem "Ne duyurusu?" diye sorunca Ceren "O size sürpriz olsun" dedi ve odadan çıktı. Öykü "Acaba ne olacak?" diye hayal etmeye başladı. O anda Hera fal taşı gibi açılmış gözleriyle kızlara baktı. İzem kaşlarını çatarak "Hera iyi misin?" diye sordu. Hera'nın gözleri yaşarmaya başladı ve "Bizi öldürecekler" dedi. Kızlar aniden donakaldı. Ahsen "Kızım saçmalama iyi misin?" Hera başını olumsuz anlamda sallayarak "Hayır gerçek bunlar. Ben buraya ilk geldiğimde bu Süslü Hortlak bir çocuğu infaz ediyordu." Öykü "Allah aşkına Süslü Hortlak bir tık saçma mı olmuş?" Hera oflayarak "Ya ben ne anlatıyorum sen ne diyorsun. Arkadaşlar lütfen bana inanın ne olur. Ben arada siz uyurken ve siz gelmeden önce gece gizlice odadan çıkarım. İki gün önce bu Beyaz Dede ile Süslü Hortlak aralarında konuşuyorlardı ,tabii sessizce, bende biraz yaklaşarak dinledim. Bunlar bizim gibi odada kalan kişilerle alakalı deneyler için insanları bugün on ikide bir yerde toplayıp bizleri alacaklar ve sonra ne olacak bilmiyorum."

Kızlar ağızları açık bir şeklide olanları izliyordu. Ahsen "Oha. Gerçekten mi?" Hera gözleri dolu bir şekilde kafasını olumlu anlamda salladı. O anda İzem "E peki ne yapacağız?" Hera "Ben bir tane çıkış yeri buldum kantinde yemek ve bulaşıkların gönderilip geldiği yerde bir tünel var. Oradan geçip yemekhaneden çıkarsak dışarıya açılan bir kapı var ve orada kamyonlar var. Bazı paket teslimatları için bu kamyonlar şehir dışlarından geliyorlar. Eğer oraya gidip bir paket içinde olursak ki paketler çok büyük yani dördümüzü alır belki kaçabiliriz." İzem "O zaman ben Berk'e söyleyeyim. O da bu olanları anlatsın. Hera başını salladı. Kızlar kendilerine lazım olacak şeyleri toplamaya başladılar. İzem erkeklerin odasına geçen ince duvarın önüne gelip yavaşça duvardan geçti.

Erkekler İzem'i görünce şaşırdılar. Berk "İzem?" deyince İzem tüm olanları anlattı. Erkekler ilk başta inanmadılar ama daha sonra kabul ettiler. İzem hevesle "Söyledim" dedi ve o anda odada bir duman geldi ve kızlar ile erkekler odada bayıldılar.

O anda kameradan izleyen Ceren "Hera. Çok akıllısın ama bir o kadar aptalsın" dedi.

8 Ağustos 2010 Saat: 10.20

İzem yavaşça olduğu yerden kalktı. Gözlerini ovuşturdu ve yanında üç tane kız yatıyordu. İzem "Neredeyim ben? Bunlar kim?" demeye başladı. Kızlar ve erkekler bayılınca Ceren emir verdi ve onların hafızalarının silinmesi için emir verdi. Bu sekiz çocuğa hafızaları silinmesi için iğneler verdiler.

İzem yanında yatan ve onun gibi sarı saçlara sahip olan Hera'yı tanımıyordu. Ona seslendi "Hey! Uyan." Hera yavaşça uyandı. Hera "Neredeyim ben? Sen kimsin?" İzem "Ben İzem ve uyandığımda sen burada yatıyordun. Peki sen kimsin?" Hera "Ben Hera. Neden buradayız?" İzem "Bilmiyorum." O anda Ceren onları izliyordu. "Demek isimlerini unutmamışlar." İzem ayağa kalktı ve Öykü ile Ahsen'in ayak uçlarına geldi. Daha sonra sesini yükselterek "Hey kalkın! Kalkın hadi" diye seslendi.

