تخطٍ إلى المحتوى

BERCESTE

الفصل 32 · قراءة 12 دقيقة

BERCESTE

الفصل 32

32

•

Kapının önünde Kuvars'la Volkan'ın konuşmasının bitmesini bekliyorken kapı açılınca istemsizce nefesimi tuttum.

-"Hoşgeldiniz efendim." dedi kapıyı açan kadın güler yüzüyle.

-"Hoş bulduk iyi akşamlar." diyip tebessüm ettim ve başımı çevirdim. Saniyesinde Kuvars dibimde bitti.

-"Buyrun." dedi kadın ve geri çekildi.

Aynı anda içeri girdiğimizde ben çantamı verirken Kuvars yanımda bekledi.

Ayaklarım geri geri gidiyordu.

-"Kilo mu aldın sen ?"

Kuvars koridordan geçerken arkamdan boynuma doğru eğilince huylanıp başımı çevirdim.

-"Ne diyorsun ?" dedim yanaklarım ısınırken.

Adımlarım yavaşladığı sırada fırsattan istifade ederek elbisenin sardığı kalçamda elini hissettim.

O saniyede gözlerim yerinden çıkarcasına geri açıldı.

-"Kuvars !" Domates olmaya dönmüştüm ve koluna vurarak yanından uzaklaştım.

Birisi görse bir daha bu eve asla gelmezdim.

Üstelik onun eğlenen yüz ifadesiyle iyice utanıyordum.

-"Dikkatimi çekti de neyse sonra bakarım artık." diyince gülmemek için dudaklarımı ısırdım.

Döndüğümüz duvarın arkasında açılan büyük salon ikimizin belirmesiyle sessizliğe büründü.

-"Hoşgeldiniz !"

Defne her zaman ki enerjisi ile birlikte yanımıza gelip ilk benim yanaklarımı öptü sonra abisine sarıldı.

-"Merhaba. " dedim en kısık tonda.

-"Bizde sizin için nerede kaldılar diyorduk ! Hoşgeldin canım." Meyra hanım yanıma yaklaşıp yanaklarımızı değdirdi.

Kuvars'a da aynısını yaparken Kuvars temasından hoşlanmadığını açıkça belli ederek tuttuğu kolunu geri çekmişti.

-"Masaya geçmeden Loya'yı size tanıştırayım isterseniz." Bir kaç adımla oturma bölümüne yaklaştığımızda Meyra hanım kolumun iç kısmına elini koyup gülümsedi.

Kuvars'ın dedesi Kadir bey sert bir adamdı ve bana şöyle bir göz ucuyla selam vermişti. Babaannesi Sevcan hanım ise daha sıcakkanlıydı. Gülümseyerek karşılık vermişti.

Geri kalan iki amcası , eşleri ve çocuklarıyla normal bir şekilde tanıştık. Halasını zaten bir önceki gelişimde tanıyordum.

Kısaca bütün bu kalabalık bana oldukça sıcak gelmişti. Sanırım ilk kez tam anlamıyla bir ailenin içindeydim.

-"Geçelim mi ? Acıktım artık." Korhan koltuktan ilk kalkan olduğunda ona bakmak yerine başımı çevirdim.

-"Zıkkım ye." Kuvars ağzının içinden söylenince istemsizce güldüm ve anında dudaklarımı birbirine bastırdım.

-"Tabi. Baba siz önden buyurun."

Kadir beyin önümüzden geçmesiyle geri adım atmıştım. Herkes birer birer büyük masaya yerleşirken Sancar bey yanımda durmuş kalabalığın arasında omzumu sıvazlamıştı. Gözleri ise yerlerine geçmeye çalışanlardaydı.

Yakınlığı tebessüm etmeme sebep oldu.

Birbirimizi tanımadan dahi sevgi gösterebiliyorken benim bir gram sevgi vermeyen ailem vardı.

-"Gel otur sende." Omzumdan hafifçe ittirince adım attım. Kuvars önümden ilerleyip masanın başından bir sandalye çekti.

Sancar bey de elini çekti ve kendi yerine oturdu.

Kuvars başıyla işaret ettiği sandalyeye oturmamı bekleyip kendisi de yanıma geçti. Diğer yanımda Defne'nin oluşu beni rahat hissettiriyordu.

