تخطٍ إلى المحتوى

Baskın

الفصل 6 · قراءة 6 دقيقة

Baskın

الفصل 6

Anlamsız Sorular

"Anlıyorum Bartu bey fakat yüz yüze görüşme sağlasak daha uygun olmaz mıydı?" diye sordum. Yaptığım onca iş arasında ilk kez bu kadar inatçı bir insanla karşılaşıyordum bana sıkılan kurşuna atlamadan önce görüşmeleri Poyraz yapar ben emanetleri hazırladım. Aldığım olumsuz yanıt ile telefon kapanınca öfkeyle evin içerisinde dönmeye başaldım. İstediği silahları liste şeklinde Salihe gönderdim.

Siyah pantolonumun üzerine kolsuz bir badi giydikten sonra aynalı dolabın kapağını açtım. Tabanı kırmızı siyah stilettolarımı giyip tekrar tabloya baktım.

'Annen kimden intikam almak isterse o gün tabanları kırmızı siyah stilettolarını giyerdi.'



omuz hizasında kestiğim saçlarımı okşadım, siyah deri eldivenlerimi arka cebime sıkıştırıp evden çıktım. Dikkatimi yola verdiğim sıra yolun yarısını gelmiştim, sonunda ulaşmak istediğim hedefi keyifli bir şekilde görünce dudaklarım kibirli bir şekilde yukarıya kıvrıldı. Arabayı kenara park edip eldivenlerimi taktım, dolu şarjörü tabancaya takıp görünmeden hedefimin arkasına yaklaştım, aramızda 10 adımlık bir mesafe bıraktığımda saklanabileceğim bir yer aradım. Tek gözümü kapatıp arkası bana dönük olan adamın sol omzuna nişan aldım. Tabancayı ateşlerken bir kere bile düşünmedim. Plüton acıyla inlerken yanında duran korumaları etrafını sarıp başlarını eğdiler.



Tabancamı belime yerleştirirken göğsümün üzerine astığım güneş gözlüklerimi taktım. Olayı merak eden bir kaç kişi sesin geldiği yöne doğru koşarken ben onların aksi yönde yürüyordum. "Tüh," dedim içimden "geçmiş olsuna gitmek lazım şimdi." eldivenleri çıkartıp yan koltuğa koydum. Kendimi ödüllendirmek adına arabayı mekanıma sürdüm. Çalan şarkıya parmağımla ritim tutarak eşlik ediyordum. Bugün gün sonunu belki kötü geçirecektim ama başlangıcı keyif verici olmuştu. Benim silahımdan çıkan bir kurşunla acı çekmesi içimde biriken öfkenin biraz olsun dinmesini sağladı.

Arabayı her zamanki yerine park edip içeriye girdim, odama çekilmek yerine saatin gece yarısı olmamasına rağmen dolu olan barda takılmaya karar verdim. Elime aldığım kadehle ortalara karışıp dans ederken yüzünde endişeyle Barış çıkıyordu, kardeşini vuran kişinin ben olduğumu az çok tahmin ettiğini biliyordum. Cebimde titreyen telefonu tamamen kapatıp dans etmeye devam ettim.

Müziğin sesini bastıran bir kadın sesi duyunca kalabalığın toplandığı yere yürüdüm. 1.70 boylarında irice bir adam kendinden yaşça küçük olduğunu tahmin ettiğim kıza yumruğunu geçirince, kız aynı şekilde adamın üzerine çıkıp yumruk atmaya başladı. "Müziği kes." diye bağırdıktan sonra kızın kollarından tutan korumalara yaklaştım. En sakin tavırımı takınıp, "Bırakın kızı." dedim.

Burnundan kan akan adam ayağa kalktıktan sonra önüme geçti, "Sen kim oluyorsun da benim adamlarıma emir veriyorsun." dediğinde elimin tersini çevirip adama tokat attım. Yılanlı yüzüğümün taşları adamın yanağında iki çizik açtığında tiksinircesine yüzüne baktım. "Hale Alpay ben. Memnun olmadım tanıştığıma."

