•
Ellerimde yüzümde farklı renk boyalarla yerden kalktığımda yaptığım tabloya son bir bakış attım. Dudaklarım yukarı kıvrıldı.
Saatler boyunca yorulmak beni bıktırmıyor aksine o uyuşmuş yerlerimden mutlu oluyordum.
Yaklaşık bir aydır aynı rutin içindeydim. Aklımı bu şekilde dağıtabiliyordum. Tablolarımın tamamlanmış ve beğenilir cinsten olanlarını Necati amcaya hediye ediyor tekrar evime geliyordum.
Şu günlerde ise fazlasıyla bitkindim. Bir aydır görüşmediğim ailemin avukatı beni aramıştı ve iki gün sonra mahkeme olacağını bildirmişti. Hatta ve hatta öncesinde görüşüp bir anlaşmaya varma teklifini sunan avukatımız yüzünden şok geçirmiştim. Ancak katiyen böyle bir ihtimalin olmadığını söyleyip yüzüne kapattığımda yeniden aramaya cesaret edememişti.
Bugün her ne kadar kolumu kaldırmaya isteğim bulunmasa bile Defne'nin teklifini geri çevirmeyecektim.
Buraya sık sık gelip gittiği için ailesi artık benimle daha yakından tanışmak istediklerini belirtmişlerdi. Ve akşam yemeğine davet etmişlerdi.
Şehirden uzakta yaşamaya kısa sürede alıştığımdan yine o gösterişli alana girmek içimden gelmiyordu. Bir yanım geldiğim yere olan tutumlarımı sürdürürken diğer yanım doğal olmak istiyordu.
Kusursuza yakın biçilmiş hayatımda salonun ortasında bağdaş kurup yerde oturuyordum.
Bu bile beni sanki zincirlerimi kırmış gibi yapıyordu.
İçim kocaman bir okyanustu. Bir avuç kadar yer serin sulardı. Kalan bütün okyanus cayır cayır ateşlerle yanıyordu.
Kurtulamıyordum. Hep iyi yönünden bakmaya çalıştığım ne varsa gecenin sonunda hıçkıra hıçkıra ağlamayla son buluyordu.
Heba oluyordum. Heba.
Yanağıma süzülen yaşı silerken içime doğan his ile Kuvars'ın parmak izinin verdiği güzelliği anımsadım.
Kalbim onu görmek istiyordu. Hatta sızlanarak yalvarıyordu. Duygusuz bakışları bir kere değsin diye yakarışta bulunuyordu.
Kendimi tuhaf hissediyordum. Bir yabancıya tutuluyordum. Delirmiş benliğim onu bir sakinleştirici olarak görüyordu.
Bu düşüncelerimden kurtulmalıydım. Ben adıma utanıyordum. Nasıl olur da yardım eli uzatmış bir adama yasak hisler beslerdim ?
Doğru olmadığını kalbime hatırlatırken duştan çıkıp ıslak saçlarımı kurutmaya başladım. Kuruttuktan sonra doğal dalgalar yaparak sırtımdan aşağıya süzülmelerine izin verdim. Saçlarım aylardır kesilmediği için neredeyse belime kadar iniyordu.
Geç kalmamak için oyalanmadan makyaj masama oturdum. Gözlerime abartı olmayan bir gölge yapıp aynaya baktım. Eyeliner yerine maskara yardımıyla gözlerim yeterince belirgindi. Hafifçe allıkla renklendirip son olarak dudaklarıma bir ruj sürdüm. İki saniye sonra aldığım peçeteyle ruju tamamen sildim. Sanırım doğal dudak daha iyiydi.
Boynuma parfüm sıkarak kalktığım masadan yatağa bıraktığım elbiseme uzandım.
Uzun zamandır bir akşam yemeği için hazırlanmıyordum. Özellikle seçtiğim elbiseyi kendim için seçtiğime inanmaya çabalasam bile aklım hep başka yerdeydi.
Saçmalığın en alâsı !
-"Sen böyle bir kız değilsin Loya." diye mırıldandım kendi kendime.
İç çamaşırlarımın üzerine geçirdiğim elbisenin fermuarını güç bela atlaya zıplaya yukarı çektiğimde tuttuğum nefesimi üfledim.
