تخطٍ إلى المحتوى

BERCESTE

الفصل 24 · قراءة 12 دقيقة

BERCESTE

الفصل 24

24

•

-"Loya hanım lütfen !"

Volkan'ın izin vermediği bardak elimden kayıp giderken koltukta biraz daha kaydım ve tavana doğru baktım.

Ne güzel dans ediyorduk. İzin vermeyip bizi buraya oturttular.

Geleli ne kadar olmuştu bilmiyorum ama Defne'nin uykusu gelmişti sanırım yanımda uyuyordu. Bu gürültüde nasıl uyuyordu ki ?

-"Defne. Defne !" Omzunu dürtmeme rağmen tepki vermedi.

-"Birisi çekmeden arka kapıya gitmemiz lazım."

Cihangir'in sesine başımı çevirdiğimde ayakta dikiliyordu.

-"Cihangir ?" dedim sesimi yükselterek.

Etrafa bakarken bana döndü ve yaklaştı.

-"Ne oldu ?" diye sordu.

Kıkırdayıp yüzümdeki saçlarımı geri ittim.

-"Unuttum." diyip dudağımı büktüm.

Yüzünü buruşturup doğruldu. Sonra kollarıyla beni kavradı kucağına aldı.

-"Sende Defne'yi al bir an önce çıkalım buradan."

Esneyip başımı omzuna yatırdım. Hıçkırıp durduğum için gözlerimi kapatmaya fırsat bulamıyordum.

-"Ne oluyor ya ?"

Sonunda uyuyan güzel de uyanmıştı.

İkimizde kucaklarda insanların arasından geçerken bir garson gördüm. Elinde tepsiyle dolaşıyordu. Bir elimle Cihangir'in boynuna sarıldım diğer elimi garsona doğru uzattığım gibi bardağı yakaladım.

Başarım beni mutlu ederken Cihangir bana kızıyordu.

-"Ya dur. O kadar içmişim bir taneden ne olucak ?"dedim ve bir kaç yudum içtim.

Artık midem bulanıyordu.

-"Sende haklısın anasını satayım. İç iç."

Kıkırdayıp bardağı ellerimin arasında sıkıca tuttum.

Bir merdivenden inerken gürültü uzaktan gelmeye başlamıştı.

-"Ben yürürüm dokunma bana. Bıraksana be !" Defne Volkan'ın kucağından yere inince aynısını Cihangir'e yapıp indiğimiz merdivenlere oturdum.

Elbisem öyle açılmıştı ki popomun soğuk beton merdivene değdiğini hissediyordum.

-"Kuvars bey arıyor. Gelmiş olmalı."

İsmini duyduğum an melül melül gülümsedim.

-"Benim ki olan Kuvars mı ?"

Devrik cümleme karşılık Volkan bana tuhaf tuhaf bakıp telefonunu açtı.

-"Dilim kurudu." Defne elimde duran bardağı alınca omzuna vurdum.

-"Az kaldı içme !" diye kızdım.

Kalan içkimi bir güzel mideme indirip bardağı Cihangir'e uzattım. Gözlerim etrafı bir değişik görürken iç çekip gülümsedim.

İyi hissediyordum. Aklım uçuktu.

-"Dışarı çıkalım soğuk havayla kendinize gelin."

Kolumdan çekince parmaklarımla yanağından bir makas aldım.

-"Yakışıklı naber ?"

-"Umarım yaptıklarını hatırlamazsın."

Niye de hatırlamayacak mışım ? Sanki utanılacak bir şeyim var.

-"Tamam dur." dedim kapının önünde.

Benimle uğraşmaktan sıkılmış olmalı ki sigara yakıyordu.

Bir elimi kapının soğuk pervazına dayadım diğerini de belime koydum. Gevşek duruşumla etrafı süzerken Defne'ye göz ucuyla baktım. Duvara yaslanmış elini Volkan'ın omzuna koymuş sohbet ediyordu.

-"Bu ne hal lan ?"

İçimde gümbürtüye neden olan sesi işittiğim an bir titreme yaşadım. Önümüzde göz alıcı bedeniyle dikilen adama baktım.

