Onur
Travma Sonrası Stres Bozukluğu
(TSSB)
Uykusuz ve göz yaşlarımın kaldığı gözlerimi duvara odaklanmış bir şekilde sabaha kadar hareketsiz bir şekilde durmuştum.
Saat 07:05 geçiyordu çünkü alarmım çalmaya başlamıştı. Odaklandığım duvardan irkilerek çalan alarmımı kapattım, göz kapaklarımı kapattığımda ne kadar uykusuz olduğumu fark ettim.
Ayağa kalktım ve banyoya gidip soğuk bir düşün altına girdim.
Soğuk su tenime değdiğinde istediğim hazı alamamıştım bu yüzden ayarı en soğuğa çevirdim!
İşte şimdi iyi hissetmiştim.
Duştan çıktığımda vücudumu bornoza sardım ve mutfağa gittim. Dolabı açtığımda rafta duran yarı boş süt şişesi dikkatimi çekti.
Şişeyi aldım ve yan tarafta bulunan çekmeceden meyveli gevreğimi aldım.
Kaseye gevreği koyduktan sonra üzerine şişenin içinde duran bütün sütü boşalttım.
Tezgahın üzerinde duran, çikolata damlalarından bir avuç alıp kasenin içerisine koyduktan sonra gevreğimi afiyetle yemeye koyuldum.
Düzenli kahvaltı yapan biri değildim, ne bulursam onu yerdim bazende hiç bir şey yemeden kliniğe giderdim ancak bugün canım bir şeyler yemek istiyordu.
Gevreği bitirdikten sonra odama gittim ve üzerimi giyindim.
İspanyol paça siyah bir kotun üzerine beyaz bir t-shirt giydikten sonra t-shirtümü pantolonumun içerisine koyduktan sonra kemer ile ince belimi sıktım, üzerine uzun ve bol olan siyah ceketimi giydikten sonra saçımı taradım ve çantamı alıp evden dışarıya çıktım.
Aracıma binip kliniğin yolunu tuttum.
Kliniğe vardığımda, hekim odasından kendime koca bir kupa kahve yaptıktan sonra odama geçip çalışmaya koyuldum.
Bilgisayarı açtığımda hastaların yatışı ile ilgileniyordum ancak kafam almıyordu en basit konuyu bile almıyordu, çok doluydu!
Dün yaşadığım o olayın bir hayal olmasını istiyordum, Can Meva'dan kurtulmak istiyordum..
Bana bağlı bir hastaydı ve şuan benimle aynı yaşlarda olduğu için neler düşündüğünü bilmek bile istemiyordum!
Başımı ellerimin arasına aldıktan sonra bir kaç saniye öylece durdum.
Kapı tıklatılıp açıldığında içeriye Burak hoca girmişti.
Dr.Burak
"Açelya hocam, iyi misiniz bir şey mi oldu?"
Açelya
"Ha y-yok hocam iyiyim sağolun siz nasılsınız?"
Dr.Burak
"Bende iyiyim sağolun bugün seansınız onurla olduğu için size raporlarını getirdim."
Elindeki raporları bana uzattıktan sonra raporları incelemeye koyuldum.
Bugün ilk seansımız vardı onurla bu yüzden heyecanlıydım.
Büyük harflerle yazılmış olan kısım dikkatimi çekmişti!
NOT!!!
Travmalar!
•Gay / Top / Kız / Karı
•Erkek olmayan erkek
•Aile sorunları (baba)
•hayali sevgili (yalan aşk)
Ağır durumlardan geçtiği bir hali ortadaydı.
Derin bir nefes aldım;
Açelya
"Kullandığı ilaç listesini bana gmail olarak yollarımısın?"
Dr.Burak
"Tabi yollarım, ee bir de şey akşam müsaitmisin?"
Açelya
"Evet? Neden?"
Dr.Burak
"Bir yerlere gidip yemek yiyelimmi akşam?"
Biraz düşündüm akşam işim yoktu evet, yine eve gidip boş boş oturacaktım.
