تخطٍ إلى المحتوى

BERCESTE

الفصل 9 · قراءة 9 دقيقة

BERCESTE

الفصل 9

9

~"Bazı insanlar , bazı insanlara hediyedir. "

•

Saatler birbirini kovalarken Kuvars ile daha herhangi bir iletişimde bulunmadık.

Ekonomi kanalını izlediği televizyonu nihayet kapatıp kalktı.

-"İçeride yatabilirsin. Saat geç oldu."

İçimi pırpır eden ses tonuna sessizce yutkunup dudaklarımı araladım.

-"Ben burada iyiyim."

-"Koltukta yatamazsın ben yatarım. Uzatma işte." Sinir içeren sesine karşılık gözlerine baktım.

-"Uyumayacağım gerçekten. Siz yatabilirsiniz." derken bir hayli çekiniyordum.

Evine geldiğim yetmiyormuş gibi yatak odasına asla giremezdim.

Başını çevirip başka bir yere baktı.

-"Tamam sen bilirsin." dedikten sonra salondan açılan bir başka kapıya girdi.

Biraz önce kıstığı ışıklardan loş bir ortam yaratmıştı. Açıkçası yabancı bu ev bana sebepsizce huzur hissini veriyordu. Bir yerden huzur almayalı o kadar uzun zaman olmuştu ki.

İnsanın kendini ait hissetmediği bir yerde yaşam sürdürmesi ne kadar zordur değil mi ?

Kuvars Soysal

Sigara izmaritini söndürdüğüm küllüğü yerine bırakıp içeri girdim ve kapıyı kapattım. Yeterince soğukta kaldığımı düşünerek girdiğimde duyduğum ayak sesleri tuhaf geliyordu. Daha önce burada benim dışımda kimse bulunmamıştı.

Açıkçası böyle bir hareketi kendimden beklemiyordum. Fakat içimden bir ses onun o masum yüzüne yardım etmem gerektiğini söylüyordu. Yanlış mı doğru mu bilmiyorum ama bir kadını öyle bir durumdan kurtarmayı kim olsa yapardı diye düşünüyordum.

İçeride onun varlığını bilmek yatıp uyumama engel olacaktı.

Çıkarttığım gömleğimi üzerime geri giyindim ve telefonumu alarak odadan çıktım. Sol tarafa baktığımda camın önünde durduğunu gördüm.

Ufaktı fazla ufak.

Dudaklarım aralandığında farkına varıp birbirine bastırdım. Gerçekten çıktığımı söylememe gerek var mıydı ? Saçmalıyordum.

Başımı öylesine sallayıp asansöre yürüdüm. Şifreyi girdikten sonra kabine girdim.

Bir evim yoktu. Oteli yaptırırken bu üst katı kendime özel yaptırmış burada yaşıyordum. Bir nevi otelde kalıyor gibiydim.

-"Bir şey mi istemiştiniz efendim ?"

Yürürken önüme çıkan çalışanla alnımı sıvazladığım elimi indirdim. Başımı olumsuz anlamda salladıktan sonra ilerleyerek kapıyı açtım. Şu saatte gürültüyü sevmezdim. Ancak yukarıda ufaklık varken duramıyordum.

Özel alanıma yasak bir giriş yapılmış gibiydi.

Fazla düşünüyordum.

-"Viski." dedim bar taburesine otururken.

Buraya oturmama şaşırmış olan barmen biraz duraksayıp ardından işine devam etti. Çizgilerim dışına çıkma kuralımı bu gecelik göz ardı edebilirdim.

Yaklaşık bir saat dayanabildiğim bar gürültüsünden sıyrıldığımda kendimi daha iyi hissediyordum. Üst kata merdivenlerle çıkıp asansöre doğru ilerledim.

Yansımamdan gömleğin ilk üç dört düğmesini açarken kapı açıldı. Gözlerimle taradığım alanda koltukta oturan küçük bedeni fark ettim. Geldiğimi görünce kendine çektiği bacaklarını düzeltti ve başını eğdi.

Bu kız diğer herkes gibi gözlerini benden kaçırıyordu. Diğerlerini normal bulurken Loya'nın kaçırmasına anlam veremiyordum.

-"Hala uyumadın mı ?" diye sordum ağır adımlarla ilerleyip.

Başını eğdiği için yeşillerini göremiyordum. Daha önce hiç kimsede rastlamadığım ilgi çekici bir göz rengi vardı. Daha doğrusu çok da fazla kadınla göz göze gelme huyum yoktur.

-"Hayır...uykum yok." Konuşması sürekli kedi mırıltısı gibi çıkıyordu.

Böyle utançtan kıvranan kadınlar gerçekten kaldı mı ?

Ama karşımdaki ufaklığa kadın demek sanırım olmazdı. Ciddi manada gözümde bir çocuktu.