-"Abi vallahi durduramadım."

Volkan'ın sert duruşu kediye dönünce kahkahamı tutamadım.

-"Ay pardon." Keskin öfke saçan gözler bana dönünce kıkırdayıp elimi ağzıma kapattım.

Aman ne kadar gerginler !

-"Senin yapacağın işe sıçayım. Zil zurna sarhoş olmuşlar hala durduramadım diyorsun ! Defne'yi al arabaya götür."

Yakışıklı ve kanımı kaynatan adam bana yaklaşırken elimi duvardan çekip boynuna uzandım.

-"Sinirlenince ayrı bir can yakıyorsun." diye fısıldadım dudaklarımı yalayarak.

Bana hem sinirli hem şaşkın bakışlar attı.

-"Ne diyorsun kızım sen ?"

Omuz silkip kıkırdadım. Boyuna uzanamayınca boynundan sıkıca çekiştirdim. O da eğilmişti.

Yanağına kocaman bir öpücük kondurdum. Sonra oh çekmeyi unutmadım.

Ne güzel de öpüldü.

-"Hadi gidelim. Ama beni kucağına al. Cihangir beni kucağında taşıyor." dedim sırıtarak.

Siyaha çalan gözlerini üzerimden çekerek yanımda duran Cihangir'e baktı.

-"Ayakta duramıyor farkındaysan."demişti.

Hiçbir şey demeden öfkeden inip kalkan göğsüyle birlikte bedenimi havaya kaldırdı.

Keyifle boynuna sarıldım.

Arabaya bindiğimizde ayaklarım öyle acıyordu ki daha fazla dayanamayıp ayakkabılarımı çıkarttım. Bacaklarıma kendime çektim ve yanımda oturan Defne'nin omzuna yaslandım.

-"Midem kalkıyor. " dedim mırıltıyla.

-"Iy benimde." dedi elini karnına bastırıp.

-"Bok vardı da içiyorsunuz ! Sizin neyinize içki lan ?! Gece gece deli edersiniz adamı !"

Arabayı inleten bağırtısı dışarıdan bile duyulmuştur.

İrkilip birbirimize sokulduk.

Gidene kadar sürekli küfür etmişti. Defne uyuya kalmıştı ama benim gözlerim fıldır fıldır dönüyordu. Uyusaydım da küfürlerini duymasaydım diyordum.

-"Volkan arabana kusabilir miyim ?" dedim yüzümü buruşturup.

-"Ne ?"

-"Kus kus bir o eksikti ! İyi oldu sana !" Uyuz !

Son anda geri kaçınca zar zor yutkundum.

Otelin içinden üst kata çıktığımız sırada Defne hala Volkan'ın kucağında uyuyordu. İçeri girdiğimiz gibi Kuvars'ın kollarından inip banyoya koştum.

Klozetin başında dakikalarca öğürdüm. Hem ağlıyor hem kusuyordum.

İğrençti.

Midem alt üst olmuştu.

Sürekli fokurdayan bir kazan gibi içtiğim içkiler gelip çıkıyordu.

Boğazım , göğsüm öğürmekten ağrırken ağzım tam anlamıyla iğrençten öteydi.

-"Bitti mi ?" Kusmaya başladığımdan beri saçlarımı tutan Kuvars elini karnıma uzattı.

Başımla onayladım.

Berbat haldeydim. Desteğiyle ayağa kalktım ve lavaboda elimi yüzümü yıkadım.

-"Duş al rahatlarsın."

Ellerimi dayadığım mermerde başımı utançla yere eğmiştim. Kusarken aklım çoktan yerine gelmişti ve deli gibi utanıyordum.

Bir genç kız olarak , ayrıca ben Loya olarak böyle kendimi kaybedip nasıl bu kadar içmiştim ?

Yetiştirilme tarzıma çok aykırıydı.

-"İstersen bunları kullan."

Önüme paketli diş fırçası ile macun bıraktığında büyük ölçüde rahatladım. Aksi halde bu ağızla yeniden kusabilirdim.

-"Teşekkürler. " diye fısıldadığımda saçlarımın arasına dudaklarını bastırdı ve banyodan ayrılıp kapıyı kapattı.

