•
Akşam saatlerinde mutfakta Kuvars için yemek hazırlarken bir yandan Cihangir'le konuşuyordum.
-"Yarın sabah 6 da hazır olun anlaştık mı ?" dedi son kez.
Dudaklarımı büküp çorbanın altını kapattım.
-"Maalesef anlaştık." dedim.
Biraz daha geç olsun diye ısrar etmiştim ama sözünden dönmemişti. 6 da nasıl hazır olacaktık ?
-"Görüşürüz güzelim." dedikten sonra kapattı.
Salata hazırlayan kızlara döndüğümde ikisinin de yüzü asıktı. Elis'e her ne kadar oturmasını söylesem de kafasını dağıtmak için yardım etmek istemişti.
Kısacık özet geçtiğinden anlaşılan amcam ve babamlarla ciddi bir kavga etmişlerdi.
-"Bizim yazlığa gidelim mi ? Yani benim aklımda gitmek vardı ama kızlarla falan gidesim yok. Dinlenmek istiyorum. " dedi Elis bir anda bana dönüp.
Dolaptan çıkardığım tabakları tezgaha bıraktım.
-"Aslında-" Ne diyeceğimi bilemezken Defne başını kaldırdı.
-"Biz çoktan plan yaptık ! Sende bize katıl. Lütfen ! Kız kıza ilk tatilimiz olur." diyince nefesimi tutup gülümsemeye çalıştım.
-"Ne planı ? İkiniz mi ?" diye sordu Elis ve ellerini yıkadı.
-"Hayır ailecek ama yazlık yeterince büyük. Bence çok güzel bir yaz geçirebiliriz. Öyle olacağını umuyorum. Baya uzun zamandır değil tatile gitmek evden çıkmıyordum." Sonlara doğru buruk çıkan sesinden dolayı gözlerimde ait olan aynı hüzünle başımı eğdim.
Kırık dökük parçalarımızı yapıştıra yapıştıra tamir etmeye çabalıyorduk.
-"Güzel geçmemesi için herhangi bir sebep yok." dedim büyük bir gülümsemeyle.
Anında toparlanıp tebessüm etti.
-"Sanırım babamdan izin almak istemiyorum. Ailen için sorun olmayacaksa gelirim." dedi Elis buna takılmayarak.
-"Tabiki olmaz. Bir hafta sonra gideceğiz. Tek eksiğimiz Kuvars abim." diyince yemeği hazırlamayı unuttuğumu fark ettim.
-"Benim sevgilim aç kaldı. Konuşmaya tuttunuz !" Gayet ciddi tavırla tabağa uzandığımda arkamdan gürültülü bir kahkaha koptu. Hatta saniyelerce devam etti.
Yanaklarım kızarmasıyla onlara dönmeden hazırlamaya devam ettim.
-"Şunları getirir misin ?"
Elime alamadıklarımı peşimden Defne getirdi. Birlikte yemek odasına masaya tek kişilik servis açtık.
Kuvars'ı çağırdıktan sonra Defne oturma odasına geçerken ben Kuvars'ın yanında kaldım.
-"Başka istediğin bir şey yoksa ?"
Sürahiden bardağa su doldururken bana öyle bir bakış attı ki kendimi çıplak hissettim.
-"İstediğime henüz ulaşamadım." diye mırıldandı donuk sesiyle.
Sertçe yutkundum ve dilimin ucunu ısırdım.
-"Bir şey istersen seslenirsin." dedim ve misafirlerimin yanına geçtim.
-"Ben bir sigara içeceğim."
Koltuğa otururken Elis ayağa kalktı. Geri döndüğünde elinde bir paket bir de çakmak vardı. Korhan'ın oturduğu tarafa yürüyerek perdenin arkasından balkon kapısını açtı dışarı çıktı.
-"Hoşlanmazsın diye sormuyordum. İyi oldu."
Korhan orta sehpaya koyduğu cüzdanının altında olan sigara kılıfını alıp ayağa kalktı.
Biz Defne ile bakışırken Korhan az önce Elis'in çıktığı balkona çıkmıştı.
-"Ne dersin ?" diyince ısırdığım dudağımı bıraktım.
-"Neye ?"
Gözlerini devirdi.
-"Aklın bir tek kendi aşkına dönüyor."
Utangaç tebessümle kalbimde dönüp duran aşkımı hissettim. Kuvars'ın düşüncesi dahi mutlu olmama yetiyordu. İçeride canlı hali dururken !
-"Neyse bunu başka zaman değerlendiririz. Ben sabah buraya mı geleceğim ? Buraya gelmek için kaçta kalkacağım ?" Defne kendi kendine değerlendirme yaparken arkama yaslandım.
