تخطٍ إلى المحتوى

BERCESTE

الفصل 5 · قراءة 9 دقيقة

BERCESTE

الفصل 5

5

~'Birinin yokluğumdan bahsetmesini bekledim ama kimse bahsetmedi çünkü kimse yokluğumu fark etmemişti.'

-Madeline Miller.

•

Çimenlere basmadan taşlı yolda ilerlerken hafifçe başımın döndüğünü hissettim. Yanımdaki ağaçtan bir kaç saniye dikkat destek aldıktan sonra yola devam ettim.

Kliniğin kapısından girdiğimde sağ tarafta ziyaretçi bölümü vardı. Büyük bir salondu ve klinikte kalanların ailesi ziyarete geldiğinde burada olurdu.

Benim kimsem gelmediği için ara sıra onlara uzaktan bakardım. Şimdi de Defne , bu tarada sırtı dönük olan bir adamla konuşup gülümsüyordu.

Başımı yere eğip sessizce ilerleyecekken gözlerimin önüne gelen perdeyle sonrasını göremedim.

'

Saniye saniye bilincimin geri gelişi gözlerimi açmama yardımcı oldu. Elimde hissettiğim baskıya doğru baktığımda elleriyle elimi kavramış Defne vardı.

-"Loya ! İyi misin ?! Sonunda uyandın."

Görmekten bıktığım beyaz duvarlı odaya göz gezdirirken bizden başka kimse olmadığını gördüm.

-"Ne oldu ?" diye sordum kısık sesle.

-"Bir anda bayıldın. Doktor tansiyonu düşmüş dedi."

Gözlerimi kapatıp açtım. Bedenimin altında ruhum eziliyordu.

-"Yardım eder misin ?" Kalkmaya yeltenince omzuma bastırdı.

-"Hayır biraz daha dinlenmelisin." diyerek başını salladı.

-"İyiyim gerçekten. " dedim fakat izin vermedi.

Sonunda sedyede oturmama bir şey söylemeyince dikleşip yan döndüm ve sırtımı duvara yasladım. Düz beyaz elbisemden açıkta kalan bacaklarım aşağı sarkıyordu.

Elbisemin ucunu düzelttiğim sırada kapı tıklatıldı. Defne oturduğu sandalyeden kalkıp kapıyı açtı.

İçeriye bir adam girmişti. Doktor değildi.

İlk önce Defne'ye baktı. Omzunu tutup içeri geçtikten sonra bakışları bana kaydı.

-"Şimdi uyandı." dedi Defne.

Kimdi bu adam ?

Sanki bir yerden gözüm ısırıyordu ama emin olamıyordum. Zaten kafam allak bullaktı.

Başımı yere çevirip gözlerimi kaçırdım.

-"Geçmiş olsun."

Sesi içimde bir yerleri titretmişti. Ufak sarsıntılar yaşatan sesin sahibine yeniden baktığımda çekinerek bakmıştım.

-"Teşekkürler. " dedim mırıltıyla. Göz göze gelmemek için adama bakmaktan kaçınırken aklımdan geçen tek şey benim deli olduğumu düşünüyor mudur sorusuydu.

Ne olursa olsun artık erkeklerden sonuna kadar çekiniyordum.

-"Aç mısın ?" dedi Defne önümde durup.

Başımı iki yana salladım ve oturduğum yerden kayarak sedyeden indim.

En son sabah bir şeyler atıştırmıştım o beni idare ederdi.

-"Nereye ?"

Tam dudaklarımı aralamış konuşacaktım ki kapıdan içeri hemşire girdi.

Bana müdürün beni çağırdığını söylediğinde tedirgin oldum. İlk kez bu durumla karşı karşıyaydım.

Büyüyen göz bebeklerimle Defne'ye baktım. Bir kaç aydır tanıdığım kıza sonsuz güvenmem doğru muydu ?

-"Neden çağırıyor ?" diye sordum nefeslerim git gide sıklaşırken.

Korkumu anlayıp dirseklerimin içine parmaklarını değdirdi.

-"Ailenden bir haber vardır. Öyle olduğunda beni de çağırırlar."

Duyduğum aile kelimesiyle göğsüm hızla inip kalkmaya başladı. Başımı anında iki yana salladım.

-"Olmaz. Olmaz. İstemiyorum. "

Odanın içerisine göz gezdirip sesli sesli nefes alıp verirken nereye gideceğimi şaşırmıştım.

-"Sakin ol. Git ve ne olduğunu öğren."

Sertçe yutkunduğum an hemşire elini koluma doladı. Defne'den ayırmadığım bakışlarım araya o adam girince kesilmişti.