İlk önce her yerimi tertemiz yapana dek duş aldım. Yüzümde mahvolmuş olan makyajımı güzelce yıkayıp arındırdım.

Bulduğum havluya sarıldıktan sonra da ikinci kere dişlerimi fırçalayıp dolapta gözüme çarpan çalkalama suyu ile daha temiz hale geldim.

Giyecek kıyafetim olmamasından dolayı utana sıkıla banyonun kapısını araladım.

-"Kuvars ?" diye seslendim kısık sesle.

Bakışlarımdan bile utanç akıyordu.

Yatak odasının kapısında göründü. Kapı arasına yalnızca başımı uzatmış öyle bakıyordum.

-"Saçlarını kurut üzerine uygun bir şey bulayım." diyince geri çekildim.

Saçlarımı iyice kuruttuktan sonra banyodan çıktım. Kuvars elinde bir tişört ile geldi. Uzun kollu kendi bedenine göre büyük bir tişörttü.

-"İdare edersin."

Mecburen edecektim.

-"Olsun." dedim ve banyoda üzerime geçirdim.

İçim çırılçıplak iken popomun altına gelen bir tişörtle nasıl duracaktım ?

Çıplak bacaklarıma son kez göz atıp salona girdim. Camın önünde duruyordu.

Ayak seslerimi işitince arkasına döndü. Hala biraz sinirliydi.

-"Defne içeride yatıyor. Yanına geç."

Vücuduma bir kere bile bakmayışı içime su serpmişti.

Ancak onunla konuşmak istiyordum. Dudaklarımı ısıra ısıra yanına yürüdüm.

-"Çok kızdığını biliyorum. " dedim gözlerim yerdeyken.

Vücudundan sinir fışkırıyordu.

-"Sandığından daha fazla." dedi dövercesine.

-"Özür dilerim." dedim utanç içinde.

Hem kendimi rezil etmiş , hem ona rezil olmuştum.

Ellerini kaldırıp saçlarının arasından geçirdi.

-"Alkol almana kızmıyorum Loya. Ancak bu kadar...bu kadar aşırıya kaçıp Volkan ve o herifin yanında böyle bir duruma düşmene sinirleniyorum. Sen böyle bir kız değilsin ki ?"

Gözlerim yavaş yavaş dolarken başımı aşağı yukarı salladım.

-"Farkında olmadan oldu." derken sesimin titreyişinden kaybetmiştim.

Verdiği sert soluktan sonra kolunu omzuma sardığı gibi beni göğsüne çekti. Diğer elini enseme koyup alnıma buse kondurdu.

-"İyi misin şimdi ? Bir şey yemek ister misin ?"

Midem fena bozuktu. Yiyecek alacak durumda değildi.

-"Hayır." dedim sadece.

-"Gidip uyu." dediğinde kollarımı çekinerek beline sardım.

-"İstemiyor musun ?" diye sordu bu hareketime karşılık.

Başımı olumsuz anlamda salladım.

-"Pekala otur geliyorum."

Yine yalnız bıraktığı için usulca koltuğa oturdum. Ona biraz ihtiyacım vardı. Kötü hissediyordum. Yanında olmak istiyordum.

Geri geldiğinde bir tek loş sarı ışığı açık bırakıp yaklaştı. Üzerini çıkartmış altında eşofman ile duruyordu. Çıplak vücuduna bakmamaya çalıştım.

Koltuğun fazlaca büyük olmamasına rağmen uzanıp beni de yanına çekti. Ardından içeriden aldığı kalın polar örtüyü ikimizi örtecek şekilde üzerimizi kapattı.

Düşmemek için iç içe geçmiştik. Öyle rahattım ki külot dahi olmayan popomu umursamıyordum. Göğsüne sokulup gözlerimi kapattım.

-"Geçti mi ?" diye sordum sinirini ima ederek.

Kolunu sırtıma uzatıp saç diplerimi okşadı.

-"Biraz." dedi kısık tonda.

Yanağımı tüylü göğsüne sürterken hafifçe tebessüm ettim. Sevdiğinin göğsüne yatmak ne kadar da huzur vericiymiş.