-"O kadar uğraşmak yerine burada kal. İki gün için zaten yanına en fazla alacağın eşyaları benden alırsın. Olmaz mı ?" dediğimde aklına yatınca onayladı.
Sonrasında Kuvars seslenince yanına gittim.
-"Ellerine sağlık hepsi çok güzeldi." dediğinde gülümsedim.
-"Afiyet olsun."
Sandalyesini hafifçe geri itip çenesiyle işaret etti. Utana sıkıla adımlarımı atarak yanına yürüdüm. Belimden çektiği gibi kucağına yan şekilde oturdum.
-"Dur şimdi birisi gelecek !"
Odanın kapısı bile yoktu.
Belimdeki eliyle beni sabitleyip boynuma gömüldü. Öpecek sanarken burnunu tenime sürtüp yalnızca soluklandı.
Nefes nefese kalan göğsüm sakinleşmişti.
-"Bir şey diyeceğim." diye kısık sesle konuştum. Parmaklarım gömleğinin kenarıyla oynarken elimi kavrayıp avuç içimi öptü.
-"Söyle bebeğim."
Dudağımı ıslatınca göz hapsine yakalandım. Hiç de masum bakmamıştı.
-"Kızlar burada kalacak." dememle kaşlarını çatması bir oldu.
-"Kalsınlar. Ben götürürüm seni." Evet çok mantıklı sevgilim.
-"Delirdin mi acaba ?" dedim kıkırdayarak.
Tatlılığı ve çekiciliği karşısında boynuna sarılıp yanağına dudaklarımı bastırdım. Kalçamı yerleştirdiğim kasıklarında oluşan hareketlilik içimi alevlendirmişti.
-"Ne yani bu gece sensiz mi uyuyacağım ?" diye sordu boğuk etkileyici ses tonuyla.
Saçımın ucunu okşayıp dudağımın kenarını öptü. Vücudumdan titreme geçip gitmişti.
-"Hıhı." diye ses çıkarıp başımı salladım. Yanağımı öpe öpe beni daha da mayıştırmıştı.
Şimdi en az Kuvars kadar baş başa kalmak istiyordum.
-"Bu hiç hoşuma gitmedi. Ama seni özlemeyi de seviyorum." Dudaklarımız birbirine değerken gülümseyip gözlerimi kapattım.
-"Seni çok seviyorum. " dedim mırıltıyla.
-"Ay pardon."
İrkilip başımı çevirmemle arkasını dönmüş Elis'i gördüm.
Hem utanıp hem gülerek Kuvars'ın kucağından kalktım.
-"Bir şey mi istemiştin ?" diye sorarken tabaklardan bir kaçını üst üste koyup aldım ve ilerledim. O sırada Kuvars'ın kalktığını ve pantolonunun önünü düzelttiğini görmemle yüzüm alev topuna döndü.
Hızlıca hala arkası dönük olan Elis'in yanından geçtim.
-"Babam beni aramış seni de arayabilir. Açma diyecektim." dedi peşimden gelirken.
-"Merak edip endişelenirse daha çok sinirlenebilir." dedim.
-"İnan ki umurumda değil. Hayata gelmek için ikinci bir şansım olmayacak. Senden sonra evde daha fazla sıkı yönetime girdiler. Doğru düzgün dışarı bile çıkamıyorum."
Evin içerisinde olduğumu hayal ettiğimde bile dayanılmaz geliyordu. Dünyayı gördükten sonra o evde yaşamak ciddi anlamda esaretti.
-"Amcam , babamlar kadar değildi ama şimdi dediğine göre olduysa haklısın. Ve istediğin kadar burada kalabilirsin." diye ekledim.
-"Teşekkür ederim." dedi gülümseyip.
-"Sana yardım edeyim." dedi sonra ve masada kalanları mutfağa taşıdı. Makineye yerleştirirken Kuvars gelmişti.
-"Loya ?"
Seslenen Kuvars değil Korhan'dı. Kuvars'ın arkasında dikildi.
-"Ben kalkıyorum artık geç olmadan."
Ellerimi yıkayıp Kuvars'ın yanına doğru ilerledim ve Korhan'a baktım.
-"Biraz daha otursaydın ?" dedim hafif bir tebessümle.
-"Sonra yine otururuz. Gece karakolda sabahladım çok yorgunum ancak bu kadar dayandım." dediğinde ona daha dikkatli bakınca gözlerinin kızarıklığını fark ettim. Bu yüzden üstlemedim.
-"O zaman ısrar etmiyorum."