-"Senin yüzünü gören cennetlik olacak. Arayıp sormak nedir bilmez misin ?"

Masanın baş köşesinde oturan Kadir bey şikayet ettiği Kuvars'a bakarken Kuvars'ın pek umurunda değil gibiydi.

-"İşlerden geriye çok vakit bulamıyorum."

-"Bize bile zor geliyor baba." diye araya girdi Meyra hanım , Kuvars'ı savunma iç güdüsüyle.

-"Önemlilik sırasına göre en başta aile gelir. Kuvars beyin varı yoğu para mı oldu ?" Bu defa alaycı tavrı Kuvars'ı sinirlendirmeye başlamıştı. Çünkü yüz kasları gerilmişti.

-"Eğer öyle olsaydı mirasınıza göz koyardım...dede." İğneleyici sesi buzdan farksızdı. Yine o duvarı tamamen önüne örmüş hiçbir duygu barındırmıyordu.

Kadir bey şuh bir kahkaha attı.

-"Benim mirasım senin servetinin yanında küçük bir meblağ olarak kalır. Derdinin o olmadığını biliyorum dikkatini çekmek istemiştim."

Verdiğim sessiz nefesim bütünüyle gerginlik içeriyordu.

Kuvars gerilince sanki aynı ruhtaymışız gibi bende geriliyordum.

-"Farkında olmana sevindim. Korhan'ın gözü olabilir ama ona dikkat et sen." diyen Kuvars çok doğal davranarak tabağına geri döndüğünde bu sefer Korhan'ın kaşları çatıldı.

Amcasının bir oğlu Faruk sesli kahkahasıyla eğlendiğini açıkça gösterirken diğer kuzenleri de sessizce gülmüştü.

Korhan buna iyice bozulmuş ve Kuvars'a bilenmiş halde öfkeyle baktı.

-"Yaşam tarzımızdan kimin parayı daha çok sevdiği belli değil mi sence de ? Benim değil , senin üstünde milyar liralık takım var kardeşim !"

Sanırım kalabalıktan ötürü daha seviyeli bir kavgaya tutuşacaklardı.

-"Çocuklar !" Sancar bey bakışlarıyla onlara uyarı veriyordu ama ikisi de takmamışlardı.

Kuvars aldığı peçeteyi dudaklarında gezdirirken içim bir hoş olmuştu. Bu ortamda bile aklıma girenlerden utandım.

Tehlikeli gülümsemesi büyük oranda korkutuyordu.

-"Herkes kalitesine göre yaşıyor kardeşim !" dedi aynı onun gibi.

-"Tamam kesin her geldiğimde sizi çekemem !" Bu sefer Kadir beyin sesini yükseltmesiyle susmuşlardı.

-"Ee Loya sen neyle meşgulsün ? Kusura bakma biraz merak ediyorum. Bu evde daha önce karşılaşmadığım bir konumdasın."

İsmi Kayahan olan amcasının sözleri beni biraz utandırırken çekingen bakışlarımı ona doğrulttum.

-"Araya giriyorum ama Haşmet bey için tekrar başınız sağolsun. Aklıma gelmişken söylemek istedim." Diğer amcası Bekir beyin cümlesine hafifçe başımı eğdim.

-"Teşekkür ederim. " diyerek Kayahan beye döndüm.

-"Ailemden kalan bir mücevherat mağazamız var. Orada tasarım yapıyorum." dedim.

Beğeniyle kaşlarını kaldırdı.

-"Ya öyle mi ? Eğlenceli olsa gerek."

-"Katılıyorum. Ama almayı daha çok severim." Kayahan beyin kızı Tuğçe'nin konuşmasıyla tebessüm ettim.

-"Zevkli bir iş , evet." diye yanıtladım.

-"Torunum diye söylemiyorum ama böyle duvar gibi bir herifle olmak istediğine emin misin kızım ?"

Yanaklarım hiç olmadığı kadar ısındığında dilimi hafifçe ısırdım.

-"Dede." Kuvars hem gözleriyle hem ses tonuyla uyarı barındırırken onun bu yönünü görmediğim için kendimi şanslı hissettim.

İnsanların içinde ciddi anlamda çok farklıydı.

