تخطٍ إلى المحتوى

BERCESTE

الفصل 3 · قراءة 11 دقيقة

BERCESTE

الفصل 3

3

~ Ne kadar acıyorum kendime ; bu yüzden başkalarına acıma fırsatı bulamıyorum. Bütün acımamı kendime harcadım.~

-Oğuz Atay

•

Kahvaltının ardından annem derneğe babamlar işe giderken Egemen bizi götürme teklifini sunmuştu. Göğsümü daraltan bu konuyu dedem kabul ettiği için elimden bir şey gelmiyordu.

Keşke bugünün acısını biraz hafifletecek şeyler olsaydı.

Zaman geçirdiğimiz salondan ayrılıp evin kapısına geldiğimizde Elis beni durdurdu.

-"Fotoğrafımı çeker misin ?!" O sevimli sesini kullandığı için gülümsedim. Kabul etmeyeceğimi mi düşünüyordu ?

-"Elbette. " diye mırıldanıp uzattığı telefonunu aldım.

-"Nerede dursam ?"

-"Sen bilirsin." dedim. Magazinciler çekmediği sürece poz vermezdim. Pek bilgim yoktu.

Fakat evin giriş kısmı diğer yerler gibi özel yapıldığı için fotoğraf çekilmeye müsaitti.

Eğer bir neşeye sahip olsaydım bende bugünü burada anı olarak saklamak ister fotoğraf çekilirdim. Ne yazık ki yürümeye bile hevesim kalmamıştı.

En sonunda Elis berjerlerin olduğu kısmı arkasına alarak Egemen'in koluna girdi. Nefret ettiğim gözlere bakmaktansa Elis'e bakmak daha iyiydi.

Kısa sürede bu konuyu hallettik ve Egemen'in arabasına binmek üzere dışarı çıktık. Elis gelen aramayı yanıtlamak için önden ilerlerken Egemen'in elini belimde hissetmemle çarpılmış gibi sıçradım.

-"Dokunma !" dedim dişlerimi sıka sıka.

Hayatımda dayanamayıp sinirimi gösterdiğim tek varlıktı. İnsan bile değildi gözümde.

-"Sakin ol. Sadece çok güzel göründüğünü söyleyecektim."

Burnumdan soluyarak ondan uzaklaştım. Utanmaz gibi göz kırptı ve görevliden arabasını istedi.

Gidene kadar daha iletişime geçmemesi küçük de olsa iyiydi.

Okula erken gelmiştik. Elis arkadaşları ile birlikte fotoğraf çekimine katılacaktı.

Renkli özenilmiş kıyafetlerin altında her yanı sarmış öğrencilere baktım. Artık derslerden sınavlardan kurtulmuş olmanın sevinciyle her bir yanda gülüşüyorlardı.

-"Sende gelsene hadi !"

Dirseğimi tutan Elis'e başımı iki yana salladım.

-"Yok sen git."

-"Ne yapacaksın tek başına ?" dedi hızlıca.

-"İşim vardı ben seni bulurum." dediğimde pembe yalanıma ben bile inanmamıştım.

Ancak Elis daha fazla ısrar etmeden kalabalıkta kaybolmuştu.

Gözlerimi eğlenen öğrencilerde gezdirdim. Herkes bir gruba dahildi. Ben aileme bile dahil olamazken insanlar ne güzel seviliyordu.

Bir gün kabullenip artık düşüncelerimi de değiştirmem gerekecekti. O gün fedakarlık yapacağım şey elimde son kalan ruhum olacaktı. Ama çarem yoktu. Bana sunulan hayatın bir kuklası olmalıydım.

Her yanımı saran hüzünle birlikte okulun denize bakan arka bahçesine doğru yürümeye başladım. Dört yıl boyunca evden derslere gelmiş tekrar eve dönmüştüm. Son günümde buranın tadını çıkaracaktım.

Bastığım yerlere dikkat ederek yüksek topuklularımın üzerinde sağlam kaldım. Dalgalanan mavilerin yakınında ağaçların altında bir bank vardı. Sınıfın camından hep bakardım ama hiç gelip oturmamıştım.