Defne ile birlikte onu kapıda uğurlarken Elis Kuvars'la birlikte oturma odasına geçmişti.
-"İyi akşamlar." dedi asansöre geçerken.
Ardından kapıyı kapatıp bir iç çektim. Fazla mı yorgun hissediyorum ?
Yorgunluğu alacak olan adamın kollarına girsem başka bir şey istemezdim.
Fakat ben odaya girer girmez o da ayağa kalkmıştı. Gözlerimle heybetli bedenini süzdüm.
-"Geçiyorum bende." dedi.
Kızlarla birlikte oturmak istemediği bariz belliydi.
-"Görüşürüz." Defne yavaşça ayağa kalktığında Kuvars ifadesi yumuşayan yüzüyle hafifçe döndü ve eğilip Defne'nin başına dudaklarını bastırdı.
-"Görüşürüz."
Yan yana dış kapıya doğru yürürken esip geçen kokusunu soluyordum. Avuç içiyle vestiyere tutunup ayakkabısını giyerken onu izledim.
-"Boyun kaç ?" Saçma ve yersiz soruma kendi kendime sessizce kıkırdadım.
Çok uzundu ama ne yapsaydım ?!
Paçasını düzeltip dikleştiğinde kaşını havaya kaldırmıştı.
-"1.90. Neden sordun ?"
Küçük bir dev.
İç sesime kıkırdamamak için dudağımı ısırırken ona yaklaşıp beline sarıldım.
-"Merak etmiştim." dedim ve yüzümü göğsüne yasladım.
Aklıma bu defa düşen hatırlatma beni üzmüştü. Gelişen olaylar aklımı başımdan aldığı için unutmuştum.
-"Sen iyi misin ?" diye sorarken elimin içini kalbinin üstüne koydum.
Dağılmaya dönmüş koyu renk gür saçlarını eliyle geri atıp alnıma dudaklarını değdirdi.
-"Hiç olmadığım kadar iyiyim." diye fısıldadı.
Karnımı içeri çekip nefesimi içimde tuttum. Başımı eğdim ve tekrar göğsüne yaslandım. Tam olarak göğsü denemezdi aslında çünkü boyum yetişmiyordu.
-"Of kızım ben yatağa sensiz girmek istemiyorum."
Kollarını vücuduma öyle bir dolayışı vardı ki sanki beni göğsüne sokmak ister gibi sarıldı.
Havaya salınan tutkunun titreşimleri her bir yanımıza dağıldığında yeri ve zamanı kendime hatırlatarak derin bir nefes aldım. Nefesimle birlikte ferahlatıcı kokusunu soludum.
Omzuma son kez bir öpücük kondurup istemediğini belli ederek çekildi.
-"Kendine dikkat et." diyerek elimi sert sakallarının çevrelediği yüzüne bıraktım. Parmaklarıma batarken verdiği güzel hisle okşadım.
Bu his karşısında gülümsenmez mi ?
-"Sende. O lavuğu kendinden uzak tut. Ve diğerlerini de." Cümleye başlarken bir anda sertleşen sesine kasılan vücudu da eşlik etti.
Başımı aşağı yukarı salladım.
-"Olur." dedim ama bu uyarısına gerek olmadığını söylemedim.
Kapıyı açtıktan sonra geri dönüp bir farklı baktı. Bakışlarında olan yakıcılığı somut halde hissettim. Bu haline utançla gülümsedim.
Dudaklarını araladı ama bir şey söylemeden gözlerini benden yavaşça çekerek arkasını döndü. Yerleri sarsan güçlü adımlarının sonrasında gitmişti.
Ve geriye saf bir huzur kaldı.
'
-"Alın bakalım."
Buharı tüten kupaları alırken Defne ile gülümsedik. Kamp alanına yerleşmemizin üzerinden bir hayli geçmiş akşam olmuştu.
Sahil kenarında kumların üzerine koyduğumuz minderlere oturmuş denizin kıyıya vuruş sesini dinliyorduk.
Bize kahve getiren Cihangir yanıma çöküp otururken her yere dağılmış gruplar kaçamak bakışlarla ona bakıyordu. Çalışanlarının patronlarına duyduğu saygı ve sevgi gözle görülüyordu. Özellikle saatlerdir kızların etrafında pervane oluşuna bakıp eğleniyordum.
Bu sıralarda Defne dikkat çekmemek için kulübede oturmuştu. Bizimle birlikte Elis'in de gelmesini istemiştik ama o evde yalnız kalmaya ihtiyacı olduğunu söylemiş gelmemişti.
-"Teşekkürler. " Defne'nin cılız sesi duyulduğunda Cihangir başını kaldırıp ona doğru baktı. Aralarında sessizce durdum.