-"Kadir...torunuma bulaşmadan edemiyor musun ? Canını sıkma lütfen." dedi babaannesi Sevcan hanım karşı taraftan.

-"Sevdiği için yapıyor anne. Kuvars da dedesine sinirlenmez zaten değil mi oğlum ?" Sancar bey gülümserken gözleriyle ayrı ifade gösteriyordu.

Sanırım Kuvars'ın öfkesi hepsinin görmek istemediği yanıydı. Bu yüzden sürekli temkinliydiler.

Kuvars bu sırada başını eğip nefesini verdiğinde dişlerini sıktığını hissedebiliyordum. Hakkında böyle konuşulmasına karşısında dedesi bile olsa öfkelenmişti.

İnsanların fark etmemesini umarak masanın altında duran elimi yavaş yavaş tamamen kas duran bacağına koydum. Dokunuşum belki tüy gibiydi ama Kuvars hemen bedenini dikleştirip temasıma tepki vermişti.

-"Tanıdığınızdan farklı birisi , Kadir bey." dedim konunun ilk bana yönlendirilmesinden dolayı. Lakin bunu söylerken çok utanmıştım.

Cümlem sonlandığında sinirle dizini sallayan Kuvars bunu yapmayı bırakmış bana göz ucuyla bir bakmıştı. Sert bakışlarına dahi yüreğim hopluyordu.

Sözlerimi duymayı beklemeyen herkes bir kaç saniye tepkisiz kalmış ardından gülümsemişlerdi.

-"Keşke bizde biraz o halini görsek." Defne kıkırdayarak söylendiğinde Kuvars üzerimden ona doğru ters ters baktı.

-"Duyan da her gün seni dövüyorum sanacak Defne." dedi kızarcasına.

Kaşları çatıldığı an yüzü korkutucu oluyordu.

-"Şaka yaptım abi ya hemen sinirlenme." dedi Defne ve gülümsemesine son verdi.

-"Tamam hadi tatsız konuları bırakalım. Yemekler şahane olmuş." Şimdiye kadar pek konuşmayan diğer amcası Şinasi bey masanın gergin havasını değiştirdi.

Eşleri Meyra hanımla sohbet halindeydi ancak beyler çok konuşmuyordu.

-"Her şeyi ellerimle hazırladım. Çok yapmam bilirsiniz. " diyen Meyra hanım kaşını kaldırıp gülerken bende onun sevimli tavrına gülümsedim.

-"Evet canım her şey çok lezzetli. " dedi Şinasi beyin eşi.

-"Afiyet olsun. " dedi Meyra hanım.

Sohbet tartışmalardan uzak akıp giderken Kuvars artık yemeden yalnızca insanlarda göz gezdiriyordu.

Meğer baş başa olmak ne kadar değerliymiş onu fark ettim. Burada kalabalık arasında bana pek fazla bakmıyordu. Arada göz değdiriyordu o kadar.

-"İşler nasıl gidiyor Kuvars ? Belediyeyle ortak bir işe giriyormuşsun. Geçen işim vardı başkandan öyle duydum." dedi Kayahan bey yemeğin sonları geldiğinde.

O sırada Defne'yle olan kısa konuşmamıza ara verip Kuvars'a döndüm.

Adam yanımda otururken sesini duymayı özlüyorum !

Masadaki bütün erkekler heybetli olmasına rağmen Kuvars hepsinden daha iri duruyordu. Oturduğu yer sıradan sandalye değil de tahtmış gibi yüksekteydi. Hangi ara vakit bulup spor yapıyordu mutlaka sormalıyım.

-"Yer sahipleriyle anlaşmaya varıldıktan sonra başlayacağız. Bu sefer yatay mimari çalışacağız uzun sürecek ve büyük bir alanı kapsayacak." Kuvars'ın ses tonu yüz ifadesi gibi ciddiyete ve duygusuzluğa büründü.

-"Baya iyi olacağa benziyor." dedi Sancar bey de sohbete dahil olarak.

-"Bakalım. En iyisi için uğraşıyoruz." dedi umursamazca.