Güzel mi oldum ne ?
Boynuma bir zincir kolye geçirip tek bantlı topukluları giyindim. Gidene kadar umarım soğuktan ölmezdim.
Uzun bir kaban giymeyi planlıyordum. Sıcak tutacağını ummaktan başka yapacak bir şey yoktu.
Dışarıda neredeyse artık kar yağacaktı ve beni gören deli sanacaktı.
Ancak...zaten deli değil miydim ?
Kendi kendime gülecekken iyice delirdiğimi anlayarak bundan vazgeçtim. Zincir askılı çantaya cüzdanımı ve telefonumu koydum.
Dolaptan siyah dizlerimin altına kadar uzanan bir kaban giyindim. Kapıdan korna sesi geldiğinde ise evden hızlıca çıkmıştım. Kapının önü taş bir zemin olduğu için çamur yoktu ancak fazlasıyla ıslaktı.
Taksiye binene dek tir tir titremiştim. Defne dakikalarca şoför göndermekten bahsetmişti ama kendim gelmekte ısrar edip ikna etmiştim.
Attığı konumu taksi şoförüne söylediğimde keyifle arabayı sürmeye başladı. Mesafe uzak olduğundan mutluydu.
Yol bitene dek düşünceler beynimi tırmalarken büyük bir malikânenin önünde durduk. Taksinin ücretini ödeyip indiğimde sağanak yağmur başlamak üzereydi.
Kapıdaki korumanın yardımıyla açtığı şemsiyenin altında evin kapısına yürüdüm. Yürüdüm ama nasıl yürüdüm ?! Dişlerim birbirine çarpa çarpa...
Tokmakla vurduğum kapının açılmasını beklerken geriden bir araba sesi geldi. Omzumun üzerinden baktığımda camları filmli arabadan Kuvars iniyordu.
Karnıma yediğim yumruk nefesimi dibine kadar kesmişti.
Hızla önüme döndüm. Gözlerim bakacak yer ararken nihayet kapı açılmıştı.
-"Hoşgeldiniz efendim. Loya hanımdı değil mi ?"
Güler yüzlü yardımcı beni şaşırtmıştı. Bizimkiler nemrut gibiydi.
-"Hoş buldum teşekkürler. Evet." diye karşılık verdim küçük bir gülümseme ile.
-"Ben üzerinizi alıyım. Üşümüş olmalısınız."
Kabanımı verirken başımla onayladım. Evin içi sıcacıktı lakin ısınmam zaman alacağa benziyordu. Kabanımı verip çantamı da uzatacakken hala açık duran kapıdan içeri Kuvars girdi.
Tehlikeli bakışları bir kaç saniye üzerimde durdu. Ardından siyah kabanını çıkarttı.
-"Hoşgeldiniz Kuvars bey." dedi yardımcı kadın.
Bakışlarım yerdeyken kadının kabanını asmasını bekleyip çantamı uzattım. Teşekkür ederek ellerimi birbirine sürttüğümde göz ucuyla Kuvars'a bakmıştım.
Koyu lacivert, tek bir kırışıklık barındırmayan takımıyla şahane görünüyordu.
-"Nasılsın ?" diye sorduğunda karnımı istemsizce içeri çektim.
Kalın ve tok sesi kulağıma çalındı. Dümdüz konuşuyordu. Bir insan ancak bu kadar his barındıramazdı.
Tırnaklarımı farkında olmadan bastırdığım avucumun acısıyla dudaklarımı araladım.
-"İyiyim , siz ?" diye sordum kesik kesik nefeslerle.
Uzun boyuyla tam yanımda dikilirken nasıl heyecanlanmazdım ki ?! Yani yerimde hangi kız olsa böyle hissederdi ! Benimle ilgisi yok.
Normal.
Evet tamamen normal.
-"Buradan çıktığımda daha iyi olacağım." Dudaklarının arasından çıkan cümle mırıltı gibi kendi kendine çıkmıştı. İleri doğru bakarken elini uzatınca ayaklarımı harekete geçirdim.
Neden öyle söylemişti ki ?
-"Loya ! Geldin mi ?!"
Merdivenlerden inen Defne'nin boynuma atlamasıyla gülümseyip sarıldım. Gerginlikten bayılacak haldeydim ama Defne bana çok iyi geliyordu.