Defne hafif kaldırdığı kupayı işaret edip dudaklarına götürdü.
Cihangir çenesini sıkarak başını eğdi.
-"Rica ederim." dedi öylesine bir ses tonuyla.
Sessizlik devam ederken kucağıma bıraktığım telefonumun titremesiyle eğilip baktım.
Ekranda yazan isim saniyesinde göğsümü sıkıştırmaya yetmişti.
-"Konuşup geliyorum." Sırtımdaki polar şalı düşürmemeye dikkat ederek minderden kalktım ve aramayı yanıtladım. Kumsal boyu çıplak ayaklarımla yürümek için ilk adımı atarken ruhumu hafifleten sesi duyuldu.
-"Beni kendinden mahrum ediyorsun ve ben...aldığım nefesten bile zevk alamıyorum."
Dişlerimi dudağıma geçirip gözlerimi bir kaç saniye kapattım.
Beni daha fazla aşık etme ne olur ?!
-"Seni özlüyorum." diye mırıldandım yoğun bir utangaçlıkla.
Fakat artık utancım olsa bile sevgimi gizlemekten geri kalmıyordum.
Kuvars'ın iç çekişini sanki tenimin üstünde hissettim.
-"Sen bunu bir dahaki sefer yanımda söylesene."
Sesinin tonundaki açık seçik olan şehvet kanımı kaynatmıştı. Yutkunarak gözlerimi denize diktim. Ilık ılık ayaklarıma vuruyordu.
-"Kaçırma gözlerini. Ben yanında değilim." diyince sessizce kıkırdadım.
-"Ne yapıyorsun sen ?" diye sordum.
-"Şimdi üzerimi değiştirip çıkacağım."
Dudaklarımı kemirmeye devam ederek adımlarımı ilerlettim.
-"Hım...nereye ?" dedim mırıltıyla.
Merak duygum tavan yapmıştı.
-"İş için bir kaç adam geldi. Tanışacağız. Bara ineceğim buraya davet ettim." diye açıklama yaptı.
-"Yine dinlenmek yok demek ki."
İyi olduğunu bir türlü kabul edemiyordum.
-"Sen olduğunda dinleniyorum güzelim. Geldiğimde tekrar ararım." dedi duraksayarak.
Ardından telefonu kapatıp şortumun arka cebine koydum. Denizin kokusuyla birlikte karanlık sulara baktım.
Hayatım nasıl değişmişti şaşırıyordum. Durup düşününce kendimi kurtardığım o kalın zincirler bile bana ait diyordum.
Artık kendim yürüyordum. Kendim nefes alıyordum.
Yüzüm gülmeyi öğrenmişti !
Kalbim artık ağladığımda değil mutlu olduğumda sıkışıyordu.
Evet belki artık kimsesiz kalmıştım ama önemli miydi ? Omuzlarımı sıkıca kavrayan gücünü kudretini hissettiren bir adama sahiptim.
Onun için ağlasam , o benim gözyaşıma değerdi.
-"Hey dalmışsın !"
İrkildiğim gibi kahve dökülecek diye korktum.
-"Ödümü kopardın." dedim Defne'ye.
Gülerek yanımda benim gibi denize doğru durdu. Gelen keyfinin sebebini beni meraklandırmıştı.
-"Yüzün gülüyor." dedim kalp atışlarım düzene girince.
Gözlerini kaçırmasıyla karanlıkta dahi utandığını anladım.
-"Ne oldu ?" Kıkırdayarak omzumla omzuna vurdum.
Ellerini göğsünün altında birleştirip ayaklarını suya doğru savurdu.
-"Aslında saçma bir şey ama...sanırım mutlu oldum ve senden saklamayacağım." diyince iyice merak ettim.
Vücudumu ona çevirip yüzünü inceledim.
-"Az önce.."
Sessiz kalıp devam etmesini bekledim.
Kaşları çatıldı.
-"Şu göğüsleri ağzına kadar silikonlu olan kız geldi. Cihangir'e sıkılmış görünüyorsunuz biraz yürüyelim mi diye sordu."
Taklit ederken sesini inceltmiş sinirli sinirli konuşmuştu. Gülmemek için yanaklarımı ısırdım.
-"Ee ?" dedim.
Göğsünü şişirip uzakta kalan kalabalığa baktı.
Bu defa kaşları düzeldi gülümsemeye başladı.
-"Ben tabi tepkisiz durdum ama gıcık oldum. Cihangir bir an bana döndü. Gözlerime baktı ve keyfim şuan gayet yerinde dedi. Kalakaldım ! Loya nefesim içime kaçtı ! Ben ne yapacağımı bilemedim yanına kaçtım işte." dedi ve saçlarını geri ittirip yüzünü yelledi.
