تخطٍ إلى المحتوى

BERCESTE

الفصل 33 · قراءة 11 دقيقة

BERCESTE

الفصل 33

33

•

İçeri girer girmez ışıkları yaktım ve Loya'nın yüzüne bakmak için döndüm. Her zaman ki çekingen hali geri gelmişti.

-"Sen rahatına bak. Ben duş alıp geliyorum." dedim ve yumuşak dudaklarını öpüp banyoya girdim.

Takımımı bir kenara çıkarttıktan sonra dikişlerime dikkat ederek duş aldım. Yorgunluğum gitmek yerine üstüme ağırlık çökmüştü.

Yaşlanıyor muyum ne ?

-"Kuvars telefon."

Loya'nın aşina olduğum sesi gelince aldığım havluyu belime sardım. Saçlarımdan süzülen suları o anda çok umursamadan banyodan çıktım.

-"Orhan.." Bakışlarını kaçırıp sesini kısık tutunca çıplaklığımın onu rahatsız ettiğini anladım.

Telefonumu aldım ve yatak odama geçtim.

Aramayı yanıtlarken kapıyı kapatmadan giysi odasına girdim.

-"Kırmızı şarap...patron ?"

Bu çocuk işini iyi biliyordu.

-"Gönder." dedim ve kapattım.

Altıma bir iç çamaşırı geçirip çıkacaktım ki Loya'nın bundan da hoşlanmayacağını düşündüm. Eşofman altıyla tişört giyindim öyle çıktım.

Bıraktığım yerde bekliyordu.

-"Duş almak istersen ?" dediğimde başını iki yana salladı.

-"Sen yat artık dinlen."

Sen ?

Sadece ben mi ?

-"Oturalım biraz." dedikten sonra yürüyüp elini tuttum ve benimle birlikte koltuğa çektim.

Yine o yabancı tavrına geri dönmüş içine kapanmıştı.

Benim bu kızla daha çok işim var çok.

-"Niye güzel yüzün düştü ?"

Kolumu kaldırıp omzuna doladığım gibi bunu beklermişcesine göğsüme yaslandı. Bana olan her temasında kalbimin ısındığını canlı canlı hissediyordum.

-"Bir şey soracağım." Kıpırdanmasının altında yatan sebep sonunda ortaya çıkmaya karar verince geriye yaslandım.

-"Dinliyorum." dedim ciddiyetle.

Kolumun altından çıkıp koltukta yan dönerek bana baktı.

Ufak yüzünü avuçlarımın arasına alıp dakikalarca öpmemek için kendime neden arıyordum.

Ah neler neler yapardım ama... ürkmesinden korkuyordum.

İçimde kopan fırtınaları dışıma yansıtmadan ona karşı sakin kalmak büyük bir irade istiyordu. Ona da yettiği yere kadar sahiptim.

-"Tablolarım nerede ?"

Bu şimdi aklına nereden gelmişti ?

Meraklı yeşilleri cevap istercesine bakıyordu.

-"Niye geri mi istiyorsun ?"

-"Elbette hayır. Ama merak ediyorum."

Omuz silktim ve ayağa kalktım. Asansör buraya çıkıyordu.

-"Zamanı gelince öğrenirsin." Cevabım onu tabiki tatmin etmeyecekti ama bu konuda farklı planlarım vardı. Yalnızca şimdilik gerçekleştirmeye vaktim yoktu.

Asansörün önüne doğru yürüdüğümde açılan kapıda Seda vardı. Elindeki tepside bir şişe şarap ve iki kadeh vardı.

-"Ver." dedim girmesini gerek görmediğim için.

Attığı adımı geri çekip başını eğdi. Gözlerime gözlerini değdireceğini düşünemezdi. Bunu çoğu kimse yapmazdı. Saygı veya korku adı neyse. Olması gereken buydu.

-"İyi geceler efendim. "

Kapı kapanırken masaya gelmiş kadehleri koymuştum.

-"Sarhoşken bana tehlike arz ediyorsun ama biraz içebilirsin. Öyle değil mi ?"

Yüzünün değişen mimikleriyle son derece eğleniyordum.