Kadir beyin kalkmasıyla masadan herkes teker teker ayaklandı. Büyük salonda kadınlar koltuklara dağılırken beyler yanmayan şöminenin olduğu bölüme geçtiler. Sancar beyle Kadir bey karşılıklı iki berjere oturup sehpaya tavlayı açtılar.

Salon oldukça büyük olduğu için o tarafta da ayrı bir oturma kısmı vardı. Kahverengi antika görünümlü üçlü koltuğa oturan Şinasi bey ve Kayahan beyde tavla oynayan adamları izlemeye koyuldular.

Defne'nin yanına çekmesiyle o sırada gözlerimi Kuvars'tan çektim.

Takıntılı gibi adamı gözlerimle taciz ediyordum resmen ! Ah elimde değil ki !

-"Çay , kahve ? Yada şarap ? " Meyra hanımın sorusuyla bizim dışımızda diğer iki kız kahve istedi. Defne ile birlikte içki konusunda tecrübemiz hiç iyi olmadığı için çay istemiştik.

İster istemez gözlerim yine Kuvars'a takıldı. Şöminenin uzun mermerine yaslanmış elinde ne zaman aldığını görmediğim içki bardağı vardı.

Bakışları şöminenin iki yan duvarını kapsayan kitaplıklarda dolaşıyordu.

Hemen karşısında onun gibi ayakta duran Korhan'a baktığımda göz göze geldik.

Bir ima barındırmadan tebessüm edip başını eğince ayıp olmasın diye minik bir tebessüm gösterdim. Ona ne yaparsa yapsın kin besleyemiyordum çünkü Kuvars da ona onun gibi davranıyordu. Bütün mesele ikisinin arasındaydı.

Defne kolumu dürttüğünde Kuvars tam o anda bariz duyurmak istercesine boğazını temizledi.

Bunun ne için olduğu belliydi. Bana bakmazken Korhan'la olan sessiz iletişimimizi görmüş öfkeden gözleri kararmıştı.

Korhan'a ağzının içinden bir şeyler söylemişti ancak ses buraya kadar gelmediğinden duyamıyordum.

-"Birlikte bir şeyler yapalım mı ? Sinema falan."

Kendimi artık Defne'ye odaklayınca nihayet Kuvars'tan çekilmiştim.

-"Yarın mı ?" diye sordum.

Gülüp gözlerini devirdi.

-"Hayır siz abimle yeterince özlem giderdikten sonra. "

Yanaklarımın al al oluşu fondötenden görünmediği için mutluydum.

-"Defne." dedim sessizce. Allah'tan kısık sesle söylemişti.

Sohbet esnasında salonu Kadir beyin gür sesi doldurdu.

-"Gelin hanımın elinden bir kahve içmek isterim." demişti.

Meyra hanım hemen ayağa kalktı.

-"Tabi baba hemen yapayım." dediğinde Kadir bey elini kaldırıp oturması için işaret etti.

-"Sen değil yahu küçük gelin yapsın. "

Galiba o an içime inme inmişti.

Bütün bakışlar bende durdu. Bende nefessiz durdum. Yanımda kıkır kıkır olan Defne'ye bile sinirlenemeyecek kadar utanç içindeydim.

Güç almak için Kuvars'a bile bakamadım.

-"Şey..." Meyra hanım gülümsememek için boğazını nazikçe temizleyip devam etti.

-"Loya'cım sana eşlik edeyim."

Başımı belli belirsiz sallarken dizlerimin titrediğini hissediyordum. Meyra hanımla birlikte salonun karşısında olan geniş mutfağa girdik.

-"Telaş etme. Çekindiğini biliyorum ama yanımda rahat ol olur mu ?"

Gerginlik içerisinde zar zor gülümseyip onayladım. Tezgahın üstüne kahve malzemelerini bırakıp kendisi fincan çıkarmaya yan tarafa geçti.

-"Anne ?"

Kalbimi ağzıma getiren sesi duyar duymaz başımı kapıya çevirdim. Gözleriyle bedenimi baştan aşağı hızlıca süzdü.

-"Efendim oğlum ?"

-"Sen yap biz artık gidelim." dediğinde cümlede bulunan biz öznesi kalbimi sıcacık etti.

-"Ben yaparım hemen." dedim her ne kadar gitmek istesem de sonuçta benden istemişti.

-"Beş dakika bekle oğlum. Ne acelen var ?"