Adamlar kızın kollarını sıktıkça kız kaçmak için çırpınıyordu. Belimde duran tabancayı çıkartıp karşımda duran adamın ayağına sıktım. Adam acıyla inlerken, "Kızı da alın çıkıyoruz buradan. Bu iş burada bitmeyecek." diyerek tehdit ettiğini sanıyordu. Koluna giren adamla birlikte yürümeye çalıştığında ayağına saplanan kurşun daha derine iniyordu. Namluyu adamın göğsüne iki kere vurduktan sonra dudaklarımı büzdüm."Bu güzel kız benimle kalacak, sen benim mekanımdan siktir olup gideceksin." Adam pis pis sırıtırken kıza bakıyordu. Aralarında bulunan yaş farkının fazla olduğu o kadar belliydi ki sevgili olmaları imkansızdı.

Adamlar birden kızın kollarını bırakıp kapıya yöneldiklerinde önlerinden çekildim. Kız neye uğradığını şaşırmış donuk bakışlarla kapıdan çıkan adamlara bakıyordu. Ne olduğunu yeni anlamış gibi, "Gidemezsin! Bırakamazsın!" diyerek bağırmaya başladığında adamların üzerine koşmaya başladı. Belinden yakalayıp durdurmaya çalıştığımda tırnaklarını var gücüyle etime bastırıp derin izler bıraktı. Mekandaki herkesin bakışları bizi bulduğunda kızın kolundan tutup odama çıkardım. Önce masanın üzerinde duran şeyleri devirdikten sonra etrafta saldıracak yer aradı. Yöneldiği yeri gördüğümde gözlerim büyüse de yetişemeden plütonun aldığı siyah kadehim yeri boyladı. Sabrımın son noktasına geldiğimde elimi havaya kaldırdım. Kız ellerini başına siper ettiğinde önce elime sonra ise kendini benden koruyan kıza baktım.

Elimi yavaşça omzuna koyduktan sonra, "Sana zarar vermem." diyebildim. Sesim tahmin ettiğimden daha sessiz çıktığında boğazımı temizleme isteği ile derin bir nefes aldım. "Beni ona geri ver." dediğinde ürkek bakışlarını yüzüme çevirdi. Gözlerinin kenarında ve elmacık kemiklerinde yer yer çürümeye yüz tutmuş morluk izlerini aşağıda fark etmemiştim. Kızın yanına diz çöktüğümde elim yavaşça morluklarına uzandığında geri çekildi. "Sana bunu yapan bir adama neden gitmek istiyorsun. Seni koruyabilirim." Bakışları tekrar odanın içerisinde dolanırken omuzları hafiften aşağıya düştü. Ayağa kalkıp üzerimi silkeledikten sonra elimi uzattım. "Hadi seni evime götüreyim. Yemin ederim benim yanımda kimse sana zarar veremez." Titreyen elleri ellerimi tutunca hissettiğim elektrik beynimde şimşekler çaktırmaya yetti.

Annesinin elini sımsıkı tutan kız çocukları bir an olsun elimi bırakmadan merdivenlerden indik. Kızı arabaya bindirdikten sonra sürücü koltuğuna geçtim. Simsiyah gözlerine eşlik eden siyah saçları vardı. Tırnaklarını sürekli yiyor kenarında oluşan derileri sürekli koparıyordu. Kızı incelemeyi bırakıp yola odaklandım. Bileğinde duran beyazlaşmış çizgelere bakınca kendi bileğime bakma ihtiyacı duydum. Gözlerimi kısa süreliğine açıp kapattıktan sonra arabayı park ettim.

Yanıma koşarak tekrar elimi tuttuğunda etrafı inceledi. Denize düşen yılana sarılır misali kendini benden tedirgince uzaklaştırdı. Kat düğmesine bastığımda aynadan beni süzüyordu. Anahtarı çevirip kapıyı açtığımda geçmesi için elimi uzattım. Kendine güvenen adımları ile içeriye girdiğinde etrafı incelemeye başladı. Bir yanı deli gibi korkan, bir yanı ise cesaretten ödün vermeyen bir kız çocuğuydu.