Omuzlarımda hissettiğim ağırlık hissiyle banka oturdum ve geri yaslandım. Havanın sıcak olmasına rağmen denizden gelen serin esinti güzeldi. Yüzüme çarpması bile dünyada var olan özgürlüğü hatırlatıyordu. Keşke her istediğimde deniz kenarına gelip oturabilseydim.

Elimi uzatacağım kadar yakın , sahip olamayacağım kadar imkansız isteklerdi.

Hep bir gün farklı bir hayata sahip olsaydım nasıl olurdu diye hayal ederdim. Mutfakta lezzetli yemekler pişiren bir annem , akşam işten gelince yorgun olup koltuktan kalkamayan ama bizimle sohbet eden bir babam.

Arkadaşlarım olsaydı mesela. Birlikte zaman geçirmek için arayıp çağıran arkadaşlarım. Derdimi anlatıp konuşabileceğim arkadaşlarım , ailem.

Hiçbiri yoktu.

Annem yemek yapmaz hep bir yerlerde olurdu. Sosyetenin gözdesi bir kadındı. Mükemmel bir aileye sahip olduğu konuşulur özenilirdi.

Komikti.

Babam da hiçbir zaman çalışmaktan yorulmazdı. Eve gelir akşam yemeğini yer çalışma odasında çalışmaya devam ederdi.

Arkadaşım da olmamıştı. Sahte olmaları hiç olmamasından daha iyi değil miydi ?

Bir yakınım Elis vardı. İçimdekileri anlatamadığım ama yine de varlığına şükrettiğim kuzenim.

Bu aileye sıcak kalbiyle giren kişilerden birisi yengemdi. Elis'in annesi. Kansere yakalanmıştı. İyiler hep erken kaybedilirdi. O gidince ev iyice soğuk olmuştu. Annem görmediği zaman saçımı okşayan kadını daha çocukken kaybetmiştik.

Annem hep saygı derdi. Samimiyeti sevmezdi.

İnsan kızını nasıl sevmezdi ? Ailesine nasıl sıcaklık göstermeden yaşardı ? Hiç mi kalbinin bir yerinde şefkat yoktu ?

Ailemizin diğer sıcak kalbi babaannemdi. Hanzade ailesinin demir başı Haşmet Hanzade onu canından bezdirmişti. Babaannem sevgiyle yaşayan bir kadındı. Ona biraz gülümserseniz o sizin ayaklarınız acımasın diye altına ellerini koyardı. Gözümde melekti.

Gidene kadar.

Sanırım o zamanlar 9 yaşındaydım. Yengem öleli iki yıl olmuştu. Babaannem ömrünün geri kalanını ona tek bir gülümseme göstermeyen Haşmet Hanzade ile yaşamayacağına karar vermişti. Yaşlıydı ama hayatının her saniyesinin değerini bilirdi.

İkinci kaybımda böyle olmuştu işte.

Hanzade evinden ayrıldıktan kısa bir süre sonra hayata gözlerini kapatmıştı. Belki üzüntüden belki de kaderden. Bilemeyiz.

O bankta ne kadar oturdum farkında değildim. Denizin esintisini doya doya iliklerime kadar hissetmek istedim. Sanki yüzümü okşuyormuş gibiydi.

Yalnız değilsin ben varım dercesine.

Ufak bir tebessümle banktan kalktım. Kendime üzülmekle nereye kadar giderdim bilmiyorum ama kendimden başka kimsem yoktu. Bildiğim tek şey buydu.

Öğle saatlerine yaklaştığımızda ailelerin olduğu kısımda Haşmet Hanzade boy gösteriyordu. Onun kudretini bilenler ise uzaktan fısıldayarak dedeme bakıyorlardı.

Babam ve annemin geleceğini mi sanmıştım ? Elbette hayır.

Onları için önemli değildi.

-"Şimdi...belki de geleceğin çok değerli ressam adayını huzurunuzda davet ediyorum. Bölümünü birincilikle bitiren Loya Hanzade."