Açelya
"Olur tamam gidelim"
Dr.Burak
"Süper o zaman iş çıkışı beraberiz"
Gülümsedi.
Açelya
"Beraberiz"
Gülümsedim.
Dr.Burak
"O zaman ben odama geçeyim hastam gelir"
Başımı sallayarak onayladım.
Odadan çıktıktan sonra karşımdaki boş koltuğa bakarak gülümsedim.
Garip duygular içerisinden çıktıktan sonra kapım çalındı, içeriye Sibel abla ile Onur girdi.
Sibel abla güler yüzü ile beni selamladıktan sonra Onur'u yanımda bırakıp gitti.
Elimle oturması için işaret verdikten sonra;
Açelya
"Hoş geldin onur"
Büyük bir gülümseme ve utançla karşılık verdi.
Onur
"Hoş buldum hocam nasılsınız?"
Açelya
"Ben iyiyim teşekkür ederim, sen nasılsın?"
Onur
"Bende iyiyim"
Hayattaki en acı şeylerden sadece birisi ise; berbat bir durumda olmamıza rağmen iyiyim demektir...
Açelya
"Rahat olabilirsin zaten beni tanıyorsun hiç çekinme olurmu?"
Başını sallayarak beni onayladı.
Açelya
"Artık baslayalımmı?"
Onur
"B-başlayalım"
Açelya
"İlk önce kendinden bahset biraz bana olur mu?"
Onur
"Tamam ıı ben kitap okumayı çok severim, hatta bazen yazarımda, sonra müzik dinlemeyi çok ama çok severim evde gitarım vardı ama hiç öğrenemedim. İçimde o heves var ama işte.. dışarı çıkmayı sevmem ama çıkıncada geri dönmek istemem"
Açelya
"Hiç arkadaşın var mı?"
Durdu, gözleri dolmaya başlamıştı, arkadaşlık onda bir yara bırakmıştı.
Onur
"Y-yok arkadaşım oldu zamanında ama sonra hepsi aynı şeyi yaptılar"
Ağlamaya başladı, içeriye gülerek giren çocuk şimdi karşımda hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştı.
Normal bir ağlama değildi bu, çok dolmuştu belli, içinde çok büyük bir yara vardı.
Açelya
"Ne yaptılar Onur?"
Cevap vermedi, ağlamaları istemsizce yükseldiğinde kendini durdurmaya çalışıyordu.
Sessizce ağlamaya mahkum edilmişti...
Açelya
"Onur, ne yaptılar?"
Onur
"B-bana kız-gay-top-karı dediler!"
Ağlaması dahada kuvvetlenmişti.
Açelya
"Neden sana bunları dediler?"
Onur
"S-ses t-tonumdan dolayı, küfür etmediğim için erkek değilmişim.."
Ne kadar zalim bu insanoğlu, bir erkek sırf kibar olduğu için neden ona bu zorbalığı mahkum kalıyorsunuz? Her erkek küfür etmek zorunda değil, kaba konuşmak zorunda değil, üstelik bunları yapmadığı içinde kız olmak zorunda değil!
Onur
"B-ben kız değilim, ben top değilim,ben karı değilim, ben gay değilim. Değilim değilmi hocam?"
Sesi titriyordu kendini kontrol edemiyormuş gibiydi.
Ayağa kalktım ve karşında olan koltuğa oturup titreyen iki elinide avuç içime aldım.
Açelya
"Değilsin sen ne kadın, ne gay, ne top sen bunların hiç biri değilsin sen çok Beyefendi birisin Onur. Seni tebrik ediyorum bu kadar kibar olduğun için onlar gibi olmadığın için seni tebrik ediyorum."
Onur
"Dayanamıyorum, herkes bana gay diyor, lütfen hocam yardım et bana b-ben dayanamıyorum sesler susmuyor durmuyor sürekli kulağımda çınlıyor 'yeteeerrrr' diye bağırmak istiyorum, yapamıyorum."
Çaresizlik...
Kabullenmişlik...