Başımı tekrar önüme çevirip bakır cezveye kahve ile şekeri koydum. Şimdiye kadar makine dışında cezve ile çok az kahve yapmıştım. Umarım güzel olurdu.

-"Tamam bahçedeyim ben."

Ceketinin cebinden çıkarttığı sigara paketiyle mutfak kapısından bahçeye çıktı.

Şansıma bol köpüklü olan kahveyi küçük tepsiye likör ile birlikte koydum.

Kadir beye kahvesini vermek sandığım gibi zor olmadı. Ellerimin titremesini kontrol altında tutup normal bir şekilde uzatmıştım.

-"Ellerine sağlık." dedi alırken.

-"Afiyet olsun." diyerek yanından çekildim.

Tepsiyi mutfağa geri götürmek için gittiğim sırada Kuvars su içiyordu. Tezgaha bıraktığım tepsi sonrasında elini ince belime sarıp beni önüne çekti.

-"Seni özledim. Gidelim mi ?" Boyun girintime yaklaşıp dudaklarını tenime yapıştırınca yüzümde gülümseme belirdi.

-"Gidelim." dedim mırıltıyla. Dayanamayıp ellerimi boynuna sardığımda birinin gelmesinden çok korkuyordum ama kendime engel olamıyordum.

-"Yanımdayken sana dokunamayınca daha dayanılmaz oluyorsun." Boğuk sesiyle dilimi damağımı kuruttuğunda boynumu gıdıklayan dudaklarını çekmişti.

Sesli bir iç çekip koyulaşmış gözleriyle beni inceledi.

Heyecandan nutkum tutulduğu için diyecek bir kelime bulamıyordum.

-"Gel." dedi en sonunda ve dikleşip kenara çekildi.

Kuvars Soysal

Elini tutacakken içeriye öyle geçmek istemeyeceğini düşündüm ve önümden ilerlemesi için başımla işaret ettim.

Bunu bir nevi refleks olarak yaptığımda yürürken önümde dalgalanan şekilli kalçası bana adeta eziyet gibiydi. Bakışlarımı binbir zorlukla kıvrımlarından ayırdım. Zaman geçtikçe irademe sahip çıkmak inanılmaz güçleşiyordu.

-"Herkese iyi akşamlar. " dedim salonun girişinde durup.

-"Gidiyor musunuz ?" diyen babamı başımla onayladım.

Loya'nın annemlerle vedalaşmasını beklerken herkese ayrı ayrı sarılmasına kıl oluyordum. Sanki içimdeki ses bir tek benim ona dokunmamı söylüyordu.

-"İyi akşamlar tekrardan."

Bu sefer önden ben ilerlerken Defne de Loya ile arkamdan geliyordu.

-"Görüşürüz. "

Kadınların neden her şeyi uzun sürüyor ?!

İkisinin sarılıp son sözlerini etme aşamasında beklemek yerine evden çıkıp arabaya doğru ilerledim. Hafif esen rüzgarda Loya üşür mü diye düşünürken kendi kendime güldüm.

Ne hale düştün Kuvars ?

-"Yengenin evine mi abi ?" diye soran Volkan'a bakıp geriye döndüm.

-"Yok otele." dediğim sırada küçük adımlarla bana doğru gelen kızımı izledim.

Rüzgarda uçuşan saçları yüzünden yüzünü buruştururken güzelliği dudak uçuklatıyordu.

-"Atla ufaklık. " Arka kapıyı açıp binmesini bekledim.

Yanına oturur oturmaz derin bir nefes aldım. Dinlenme vaktimin geldiğini göğsüm ağırmaya başladığında anlıyordum.

Çok fazla kendime dikkat eden bir adam olmamıştım. Hatta bu sorunumu öğrendiğimde öyle herkes gibi üzüntü yada endişe duymadım. Sonrasında...küçük bir ihtimal gözümde dağ gibi büyümeye başlamıştı.

Ben önemli değildim. Ama ya Loya bensiz kalırsa dedim ? Onu böyle bir umursamazlıkla bırakamazdım. Daha ne kokusuna ne tenine doyabilmiştim. İhmalsizlik yapamazdım. Kendimi yıllar sonra Loya için düşünmüştüm.