Salonu inleten alkışlar eşliğinde sunucunun sözlerine gülümsedim. Acı bir gülümsemeydi.

Rektörümüzün elinden aldığım kırmızı kurdeleli diploma görünümlü kağıdı sıkıca kavrayıp elini sıktım.

Arkamda duran sırasını bekleyen yüzlerce öğrenci heyecandan tir tir titriyordu. Sakinleşmek için sürekli ailesine el sallayıp gülüyorlardı.

Ben heyecanlı değildim. Ellerim de titremiyordu.

Göz bebeklerim titriyordu görüyorlar mıydı ?

Teşekkür ederek kürsünün önüne geldim. Soyadımın taşıdığı güç salonda bulunan herkesin ilgisini çekiyordu. Rektör bile dedeme bakıp duruyordu.

Gözlerimi yavaşça dedeme çevirdim. Kırışmış yüzünde tek bir mimik oynamıyordu.

Salonu kaplayan sessizlik nedeniyle bir iki kelime söylemem gerektiği aklıma geldi.

-"Öncelikle...hocalarıma bana verdikleri desteklerinden ötürü teşekkür etmek istiyorum. Ve her zaman arkamda olan aileme teşekkür ederim."

Boğazıma oturan yumru canımı öyle yakıyordu ki. Yutkundum ve gülümsedim.

Daha fazla konuşmadan geri adım atınca alkışlar eşliğinde oradan ayrıldım ve geri çekildim.

Elis'in saçtığı ışığı kenardan izlerken içtenlikle tebessüm ediyordum. O her şeyin en iyisini hak ediyordu. Belki bir yerden kırılmıştı ama hayat ona daha iyi yollar açacaktı. Annesinin yokluğunun oluşturduğu boşluğu dilerim ki çok mutlu olarak doldurabilirdi.

Mezuniyet sonrası yapılan kokteyli için isteyenler bahçeye çıkarken biz dedemle arabaya dönmüştük.

-"Dede bir şey sorabilir miyim ?"

Sessiz sakin arabanın zeminini izlerken Elis'in konuşması ile başımı kaldırdım.

Karşımızda dimdik oturuşunu bozmayan dedem Elis'in konuşması için başını oynattı.

-"Aslında...bir şey rica edecektim. Eğer...bir mahsuru yoksa ?" diyen Elis doğru kelimeleri seçerken tane tane konuşuyordu.

Ne rica edeceğini merak etmiştim.

-"Dinliyorum. " dedi dedem.

Nazikçe boğazını temizleyip devam etti.

-"Aslında belki kızacaksın ama yine de şansımı denemek istedim. Böyle şeylerde ısrardan hoşlanmadığınızı biliyoruz fakat amcama yada yengeme sorsam izin vermeyecekti."

Ne diyeceğini anladığım an gözlerimi ona çevirip parmaklarımı koluna değdirdim.

-"Elis lütfen." diye araya girdim.

-"Devam et Elis." Dedem Elis'in sözünü kestiğim için bana ters bir bakış atınca utanarak gözlerimi yere çevirdim.

-"Bu akşam...bugünü kutlamak için dışarı çıkabilir miyiz ? Loya ile birlikte. Loya'ya kızma o istemedi ben ısrar ettim."

Sessiz geçen saniyeler birbirini izlerken Elis gibi beklenti içerisinde değildim.

-"Buna annesi ve babasının karar vermesi daha uygun olur Elis. Öyle değil mi ?"

Elbette öyleydi.

-"Peki...tamam dede. " diye fısıldadı ve sustu.

En azından benim için çabalamış olması bile güzeldi.

Araba durduğunda holdingin önünde olduğumuzu fark ettim. Dedem inip gitmiş biz devam etmiştik.

-"Amcama da soracağım."

Evin kapısındayken kolunu tuttum.

-"Hayır sorma. Sende çıkamazsın sonra...istemiyorum." dedim ve büyük gold rengi tokmağı vurdum.

-"Ama-"

Kapı iki saniyede yardımcımız tarafından açıldığında susmuştu.

-"Teşekkür ederim." dedim çabaladığı için.