Açelya
"Tamam, ara verelim biraz sakin ol"
İki koltuğun arasında olan küçük masanın üzerindeki su şişesini aldım ve kapağını açıp içmesi için Onur'a uzattım.
Elimdeki suyu titreyen elleri ile aldıktan sonra zorlukla içti.
Açelya
"Biraz daha iyi misin?"
Onur
"İ-iyiyim"
Açelya
"Onur, kaç kişiydi bunlar"
Onur
"Bir okul, koca bir okul bana gay diyordu, herkes diyordu. Bana demeyenler bile bana diyenlerden duyup 'Onur gaymiymiş' diye düşünüyorlardı en sonunda demeye başlıyorlardı. İlk başlarda takmadım bir kaç kişiydi ama sonrasında bütün okul demeye başlayınca arkadaşlarımda demeye başladı, karşı tarafa zorbaların yanında olmayı seçtiler, okula gittiğimde parmakla gösteriliyordum. Bütün hocalarım beni çok severdi her zaman benim hakkımda beyefendi derlerdi, ancak hocalarım dese ne olur yapayalnız kaldıktan sonra.."
Açelya
"Onur peki ailen bu duruma ne tepki verdi?"
Onur
"Annem hep beni korudu, geldi okula kaç kez konuştu hocalarımla, hocalar öğrencilere kaç kez uyarı yaptılar ancak ne fayda hiç biri usanmadan bana zorbalık yapmaya devam ettiler"
Açelya
"Baban peki, o bu duruma ne tepki verdi?"
Onur
"Hiçbir şey sadece anneme 'git konuş hocalarıyla' dedi. Ah hocam ah o kadar kötü bir dönemdeydimki o zamanlar, bir yandan okul olayları bir yandan ev.."
Açelya
"Evde ne oluyordu Onur?"
Ağlamaya kaldığı yerden devam etmeye başladı.
Onur
"Kavgalar babamın sebepsiz yere bağışları, artık ufacık bir seste korkuyorum ellerimi kulaklarıma götürüyorum. O zamanlar tek çıkış yolum buydu kulaklarımı kapatmak. Bir koluma faça atıyordum diğer kolumu ise kanayana kadar kaşıyordum, kanamaya başladıktan sonra üzerine kolonya dönüyordum.
Acıyla besleniyordum anlayacağınız"
Açelya
"Kollarını görebilirmiyim?"
Başını salladıktan sonra giydiği bol sweatshirtünün kollarını sızavladıktan sonra kollarını bana doğru çevirdi.
Sağ kolunda sayısızca olan çizikler vardı hepsi üst üste atılmıştı. Sol kolunda ise bölge bölge yaralar vardı.
İstemsizce gözlerim dolmuştu.
Açelya
"Anladım"
Sweeatshirtünü geri indirdikten sonra beni dinlemeye koyuldu.
Açelya
"Kız arkadaşın varmıydı?"
Gözlerinde bu sefer bambaşka bir duygu yatıyordu.
İhanet.
Onur
"Varla yok arasındaydı ama yokluk daha ağır basıyordu. Bir kız arkadaşım vardı sınıftan onun bir kız arkadaşı varmış benimle sevgili olmak istiyormuş, bende tabi ilk defa sevgilim olacağı için heyecanlandım. Kabul ettim, bana fotoğrafını gösterdi, kahve gözleri sarı saçları olan bir kızdı ismi Naz'dı.
Neyse işte bana naz şunu istiyor bunh istiyor felan diyordu bende gidip alıyordum.