Öykü uyandı ve "Burası neresi? Sen kimsin?" İzem "Adım İzem. Bizde yeni uyandık ve uyandığımızda sizler vardınız." Öykü Hera'ya baktı. Hera "Ben Hera" dedi. Öykü "Sanki seni bir yerden hatırlıyormuşum gibi bir his var içimde hatta İzem içinde aynısını diyebilirim." İzem "Aynı his bende de var. Bu arada adın ne?" Öykü düşünceye daldı daha sonra "Ö-Öy-Öy-Öykü" dedi. Ahsen uyandığında bir anda bağırdı "Beni öldürmeye geldiler" diye bağırıp aniden koşmaya başladı ama daha iki adım atmışken kendisini yerde buldu. Hera gülmeye başladı. İzem ve Öykü ise yanlarına gitti. Ahsen "Lütfen beni öldürmeyin." İzem "Sakin ol biz bir şey yapmayacağız." Ahsen'i ayağa kaldırdığında tam sağ taraflarından dört erkek çıktı. Kızlarla karşılaşınca Berk İzem ile göz teması kurdu. O anda ikisi donup kaldı. Kanlarında kaynamalar hissetmeye başladılar. Aynı anda geçmişlerinden bir anı geldi. Berk İzem'e "Abla biz senle ayrılmayız demi" diye bir soru yöneltiyor İzem ise "Saçmalama ben seni bırakmam. Allah izin verirse sana güzel bir hayat yaşatacağım" diyordu. Berk gözleri dolarak "Abla" dedi. İzem de gözleri dolarak "Kardeşim" dedi ve ikisi birbirlerine koşarak sarıldılar.

Ceren onları izlerken "Demek bu kadar hızlı anılar geri geliyor. Derhal hareket edip anıları geri gelmeden onları almalıyım" diyerek kamera ekranının önünden kalkıp hızlıca oraya doğru gitmeye başladı. O anda çocukların kapısı açıldı. Yüzü maskeli bir adam onlara gelerek kaçmaları gerektiğini ve bu tesisin ne yaptığını anlattı.

O anda adamın yanından iki adam geldi ve çocukları ite kalka aldılar. Çocuklar çırpınıyorlardı ama nafile en sonunda bir kamyonun kasasına attılar ve kasanın kapağını kapattılar. Çocuklar ne olduğunu anlamadı. Maskeli adam kamyonun şoför koltuğuna oturup arabayı çalıştırdı. Maskesini indirip aynadan kendine baktı. Bu adam Kenan idi.

  • Öncelikle herkese merhaba. Yeni ve ilk kurgumun ilk bölümünü okudunuz. Umarım beğenmişsinizdir. Her hafta pazar günleri bölüm atmaya çalışacağım. Hepinize buraya kadar okuyup geldiğiniz için teşekkür ederimm.
End of chapter

2 comments

  • Merhaba Discorda yazarların birbirine destek olabililmesi için yeni bir kulüp kurdum. Kulüp çok kişi olmasa da kitaplarının büyümesini isteyen yazarları almak isterim. Kulüp adı "Kitap Topluluğu" eğlence, yarışma ve bütün üyelerin konuşabileceği bir kanal var. Eğlence bölümünde üyelerin birbiriyle oyunlar oynanan bir alandır. İstediğiniz kişiyle oynayabilirsiniz. Yarışma bölümünde zaman zaman etkinlik oluyor ve kazanan kişiye yorum, vote gibi ödüller veriliyor. Size şimdi biraz nasıl olacağından bahsedeyim. Haftada 5 gün boyunca farklı farklı kişilerin kitaplarını okuyup yorum, vote gibi destek vereceğiz. Daha sonra eleştiri türü bölümünde kitapta beğendiğiniz veya beğenmediğiniz detaylar hakkında yazıp o kitabın yazarı bu eleştirileri okuyacak. Destek türü bölümünde aktif olamayan, sınav gibi yoğunluğundan dolayı bakamayan yazarlar olacak. Görevler görev çubuğunda gösterilecek fakat gruplar oluşturulacak. Her hafta o gruptaki kişiler değiştirilecek ve karma bir şekilde gruptaki yazarların kitapları okunacaktır. Daha fazla bilgi isterseniz bana a ulaşabilirsiniz. Discord bağlantımız her zaman aktiftir siz ne zaman girmek isterseniz girebilirsiniz

    1Answers