Merdivenlere yönelirken arkamdan çaresiz gözlerle baktığını hissediyordum. Fakat dönmedim. Eğer gözlerimde isteğimi görür de babamlara ısrar ederse ona kızarlardı ve gidemezdi. Bunu asla istemezdim.

Hızlı adımlarla kulenin içini kaplayan merdivenleri tırmandım ve odama girdim. Girer girmez daralan ciğerlerim için kendimi ormana bakan cama atmıştım.

Kuvars Soysal

Saatlerdir yorgunluk sinyali veren başıma ağrılar saplanıp duruyordu. İşareti ve baş parmağımı alnımda gezdirip kalemi masaya bıraktım. Yorulmuştum ama en azından proje bitmişti.

Sandalyeyi geri ittirip ayağa kalktım. Oturmaktan tutulmuş omuzlarımı sıvazlayıp kenarda asılan ceketimi giyindim ve masadan telefonumu aldım.

Yetişmem gereken akşam yemeği için yalnızca yarım saatim kalmıştı.

-"İyi akşamlar Kuvars bey !"

Odamdan çıktığım an elindeki dosyayı yere düşüren Hande'ye gözlerimi devirdim. Etrafımda istediğim çizgiye ulaşamamış insanlardan hoşlanmıyordum. Özellikle bu sekreterim olunca daha fazla gözüme batıyordu.

Asansörün şifresini girip içeri girdim. Otoparka iner inmez korumalar kendi arabalarına bindi. Şoförüm ve yakın korumam Volkan arka kapıyı açtı.

Aile yemeklerinin olduğu akşamlar bir tık daha sinirli olurdum.

Aptal kardeşim Korhan sinirlerimi zıplatıyordu. Ona bir gram tahammül edemiyordum. Sırf annemi kırmamak için katlandığım yemekler boğazıma diziliyordu.

-"Yarın verilen davette Korhan bey ekibiyle görevlendirilmiş. Katılacak mısınız ?"

Ahmak her yerde burnumun dibinde bitmek zorundaydı.

-"Ondan kaçtığımı mı düşünüyorsun ?"

Dikiz aynasından ona baktığımda oturuşunu düzeltmişti. Yutkunma sesi ile istediğimi aldım.

-"Elbette hayır efendim. Canınızı sıktığı için söylemiştim."

Cevaplama gereği duymadan koltukta dikleşip dirseğimi kenara yasladım. Bu kadar karmaşanın ve işin gücün arasında katılmam gereken davetlerin sadece küçük bir kısmına gidiyordum. O da hatır meselesindendi.

Araba yalının kapısından girip durunca kapıyı açmasını beklemeden indim.

Evden içeri adımımı attığım an annem tarafından sarmalandım.

En hoşlanmadığım şey birine sarılmaktır.

Annemin sarılıp çekilmesini bekledikten sonra ceketimi düzelttim. Yüzüne yansıyan kırıkları beni bildiği için kısa sürede toparlayıp gülümsedi.

-"Hoşgeldin oğlum."

-"Hoş buldum." dedim ve yanından geçip salona yürüdüm.

Oturan Korhan'a bakmadan babamla selamlaştıktan sonra oturmayıp anneme döndüm.

-"Defne uyuyor mu ?" diye sordum.

Başını iki yana salladı.

-"Yok. Çok ısrar ettim yemeğe gel diye ama ağzını açmadı."

Göğsümü havayla doldurup merdivenlere yöneldim. Hızlı adımlarla ulaştığım üst katta Defne'nin odasına girmeden kapının önünde durdum.

Yanına her girdiğimde yerle bir olan vicdanım beni öldürüyordu. Küçük kız kardeşimi koruyamamış bir adam olmak çok zordu.

Yutkunup kapısını tıklattım. Her zaman ki gibi ses gelmeyince açtım.

Yine camın önünde sandalyeye oturmuş dışarı bakıyordu. Yıllardır her gün oradaydı. Ya yatağında yada sandalye tepesinde.

Hiçbir zaman kapatmadığı camlardan çıkmadığı dünyayı izlerdi.