Hatta bir gün çok güzel bir kolye-küpe seti almıştım ayriyettende içerisine özel bir gül buketi koymuştum. Bunların hepsini bir hediye poşetine koydum ve arkadaşıma naza vermesi için verdim. Ancak Ben hiç nazı canlı olarak görmedim hocam, naz yurtdışındaymış gelecekmiş dedi bana hep, öbürsü gün okula benim aldığım hediyeleri takarak geldi arkadaşım, şaşırdım tabi sordum doğal olarak, naz gelene kadar arkadaşının kullanmasını istemiş bana öyle söyledi bende inandım, en sonunda okulda hocama söyledim bu olayı ve arkadaşım itiraf etti 'naz gerçek değil' işte ben o an yıkıldım insan gerçek olmayan birini bile sevebiliyormuş.. oysaki ben arkadaşımın naz seni şurada bekliyor dediği yerlere gidip saatlerce nazı beklemiştim, ne safmışım ama değilmi hocam."
Onurun iyi niyetini suistimal etmişler, ah canım benim o kadar temiz kalplisinki dışarıda olan kötülüğü bile iyilik sanmışsın...
Açelya
"Ya sen ne yaptın onur bunu öğrendikten sonra?"
Onur
"Yıkıldım kendi kendime Naz ile konuştum, bir yandan ailem bir yandan okul ve bir yandan aşk. Çok zordu artık delirdiğime inanıyordum ama kabullenemiyordum. Kaç kez intihar etmeye çalıştım ancak yok yapamadım ölemedim.."
Bu yaşta bir çocuğun derdi intihar olmamalıydı, zalim dünya...
Açelya
"Onurcm yaşadıkların gerçekten çok ağır, katlanabildiğin için seni ikinci kez tebrik ediyorum sen çok güçlüsün ve çok Beyefendisin. Sana bu zorbalığı yapanlar seni kıskanıyor olabilirmi?"
Onur
"Aslında evet olabilir, çünkü ben hep pahalı giyinirdim babam her zaman elim yüzüm düzgün olsun diye uğraşırdı öylede oldu benim girdiklerimi okulda sadece ben giyiyordum, bazen çok üzülüyordum empati yapıyordum ama onlar bana yapmıyordu.."
Böyle bir durumda bile onlar üzülmesin diye uğraşıyorsun, ancak onlar seni üzmenin peşinde..
Açelya
"Sen çok iyi kalplisin Onur hep böyle kal, unutma sen ne kadar kibar olursan hayatın boyunca hep iyi kapılar açık olur"
Onur
"Tabi ben hayatta kalabileceksem"
Gözlerini kapattı, bir kaç saniye öylece durduktan sonra;
Açelya
"Hiç mi arkadaşın yoktu?"
Onur
"Aslında başta vardı sonradan onlarda gitti, ben hep kızlara iyi geçindim yani ben kızlarla iyi anlaşıyorum erkeklerle değil, erkek muhabbeti beni sarmıyor ama kız muhabbeti beni sarıyor, hiç erkek arkadaşım olmadı hepsi kızdı. Tabi insan bir süre sonra sorguluyor neden erkek arkadaşım yok diye, erkekler beni aralarında görmek istemiyor. Oysaki ben çok iyi bir arkadaşımdır. Güldürürüm eğlendiririm ama yok yinede beni istemezler."
Açelya
"Neden seni istemiyorlar biliyormusun? Onlar erkek kavramını küfür eden-kaba davranan-insanları aşağılayan bir varlık olarak görüyorlar sen onlar gibi olmadığın için sen onlara garip geliyorsun onlarda sana garip geliyor. Kızlar ise seni kendilerine benzettikleri için yanında tutuyorlar, sen çok özelsin Onur. Sen çok iyi yerlere geleceksin ve sen çok iyi bir baba olacaksın."
Gülümsedi, bu söylediklerim omu rahatlatmıştı.
İnsanları mutlu etmek için çok büyük şeyler yapmaya gerek yok, ufacık bir güzel söz bile mutlu etmeye yarıyor.
Onur
"Sağolun hocam teşekkür ederim güzel sözlerin için"
Gülümsedim.
Açelya
"Bir süreliğine ilaç tedavisine başlayalım olurmu?"
Onur
"O-olur siz nasıl uygun görüyorsanız"
Masamın başına geçtim ve masanın üzerinde duran kağıt ve kalemi alıp aklımda olan antidepresanın ismini yazdıktan sonra altına alacağı miligramınıda yazdım.