-"Odana gidelim dinlenmelisin sende." dediğini duyduğumda çoktan revirden çıkartılmıştım.

Karnıma sancılar kalbime hançerler saplanıyordu.

Ayaklarım geri geri gitse bile hemşire zorla sürüklüyordu.

Nihayet müdürün odasına geldiğimizde ise kolumu sıkıca kavramış beni sabitlemişti. Bu kliniğin hemşireleri çok fazla güçlüydü.

-"Ne oldu ?" dedim İngilizce konuşarak.

Müdür ellerini masada sabitleyip gözlüklerini burnuna indirdi. Aldığım nefes bir nevi ciğerlerime batarken söyledikleri kulaklarımda yankı yaptı.

Her yanımı büyük bir uğultu sardı.

Kendimi nasıl odadan attığımı bile hatırlamıyordum. Arkamdan koşan hemşirenin darbesiyle yere düşerken mermer duvara sindim.

-"Hayır ! Hayır ! Gitmem !!"

Söylediklerimi anlamıyor oluşlarına rağmen Türkçe çığlıklarım koridorda yankılanıyordu.

Boğazıma sarılan eller aileme aitmiş gibi nefessizdim.

Bir kaç kişi daha gelip kollarımdan tutmaya çalışsalar bile onları itikliyor hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.

-"Loya !"

Haykırışlarım arasında Defne'nin sesini işitince kollarımı hemşirelerden kurtarıp başımı kaldırdım.

-"Dur !"

Defne'den yardım isteyecekken o adamın bir hemşireye bağırıp benden çekmesi ile gözlerim ona kaydı.

Hemşire elindeki şırıngayı yere düşürmüştü. Vuracakları iğneye engel olmuştu.

-"Ne oldu sana böyle ?"

Kendime gelip saçlarımı geri iten Defne'ye sarıldım.

-"Alacaklar beni Defne ! Almasınlar ne olur gidemem ! Bana inanmadılar Defne gidemem !"

Durmadan sayıklıyor sarsıla sarsıla ağlıyordum. Defne saçlarımı okşadıkça daha çok ağlayasım geliyordu.

-"Kim alacak ? Ağlama anlat." dedikten sonra başını çevirip hala hamle yapan hemşireye yüksek sesle bağırdı.

-"Bırak !"

Başımı sürekli iki yana sallarken tir tir titriyordum. Hayal meyal hatırladığım şey o adamın yardımıyla beni odama getirdikleriydi. Yatağımın üstünde demir başlığa sığınıp oturdum ve dizlerime sarıldım.

İkisi de karşımda ayakta duruyordu.

-"Su ister misin ?" diye sordu Defne yanıma otururken.

Gözümden burnuma doğru süzülen yaşı silip hıçkırdım.

-"Beni almasınlar." dedim kurulu bir saat gibi.

-"Kim Loya kim ? Ailen mi ?"

Buğulu gözlerimle gözlerine baktım. Ardından başımla onayladım.

-"Sana kötü bir şey mi yapıyorlar ?"

Sesin sahibi tanımadığım o adam olunca gözlerimi kaçırdım. Sesi korkutucuydu ve ben korkuyordum.

-"Yapıyorlar mı ?" dedi Defne onu tekrarlayarak.

Dudaklarımı ısırıp tırnaklarımı avuçlarıma geçirdim.

Durmaksızın gözlerimden yaşlar süzüldüğü için ona bakmakta zorlanıyordum.

-"Daha ne yapabilirler ? Beni buraya kapattılar." diye fısıldadım çatallaşan ses tonumla.

Defne sesli bir nefes alıp yüzüme elini koydu.

-"Senin iyi olduğunu biliyorum. Neden bunu yaptılar ?"

İyi miydim ? Değildim. Olmayacaktım.

-"İnanmadılar."

Kızlarına inanmadılar. Kolunu kanadını kırdılar kızlarının ama inanmadılar.

Ağlamam şiddetlendiğinde beni eğer alırlarsa ne yapacağımı düşünüyordum.

-"Defne...istersen biraz rahat bırak iyi görünmüyor."

-"Olmaz abi ihtiyacı var."

-"Sanırım sakinleştirici alması daha iyi olacak."

Son duyduğum cümleyle başımı kaldırdım. Dağılmış saçlarımdan göremeyince geri ittim.

-"Hayır ben deli değilim !" diye bağırdım o adama.

Tepkimi beklemiyor olsa bile bunu yansıtmamıştı. Yalnızca Defne'nin omzunu tutup geriye doğru çekince öfkem yerini çok başka duygulara bıraktı.

Dudağım titredi , gözlerimden sicim sicim yaşlar düştü. Ellerimi yatağa yaslayıp harap olmuş halde o adama baktım.