-"Abim...Nasılsın ?"

Yanına ilerleyip diz çöktüm ve ellerini tuttum. Tek tepki verdiği insan olmak vicdanımı biraz olsun rahatlatıyordu.

Gözlerini dışarıdan ayırıp gözlerime çevirdi.

-"İyiyim." dedi dudaklarını kıpırdatıp.

Solmuştu. Gözleri eskisi gibi bakmıyordu. Gittikçe soluyordu ve elimden hiçbir şey gelmiyordu.

Dişlerimi sıkıp elinin üstünü okşadım.

-"Benimle gelmek ister misin ? Birlikte yemek yeriz." dedim kabul etmeyeceğini bilsem bile.

Mimik oynamayan yüzünü yeniden cama çevirdiğinde nefesimi üfledim.

17 yaşında...bir tacize uğramıştı. Korhan piçinin yüzünden ondan intikam almak isteyen bir orospu çocuğu kardeşime saldırmıştı. Koruyamamıştım. Her şeye gücüm yetiyordu da kardeşimi korumaya yetmemişti.

Okul çıkışında sıkıştırmışlardı.

Sırf Korhan o ibnenin babasını içeri tıktı diye cezası Defne'ye kesilmişti. O gün nasıl delirdiğimi hatırlıyorum da her yeri yakacak gibiydim. Hem o şerefsizin hem de babasını zevk alarak nefesini kesmiştim. Bu kardeşimi de eskiye döndürmemişti. Benim de içimdeki yangını almamıştı.

Ne psikolog ne de başka bir şey istemiyordu. 20 yaşına gelmişti yıllardır böyleydi.

-"Dışarıda yürüyelim mi ?"

Yine tepki vermeyince ayağa kalktım.

-"Pekala...eğer fikrini değiştirirsen buradayım." dedikten sonra ona son kez göz gezdirip odasından çıktım.

İçimde dönüp duran harlı ateşin diğer sebebi sanırım Korhan'ı öldürmediğim içindi. Dua etmesi gereken tek konu bu olabilirdi. Eğer abim olmasaydı çoktan çürümüş olurdu.

-"Gelmedi değil mi ?"

Başımı iki yana sallayıp oturdum. Gözlerimi Korhan'a çevirdim ve bütün nefretimle baktım.

-"Masaya geçelim. Defne'nin yemeğini çıkartmayı unutmasınlar." Babamın arkasından ilerleyip masada yerime oturdum.

-"Defne için İsviçre'de çok başarılı bir klinikle iletişime geçtim. Belki bir yardımları dokunur."

Babamın söyledikleri dikkatimi çekince gözlerimi ona çevirdim.

-"Evden ayrılması onun için iyi bir seçenek değil. Kendisini güvensiz hissettiğini biliyorsun."

Ne zaman psikolog ile konuşmaya çıksa daha kötü oluyordu.

-"Evde oturarak onu iyileştiremiyoruz Kuvars. Her gün bir çare arıyorum. En iyisi bu klinik. "

Milim milim bedenime dolan siniri yansıtmamaya çabalayarak çatalı ve bıçağı bıraktım.

-"Buradan uzaklaşmak daha iyi gelebilir."

Boynumu oynatıp bu defa Korhan'a baktım.

-"Öyle mi dersin ?" dedim gerilmiş yüzümü kıpırdatmadan.

Bana bakmaktan kaçınırken babam yeniden söze girdi.

-"Kuvars...lütfen. Korhan'ın da Defne için uğraştığını biliyorsun." dediğinde delirmenin kıyısındaydım.

Yakın zamanda kendim için de psikolog ayarlamam gerekecekti. Aksi halde kardeş katili olabilirdim.

-"Ne için uğraşıyor baba ?! Benim kız kardeşim onun yüzünden bu halde !"

-"Yeter artık ! Bir tek sen mi üzülüyorsun lan ?!" diye bağırması üzerine kalktığım gibi onu da yakasından tutarak kaldırdım. Annemin bağırması babamın uyarması kulağımda fısıltı gibiydi.