-"Hatırlatmasan olmaz mı ?"

O geceki öfkemi unutmam mümkün müydü ?

Kadehleri doldurup yanına gittim ve birini uzattım. Aldıktan sonra sehpaya koydu. Ayakta durmuş onu zevkle izliyordum. Benim için paha biçilmez bir eserdi.

Eğilip ayakkabılarını çıkartırken bol tişörtünün yakasından dolayı göz önüne serilenler iç açıcıydı.

Lakin sertçe yutkunup bakışlarımı üzerinden çektim.

Kesinlikle düşüncelerime hakim olmalıyım.

-"Annenlere bundan hiç bahsetmeyecek misin ?"

Yanına yerleşirken kadehten büyük bir yudum aldım. Isındıkça başka yerlerim de ısınıyordu. Bu hiç iyi değildi.

-"Düşünmüyorum. " diye yanıtladım.

-"Sende bunu artık düşünme."

Diğer yudumla kadehi boşaltıp yeniden doldurdum. Ayaklarımı sehpaya uzatırken kendi kendine göğsüme girince hissettiğim o tuhaf huzurun tarifi yoktu.

Bir kadının böyle hissettireceğini nerden bilebilirdim ki ?

-"Benimle bir kaç gün kal. Sana olan özlemimi nasıl doyuracağımı bilmiyorum."

Kısa bir süre birlikte yaşamayı düşündüm sonra vazgeçtim. Kendi özel alanı olmasını isteyebilirdi. Bunu ondan istemezdim.

-"Eğer iyi olacaksan kalırım. Sende bu sürede kendini yormadan dinleneceksin. Söz mü ?"

Beni nasıl kullanacağını daha iyi öğreniyordu.

-"Söz veremem ama dikkat ederim."

Şikayet etmek için kaldırdığı başında artık dayanamayacağımı anlayıp bal dudaklarına uzandım. Tadı ağzımdan hiç silinmiyor daima isteyecek kadar anımsıyordum .

Ellerim kendiliğinden ince beline dolandığında sıkıca kavrayıp çektim. Minik parmaklarının göğsüme yaptığı baskı sessiz itirazlarıydı. Ama belki daha sonra itiraz edebilirdi şimdi çok geç.

Dokunmadan sadece bakarken bile sertleşebiliyorken onu kucağıma oturtmak...tanrım sabrıma sabır katmalıyım.

Dudaklarının verdiği karşılık beni daha da tahrik ediyordu. Kendimi kaybetmemek için hızlıca dudaklarını bırakıp boynuna eğildim. Teninden yükselen sıcaklık kokusuyla birleşince beni çıldırtıyordu.

-"Kuvars." Güzel dudaklarından yükselen ismimi duyunca içten içe bitiyordum.

Tüm bu iradem masumluğu yüzündendi. Sabrım bazen beni de şaşırtıyordu.

-"Acıtıyorsun." Kısık sesi beni kendime getirdiğinde belinde olan ellerimin farkına vardım.

Hemen bollaştırıp yüzünü ellerimin arasına aldım.

-"Özür dilerim farkında değildim." dedim ve kızarmış dudaklarına dudaklarımı değdirdim. Çekilmeden alt dudağına iliştiğimde dudakları anında aralanmıştı.

-"Önemli değil." diye fısıldadı.

Geri çekilip bocalamış yüzünü gördüğüm zaman istemsizce iç çektim.

Bu kız aklımı yerinden oynatıyor.

Az öncekinin aksine daha nazik tutmaya özen göstererek bir elimi beline diğerini bacağına doğru uzattım. Okşarken yumuşak etini elimin altında ezmek hırçınlaşmama sebep oluyordu.

Dudaklarına kısa bir öpücük kondurup saçlarının kapattığı boynuna eğildim ve içimi dolduracak kadar kokusunu soludum.

Bu saatten sonra bu kokuyu bırakabilir miydim ?

-"Çok güzelsin." Tenim dudaklarında kıpırdadığında o da kucağımda kıpırdanınca içimde tutamayıp inledim.

Üstünde oturduğunun farkında değil mi bu kız ?! Amacı bana acı çektirmek olmalı.