-"Seni yine uğraştırdım." dedim geçen dakikalar sonrasında.

Çenesini başımın tepesine sabitleyip sırtımı okşadı.

-"En güzel uğraşımsın. Şikayet etmiyorum. Ama sinirleniyorum."

Dudağımı ıslatıp

-"Bir daha yapmam." diye fısıldadım tekrar.

-"Cesaretli olunca fazla iddialı ve kışkırtıcı oluyormuşsun." Beni utandıran ses tonuyla birlikte belimdeki parmaklarını sıklaştırınca yüzüm utançtan yanmaya başladı.

Sesimi çıkaramadım. Avuçlarımı göğsüne yaslayıp deve kuşu misali saklanmaya çalıştım.

Hareket eden göğsü güldüğünü işaret ederken örtüyü biraz daha omuzlarıma çekti ve saçlarımı öptü.

-"Tatlı uykular tatlı Loya'm."

Vücudumu bulutların üstüne bırakan cümlesiyle tüy kadar hafiflemiştim.

-"İyi uykular." diye mırıldanırken keyfim sesime de yansımıştı.

Küçük koltukta büyük rahatlıkla gözlerim uykuya yenildi.

'

Sabaha gözlerimi sert ve sıcak göğsünde açmak paha biçilmez bir güzellikti.

Gece nasıl uyuduysak aynı pozisyondaydık. Yalnızca koltuktan düşmemek için refleks olarak karnına doğru attığım bacağım fevkalade açıklık yapmıştı.

Resmen bütün derinliklerimle Kuvars'a dayalı duruyordum.

Tanrım.

Nasıl böyle yatabildim !

Ve başım. Müthiş derecede çatlıyor.

Yüzümü buruşturup bacağımı hızlıca dümdüz uzattım. Kıpırdanmam Kuvars'ı rahatsız etmiş olmalı ki mimikleri hareket etmişti.

Titreyen güçsüz nefesimle başımı sıcacık boynuna doğru yerleştirdim. Çok geçmeden geniş bedenini kıpırdattı. Kollarını daha sıkı dolarken diğer yandan saçlarımı öpüyordu.

Muhtemelen uyku sersemliğiyle yaptığı hareket beni mest etmişti.

-"Günaydın ufaklık."

-"Günaydın. " diye mırıldandım dudaklarım boynuna değerken.

Her güne böyle uyansam daha ne isterim ?

-"İyi uyuyabildin mi ?" derken yan dönünce başım boşluğa kaydı. Ancak böylelikle iki koluyla beni sarıp bedenime biraz daha yer açmıştı.

Yukarıdan bakan gözlerine bakıp göğsüne yaslandım.

-"Hiç bu kadar iyi uyumamıştım." dediğime ben bile şaşırıp utandım.

Nefesini üfleyip boynumu yavaşça öptü.

-"İstemen yeterli." diye fısıldadı. Soluğumu aldı götürdü.

Tüylerim ürperirken ellerimi çıplak göğsüne koyup yüzümü gizledim. Etkileniyor olmam beni daha fazla utandırıyordu.

-"Sen ister misin ?"

Bir anda nereden geldiğini anlamadığım cesaretle başımı geri attım ve bu soruyu sordum.

Yüzlerimizin yakınlığını sabitlemek istercesine boynumun altından geçen elini enseme koyup öyle durdu. Gözleri yüzümün her zerresinde detayla geziniyordu.

-"Her gece olsan..." Yutkunup dudaklarını aralamıştı. Onu nefes almadan bekliyordum. Sabit duran başı zaten yakınımdayken bir hamleyle eğildiğinde işte kalbimin durma vakti dedim.

Karnıma saçma sapan ağrılar saplanmıştı.

Deli gibi titriyordum.

Dudakları dudaklarıma değecekti ki gelen gürültüyle kendini geri çekti.

-"Ay !" Sonra Defne'nin sesi çıktı.

Onun varlığını Kuvars'ın etkisiyle tamamen unutmuştum.

-"Sikeyim !" Kuvars dişleri arasında küfür savururken tişörtün açılmamasına dikkat ederek koltuktan kalktım. Saçlarını elimde düzeltip yatak odasına ilerledim.

