Skip to content

Bebeğim

Chapter 43 · 3 min read

Bebeğim

Chapter 43

Yüzleşme

Vee beklenen an 🙀

----

Aslı’nın Gözünden

Zühre’yi kucağımda hafifçe sallarken gözlerimi kapattım. Ateşi düşmüştü ama hâlâ halsizdi. Kaan, sabaha kadar yanımızdan ayrılmamıştı. “Merak etme, bir şey olmayacak” demişti. Ve dediği gibi olmuştu. Ama içimdeki huzursuzluk geçmiyordu.

Telefonum çaldığında Zühre’yi nazikçe beşiğine bıraktım. Arayan Aylin Hanım’dı.

“Aslı, nasılsınız?” Sesi endişeliydi.

“Daha iyiyiz,” dedim yorgun bir sesle. “Ateşi düştü ama hâlâ çok uykulu.”

“Çok şükür.” Bir an sessizlik oldu. Sonra sesi biraz daha kararlı çıktı. “Derya Zühre'nin durumunu anlatınca Tolga hastaneye gitmek istedi ama durdurduk. Yarın seninle görüşmek istiyor.”

Kaşlarımı çattım. “Beni mi görmek istiyor yoksa hesap sormak mı?”

Aylin Hanım iç çekti. “Tolga’nın nasıl biri olduğunu biliyorsun. Öfkeli, inatçı… Ama sonuçta Zühre’nin babası. Ve bunu senden değil, bizden öğrendi. Sinirli olması doğal.”

Sinirlenmek mi? Tolga’nın genelde yaptığı şey sinirlenmek değil saldırıya geçmekti. Yine de bunu Aylin Hanım’a söylemedim. Sonuçta o da oğlunu tanıyordu.

“Tamam” dedim kısa bir sessizlikten sonra. “Yarın sahilde Bebek’te bir kafede buluşalım.”

Telefonu kapatıp başımı yasladım. Kalbim sıkışıyordu. İçimde hâlâ kırgınlık vardı ama her şeyden öte korkuyordum. Tolga’nın sert sözlerine, öfkesine, beni anlamamasına…

Ama eninde sonunda bu yüzleşme olmalıydı.

Ertesi gün, sahilde oturduğum kafede sabırsızca bardağımı evirip çevirirken gözlerimi denize diktim. Zühre’yi Aylin Hanım’a bırakmıştım. Zühre'yi görmeden önce bir konuşmak istemişti.

Tolga biraz gecikmeli geldi ama geldiğinde yüzündeki ifade her şeyi anlatıyordu. Öfkesi, hayal kırıklığı ve içerlediği şeyler yüzüne kazınmıştı. İçime doğru bir şeyler aktı. İtiraf etmek istemiyordum ama çok özlemiştim. Sanki bir sarılsak her şey düzelecek gibiydi.

Sertçe sandalyeye oturdu. “Bunu bana nasıl yaparsın?” ve büyü bozuldu.

Derin bir nefes aldım. “Tolga, oturalım ve sakin konuşalım.”

Güldü. Ama o kahkahanın içinde hiçbir sıcaklık yoktu. “Sakin mi? Sen gerçekten benden sakin olmamı mı bekliyorsun? Kendi çocuğum olduğunu bilmeden aylarca yaşadım, Aslı! Kızım hasta oldu, başka bir adam onun başındaydı ben değil!” sadece hastanede değil yanımda hep "başka bir adam" vardı.

Ellerimi masanın üzerine koydum sesimi yükseltmemeye çalışarak konuştum. “Sana söylemek istedim ama hamileliğim boyunca bana inanmadın. Beni suçladın. Hiçbir şeyi sorgulamadın bile. ‘Aslı yalan söylüyordur’ demek kolaydı, değil mi?”

Tolga ellerini saçlarına daldırdı. “Ben bilmiyordum… Bilmiyordum ki!”

Gözlerim doldu ama dik durmaya çalıştım. “Öğrenmek için de bir çaban olmadı.”

Tolga masaya sertçe vurdu. “Beni kandırdın! Benden çocuğumu sakladın! Bunu bana nasıl yaparsın?”

Tüm vücudum titredi. “Ben seni kandırmadım, Tolga! Sen zaten bana inanmıyordun! Ne yapabilirdim? Karnım burnumda, tek başıma doğuma girdim! Yanımda ne sen vardın, ne bir destek! Ve şimdi karşıma geçip bana hesap mı soruyorsun?”

Tolga’nın gözleri öfkeyle parladı. “Sana inanmak istedim ama ortada ne varsa hepsi bana yalan gibi geldi! Ve evet, hesap soruyorum! Çünkü koca bir sırrın içindeydim ve bunu en son öğrenen kişi oldum!”

Gözlerimi kıstım. “Hesap sormaya hakkın yok! Bana hamileyken nasıl davrandığını hatırlıyor musun? Beni nasıl aşağılık hissettirdiğini, nasıl yalnız bıraktığını? Hâlâ bana bağıracak bir yüzün var mı gerçekten?”

Tolga ayağa kalktı. “Kaan’a gittin. Çocuğum hasta olmuş, Kaan ona bakıyor! Bunu nasıl hazmedebilirim Aslı? Seni aldattığım için kendimi yiyip bitiriyorum ama belli ki tek ben değilmişim bu adam birden bire ortaya çıktığına göre hem belki bebek...”

İçimde bir şeyler koptu. Beni, bizi, yaşadıklarımızı görmeyen öfkesine saplanmış bu adama bakarken içimde bir anlık sabır kalmadı.

Ve elim kendiliğinden kalktı.

Tokadın sesi, sahildeki dalgalar kadar net duyuldu. Tolga’nın yüzü yana döndü. Ama ben durmadım.

“ Sakın o cümleyi tamamlama. Senin tek derdin egon, Tolga. Ben senden başka kimseye göz ucuyla bile bakmadım. En zor zamanında kızın ve kızının annesinin yanında olan adama da dil uzatırken dikkat et minettar olman gerekirken söylenip duruyorsun. Unutma ben söylemek istemeseydi ne senin ne de ailenin bundan haberi olacaktı. ”

Tolga şok içinde bana baktı. Ama ilk defa, gerçekten ilk defa, konuşacak bir şey bulamadı.

Derin bir nefes aldım. Gözlerim doluydu ama ağlamadım.

“Beni suçlamadan önce dön, aynaya bak. Sen ne yaptın? Sen neyi mahvettin? Ondan sonra gel, hesap sor.”

Tolga gözlerini kaçırdı.

Ben ise arkamı döndüm.

-----

End of chapter

3 comments