-"Hoşgeldin. Seni burada görmek çok güzel." dedi ellerini sırtımdan çekerken.
-"Bakıyorum abin hemen unutuluyor."
Kuvars'ın tam arkamda durduğunu unutup varlığını belli ettiğinde boynumu ateşler sardı.
-"Olur mu öyle şey ? Sende hoşgeldin." Defne'nin Kuvars'a sıkı sıkı sarılması üzerine gözlerimi kaçırdım.
Ardından birlikte salonlarına geçmiştik. Ailesiyle tanışırken çok çekinceliydim. Yeni insanlar bana şimdi ki dünyamda zor geliyordu.
Geniş yemek masasında yerimizi aldığımızda yanıma Korhan Soysal'ın oturmasından dolayı içten içe rahatsızdım. Utansam bile Kuvars'la yan yana olmayı düşlemiştim.
Kuvars ise karşıda Defne ile birlikteydi.
-"Mahkemeye hazır mısınız ?"
Kaşığı öylesine gezdirdiğim çorba kasesinden başımı kaldırıp Korhan beye baktım. Ona dönerken Kuvars'ın alttan bir bakış attığını görmüştüm. Alttan alttan bakınca daha bir sert görünüyordu.
-"Pek değil." dedim utana sıkıla.
Yüzüne bakmak yerine farklı yerlere bakarken yeniden önüme döndüm. Kuvars'a benzemiyordu. Konuşkan birisiydi.
-"Korhan'ın yardımcı olacağına eminim. Bu konuda endişen olmasın. Mesleğini iyi yapar." Sancar bey oğluna destek çıkarken bana sıcak bakışlarla bakıyordu.
-"Kime göre , neye göre ?"
Soluğumu olduğu yere hapseden ses üzerine yanağımın içini ısırdım.
-"Kapat çeneni." dedi Korhan bey dişlerini sıka sıka.
-"Niye gerçekler acıtıyor mu ?" Kuvars'ın sonuna dek süren ciddiyeti şuan sinirli bir alaydan ibaretti.
-"Yemeğe saygınız yoksa misafirimize olsun !" Sancar beyin keskin sesi oğulları arasındaki gergin atışmaya son vermişti.
Baktığım üzere Defne de gerilmişti. Meyra hanımsa bıkkınlıkla çocuklarını izliyordu.
-"Baba-"
-"Korhan lütfen."
Kendimi fazlalık hissettiğim bir an yok olmak istedim. Zaten zar zor dahil olmuştum ve şuan daha çok çekiniyordum.
Korhan bey burnundan soluyarak peçeteye uzandı.
-"Her neyse...kusura bakmayın Loya hanım. Ne diyordum ? Hah şey mahkemede yanınızda bulunacağım."
-"Ben bulunurum. Sen kutsal görevinden ayrılma." Kuvars tamamen iğneleyici tavrıyla bir nevi işiyle dalga geçmişti.
Aralarının bu denli kötü olabileceğini hiç düşünmemiştim.
Bir dakika.
Ben bulunurum mu dedi o ?
Yanımda olacağını söyledi. Baya baya.
-"İkinizde Loya'nın yanında olabilirsiniz oğlum. Didişmenin lüzumu yok." Meyra hanım bana gülümseyerek oğullarına uyarı verdi.
-"Senin bir vasfın yok. Asıl sen gelmezsen bir eksiklik olmaz."
Olurdu.
Büyük bir eksiklik olurdu.
-"Karşımda oturan vasıfsız adam mı bana bunu söylüyor ? Seni yarım saatte koltuğundan ederim. Vasfımı görmek ister misin ?" Kuvars ellerini masaya yaslayıp dikleşince bu sefer endişeyle karışık bir korku yaşadım.
Bir anda gözleri kararmıştı. Gerçi oturduğu andan itibaren etrafında kara bulutlar vardı.
-"Ya lütfen ama ! Evime ilk kez bir arkadaşımı davet ettim. Beni çok üzüyorsunuz." dedi Defne iki abisi arasında gidip gelerek.
-"Onların adına özür dilerim kızım. Hep böyleler. Zamanla gördükçe alışırsın." Sancar bey artık sinirlenmeyi bırakmıştı. Belli ki kızmak da bir işe yaramıyordu. İki kardeş birbirini boğacak gibiydi.