Kapısı aralık duran odaya baktım.

-"İyi misin ?" diye seslendim.

-"İyiyim. Telefonumu düşürdüm. Gelsene."

İçeri adım atarken ellerim tişörtün etek ucundaydı. Her an bir yerim görünecek diye korkuyordum. Özellikle arkamda Kuvars yatarken.

-"Gece uyudun." dedim mırıltıyla.

Dudaklarını birbirine bastırdı. Gülecekken elleriyle yüzünü kapatmıştı.

-"Abim çok kızdı mı ?" diye fısıldadı.

-"Biraz. Çok değil." diyip dağınık yatağın ucuna oturdum.

O da yanıma oturdu.

Başımın ağrısını yeni yeni fark ediyordum. Ayrıca ağzımın tadı iğrençti.

-"Çöp gibi kokuyorum. Acilen duş almalıyım. Annem bu halimi görürse fenalaşır." dedi yüzünü buruşturup. Sonra bana döndü.

-"Sen temiz ve iyi görünüyorsun. Hem nerede uyudun ? Abim nerede ?" Soruları yanaklarımı kızarttı.

Omuz silktim.

-"Midem fena olunca kustum. Haliyle duş aldım. Kuvars da içeride. Sen git duş al bende burayı toparlarım." dedim daha fazla irdeleyip beni utandırmasın diye.

-"Seni seni." Gözlerini kısıp omzuma vurdu ve ayağa kalktı.

Sırıtarak arkasını döndü.

-"Yapma şöyle." Kısık sesle kızdığımda kıkırdayarak odadan çıkmıştı.

-"Günaydın abicim ! Sen kızmadan özür dilerim haklısın aşırıya kaçtı. Bir daha olmaz. Bir de anneme söylemezsen sevinirim canım abim."

Defne'nin salondan duyulan sesi gülümsememe sebep olurken yataktan kalktım. Dağılmış yastığı ve örtüleri düzeltecekken acaba Kuvars değiştirmek ister mi diye düşündüm.

-"Kaybol."

Kuvars'ın sesini duyarken salona geçtim. Defne usul usul banyoya kaçmış kapıyı kapatmıştı.

Kapıya yaslanıp koltukta hala uzanmaya devam eden sinirli Kuvars'a baktım.

-"Yatak örtüleri değişecek mi ?" diye sordum.

Gözlerini bana çevirdi.

-"Ben çıkınca değişiyorlardır. Uğraşma sen." dedi umursamazlık içinde.

Ardından koltuktan kalktı. Ona doğru yaklaşıp örtüyü aldım ve katladım. Son katını yaparken arkamdan kollarını belime doladı.

-"Dışarıda mı kahvaltı yapalım ?" diye sordu kulağıma eğilip.

Heyecandan kıpırdandığım sırada kalçam ona değer değmez kaskatı kesilmişti ancak bana fark ettirmemeye çalıştı.

Kızartmaktan yerin dibine geçecektim.

-"Şey...sen bilirsin." diyebildim zorlukla.

Derin bir iç çekip saçlarımı defalarca kez öptü.

-"Bugün şirkete gelme dinlen. Buraya kahvaltı söylerim."

Sesinin etkileyiciliği boğazımı kuruturken başımla onayladım.

Kollarını çekmesiyle boşluğa düşerken yanından kaçtım ve elimde sıkıca tuttuğum örtüyü yatak odasına bıraktım.

Defne'nin banyodan çıkmasıyla içeri girdim. Elimi yüzümü soğuk suyla yıkarken Kuvars da geldi.

Kabinin içine eğilip suyu açmıştı.

Kalbim yine yerinden çıkacak gibi atıyordu. Ona bakmamaya özen gösterirken havluyu askıdan çektim ve yüzümle boynumu kuruladım.

-"Miden nasıl ?" Yanımda belirince titrek bir nefes verip havluyu yerine astım.

-"Bulanmıyor ama iyi de sayılmaz." dedim çıplak göğsünü incelerken.