Soğuk limonatayı bardağa doldurduktan sonra önüne ittim. "Banyo yapabilirsin. Dayım ve kuzenimle yaşıyorum fakat kuzenim vuruldu dayım onunla hastanede. Onun dışında eve adamlarından sadece Salih ve Barış girer. Boş olan üç tane oda var hangisini istersen seçebilirsin." kız tekrar tırnaklarının kenarında duran etleri koparmaya başladığında,"Beni sen yıkar mısın. Uzun zamandır kendim yıkanmıyorum ve yıkanmak istemiyorum." Başımı olumlu anlamda salladıktan sonra banyoya yürüdük temiz havluyu da yanıma aldıktan sonra üzerine yapışan elbiseyi çıkarttı. Hiç düşünmeden soğuk suyun altına girdiğinde arkası bana dönük dümdüz duvarı seyrediyordu. Sırtında görmeyi beklediğim şey karşısında yüzümü buruşturdum. Yer yer yanık izinin yanında kemer izleri de vardı. Parmaklarımı izlerin üzerine değdirdim. "Neden? Ne zamandır onun elindesin?" cevap vermek yerine şampuan şişesini uzattığında kulağının hizasında olan saçlarını köpürttüm. Kasılan vücudu soğuk su vücudundan aktıkça gevşiyordu. Suyu kapatıp vücudunu havluya sardığımda iç çamaşırlarını çıkarttı. Aynanın hemen önüne bir tabure koyup oturmasını sağladım.

Tarağı yavaşça saçlarının arasından geçirirken saç kurutma makinesi yardımı ile saçlarını kuruttum. Kendinden emin yürüyüşle boş olan odalardan birinin kapısını açıp içeriye girdi. Kendi kıyafetlerimden ve hiç açılmamış iç çamaşırlarımdan birini alıp kapıyı tıklattım. İçeriye girdiğimde aynanın önüne geçmiş yüzünde oluşan morlukları izliyordu.
Kıyafetleri yatağa bırakıp çekmecemden aldığım krem ile geri döndüm. Kremi canını acıtmadan yüzüne sürerken, "Adım Medusa." elim bir süre durakladıktan sonra kremi sürmeye devam ettim. "Kendim ile ilgili bildiğim tek şey bu. Hatırlamıyorum. Neden hatırlamadığımı hatırlamıyorum. Beni elinden aldığın adam babam olduğunu söylüyor." dedi. Yüzüne düşen kısa tutamı kulağının arkasına ittim. "Geçmişini sadece o biliyor. Ve sen bu işkenceye o yüzden katlanıyorsun." buruk bir kahkaha attıktan sonra, "Benim lanetli olduğumu söylüyor. Ne zaman benden kurtulmak istese dönüp dolaşıp yine onun önüne düşüyormuşum." biraz önce kulağının arkasına ittiğim tutam tekrar yüzüne düşünce gülerek saçını çekti. "Kendimle ilgili bildiğim bir şey daha, uzun saçları çok severim." Kendini ağlamamak için tuttuğunu birbirine geçirdiği ellerinden anlıyordum. "Peki neden saçını bu kadar kısa kestirdin?" diye sorduğumda cevap içime kor gibi düştü. "İnsan en çok sevdiği şeylerle sınanırmış. Bazen saçlarımı öyle kuvvetli çekerdi ki saç diplerim kopacak gibi hissederdim. O zamandan beri saçlarımı elleriyle kavrayamayacağı kadar kısa kesiyorum. "

Odanın kapısını usulca kapatıp koltuğa oturdum. Gözlerimi kapatıp kendimi Medusa'nın yerine koydum. Titreyen bacaklarımı kontrol altına almaya çalışarak kendi odama ulaştım. Gözümden usulca akan sıvı geçtiği yeri yakarken güç bulabilmek için elimi tablonun kenarına bastırdım.

İçime dolan hırs kafamın içinde biriken anlamsız soruları silerken ayağa kalktım. Salihin eve gelmesi Medusayı korkutsa da alışması gerekiyordu. "Salih ben çıkıyorum, kapının önünde bekle Medusa rahatsız olmasın." başını eğdiğinde asansöre bindim. Aynada yansımama bakıp kendime gelebilmek için yanağıma hafif tokat attım yüzüme sahte bir gülüş yerleştirdim. Araba kullanmayı es geçerek yavaş adımlarla yürümeye başladım. Evden çıkmadan önce göğüslerimin arasına yerleştirdiğim ilacı kontrol ettim. Küçük şirin bir pastaneden içeriye girip limonlu cheesecake aldım.
İç sesimle ettiğim sohbet eşliğinde yürüdüğüm yol varış noktama geldiğimde sonlanınca derin bir nefes alıp duruşumu dikleştirdim. Sahte tebessümüm yüzümde ki yerini aldıktan sonra zile bastım.

BÖLÜM SONU

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.