Şirketin önüne geldiğimizde karan hızlı bir şekilde arabadan indi ve bende onu takip etmeye başladım.
Birlikte asansöre bindiğimizde ikimizde konuşmamıştık. Odasının olduğu katta inip odasına gidince ben de onla birlikte içeri girdim. "Bir istediğiniz var mı karan bey?" Dediğimde ses gelmedi. "Karan bey..." dememe kalmadan aniden bana döndü ve kapıyı kapatıp bana doğru yaklaştı.
Bir adım geri gidince sırtım kapıya yaslandı. "Ben sadece isteğiniz var mı diye..." cümlemi tamamlamadan tekrar bana doğru bir adım atınca aramızda artık çok az mesafe vardı. "Teşekkür ederim." Dedi belli belirsiz. Yüzünü biraz daha yaklaştırdı bana.
"Ne yapıyorsunuz karan bey?"
"Teşekkür ediyorum." Dedi kaşlarını kaldırıp sırıtarak."Çekilir misiniz?" Diyerek yanından geçecektim ki iki elini de kapıya sabitledi ve gitmemi engelledi."Bana karan de."
"Karan bey ben asistanım sizde patronumsunuz. Lütfen sınırları aşmayalım." Sol elimle göğsünden itmeye çalışırken.Göğsünde olan elimi tuttu. Çekmeye çalışınca ise inatla bırakmadı ve daha sıkı tutup dudaklarına götürdü. Elimi çekmeye çalışınca daha da sıkı tuttu. Artık kemiklerim birbirine girmişti.
"Bırakın elimi..."Elime öpücük kondurup elimi çekmeme izin verdi. Elim kızarmıştı. Elimi tekrar göğsüne koyarak "çekilir misiniz?" Dedim.
Daha çok yaklaştı bana dudaklarıma bakarak konuştu. "Ben tehlikeli değilim değil mi?"
"Karan bey uzaklaşın." Dediğimde bileğimi tutarak kapıya sabitledi. Aramızda ise sadece alçılı kolum kalmıştı.
Yüzünü yaklaştırırken ben de başımı yana çevirdim. "Tehlikeli değilsiniz demek isterdim fakat şuanki durumdan itibaren tehlikeli olduğunuz aşikar. Uzaklaşın lütfen."
"Öyle mi?" Diyerek geri çekilince ben de ona döndüm.
"Öyle karan bey. Lütfen aramızdaki asistan patron ilişkisini bozmayalım." Dediğimde aniden sağ yanağıma tokat attı.
Yüzüm sola dönerken hızla omuzlarımda tuttu ve sallamaya başladı beni. "Öyle, öyle mi?"
Gözlerim dolarken "çekilin." Dedim.
O hala omuzlarımı tutarak bana sinirle bakarken tekrar bağırdım. "Çekilin dedim size!"
Sesimle birlikte kendine gelince ellerini hızla çekti. "Ben... ben kendimi kaybettim..."
Hemen kapıyı açıp kendimi dışarı attığımda peşimden geliyordu. "Gekme peşimden!" Diye bağırdım ve koşarak asansöre bindim. O yetişemeden asansör kapıları kapanınca derin bir oh çektim.
Asansörden inip danışmana doğru gittim. Çantamdaki holding giriş kartını danışmana verip "karan beye istifa ettiğimi söylersiniz." Diyerek kadının cevap bile vermesini beklemeden dışarı çıktım.
Eve ağlayarak yürümeye karar verip yürümeye başladım.
Hızla Holdingin olduğu sokaktan aşağıki sokağa yani evimin olduğu sokağa inip yürümeye devam ettim.
Birkaç dakika öyle yürüdükten sonra yanımda bir araba belirdi. Gözlerimden yaşlar akarken yolu artık bulanık görmeye başlamıştım.
Arabadaki adam arabadan inip kolumu tutunca bağırdım. "Bırak beni! Yeter artık!" Diye hızla ona döndüğümde haktan olduğunu görmemle rahat bir nefes aldım. "Sen miydin?" Dedim hıçkırıklarımın ardından. Haktanı görünce daha da artmıştı. Daha çok ağlamak istiyordum.
"Nehir..." diyerek yüzümü ellerinin arasına aldı. "Nehir, ne oldu güzelim. Bir şey mi yaptı sana? Hadi anlat bir tanem."
Ağlamaya devam ederek haktana sarıldım. O da bana sarıldı. "İyi gözükmüyorsun..."
"İyi değilim çünkü..." dedim hıçkırarak. Zorla da olsa konuşmuştum.
"Anlatmak istersen dinlerim." Dedi. Benden cevap alamayınca tekrar konuştu. "Seni bir yere götürmemi ister misin?" Dediğinde sarılmayı bırakıp gözlerine bakmaya başladım. Devam etti. "Benim için özel bir yer. Kendimi her kötü hissettiğimde oraya giderim ve çok iyi olurum. Sen de gitmek ister misin?"
Şuan kötü bir haldeydim. Babam bile bana tokat atmazken elin adamı bana tokat atmıştı, üstüne üstlük zorla öpmeye çalışmıştı beni. Pislik!
Olumlu anlamda başımı sallayınca sağ ön kapıyı açıp geçmem için bekledi ve kapıyı kapattı. O da önden dolaşıp sürücü koltuğuna bindiğinde arabayı sürmeye başladı.
Arabada derin bir sessizlik hakimdi. Ne o ne de ben konuşmuyorduk. Başımı cama yaslayıp yolu izlemeye devam ettim.
Birkaç saniye sonra telefonum çalınca hayrunun aradığını gördüm. Açıp açmamak konusunda kararsız kalınca haktan "Arkadaşını az çok tanıdım, seni merak ederse ve ulaşamazsa neler yapacağını tahmin edebiliyorum. Bence aç." Dedi.
Ona dönüp kısa bir süre baktım ardından dediklerini düşününce açmam gerektiğini anladım. Aramasını açıp ilk onun konuşmasını bekledim.
"Nehirr! İşim erken bitti sen ne zaman gelirsin!?" Dedi sevinçle.
Onu üzmek iste istemiyordum. Yaşlarım akmaya devam ederken yalan düşünmeye başladım.
"Nehir, bir tanem... orda mısın?" Dedi.
"Burdayım hayru." Diyerek sesimi normale sokmaya çalıştım. "Şirkette işler biraz uzadı. Gelirim 1-2 saate."
"Anladım... sen iyi misin?" Dedi endişeyle.
"Evet evet, iyiyim ben. Şimdi kapatmam lazım evde görüşürüz canım."
"Tamam görüşürüz." Dediğinde aramayı sonlandırıp tekrar cama yaslandım.