-"Ben deli değilim." diye tekrar ettim. Ilık yaşlar yüzümü ıslatırken gözlerinin içine bakmayı sürdüm.

-"Değilsin tabiki. Abim öyle söylemek istemedi." Defne'nin sarılmasıyla hıçkıra hıçkıra göğsüne yaslandım.

Ağlamaktan bitap düştüğüm yatağımda benim uyuduğumu sanarak dışarı çıktılar.

Yan döndüğüm yatakta kolum dışarı sarkarken göz yaşlarım hala yastığı ıslatıyordu. Gözlerimi açıp kapıya baktım. Odanın içi bomboştu. Bir yatak , dolap ve tuvalet banyo.

Sahi delirmiş miydim ?

Farkında olmadan delirmiş olabilir miydim ?

Güçlü değildim. Burada ayakta kalacak kadar hiç değildim.

Delirmiştim.

Evet delirmiştim.

Bakışlarım odayı tararken yataktan destek alıp doğruldum. Dakikalardır belki de saatlerdir öylece yatıyordum.

Odamın kapısını açtığımda koridorda kimse yoktu. Çünkü bu saatte her hasta odasına kapatılırdı.

Yine de koridoru uçtan uça izledim. Sesler vardı. Odalarının kapılarına vuranlar , şarkı söyleyenler , kahkaha atanlar yada benim gibi çığlık çığlığa ağlayanlar.

Yadırgamamayı çok önceden öğrenmiştim.

Yaşlı yüzümü sertçe silip çıplak ayaklarımı harekete geçirdim. Dışarıda yağan sağanak yağmurun sesi kliniği sarmıştı.

Koridoru geçtiğim an Defne'nin abisi ile göz göze geldim. Kalbim o an ağzıma geldi sandım.

Elimi duvara yasladığım gibi kendimi geri çektim. Çünkü önünde kliniğin müdürü vardı.

Göğsüm hızla inip kalkarken kapı kapanma sesi geldi. Başımı yavaş yavaş uzattım ve baktım. Müdür yoktu. O adam elleri cebinde bu tarafa bakıyordu.

Yutkundum. Başkasına yakalanmak istemiyordum. Bugün ki krizimden sonra beni hemen odama kapatırlardı.

Olabildiğince hızlı koşarak kapıya ulaştım. Cam kapı her zaman ki gibi açıktı ve soğuk bir rüzgar esiyordu.

Bir kaç basamaktan oluşan giriş merdivenlerini indiğimde üstümde tente olmadığı için anında ıslanmaya başladım.

Bu ilaçtı işte.

Sakinleştiriciydi.

Üzerimde incecik beyaz elbise haricinde hiçbir şey yoktu. İç çamaşırı bile yoktu.

Üşüyordum ama kime ne ?

Gözlerimden yaşlar dökülürken yüzümde manidar bir gülümseme ile yürüdüm. Bahçenin ucunda olan banka gelene dek sırılsıklam oldum. Ayaklarıma bulaşan pislikleri umursamadan bankın önünde diz çöktüm.

Gökyüzü benim için ağlıyor muydu ?

Omuzlarımdaki ağırlığı alıp götürmek için damlalarını var gücüyle bedenime yönlendiriyordu.

Kendimi hiçbir yere ait hissedemiyordum. Ne yere ne gökyüzüne.

Gidecek yerim de yoktu dayanacak bir desteğim de.

Kendime tutunmaktan öyle yorulmuştum ki akıl sağlığımı yitirmekten de korkuyordum.

Aylardır suçum olmadan bu kliniğe kapatılmamın hesabını kim soracaktı ? Hiç mi vicdanları sızlamıyordu ?

Aile şerefi kızından daha mı önemli diye babama haykırmak istiyordum.

-"Yaptı baba yaptı. Neden inanmadın ?" diye bağırdım ağlaya ağlaya.

-"Sana ne yaptılar ?"

Korkudan yüreğim çıktığında küçük bir çığlık atıp sıçradım.

Bu adamın burada ne işi vardı ?

Göz ucuyla bakıp önüme döndüm. Benim gibi sırılsıklam olmuştu.

-"Sana ne yaptılar diyorum ?" Kollarımdan tutup kaldırmaya yeltendiğinde kendim kalkarak ondan uzağa gittim.

Korku dolu gözlerimle bedenim titrerken bana bir şey yapacak olma endişesi her yanımı sarmıştı.

Yüzünden bir şey anlaşılmazken ceketini çıkartıp yaklaştı.

İrkildim ve geriledim.

-"Yaklaşma." dedim nefes nefese.

-"Sana zarar vermeyeceğim."