Aylardır seks yapmadan yaşamanın zorluğunu belki ona anlatamazdım ama biraz olsun anlasa fena olmazdı.

-"Kıpırdanma." dedikten sonra belindeki elimi kaldırıp saçlarını geri ittim. Ardından sırtını tuttum ve biraz geri gitmesini sağladım. Bu şekilde boynu gözümün önündeydi.

Beliren damar iç güdülerimi harekete geçirdi. Bir saniye bile dayanamadım. İncecik boynunu öpmeyi düşlerken kendimi ısırırken buldum.

Sevişirken nazik olan bir adam değildim ve bunu bir türlü beceremiyordum.

Kısık kısık inlemesi çoktan sertleşmiş olan organımı iyice ağırtıyordu. Duymak hoşuma gittiği için boynundan çekilmeden ısırdığım yere dudaklarımla bir nevi yapıştım diyebilirim. Sıcak tenine dilimi değdirdiğim gibi kucağımda kıvranıp karnıma doğru yaklaştı.

Şuan onu koltuğa yatırıp içine girmiyorsam eğer bu başarımı tebrik etmeliydim.

Isırıp emdiğim uzun uzun öptüğüm boynunun her yeri kızardığında son kez öpüp dudaklarına geri döndüm. Aralık dudakları aldığı sık nefeslerle kuruduğu için onları ıslatmak büyük bir şerefti.

Gözlerimi kapatmadan tepkilerini izliyordum. Böylelikle daha çok zevk alıyordum.

Ne kadar ileri gidebileceğimden hiç emin değildim. Daha fazlasını istemek...Loya'yı zorlamak olacaktı ve bunu yapamazdım.

Masum kızımı ürkütmek istemiyorum.

Ama ben böyle ne yapacaktım ? Ciddi anlamda sınırlardaydım. Seks ihtiyacım ona her dokundukça katlanarak artıyordu.

Düşüncelerimle derin bir soluk almak isteyince geri çekildim. Küçük yüreğiyle çırpınan küçük sevgilime baktım.

Tek kelime.

Büyüleniyorum.

Dağılmış yüzü. Büyümüş göz bebekleri. Bana ait dudakları.

Ah.

Benim güzel mucizem.

-"Seni istiyorum. " dedim gözlerinin içine bakarak. Uzun zamandır böyle içten bir cümle kurmamıştım.

Bütün benliğimle istediğimin farkında olmalı.

Gözleri az önceki tutkusundan uzaklaşıp benden kaçtığında yine erken davrandığımı kendime hatırlattım.

İç güdülerim bana yanlış adımlar attırıyordu.

Aklında oluşan düşünceler onu boğmasın diye dağıtmak için boynunu kavradım ve koltuğa yaslanırken kendime çektim.

Bu sefer yavaşça öptüm. Hissede hissede dudaklarının tadını çıkartarak yavaş yavaş emdim. Tatlı dudağını dilimle dudağımla sıkıştırırken küçük ellerini göğsüme koydu ve o güzel kalçasını bastırdı.

Belki refleksti ancak beni en zorlayan hamlesi olmuştu. Boğazımdan yükselen hırıltılı inlemeyle dudaklarına saldırdım. Çektiğim acının acısını çıkarmak istercesine öperken parmaklarım kendiliğinden tişörtüne kaydı.

İtiraz etmesine olanak tanımadan bir saniyede tutup başından çıkardım ve rastgele fırlattım.

İsmim ağzından her çıktığında saldırganlığım artıyordu. Sadece ismimi söylemesine bile sertleştiğimi bilse bana yaklaşmazdı buna eminim.

-"Korkma...bir şey yapmayacağım. Sadece...biraz daha yakın olmaya ihtiyacım var."

Nefes nefese kulağına fısıldadığımda kalp atışları yavaşlamamıştı ama omuzlarıma yaptığı baskısı azalmıştı. Bundan güç alarak onu tek hamlede sırt üstü koltuğa yatırdım. Aramızdan nefes dahi geçmesine izin vermeden üzerine çıktığımda yeşilleri dudaklarımdaydı.