-"Üzerini değiştirmek ister misin ?" Oturması ve ayakta durması bile her halinden belli ediyordu. Rahat değildi. Zaten el kadar şeyle nasıl rahat olabilirdi ?

Başını nihayet kaldırdığında dudaklarını kemiriyordu.

İstemsizce iç çekip cebimden telefonumu çıkarttım ve muhtemelen resepsiyonda bekleyen korumamı aradım.

-"Buyur patron."

-"Orhan, otelin mağazasını açtır. Loya için rahat bir şeyler getir." dedim ve kapattım.

Onu ve ailesini araştırdığımız sıralarda Loya hakkında her türlü bilgiye birinci şahıs olarak Orhan ulaşmıştı.

-"Teşekkür ederim."

Ah yine mi ?

Bu sefer bıktığım için tekrar uyarmadım. Ne desem yine teşekkür edecek bir şey bulacaktır.

-"Ben duş alacağım. Orhan sana birazdan getirir." diyerek yanından ayrıldım.

Banyonun kapısını kapattığımda direk hızlıca soyundum. Sıcak suyun altında gevşerken anlamadan sıktığım kaslarım da rahatlamıştı.

Kısa sürede arınıp aldığım havluyu belime doladım. Başka bir havlu alıp saçlarımı gelişigüzel kuruladım.

Alışkanlıktan öte yanıma kıyafet almamıştım. Mecbur böyle çıkacaktım. Benim çok umurum olmazdı ama ufaklık için sorun teşkil edebilirdi.

Kendi kendime gözlerimi devirmemek için zor durdum ve kapıyı açtım. Koltukta göremeyince diğer yöne baktım.

Orhan elindeki çantayı Loya'ya uzatırken bana doğru döndüler. Düşündüğüm gibi gözleri açılırken yanakları çoktan kızarmış olan ufaklık saniyesinde başını çevirdi.

-"Başka bir isteğiniz var mı Kuvars bey ?"

-"Hayır." diyip odama girdim. Altımdaki havluyu çıkarttım ve yere bıraktım. Giysi odasına yürüyüp çekmeceden aldığım siyah iç çamaşırını giyindim.

Genelde bir şey giyinmeden yatardım ancak şimdi bu olmazdı. Bu yüzden altıma eşofman geçirip üzerime siyah tişört geçirdim. Alnıma düşen saçları geriye savurduktan sonra odadan çıktım.

-"İçeride değiştirebilirsin." dedim.

Doğal olarak çekiniyordu. Rahatlaması için yapabileceğim bir şey yoktu. Bir süre katlanabilirdi.

Konuşmadan sessizce karton çantayı alıp odama girdi. Masanın üstünde duran sigara paketinden bir dal çıkartıp yüksek camın birini kenara kaydırdım. Cama sıfır olarak konumlanmış korkuluklara kolumu yasladığımda içeriye anında buz gibi hava girmişti.

Ben bitirdiğim sigarayı havaya atarken kapı sesi geldi. Camı kapatıp arkamı döndüm.

Mavi renkte uzun kollu bir üstle şort giyiyordu.

Ş

ortunun ucunu çekiştirmesinden dolayı ona bakmayı bıraktım.

-"Yatmayacağına emin misin ?" diye sordum son kez.

Başını aşağı yukarı sallayınca bir kez daha sormayacaktım. Fazla içki içmiştim ve başım ağırıyordu. Ayrıca her sabah erken kalktığım için bu saatlerde yorgun düşerdim.

-"Tamam." dedim daha fazla gereksiz yere konuşmayarak.

Göz ucuyla baktığım ufak bedeninden gözlerimi çekip odaya girdim. Galiba buna başka bir çözüm yolu bulmalıydım. Çünkü ufaklık hiç memnun değildi.

Loya Hanzade

Gece yarısı ışıkların hepsi kapalıyken kıvrıldığım koltukta düşünüyordum. Burada Kuvars'ın yanında kalmam hiç doğru değildi ama düşününce gidecek yerimde yoktu.

En yabancısı en yakınım oluvermişti.

Derin bir soluk alıp koltuktan kalktım. Masanın üzerinde duran cam şişeyi kavrayıp uzun bardağa döktüm.

Kuvars'ın bu bardaktan içmiş olma ihtimali ?

Umursamadan bir kaç yudum aldığım bardağı masaya geri bıraktım ve bir sandalye çekip oturdum. Gözlerimi öylesine etrafta gezdirirken telefon titremesiyle irkildim.

Kuvars masada unutmuş olmalıydı.

Almak için kalktığımda ekranda Defne'nin ismi yazıyordu. Bu saatte önemli bir şey olmuş olmalıydı.