-"Önemli değil." dedim kısık tonda.
Yemeğin geri kalan kısmında beni de dahil etmek için farklı konularda sohbet etmişlerdi. Ara sıra yorumda bulunsam bile çok konuşmadım. Hiçbir zaman çok konuşmazdım.
Salonda yaklaşık yarım saat oturduğumuzda Defne ile yan yana oturmuştuk.
Yine Kuvars'a uzaktım.
-"Ben artık izninizi istesem ?" Bunu söylemek için on dakika düşündüm. Yalnız kaldıkça cümle kurmam sanki daha bir zor oluyordu.
-"Hemen mi ? Erken daha." dedi Meyra hanım.
-"Bence de biraz daha kal." diyen Defne oldu.
Dudak içimi kemirip ellerimi koltuğa bastırdım.
-"Yol uzun...biliyorsun." dedim Defne'ye hitaben.
-"Burada kalmanı teklif etmek istesem de kabul etmeyeceğin için söylemiyorum." dedi gülümseyip.
Başımı salladım. Tebessüm ettim.
-"Teşekkür ederim her şey için." diyerek ayağa kalktım ve elbisemi düzelttim.
-"Tekrar bekliyoruz. İstediğin zaman gel. Kahvaltıya olur kahveye olur her zaman bekliyorum. " Meyra hanım sıcakkanlı şekilde sarılıp çekildi.
-"Kesinlikle. Arayı çok açma." Sancar bey omzumu okşayıp gülümsedi.
Sıcak bir aileydi. İç çekmeden edemedim.
-"Olur elbette. " diye yanıt verdim.
-"Geç ben seni bırakırım." Göz bebeklerim saniyelik olarak büyüyüp küçüldü.
Sanki herkes benim gibi şaşırmıştı.
-"Senin otel odan ters yolda. Yorma bir daha kendini. Şoförümüz Loya hanımı götürür." Korhan hırsını alamamış gibi Kuvars'a takılıyordu.
Kuvars avucunun içiyle göğsünden ittiği kardeşini takmadan ilerledi.
-"Bir dahaki sefere konuşamayacaksın Korhan. Çünkü kan tükürüyor olacaksın." Salondan ayrılırken öfkeyle dile getirdikleri kanımı dondururken Korhan soğuk bir kahkaha atmıştı.
-"İyi geceler." dedim bir an önce buradan ayrılmak istediğim için.
Kapıdan vedalaştığım Soysal ailesi arkamdan el sallarken kabanıma sarılarak Kuvars'ın arabasına yürüdüm.
Şiddetli fırtına gece karası saçlarını savururken o sanki güneşin altında duruyormuşçasına sakin sakin sigara içiyordu.
-"Bin yine hasta olacaksın." diyip arka kapıyı açtı.
Sert sesi fırtınadan daha ürperticiydi.
Sık nefeslerimle arka koltuğa yerleşip kapıyı kapatmasını izledim. Sırtını yasladığı kapı yüzünden yüzünü göremiyordum.
Halbuki aklıma kazımak gibi planlarım vardı.
Lakin tekrar saçmaladığım gerçeğiyle yüzleştim.
Adamın yardım elini farklı yöne çekiyordum.
Camdan ayırmadığım gözlerim olmasına rağmen yanıma otururken yüz ifadesini görüyor gibiydim. Derin bir hissiyat.
-"Üşür müsün ?"
İrkilip başımı çevirdim.
Cam.
Donuyordum. Ama başımı iki yana salladım. Açtığı cama dirseğini yaslamış yeni bir sigaranın ucunu yakıyordu.
Çıplak bacaklarımı birbirine bastırıp ellerimi kabanıma sardım.
Bir yanlış yapıyordum. Hastalıklı ruhuma yapışmayacak bir yara bandından medet umuyordum. Bunu yapmayacaktım. Yanılıyordum belki de. Belki de daha önce yabancı bir adamla yan yana bulunmadığım için yanlış düşüncelere kapılıyordum.
Bir lise aşkım olmamıştı. Kimseye platonik olarak tutulmamıştım. Çünkü Hanzade soyundan olmak bunu gerektiriyordu. Bütün kuzenlerim onlara uygun görülen eşlerle evlendirilmişti. Ailemize yakışan soylu bir aileyle.