Bu süre zarfında vücuduna hiç bakmamıştım. Gözlerimi gözlerinden ayırmadığım için Loya da bakmadığımı biliyordu.

Ama bakacaktım. Çok yakından.

-"Bakma şöyle. Kendimi tutamıyorum." dedim en sonunda.

O bakışlarının güzelliği aklımı başımdan alıyordu.

Biraz daha rahatlasın diye onun sessiz isteğini gerçekleştirip öpmeye başladım. Onu öpmeme izin veriyor kendisi karşılık vermiyordu.

Buna boyun eğdim. Usul usul şefkatle öperken elimi çıplak karnına getirdim. Hemen beli kıvrılmıştı.

Karnından yukarı çıkacakken bunu yapmaktan vazgeçtim ve elimi kalçasına kaydırdım.

Kilo aldıkça daha güzel şekillenen kalçası tam avucuma oturduğunda parmaklarımla hafifçe sıktım. Dudaklarıma doğru o tatlı sesiyle inleyince öperken gülümsedim.

Beni istesin istiyordum. Bunun şimdi tek taraflı olduğunu biliyordum. Ancak o günlerde gelecekti.

Öpüşmemiz kazandığı derinlikte yavaş yavaş giydiği eşofmanın belini aşağı çekiyordum. Muhtemelen bunu hissediyordu ama itiraz etmiyordu.

Dudaklarından ayrılıp yanağını öptüm. Oradan aşağı boynuna indim. Boynunda dilimle bir çizgi çekip o çizgiyi ısırarak inlemesini dinliyordum.

Parmaklarını omzuma bastırdığında vücudumda olan terlemeyi yeni idrak ediyordum.

Harcadığım enerji sevişsem bu kadar yormazdı. Var gücümle kendimi kastığım için hem dikişlerim ağrıyordu hem de kasıklarım.

-"Beni mahvettin Loya mahvettin." diye mırıldandım boynunu talan ederken.

Altımdaki ufak bedeninde artık fazlalık gördüğüm parçayı çıkarmak için hızlıca doğruldum. Zaten kalçasının altına kadar ittirmiştim ve yalnızca çekip çıkarması kalmıştı.

Ama vücuduna baktığım an soluğum kursağımda kaldı.

Kıpkırmızı bir takımla karşımdaydı.

Buna nasıl dayanılırdı ki ?

Tanrım hangi günahımın acısını çıkartıyorsun ?!

Utangaç bakışlarıyla iyice çileden çıkarken beni boğmaya başlayan tişörtümü çıkartıp attım.

Loya'nın vücuduma baktığı sırada ise yeniden az önceki pozisyonuma döndüm. Ama bu defa hedefim kalbimi sıkıştıran güzel göğüsleriydi.

İki göğsünün arasına vuran nefesim onu ürpertmişti. Aldığı soluktan hissetmiştim.

Gözlerinin içine bir kere baktıktan sonra o güzel boşluğa dudaklarımı bastırdım.

Sıcacıktı.

Tamamen sıcacıktı.

Aklıma bütün müstehcen düşünceler üşüşüyordu. Benim için ıslandığını bile hissetsem boşalacaktım. Yeni yetmeler gibi olmuştum.

-"Kuvars."

Adım inlercesine dudaklarından döküldü. Bacaklarını birbirinden ayırıp ortaya yerleştikten sonra beynim işlevini yitirmişti. Yerinde durmak istemeyen sertliğimi tam ortaya bastırmıştım ki aynı anda inlememiz vücudumu dondurdu.

Aklı fikri cinsellikte olan bir herif değildim ama karşımda delisi olduğum bir kadın yatınca isteğimi bastıramıyordum.

Öncesinde birine bakıp arzuladığım için değil bu ihtiyacımı giderip rahatladığım için seks yapardım. Ve bu sık sık olurdu. Stres atma yöntemi gibi bir olmuştu.

Loya'ya olan bağlılığımı fark eder etmez hiçbir kadına elbette dokunmamıştım. Hal böyle olunca benim pek ufak sayılmayan ufaklık (!) Loya'yı her gördüğünde hareketleniyordu.

-"Söyle güzelim." dedim aklımı toparlayabildiğimde.