Sertçe yutkunup kapalı kapıya elimde telefonu ile yaklaştım. Parmağımı tıklatana kadar kaç kere soluk alıp verdim bilmiyordum.

Neden böyle heyecanlandım ki ?!

Saniyeler geçerken nefes almadan bekledim. Açıldığında ise içimde kalan nefesler beni boğacak sandım.

Çıplak...

Tanrım.

Hadi ama !

-"Bir şey mi oldu ?"

Saçmalama Loya. Evet şimdi saçmalamanın sırası değil.

Hep yaptığın gibi. Konuşmak çok basit !

Yutkunup gözlerimi olabildiğince kaçırmaya çabaladım. Bakmasam bile havluyla görüp kalbimi sıkıştıran o an gözümün önüne geliyordu.

Hayır hayır sil o görüntüyü !

-"Loya ?"

Aptal Loya.

-"Şey...telefon." dedim tutulmuş dilimi zorla kullanarak.

Uzattığım telefonu aldı ve açtı. Geri adım atıp uzaklaşacaktım fakat gözlerime öyle bakıyordu ki bir adım atacak güç bulamadım.

-"Efendim Defne ?" derken diğer elini kapının kenarına yasladı. Hareket eden kasları karnıma istemsizce bir şeyler saplamıştı.

-"Yanımda."

Konunun bana gelişi sebebiyle gözlerimi zorlukla kaçırdım.

-"Saat geç şimdi olmaz." dedi.

Onu dinlemenin sonunda ayıp olduğuna karar kılarak ayaklarımı hareket ettirdim. Arkamı dönerek koltuğa doğru yaklaştım ve oturdum.

-"Tamam sabah gelirsin. " derken içeri geçmişti.

Kapıyı kapatmasını bekliyordum. Konuşma sesi gitmişti ama kapıyı kapatmamıştı.

Açık mı uyuyacaktı ?

Gözlerim kapıya gitti geldi. Acaba benden rahatsız oluyor mudur ? Elbette oluyordur ! Kim evinde tanımadığı birini ister ki ?!

Belki de öylesine bu seçeneği sunmuştu ve aptal gibi üstüne atlamıştım. Kesinlikle böyleydi !

Tanrım çok aptalca !

Ne yaptım ben ? Nasıl adamın evine girerim ?!

Başımı pişmanlık ve utançla iki yana sallayıp ayağa kalktım. Bir kaç saniye sıkıca kapattığım gözlerimi açtıktan sonra ilerisini düşünmeden ilerledim. Kapının önüne gelmeden boğazımı sessizce temizledim.

-"Uyudunuz mu ?" diye seslenirken sesim öyle kırılgan öyle titrek çıkmıştı ki.

Tekrar tekrar aptal olan ben elbisemi adamın odasında bırakmıştım !

-"Hayır...gel." Uyku mahmuru çıkan sesiyle çekinerek kapının önüne adım attım.

Oda gerçek manada çok güzeldi. Üzerimi değiştirmek için girdiğimde büyülenmiştim.

Kuvars'a döndüğümde dirseğini yatağa yaslayıp hafifçe kalkmıştı ve diğer eliyle yüzünü sıvazlıyordu.

Çok düşüncesiz bir insandım. Hem rahatsız ediyor hemde adamı yoruyordum.

Üstelik yapabileceğinden daha fazlasını bana yapmıştı.

İçeri adım atmaya utandığım için kapı eşiğinde durdum. Çıplak parmaklarıma bakarken dudaklarımın içini ısırıp duruyordum.

-"Ben...elbisemi alabilir miyim ? Gitmek istiyorum." dedim mırıltıyla.

Aldığı ses odaya yayıldı. Başımı kaldırdığımda tamamen doğrulmuş oturuyordu. Çıplak üst bedeni iyiden iyiye yanaklarımı kızarttığı için daha fazla bakamadım.

-"Saat 2 Loya. Çocuk gibisin." İlk kez ismim dudaklarından dökülüyordu. Daha önce kimse böyle güzel telaffuz etmemişti.

-"Sorun ne ?" Yüzümün halinden bir şeyler sezdiğinde bana doğru yaklaştı.

Çıplaklığı doğru değildi. Bu yüzden dilimi ısırıp geriledim.

-"Burada sizi rahatsız ediyorum. Kötü hissediyorum. " derken bir hayli zorlanıyordum.

Göğsünü şişirip nefesini üfledi.

-"Rahatsızlık duyacağım hiç kimse etrafımdan geçemez. Eğer öyle olsaydın şuan evimde olmazdın. Son olarak."

Aldığım nefesle konuşmasının devamını bekledim.

-"Çok yorgunum. Sabah kalkmam için artık uyumam gerekiyor. Ve uykum çok hafiftir. Tıkırtı bile istemiyorum. Sen burada yatakta yatıyorsun bende içeride yatıyorum. İtiraz etme...sinirli halimi görmek istemezsin."