Sevgi görmeden sevmenin ne olduğunu bilmiyordum.
Gözümü açtığımda bana yardımcı olan adama olmaması gereken şekilde bakmak uygunsuzdu.
-"Otele mi patron ?"
Mideme sıkışıp kalan sancıyla nefesimi tuttum. O kısımı hatırlamak istemiyordum. Yatağında uyuduğumu , ciğerlerime mesken etmiş kokusunu sonsuza kadar unutmak istiyordum.
-"Sen caddeye sür taksiyle geçersin. Ben kullanacağım."
Başımı usulca diğer yana çevirdim. Nefes almadan durabileceğimi bilsem yol boyunca nefessiz kalırdım.
Onu solumamalıyım.
On dakika gitmiştik ki şoför arabayı sağa çekti. Yan koltuktan kabanını alıp kemerini açtı.
-"İyi geceler efendim." Adamın inmesiyle Kuvars yanımdan inerek ön koltuğa geçti.
-"Bende taksiyle gidebilirim." dedim geniş omuzlarına bakarken.
Arabayı çalıştırırken sesli bir nefes verdi.
-"Bende taksiyle gitmeni istesem...götüreceğimi söylemezdim." İmanın altında biraz kızar gibi söyleyince daha fazla sesimi çıkartmadım.
Direksiyonu kavrayan dövmeli ellerini izlerken dövmelerinin güzelliğini düşünüyordum. Evinde karanlıkta gördüğüm kadarıyla vücudunda da vardı ama net görememiştim.
Dövmeden çok hoşlanmıyordum.
Kuvars'ta görene dek.
-"Telefonumu uzatır mısın ?"
Daldığımı fark edip yanımda koltukta çalan telefona baktım. Ekranda yazan Hande ismini ister istemez gördüğümde kanım çekilmişti.
Titreyen parmak uçlarım telefonu zorla kavradı. Omzunun üstünden uzattığım telefonu mıknatıslı aparata takıp aramayı yanıtladı.
-"İyi akşamlar efendim."
Karşıdan gelen kızın sesinin titrekliğini kendime benzetmiştim.
-"Seni dinliyorum." Kuvars gözlerini yoldan çekmeden bütün donukluğu ile konuşmuştu.
-"Şey...ben...sizi rahatsız etmek istemezdim...ama..."
-"Kısa kes Hande söyle."
Kızın yerine ben sıçrarken koltuğa sindim. Bu adamın sesi kimi korkutmazdı ki ?
-"Geçen gün ki proje sahibi. Sefa Şanlı." derken zorla konuşuyor gibiydi.
-"Ne olmuş ona ?" dedi Kuvars. Yandan baktığım kadarıyla kaşlarını çatmıştı. Sonunda bir duygu belirtisi !
-"Bunu size söylemek istemezdim. Çok utanıyorum ve çok özür dilerim. Ama ne yapacağımı bilemedim."
-"Ne oldu Hande ?!"
İkinci sıçrayışımda Kuvars arabayı kenara çekip telefonu kulağına aldı. Merak duygum kabarırken duyamıyor oluşumdan ötürü dudaklarımı kemiriyordum.
-"Ne ?! Bana derhal evinin konumunu at. O itin gelmişini geçmişini sikeceğim !"
Arabayı dolduran öfkeli sesiyle birlikte hızla yola girdi. Telefonu attığı koltuktan geri aldı ve arama kısmına girdi.
-"Sabah ilk işin Sefa denen köpeğin projesini iptal etmek olsun."
Kuvars'ın öfkesi galiba tatmak isteyeceğim son şeydi.
-"Parasını sikerim Kenan. Sana söylediğimi yap."
Üst üste ettiği küfürlerle yanaklarım resmen domatese dönmüştü.
-"Loya kısa bir işim var. Arabada beklersin."
Başımla onayladığımı görmese bile aşağı yukarı salladım. Yollarda ilerleyip bir semtte durduğu zaman ilk önce etrafa baktı. Sonra avını bulmuş kurt misali arabadan indiği gibi ilerideki bir arabanın kapısını açtı.
Nefesimi tutmuş onu izliyordum.