-"Yedikten sonra düzelir. Şimdi izin verirsen duş alacağım. " Güzel yüzüne yer eden ufak tebessümün peşinden alnıma minik bir öpücük bıraktı.

Dağılmış aklım konuşmaya yetmedi. Hızlıca banyoyu terk ettim.

Nefes nefese salonun ortasında durdum.

Defne odanın kapısında havluyla belirdi.

-"Ben kaldım böyle. Ne giyeceğiz ?"

Dudağımı büktüm.

-"Bilmem ki. İçim çıplak ve hiç rahat değilim." diye itiraf ettim.

Gözleri değişirken yine o imalı sırıtması yer edindi.

-"Sevgilinin evinde böyle gezebilirsin ama görümcen varken çok tehlikeli. "

Gözlerimle ağzım aynı oradan açıldı.

-"Ya Defne !"

Kahkaha atıp odanın içine geri döndü.

-"En iyisi aşağıdan isteyelim. Sende üşütme."

Hala laf sokmaya devam ederken ona küserek konuşmamayı tercih ettim. Aradan kısa bir zaman geçtiğinde çalışan kadın tarafından hem kahvaltı hem de kıyafet getirilmişti.

İkimize de uygun tayt ve sweatler ile birlikte iç çamaşırları kesinlikle ihtiyacımız olan şeylerdi.

Bizim giyip çıkmamızla Kuvars da giyinmek için girmişti. Beklemeden masaya oturduğumuzda bir hayli aç olduğumu fark ettim.

Uzun zamandır ilk kez böylesine açlık hissederken Kuvars'ın gelmesini beklemek zor olmuştu.

Gelip baş köşeye oturduğunda ise aklımda ne açlık kaldı ne başka bir şey.

Lacivert siyaha yakın bir koyulukta takım giyinmişti. Parıldayan yaka iğnesiyle gözlerim onda kaldı.

Rezil olma ihtimaliyle zorlukla gözlerimi ondan çekerken yüreğim yerinden çıkarcasına atıyordu.

-"Benim acelem var bir şeyler atıştırıp çıkacağım siz devam edin." dediği gibi bir kaç lokmayı hızla yemeye başlamıştı.

-"Bende gelebilirdim." dedim.

Onu bu halde o şirkete göndermek hiç kolay değildi.

Alttan alttan bana bakıp ağzına peynir dilimi attı.

-"İyi hissedersen öğlede gelirsin. " diyince bir nebze rahatladım.

-"Olur." dedikten sonra karnımı doyurmaya giriştim. Bu sırada Defne de yalnızca yemeye odaklanmıştı.

Kuvars beş dakika sonra kalkınca istemsizce bende sandalyeyi geri itip kalktım.

Boş sandalyeye astığı kabanını giyindi ve yakasını düzeltti. Peşinden küçük adımlarla asansörün önüne kadar ilerledim.

-"Dikkat edin. Sorun olursa ararsın. Gelirken de haber ver Volkan'ı gönderirim. Ayrıca şu ev işini artık halledelim."

Ah onu tamamen unutmuştum.

-"Tamam öğleye kadar bakarım gelince söylerim." dedim ve ellerimi birleştirdim.

Yanaklarımın içini ısırırken asansörün gelişiyle bana döndü. Heyecandan soluğum tıkanıverdi.

Hep böyle mi olacak ?

-"Görüşürüz." İki büyük avucu yanaklarımı kavradı. Sonra sıcak dudakları alnımdaki yerini aldı.

Masum öpücüğün beni utandırma sebebi kız kardeşinin görüyor olmasıydı. Ancak o kadar hoşuma gitmişti ki buna çok takılamadım.

-"Görüşürüz. Sende dikkat et." dedim kısık ama duyacağı tonda.

Başını hafifçe eğdi ve asansöre adım attı.

İçimden kalbimi yumuşacık eden bir hayal geçti.

Onu her gün yolcu etmenin güzelliği nasıl olurdu ?

•••

Herkese gecikmiş bir merhaba ❤

Sonunda bitirdim ve hemen yayınladım.

Beklentinizi umarım karşılamıştır.

Bir sonraki bölümde görüşürüz 🌸

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.