Sertçe yutkunduğum kuru boğazım acırken tepkisiz kaldım. Ceketini omuzlarıma bırakana kadar nefes almadan beklemiştim. Tüylerim diken dikendi.

Kalbim bu tempoyu kaldıramayıp sıkışınca biraz sakinleşmek için çabaladım.

-"Eğer söylersen...yardım edebilirim. Defne için önemli olduğunu biliyorum. İzin ver."

Bana kimse yardım edemezdi. Savaşım kendi içimdeydi.

Üstelik bir yabancı hiç edemezdi.

-"İstemiyorum." dedim dişlerimi sıka sıka.

Dudaklarını aralayıp yağmur damlalarını yaladı. Vücudum bir saniyelik ürpertiyle irkildi.

-"Seni kurtarabilirim."

Gözlerimin o an parladığına emin olabilirdim.

Burnuma düşen sızı gözlerimi bulanıklaştırırken ellerimi ceketinin ucuna sardım sıktım.

-"Nasıl ?" Fısıltım zar zor duyuluyordu.

Bir adım daha bana doğru attı. Kaçmamak için kendimi zor tuttum.

Bu yakınlıktan hoşlanmamıştım.

-"Sana kimin ne yaptığını anlat."

Beynimde çakan şimşekler soluğumu keserken ıslak çimlere basarak geri geri gittim.

Ya bir bağlantısı varsa ?

-"Korkma benden." dedi kıpırdamadan.

Hiçbir duygu göstermiyordu nasıl korkmazdım ?

Titreyen dudaklarımı zar zor aralayıp konuştum.

-"Egemen...Egemen Hanzade. Tanıyor musun ?" İsmini dile getirmek midemi bulandırıyordu.

Dikkatle yüzüne bakıyordum. Beni kandırır mı şüphesiyle baksam bile anlayamıyordum. Yalnızca kaşını oynatmış düşünmüştü.

-"Emin değilim duymuş olabilirim."

Bende bu adamdan emin değildim. Ben artık kimseden emin değildim.

Sessiz kaldığım zaman yüzümden akıp giden yağmur damlaları bana iyi geliyordu.

-"Senin neyin oluyor ?"

Dudağıma dişlerimi geçirip derin bir soluk aldım.

Kuzenimdi.

Beni bu kliniğe düşüren soysuz kuzenim.

-"İnanmadılar." diye fısıldadım.

Elini kaldırıp yaklaşırken ayakta durmakta zorlanıyordum.

-"Ağlamadan anlat. Neden inanmadılar ?" dedi ve yakınımda durdu.

Sanki şakır şakır yağan yağmurun bir önemi yokmuş gibi böylece durması akıl almazdı.

-"Bana inanmadılar. Ailemi küçük düşürdüğümü söylediler beni buraya tıktılar." dedim hıçkırarak.

Yere düşecekken omuzlarımdan tuttu ve banka oturmama yardım etti.

Gözlerim boşluğa dalmış halde olanları anlattım. Bilincim ağlamaktan yarı kapalı haldeydi fakat istemsizce bu yabancı adama içimi döküyordum.

Ailemden başka birine bunu anlatmak benim için çok zordu.

Yağmurla karışmış göz yaşlarımı sildikten sonra başımı kaldırdım. Yanıma oturmasına rağmen yüzünü görmek için başımı biraz daha geri atmıştım.

-"Bana inanıyorsun değil mi ?" dedim acizlik içerisinde.

Çok çaresizdim. Yalnızca birisi bana inansın istiyordum.

Gözlerini gözlerimden çekmeden başıyla onaylayınca ıslanmış dudaklarımda küçük bir tebessüm belirdi.

Teşekkür ederim.

-"Egemen Hanzade." diye tekrarladı ismini.

Yutkundum bekledim.

-"Biraz düşüneceğim. Yarın dönmeden tekrar gelirim. İnan bana sana yardım etmek için elimden geleni yapacağım." dedikten sonra kalktı.

Ardından bende kalktım. Islanmış elbisem üstümde ağırlık yaparken omuzlarımdan ceketini aldım ve ona uzattım.

-"Neden yardım edeceksin ?" diye sordum bakışlarımda sorgu ifadesi varken.

Ceketini aldı ama giyinmedi. Üzerinde beyaz bir gömlek vardı. Islanmış , vücudunu belli ediyordu.

-"Kendime bir borç diyelim. "

Arkasını döndüğünde hala onu izliyordum.

Bana inanmıştı yardım etmese de olurdu.

•••

Herkese merhaba ❤

Kısa bir bölüm oldu çünkü burada sonlanması gerekiyordu.

Bölümü beğendiniz mi ?

نهاية الفصل

1 تعليق