Yakasından çektiği adamı arabaya yaslayıp vurmaya başladı. Attığım korku dolu çığlıkla arabadan indim.
Şoför olduğunu düşündüğüm adam Kuvars'a saldırınca içime bir şeyler oldu.
-"Kuvars bey !"
Benden çıkmayan ses apartmandan koşarak gelen kıza aitti.
Kuvars iki adamla insan üstü bir güçle baş ettiği sırada tam kaşına bir darbe aldı. Boşluğundan faydalanan vuruşun hesabını adamın burnundan çıkarttığı anda gelen o kırılma sesi midemi kaldırmıştı.
-"Şerefsiz orospu çocuğu ! Savunmasız bir kızı taciz etmek adamlık mı puşt ?! Senin elini kolunu götüne sokmazsam bende adam değilim !"
-"Kuvars yapma ! Ne olur yapma !" Dayanamayıp bağırdığımda elimi kolumu koyacak yer bulamayıp dehşet içinde kıpırdanıyordum.
Adamlardan biri yerde baygın yatarken diğerinin kafasını arabaya şiddetle vurmuştu. Kaşından süzülen kanı görmek gözlerimi doldurdu.
-"Nerede kaldı bu polis ?!"
Varlığını unuttuğum kıza bakacakken mahallenin belirli yerlerinden başka insanlar toplanmıştı. Onların sayesinde Kuvars geri çekilirken çok geçmeden polisler gelmişti.
Titreyen bacaklarımla Kuvars'a yaklaştım. Elinin tersini kullanarak yüzüne dağılan kanı silmeye çalıştı. Onunla aynı anda yüzümü buruşturdum.
-"İyi misin ?" dedim içim acıya acıya.
Elleri , üstü , başı hep kandı.
Başını belli belirsiz sallayıp onu çağıran polislere doğru ilerledi. O adamın Hande denilen sekreterini rahatsız ettiği açıklamasını yaparken dinliyordum.
Polisler ifadesi için kızı alarak yerdeki adamları da götürmüşlerdi.
Arabaya bindiğimizde yüreğim ağzımda atıyordu. Kuvars durmadan sövüyor söyleniyordu.
Bir şeyi fark etmiştim.
Kuvars'ın tahammül edemediği bir konuydu. Kadınlara yapılan bu tip şeylere dayanamıyordu.
Bu bana özel değildi.
Neden hayallere kapılmıştım ?
-"Sana arabada bekle demedim mi ?!" Öfkesinin yönü bana çevrildiğinde ona bakma cesareti bulamadım.
-"Kime diyorum ?!"
Bağırmasından dolayı korkum artarken koltukta yok olmak istedim. Hassas ruhum onun sesini yükseltmesine karşılık titremişti.
Cevap vermeyince sessiz sessiz küfür etmeye devam etti.
Yol boyunca dolu dolu bakan gözlerimden bir damla yaş akmasına izin vermedim. Eskisinden daha kötü olduğumu anlamıştım. Önceden de babam yada dedem kızdığında çok üzülür ağlardım ama Kuvars'ın bağırması korkutmuştu.
Evin önünde duran arabadan indiğim gibi ona bakmadan yürüyordum. İç çekişlerim kolumu tutup kendine çevirmesiyle son buldu.
Bileğimi kavrayan parmaklarının sıklığı karşısında soluklarım hızlanmıştı.
-"Bakma öyle. Özür dilerim...bir an sinirle bağırdım."
Dudağımı ısırıp başımı eğdim. Bir an dediği arabayı inleten kükremesiydi.
Sanki bileğimi tuttuğunu yeni fark eder gibi bırakıp elini sıktı.
-"Yüzüme bakmayacak mısın ?"
Refleks gibi gözlerimizi birleştirdiğimde kaşından hala kan süzülüyordu.
-"Bakamam ama temizleyebilirim." Kendimden beklemediğim cümle dudaklarımın arasında fısıltı halinde dökülmüştü.
Hem kırılıp hem kıyamamak. Nasıl bir histi ?
•••
Herkese merhaba 🌸
Bölüm hakkındaki düşünceleriniz nedir? ❤
Ufaktan da olsa birlikte anı biriktirmeye başladılar. İlerleyişi beğeniyor musunuz ?

