"Karanlık denizlerin en kasvetli gününde, kuzey yardım çığlığı atıyor. Peki o nerede."
"Daha hızlı yap şu işini!" Denizin sakin olduğu bir günde, güverteyi düzgün silmeyen Tayfun'a kızarken aynı zamanda rotayı düzenli olarak kontrol ediyordum. Kamara'ma girdiğimde derin mavi denizleri izlemeye koyuldum. Ben bu denizleri yıllardır yöneten, bana karşı koymaya çalışanlara kan kusturan, kızıl nefes namıyla bilinen o korsandım. Yıllarımı denize vermiştim ben, emrimde onlarca filo ve tayfa vardı. Her yönümle yenilmezdim.
Kamaramdaki masama yaklaşıp önümdeki haritayı incelemeye koyuldum. Yol üzerimde onlarca hedef vardı. Yağmalayacak altın demekti bunlar. İyi bir strateji düşünmeliydim. Sadece bir hafta içinde hepsinden kurtulmam gerekiyordu. Masadan başımı kaldırdığımda karşımda duran kılıcımdaki yansımayla göz göze geldim. İsmimin hakkını veren kızıl saçlarım, denizlerimin namını taşıyan mavi gözlerim. Ne diyebilirim ki ben mükemmeldim.
O sırada kapım çaldı.
"Söyle!" İçeri giren yardımcı kaptanım Finn'di.
"Kaptan, bir ziyaretçin var."
Ayağa kalkıp dışarı çıktım, güvertede elçi vardı.
"Burada ne işin var Cronk?"
"Efendim size çok önemli haberler getirdim.."
"Beni takip et" Güvertede bizi izleyen tayfaya döndüm.
"Herkes işinin başına!"
Finn ile birlikte kamaraya girerken ona burada beklemesini işaret ettim.
"Kaptan, tehlikeli olabilir." Ona attığım bakışla bu fikrinden vazgeçti. Beni tanıyan herkes gibi oda biliyordu ki Kızıl nefes kamarasına aldığı bir elçi yüzünden ölecek kadar basit biri değildi. Eğer güveni yüzünden ölseydi, beş yıl önce ölmüştü zaten.
Kamaraya girdiğimizde Cronk etrafına sessizce göz gezdirdi. Kamaram küçük sayılmazdı. Ortasında büyük bir masa, çoğu duvara asılmış haritalar. Kenarda duran dolaptaki kitaplar, kılıçlar ve rafın hemen yanındaki yatağıma açılan kapı.
Masada ki sandalyeme oturup ona da karşıma oturmasını gösterdim.
Karşıma oturunca sordum:
"Anlat Cronk, ne haberler getirdin?"
"Efendim, sizin adalarınızdan olan Siyerna'da bir barda otururken sarhoş birisi tarafından kulağıma bir şeyler fısıldandı ayrıca etrafta gezinen bazı söylenti-"
"Kısa kes Cronk!" diyerek lafını böldüm.
"A-Afedersiniz efendim. Söylentilere göre Kaptan Kurukafa'nın gemisinin bir enkazı Kuzey batı bölgesinde görünmüş."
Son cümlesiyle arkamdaki duvarda haritaya saplanmış bıçağı alıp boynuna dayamam bir oldu. Cronk'un gözleri korkuyla açıldı.
"Beni öldürmeyin bayan Nefes, ben sadece bir elçiyim."
"Sen ne dediğin farkında mısın Cronk? Kurukafa'nın gemisinin enkazını bırak, onun bölgesinden uçan bir kuşun dahi benim denizlerimde bulunamayacağını bilmiyor musun!"
"E-Efendim, ben sadece sizi bilgilendirmek için buradayım."
Derin bir nefes alıp bıçağı masaya sapladım. Cronk derin bir nefes alırken "Anlat başka ne biliyorsun" dedim.
"Efendim duyduğuma göre gemiye kimsenin yaklaşmaya cesareti olmamış ama içinde kimsenin olmadığını söylüyorlar. Sadece bir enkaz."
"Başka?" Cronk gözlerini benden ayırıp aşağı baktı.
"Sadece bu kadar efendim."
Hırsla ayağa kalktım. "Ne demek bu kadar Cronk, bir mesaj olmalı, kurukafa yıllar sonra neden benim denizlerime girsin!" Her bağırdığımda Cronk'un daha da çok korktuğunu görebiliyordum. Buna rağmen cevap verdi.
"Efendim dediğim gibi kimse gemiye yaklaşamamış eğer bir mesaj varsa bile bunun bilgisi bende değil."
"Tamam Cronk çıkabilirsin.Tayfadan herhangi birisine söyle seni teknelerle en yakın yere bırakırlar."
"Teşekkür ederim efendim, iyi günler dilerim." Cronk selam vererek Cronk çıkarken kapıdaki Finn ile göz göze geldim.
"İçeri gel Finn."
Kendim cam kenarına doğru geçerken Finn kapının kenarında durmaya devam etti.
"Bağırma seslerinizi duydum kaptan, sorun ne?"
Derin bir nefes çektim. Finn; bu gemide fikir alabileceğim, bana yardımcı olacak sayılı kişilerdendi. Sınırlarını bilir, ona göre davranırdı.
"Sorun Kurukafa Finn, ona ait bir geminin enkazı benim denizlerimde görülmüş."
Finn duyduğu şey ile bir süre sessiz kaldı. Sonra hışımla konuşmaya başladı.
"Bu nasıl olabilir kaptan? Herhangi bir tarafın anlaşmayı bozması demek, kıyamet demek!"
Yüzümde alaycı bir ifade belirdi.
"Ya da sadece onun ölümü demektir Finn, onun bana yapabileceklerini abartmayalım."
"Haklısınız efendim. Ancak yine de önlemimizi almamız gerekmez mi?"
Finn'in bu sorusuna sessiz kaldım.
"Peki siz, yapmayı planlıyorsunuz?"
Ne mi yapacaktım? Yıllar önce yaptığım şeyi: Onları sularımdan defedecektim ama bu sefer onları sadece kendi sularına göndermekle kalmayacak, anlaşmayı bozmayı akıl eden beyinlerini parçalayacaktım.
Finn'e doğru döndüm.
"Tayfayı hazırla! Enkaza gidiyoruz!"
Kurukafa benim bölgemde olmanın hesabını verecekti. Duvarıma yeni bir bıçak sapladım bu seferkinde kuzey batı denizlerimdeki bir enkaz vardı.
"Bunca yıl sonra ne planlıyorsun Kurukafa? Kaybettiklerin yetmedi mi?