Kağıdı alıp onura verdim.
Açelya
"Onur'cum hayat bazen herkese aynı şartları sunmuyor ne yazıkki, sen çok iyi olsanda insanlar kötü hemde çok kötü, sen kibarlığınla beyefendiliğinle tanınırken onlar kabalığıyla tanınmaya devam edecek. Sen böyle olmaya devam et."
Bana sarıldı.
Güveniyordu bana artık, benim onu anladığımı biliyordu..
Sarılması bittikten sonra;
Onur
"Çok sağolun hocam, sayenizde az da olsa rahatladım bana iyi geldiniz. Çok teşekkür ediyorum."
Açelya
"Asıl ben teşekkür ederim, iyiki geldin, haftaya görüşmek üzere."
Çocuklar ailelerinden ne gördüyse onu uygular değil, çocuklar nasıl olmak istiyorsa onu uygular!
Kötü bir ailede yetişen bir çocuk çok iyi biri olabilir veya çok iyi bir ailede yetişen bir çocuk çok kötü biri olabilir. Bu işin karakterle ortaya çıkar aile yapısına göre değil!
Kocaman bir gülümseme ile onuru uğurladıktan sonra odamın kapısı kapattım.
Kapıya bir kaç saniye gözüm kapalı bir şekilde yaşlandıktan sonra yarı açık olan penceremin yanına giderek tümünü açtım, temiz havayı içimde doldururken dışarıyı izlemeye koyuldum.
Bir adam dikkatimi çekti çimlere uzanmış gökyüzünü izliyordu, hayal kuruyordu.
Hemen onun yanında ayakta olan bir baloncu gördüm renkli balonları vardı.
Çoçukluğumda hiç bir zaman bana balon alınmamıştı, balon ile birlikte sokakta yağmurun altında dans etmek benim için bir hayaldi, kimse gerçekleştirmemişti.
Ne annem, ne de babam...
Yanlarından bir baba ile bir kız çocuğu geçiyordu, kız babasına balonu gösterdiğinde babası bir adet balon alıp kızına uzattı.
Kız mutlulukta yerinde sevinçle zıplamaya başlamıştı.
İşte kiminin hayallerini bazıları yaşıyordu.
İnsanların normal yaşantıları kimileri için birer hayalden ibaretti..
Gözümden süzülerek akan damla yere düştüğünde camı kapatarak içeriye geçtim.
Masanın üzerinde olan telefonumu ve çekmecenin içinde olan cüzdanımı alıp odamdan çıktım ve kapıyı kilitledikten hemen sonra klinikten çıkıp, az önce gördüğüm o baloncunun yanına gittim.
Açelya
"Merhaba kolay gelsin, 1 adet balon alabilirmiyim?"
Baloncu
"Tabiki, Buyurun."
Elimde tuttuğum parayı uzattıktan sonra balonunum ile sokakta yürümeye başladım, hava kapalıydı her an yağmur yağmaya başlayabilirdi. Umarım yağar.
Biraz daha yol gittikten sonra dinlenmek için durduğumda, rüzgar biraz daha artmıştı, yolun üzerinde duran araçın içinden bir ses yükselmeye başladı.
Sezen Aksudan bir parça çalıyordu.
Sezen Aksu~Ünzile
Yağmur hafifçe yağmaya başlamıştı.
Bulutlar bile Sezen Aksuyu duyunca dayanamıyordu.
Yağmur şiddetlenmişti, soğuk yağmur damlaları tenime değip geçtiğinde Sezen Aksu'nun sesi yükseldi.
Başımı gökyüzüne kaldırdıktan sonra yüzüme değen yağmur, yüzümün gülmesine sebep olmuştu. Elimde tuttuğum balon ile kendi etrafımda dönmeye başlamıştı, bir yandan Sezen Aksu, bir yandan yağmur ve elinde balonu ile sokak ortasında dans eden ben...
Hayallerim geçte olsa gerçekleşmişti sadece farklı bedenlerin içerisindeydi...