Burnumu tenine bastırıp doyasıya kokladım. Kasıklarım bir kalp gibi attığı için odaklanamıyordum.

Soğuk parmakları ensemden yüzüme çıktığında başımı göğüslerinin arasından kaldırdım ve yüzüyle aynı hizaya geldim.

-"Seni çok seviyorum. " dedi. Ömrüm boyunca eğer tek bir cümle duyma hakkım kalsaydı bunu seçerdim.

Isırdığı dudağını dişlerinden kurtarıp dudaklarımla kavradım. Biraz vahşi biraz şehvetli öperken bana verdiği sert karşılık yeniden kontrol kaybı yaşamama sebebiyet verdi.

Elimle bacağını biraz daha ittirip o araya kasıklarımı sürttüm. Kalçasını kaldırıp kendini bana tamamen değdirdiğinde ise artık tutamadım.

Farkında olmadan dişlerimi dudağına geçirip şiddetle boşaldım.

Tatmin edici değildi çünkü düşlediğim içinin sıcaklığına boşalmaktı. Nefeslerimi düzene sokana kadar başımı boyun girintisine getirdim. Üstüne ağırlık vermemek için koltuğun kenarına tutunurken altımda kıpırdamadan yatıyordu.

Bir kaç dakikanın ardından üzerinden hızla kalktım.

Tabiki soluğu banyoda aldım. Eşofman altıyla birlikte boxerı çıkartıp kendimi temizledikten sonra belime havlu sardım.

İçeri girer girmez ilk gördüğüm yere doğru eğilmiş bir kalça oldu.

-"Hay sikeyim."

Daha yeni rahatladım be kızım !

Ağzımın içinden küfür ede ede yanına ilerledim. Yerden aldığı kıyafetlerle dikleştiğinde karşısında ben dikildim.

-"Bırak sonra toplarız." dedim ve elini tuttum.

Peşimden sürüklerken yatak odasına girmeden ışıkları söndürdüm. Odam şehirin ışıklarıyla zaten aydınlanıyordu.

-"Perdesiz mi yaşıyorsun ?"

Giysi odasına geçerken gülümsedim.

-"Gerekli mi sence ?" dedim duyacağı yükseklikte.

Çekmeceden aldığım boxerı giyinip direk yanına geçtim. Göz alıcı bedeniyle camların önünde durmuş dışarı bakıyordu. Vücuduna yansıyan ışıklarla oluşan güzel gölgesini gözümün önünden silebileceğimi hiç sanmıyorum.

Onu ürkütmeden yanına yaklaştım ve beline sarıldım. Teni soğumuştu. Daha fazla sarmalayıp ısıtırken sırtını göğsüme yasladım.

Göğüslerinin altından geçirdiğim koluma ellerini koyunca eğilip çıplak omzunu öptüm.

-"Yatalım mı ?"

Bir cümle insana huzur verir miydi ? Söylerken dudaklarım kendiliğinden yukarı kıvrılmıştı. Hayatına ciddiyeti yer etmiş bir adamı sürekli gülümsetiyordu.

Vücudunu bana çevirip yanağını göğsüme sürttü.

-"Olur. Önce makyajımı çıkartıp geleyim" diye mırıldandı.

Bu kedi gibi sokulma hallerine fena tav oluyordum.

-"Bekliyorum." dedim ve zar zor ayrıldım. Odadan çıkıp gelene kadar yatağın orada beklemiştim.

Çok geçmeden utangaç halleriyle önüme geldi. Canını yakmadan onu sıkıca sarıp sarmalarken kucağıma aldığım gibi yatağa yürüdüm. Dudaklarını öpmeyi elbette ihmal etmedim. Ama masum bir öpücük..

-"Şunu çekelim."

Ufak bedenini yatağa bırakmadan örtüyü aşağı çekip onu yatırdım ve üzerini örttüm. Örtmezsem konu dağılabilirdi.

Peşi sıra yanına uzandığımda benim de üzerimi karnıma kadar örtüp göğsüme yattı.

Minik kedi.

-"Kuvars. "

Bir şeyler merak edilmiş.