Şaşkınlıktan gözlerim geriye açılırken o çoktan odadan çıkıp kapıyı kapatmıştı.

Tam arkasından gidecektim ki yeniden gerilsin istemedim. Dediği gibi yorgun görünüyordu. Peki koltukta nasıl uyuyacaktı ?

Bir kaç dakika ayakta durduğumda aklımdan türlü türlü şeyler geçiyordu. En sonunda eğilip yastıklardan birini ve yatakta olan kat kat örtülerden elime geleni aldım. Kapıyı aralarken yastığından burnuma gelen koku genzimi tırmalıyordu.

Ufak adımlarla yürüdüm. Koltuklardan birine yatmış kollarını başının altına almıştı.

-"Yine ne oldu ?" dediğinde bana sinirlenmeye başladığını hissettim.

Göğsüme bastırdığım yastık ve örtüyle ona yaklaştım.

-"Bunları getirdim." dedim sessizce.

Kapalı gözlerini aralayıp kıstı. Kollarını çektikten sonra elimden önce yastığı sonra örtüyü aldı.

-"Eğer uyursan daha yardımcı olabilirsin." dedi sertçe.

Başımı belli belirsiz sallayıp odasına giderken burnum sızlıyordu. Beni bu aciz duruma düşüren insanlardan biraz daha nefret ediyordum. Beni evsiz , ailesiz , çaresiz bırakmışlardı ! Suçum neydi ? Ben onlara ne yapmıştım ?!

Sesimi duymaması için olabildiğince hızlı girdiğim odanın kapısını kapattım ve kenara duvara yaslanarak yere çöktüm.

Hıçkırığım içimde kaybolarak dağıldı.

Savunmasız yetiştirilmiştim. Nasıl yaşayacağım öğretilmeden onların buyurduğu şekilde hayatımı sürdüyordum. Bundan ötesi yoktu ki. Doğduğumdan beri hep kukla gibi yönetilen ben kendimden utanıyordum.

Başımın çaresine nasıl bakacağımı bilmiyordum !

Korkuyorum.

Hayattan çok korkuyorum.

-"Loya ?"

Yüzüme kapattığım ellerimi indirdiğimde yanı başımda beliren Kuvars'ı şimdi fark ediyordum.

-"İyi misin ?"

Dört duvar arasında büyümüş , tek çıktığı farklı dünya deliler hastanesi olan bir kız nasıl olurdu ?

Yaşlardan düzgün göremeyen gözlerimi gözlerinden ayırdım. Ona uzun süre bakabilecek cesaretim yoktu. İçimi kavuruyordu.

İyi değildim.

Tüylerim ürperiyordu.

Kulaklarım uğulduyordu.

-"Yaşayamam." diye fısıldadım.

O görünmeyen eller beni yönlendirmedikçe nasıl yaşanır bilmiyordum.

İlk kez o eller üzerimde değildi. Omuzlarım hafiflemişti ama dengede duramıyordum.

-"Loya...Loya bana bak." Çenemi kavrayan soğuk el başımı kaldırırken dudaklarımdan hıçkırık koptu.

-"Nasıl ayakta duracağımı bilmiyorum." Sesim bana ait değilmiş gibi uzaktan çıkıyordu.

Çenemdeki elini çekip sarsılan omuzlarımı tuttu. Önümde diz çökmesine rağmen hala kocamandı. Koruyan bir gölge gibi.

-"Önce bu çaresizliği bırakmalısın. Sen çok güçlü bir kızsın. Ve çok iyi şekilde ayakta duracağına eminim."

Başımı olumsuz anlamda salladım.

Gözleri gözlerimi okşuyor gibi bakıyor. Olabilir mi ?

-"Deliriyorum. Hissediyorum. " Ağlamadan , göğsüm sıkışarak bir cümle kurdum. Tam yüreğimin ortasına oturdu.

-"Hayır. Öyle bir şey yok. Sadece biraz zamana ihtiyacın var."

Yeniden hıçkırdığımda gözlerimden oluk oluk yaşlar aktı.

Parmağının ucuyla yaşlarımı sildi. Bir daha ağlamak istemedim.

-"Loya...dengeni bulana kadar seni tutacağım. Söz veriyorum."

•••

Merhabaaa 🌸

Sürpriz hızlı bir bölüm geldi. Bende kendimden bu kadar çabuk yazmayı beklemiyordum ama oluverdi bir anda.

Nasıl buldunuz ?

Hala Kuvars ve Loya'nın nasıl yakınlaşacağı konusunda bir fikrim yok. O yüzden uzun bir süre yakınlaşmayacaklar 😑

Yorumları bekliyorum 🌸

نهاية الفصل

5 تعليق