-"Buna üzülmek mi deniliyor şerefsiz! Kızın hayatı söndü sen sadece üzülüyor musun ?! Siktiğimin adaletini savunacağım diye kardeşimi soktuğun hale bak !"

İttirdiğim yerde sırtı çarptığı vazoları yerde paramparça ederken elimi saçlarıma geçirip derin bir soluk aldım.

Hiçbir zaman sinirine hakim olan bir adam olmamışımdır. Fakat Korhan'a karşı kendimi hiç tutmuyordum.

-"Oğlum yapmayın ne olur ?" Kolumu tutan anneme zarar vermeden ittirirken diğer kolumu babam tuttu.

-"Ben böyle olmasını ister miydim sanıyorsun ?! Defne benim de kardeşim ! Benim içim yanmıyor mu ben kahrolmuyor muyum ?!"

Bağırmasının bana işlediğini sanıyorsa çok yanılıyordu.

Göğsünden ittirmemle kırılmış camlara basarak yine duvara çarptı. Öfke tamamen iliklerime kadar işlediğinde onu benim elimden kimse alamıyordu.

-"Sana sürekli altından kalkamayacağın işlere girme dedim ! Bu sadece Defne için geçerli değil !! Savunduğun o mesleğin bir boka yaramıyor anla artık !" dedim üzerine yürürken.

Omuzuma vurup ittirdiğinde bir santim oynamadığımı görünce geri adım attı.

-"Adalet her zaman yerini bulacak ! Bunu sende göreceksin !"

Aptal.

Aptaldı.

-"Kuvars ! Korhan ! Yeter dedim size !"

Başımı ağır ağır iki yana sallayıp yüzüne baktım. Yüzünü parçalamamak için yumruklarımı sıkarken konuştum.

-"Benimle uğraşacağına kardeşimiz gibi diğer kadınlara yapılan pisliklerin arkasından git !" Yüzüne yansıttığım öfkemin sonrasında yemek için gelip fakat yemediğim evden ayrıldım.

•••

Herkese merhaba❤

Dün gece Vurgun'a final verdikten sonra bu bölümü tamamlayıp yayınlamak istedim.

Medyaya bakıp fenalaşmaktan zorla yazdım diyormuşum ajsj

Bu bölüm karşılaşmaları olmadı. Karakterlerin hayatına bir miktar giriş yaptık.

Siz Loya ve Kuvars'ın nasıl karşılaşmasını istersiniz ?

Bölümü umarım beğenmişsinizdir 🌸

نهاية الفصل

7 تعليق

  • Ay çok iyii gidicek ve bence ilk baş böyle kuvars sert davranır belki loyaya sonra pişman olur

  • Kesin şu tecavüz olayında karşılaşacaklar egemen koyayım tecavüz etmeye çalışınca kuvars kurtarır belki

  • Loya ve kuvars birbirlerine cok iyi gekecek gibi hissediyorum birde kuvarsin annesine cok uzuldum ya canim benim siicacik iyi kalpli tek istedgi kizinin duzelmesi ve ogullarinin tartismamasi ana bence kjvars ve lora klinik geldiginde karsilasabilirser loya egemenin kliniggine gider bir gunlugune ve egemende bu defneye bakmaya gidince tanisabilirler

  • Loya ve kuvars birbirlerine cok iyi gekecek gibi hissediyorum birde kuvarsin annesine cok uzuldum ya canim benim siicacik iyi kalpli tek istedgi kizinin duzelmesi ve ogullarinin tartismamasi ana bence kjvars ve lora klinik geldiginde karsilasabilirser loya egemenin kliniggine gider bir gunlugune ve egemende bu defneye bakmaya gidince tanisabilirler

  • Loya ve kuvars birbirlerine cok iyi gekecek gibi hissediyorum birde kuvarsin annesine cok uzuldum ya canim benim siicacik iyi kalpli tek istedgi kizinin duzelmesi ve ogullarinin tartismamasi ana bence kjvars ve lora klinik geldiginde karsilasabilirser loya egemenin kliniggine gider bir gunlugune ve egemende bu defneye bakmaya gidince tanisabilirler