-"Kuvars ?"

Kısık tatlı sesini bana yaklaşarak duyurunca başımı eğip devam etmesini bekledim.

-"Orada mı kalacağım ?" diyince belli belirsiz gülümsedim.

-"Evet. İstemiyor musun ?" Onun gibi sessiz konuşmadığım için gözlerinin Volkan'a kaydığını gördüm.

Utancını ne zaman yenecektik ?

Gözümde bal gibi görünen dudaklarında dilini gezdirince kendimi sıkmak zorunda kaldım.

-"Yok...şey isterim de önce evime uğrasak olur mu ? Üzerimi değiştirirdim." İsteğini elbette geri çevirmeyecektim.

-"Volkan , Loya'nın evine uğrayıp öyle geçelim." dememle ilk aradan geri döndü.

Yorgunluk hissi baş gösterirken geriye yaslandım ve kravatımı gevşettim. İlk üç düğmemi açtığım sırada üzerimde yeşilleri hissedince dönüp dudaklarına dudaklarımı bastırdım. Hızlı bir refleks olunca güzel gözleri şaşkınlıkla bakmıştı.

Git gide kendini bana daha yakın hissetmesi işime geliyordu. Utangaçlığının büyük bir kısmını yenmişti.

Benim bu kadına bakarken bile yüreğim titriyordu. Neler yapıyor bana ?

-"İyi misin ?" diye sorunca başımla onayladım.

-"Doğru söyle. "

Artık bana dik başlılık gösteriyor olması bile yakınlığının bir kısmıydı. Sinirlenince ayrı güzel oluyordu. Farkında mıydı ?

-"Biraz dinlenme ihtiyacı duyuyorum." diye onu tatmin eden cevabımı verdim.

Gözleri bir göğsüme bir bana kaydı. Sonra koluma sarılıp başını omzuma koydu.

Sevme şekilleri türlü kelimelerle değil davranışlarıyla olduğu zaman benim için on kat daha değerli oluyordu.

-"Bekliyorum. Uzun sürer mi ?" Süreceğini bilmeme rağmen yine de sordum.

-"Hayır beş dakika. " derken kendi bile emin olamıyordu.

Arabadan inmesini izlerken gülümseyip başımı çevirdim. Kim bilir kaç beş dakika sürecekti.

Gidişinin ardından arabadan inip ön kaputa yaslandım. Volkan çakmağıyla sigaramı yakıp kenara çekildi.

-"Abi ?"

Volkan'ın bir şeyi merak etme sesiydi bu.

-"Efendim." dedim ona bakma gereği duymadan.

-"İyisin değil mi ? Yani yenge sorunca tabi iyiyim diyorsun ama...ne bileyim içim rahat etmiyor. Erken mi ayaklandın acaba ?"

Etrafa göz atıp başımı ona çevirdim. Dikkatle beni izliyordu.

-"İyiyim oğlum endişelenme." Öyle hemen yıkılacak birine mi benziyordum ? Beni hala tanıyamamış.

-"Öyle diyorsan abi...öyledir."

Ben ikinci sigaramı söndürdüğümde küçük hanım ancak gelebilmişti. Bol sıradan kıyafetler içinde bile ışık saçabiliyordu.

-"Ben alayım."

Volkan yanına koşup elindeki iki karton çantayı aldı ve arabanın bagajına koydu.

-"Yarın için de kıyafet seçtim...uzun sürdü." Dudaklarını kemirirken onu ulu orta yerde öpmemek için kendimi dizginledim.

-"Alıştık artık." dediğimde mahsun mahsun bakınca dayanamayıp güzel kokulu saçlarının arasını öptüm.

Sonra sıcak elini kavrayıp arabanın kapısına geçtim ve binmesini bekledim.

Bu gece bir ilk olacaktı. Çünkü yatağımda ilk kez birlikte uyuyacaktık.

•••

Herkese merhaba 🌸

Geçen bölümde bahsettiğim ateşli sahnelerimiz gelmedi diye bana kızmayııın ahahaj

Aslında yazacaktım ama bu bölümde araya sıkıştıramadım.

Kuvars'ın ağzından devam etmemi ister misiniz ?

Umarım beğenmişsinizdir❤

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.