-"Hımm.." diye mırıldandım saçlarının arasındayken.

Parmaklarını karnımda gezdiriyor oluşu hafiften sinyaller çakmaya başlayınca uzanıp elini aldım ve boynuma yakın bir yere koydum.

Buna takılmadan konuşmaya devam etti.

-"Arkadaşın yok mu ?" Evet neyi merak ettiği ortaya çıktı.

-"Hayır güzelim." dedim ve göğsümde tuttuğum havayı üfledim.

Ilık nefesini tenime vurdu. Başını oynatıp biraz daha yaklaştığında aklım yarı çıplak bedenine kaydı.

-"Ne kadar yalnız bir sevgilim var. " Kendi kendine söylenirmiş gibi kurduğu cümleye kısık sesle güldüm.

Ne de güzel sevgilim diyordu öyle.

-"O güzel ağzından ne güzel şeyler çıkıyor." diyerek ona döndüğüm gibi üzerine çıktım.

Saniyesinde küçük kalbinin hızı artmıştı. Hissediyordum.

-"Şey..."

Aklının bulanıklığı benim için iyiye işaretti.

-"Ney güzelim ?" Eğilip boynuna burnumu sürttüm. Buram buram huzur kokuyordu.

Öpeceğim sırada ellerini omuzlarına koyup ittirdi.

-"Neden ki ?"

Anlaşıldı. Geri adım.

Burnunun ucunu öpüp yeniden yanına uzandım. Bu sefer yan yatıp elimi sırtına koydum ve başımı yastığa bıraktım.

-"Bilmem. Eksikliğini hissedecek kadar kendimi boş bırakmadım. İlk boş vakitlerim senin yanında geçti." dedim birer birer kelimeleri seçerek.

Yanıma , özel alanıma birini yaklaştırmak bana göre değildi. Herkes beni sayardı severdi öncelik gösterirdi. Ancak kimse arkadaşım değildi. Belli bir çizginin dışındaydılar.

-"Ailenle de yaşamıyorsun. Bu yalnızlık can sıkıcı. Hiç mi dertleşmek için birine ihtiyaç duymadın ?" diyip başını geri atınca dolgun dudağında parmağımı usulca gezdirdim.

-"Neden birine zayıf yönlerimi anlatayım ki ? Daha iyi vurması için mi ?" dememle kaşları çatıldı.

-"Herkes senin gözünde güvenilmez mi ? Bana da anlatmayacak mısın ?"

Ah be kızım. Sen kendini benim gözümde bir görsen.

Dudaklarından parmaklarımı çekip yanağına çıkarttım. Elimin tersiyle okşarken kaş çatışı düzelmişti.

-"Kimseyi kendinle bir tutma. Ben yüreğimi avuçlarına bıraktım. Beni vurmasına izin verdiğim , beni böylesine savunmasız bırakmasına göz yumduğum tek insan sensin Loya."

Gözlerindeki değişim fark edilirken yeşillerini yine benden kaçırdı. Boynuma saklanıp belime sarılınca gözlerimi kapattım ve duygunun güzelliğini hissettim.

-"Senin her şeyin olmak istiyorum. Bütün eksiklerin..bütün ihtiyacın. Her şeyin. "

Ruhumu kapladığını ona söylemeyecektim. Her şeyim olduğunu da zamanla görecekti.

•••

Herkese merhaba 🌸

Beklentinizi umarım karşılayabilmişimdir ❤

Aslında bölümün yarısında yeniden Loya'ya geçecektim ama Kuvars'ın ağzından yazarken öyle akıp gitti ki bölümün sonunda geldiğimi fark etmemişim.

Bir okuyucumun isteği üzerine iç giyim medyasına yer verdim. Bu sizleri rahatsız ediyorsa belirtin lütfen 🌸

Ne zaman 33.bölüme kadar geldik inanın anlamadım 😑

Hikayenin gidişatı gözümde öyle belirsiz ki hep duraksayarak yazıyorum. Bu ikili beni çok yoruyor 🙅

Yorumlarınızı bekliyorum. Bir sonraki bölümde görüşürüz ❤❤

نهاية الفصل

2 تعليق