Cihangir'in böyle bir davranışını beklemiyordum. Defne kadar şaşırmıştım.
-"Senden hoşlanıyor olabilir mi ?" Bu soruyu hem ona hem kendime sordum.
Yüzü nedense buz gibi oldu. Sanki az önce ışıldayan o değilmiş gibi.
Havalanan göğsü indi bir kaç adım geri atarak denizden uzaklaştı.
-"Öyle bir şey olamaz. Boşver bunu konuşmayalım. İstemiyorum."
Arkasını döndüğünde ona seslenerek yürüdüm ama konuya nokta koymuş kesmişti. Buna neden aramıyordum. Aramama gerek yoktu. Çünkü Defne ona travmayı yaşatan erkeklere tek bir şans veremezdi. Evet hayata dönmüştü fakat daha nasıl bir adım atabilirdi bilmiyorum.
Onu zorlayamazdım.
Yalnızca eşlik ettim. Kulübemize geri döndük. Cihangir bu erken ayrılışımızı sahilden kulübelere geçiş yolunda sorgulamıştı. Yorgunluğu bahane etmiştim.
Ertesi gün Defne tavrından taviz vermedi. Onu bir el silkelemiş gibi Cihangir'in yüzüne kaçamak dahi bakmamıştı.
-"Defne bana bir baksana."
Akşam vakti Kuvars'la biten konuşmamızın sonrasında kulübeye yaklaştım. Ancak kapıyı aralık bulunca basamakta durdum.
İçeriden Cihangir'in sesi gelmişti.
-"Buraya giremezsin. Çıkar mısın ?!" Defne'nin sesinden yüzünü hayal ediyordum.
-"Niye bana düşman kesildin ? Anlamadan seni kırdım mı ?" dedi Cihangir sesli ama yumuşak tonda.
Bir kaç saniye ses gelmedi. Tam uzaklaşacaktım ki Defne konuştu.
-"Sen beni kırabilecek birisi değilsin." Cümlesi karşısında olmayışıma rağmen beni de sarsmıştı.
Arkamı dönüp basamakları indim.
-"Pekala. Öyle olsun. " Cihangir'in sesinden yansıyan kırılmışlık omuzlarımı düşürdü.
Kulübenin penceresinin altında duvara omzumu yaslayıp öyle durdum. Cihangir başını eğmiş ağırdan aldığı hareketleriyle kulübeden çıkıp kapıyı kapattı.
Beni gördüğünde de o buruk ifadesini düzeltme ihtiyacı duymadı. Duyduğumu elbette biliyordu.
Gözlerini benden çekerken sigara kutusundan bir dal çıkarttı ve yaktı. Yürüdüğü yolda peşine takıldım.
Kumsalda yanan ateşin etrafına toplanmış olanlardan uzak bir yere geçip yüzünü sıvazladı. Sonra kuma oturunca bende yanına oturdum.
Biraz bekledim.
Doğru kelimeleri seçmeye çalışıyordum.
-"Cihangir...Defne çok zor bir süreç geçirdi. Senin ona olan yaklaşımını bilmiyorum ama onun sana olan tavrının sebebi sen olduğun için değil. Kendini güvende hissetmek için ördüğü bir duvar. Defne eğer seni içerde söylediğiyle kırdıysa kendisi daha çok kırılmıştır buna eminim." diyip sustum.
Çenesini sıkıp denize bakarken kaldırdığı elini omzuma attı.
-"Güzelim sana bir şey diyeyim mi ?"
Yüzümde mimik oynatmadan başımı omzuna yasladım. Sigaranın dumanını üfleyip boş kutuda söndürdü.
-"Ben bu kızı ilk gördüğümde istedim. Hala da istiyorum. Ve sen buna şuan şahit ol...ben onun inadını kıracağım. Ya ördüğü duvarın içine girerim yada o duvarı yıkar etrafımıza yeniden örerim."
Defne için doğan kocaman ışık yüzünden mutlulukla gülümsedim.
İnancım onun hayat bulmasıyla ilgiliydi.
Cihangir , Defne'nin başından geçeni öğrendiğinde ona daha sıkı bağlanacaktı.
Bu hoşlantısına şaşırmak yerine sanki olması gereken buymuş gibi ferahlamıştım. Tek dileğim Defne'nin içindeki o karanlık kuyuyu aydınlatmasıydı.
Ve benim de bir an önce kendi aydınlığıma kavuşmamdı...
•••
Herkese merhaba 🌸
Bölümü nasıl buldunuz ?