Anlatıcılar ve Dinleyiciler.
Dikkatlice gitarımın akor'unu düzelttim. Sonunda Yıllardır beklediğim o an gelmişti.
"İlk Konserim..." diye fısıldadım kendime.
Grup arkadaşlarımı kontrol etmek için kafamı çevirdim. İxil heyecandan sürekli mikrofonunu düşürüyordu ve kendi kendine şarkıyı tekrar ediyordu. Asher ise piyanosu ile oynuyordu hiç gergin görünmüyordu.
Son olarak, Mansi her zamanki gibi davulunun yerlerini düzeltip duruyordu. İxil'in bana baktığını hissettiğimde ona döndüm ve güven verici bir gülümseme ile ona baktım. Derin bir iç çekti ve kafasını salladı.
Tepemizdeki ışıklar kapanınca herkes sessizleşti. Herkes nefeslerini tutmuştu. Perdeler yavaşca açıldı ve sadece benim üzerime düşen bir ışık açıldı. Kalabalıktan bazı sesler yükseldi. Gözlerimi yumup heyecanlı bir şekilde çalmaya başladım.
Etrafta sadece benim gitar sesim ve bazı insan sesleri duyuluyordu. Daha sonrasında benimkiyle aynı bir ışık Asher'ın üzerine düştü. Asher gözlerini kıstı ve bana eşlik etmeye başladı. Daha sonrasında yavaşca ikimizin arasına giren Mansi'nin davullarının tok sesi yükseldi.
Son olarak ixil'in naif ve güzel sesi ile grup tamamlanmıştı. İxil'in şarkıya dahil olmasıyla kalabalık çılgına dönmüştü herkes bağırıyordu. Telefon ışıkları kalabalığı süslüyordu.
Kalbimde hafif bir ağrı hissettim sol tarafım uyuşmuştu sanki Ama anın heyecanına verip takmadım. Aklıma istemsiz kız kardeşim geldi acaba eve gidebilmiş miydi? Vücudum sallanıyordu belki de titriyordu? Elimden gitar kayıyordu inatla daha sert tuttum ellerim terlemişti. Gözlerim karardı, etrafta ki sesler boğuklaştı. Sonunda gitar elimden kayıp gitti.
Bir sessizlik oluştu. En son hatırladığım şey, çığlık sesleri ve sırtımın yer ile buluşması olmuştu.
(...)
Gözüme giren ışık ile gözlerimi araladım fakat hemen sıkıca geri kapadım. Ne zaman uyuyordum? Gözüm ışığa alışınca dikkatlice etrafa baktım.
Yanı başımda uyuya kalan Reha'yı görmem ile panikle dikleşmeye çalıştım fakat her yerim uyumaktan ağrıyordu.
"Reha.." diye fısıldadım. Reha yerinde kıpranmaya başladı belli ki yeni uyumuştu. Gözlerini araladı ve ışık yüzünden ellerini gözlerine götürüp ovuşturdu. Yüzündeki makyaj akmıştı.
Karşısında beni görmesiyle ufak çaplı bir şok geçirdi ve hemen boynuma sarıldı. Tek elimle sırtını sıvazladım.
Acaba ne kadar zamandır burdaydı, yemek yemiş miydi, onu okuldan kim alıp buraya getirmişti?
Reha yavaşca benden uzaklaştı ve burnunu çekti.
"Senin için çok endişelendim." Ağlamaklı sesi ile konuştu.
Üzgün bir şekilde kafamı salladım.
"Üzgünüm bana ne olduğunu hatırlayamıyorum bile..." sızlandım her tarafım ağrıyordu.
Reha gözyaşlarını koluna sildi. Bu sabah giydiği beyaz hırkanın kolu simsiyah olmuştu.
"En son konserde kalp krizi geçirdin. Daha sonrasında arkadaşların seni hastaneye getirdi, Asher abi gelip beni okuldan aldı İxil ve Mansi abla da başından bir saniye ayrılmadı." dedi.
"Peki, şuan neredeler?"
"Hastane kantininde bir şeyler atıştırmaya gittiler. Birazdan burada olurlar."
Kafamı salladım ve şakaklarımı ovuşturdum.
"Hemşireyi çağırabilir misin? Oradan kantine uğra yiyecek bir şeyler al ve ye." diye sertçe uyardım.
Reha hemen somurttu.
"Ölümden döndün be adam biraz değiş bari. Senin şuan hayatının kıymetini anlayıp dünyanın en iyi insanına dönüşmen lazım."
'Tabii' anlamında kafamı salladım. Ve elimle uzaklaşmasını gösteren bir işaret yaptım.
Reha söylenerek odadan ayrıldı. O çıktıktan bir kaç dakika sonra odanın kapısı çaldı.
"Gel."
İxil kapıyı yavaşca araladı ve içeri girdi. Arkasından Asher ve Mansi içeri girdi. Asher hemen ziyaretçi koltuğuna yayıldı. İxil ona ters ters baktı camın önündeki mermere yaslandı Mansi ise kapının yanında duvara yaslandı.
Hasta yatağında zar zor dikleştim ve onlara baktım. Kimse konuşmadığı için gergindim ve sesli bir şekilde öksürdüm.
"Nasılsınız gençler?"
"Nasıl oldun?" dedi Mansi
"Daha iyiyim sanırım" diye mırıldandım.
"Neden bize söylemedin?" dedi ixil.
Kafamda istemsiz bir soru işareti oluştu. Anlamaz gözlerle onlara baktım.
"Tam olarak neyden bahsediyoruz?"
"hastalıkların varsa önceden bize söylemeliydin." dedi Asher
"Affadersin ne? Kalp hastalığım falan yok benim." dedim.
Hepsi birbirine baktı gözleri asla beni bulmuyordu.
"Damarlarında yırtılma varmış."
Duyduğum ses ile bir kaç saniye kulağım cınladı ve tek elimi kulağıma koydum, herkesin başıma toplandığını hissettim ve kafamı kaldırdım.
"Ne? Asla... bu imkansız..." fısıldadım.
Durumu bilmediğimi fark ettiklerinde endişeli bir şekilde birbirine baktılar ixil camı açtı ve odayı havalandırdı.
"Sakin olmaya çalış Arwan nefes al. Senin için hemşire çağıracağız burada bekle." dedi Mansi ve odadan çıktı.
Neden bu kadar panik yaptığımı anlayamamıştım. Kalbimde büyük bir rahatsızlık vardı.
"O kadar da büyük bir şey olmamalı değil mi? Bir çözümü vardır illaki."
Birbirlerine baktılar sonra dolu gözlerle bana döndüler. Asher gözlerini kaçırdı.
"En iyi ihtimalle... yakın zamanda körlük yaşayacaksın. En kötü ihtimalle ise felç kalacaksın..."
Bütün vücudum titredi.
"Reha..." diyebildim sadece. Kalbimin sıkıştığını hissettim.
"Ben olmazsam o... o yalnız kalacak... o henüz çok küçük... yapamaz henüz buna hazır değil..."
İxil sırtımı sıvazladı.
"Yalnız kalmayacaksınız biz burdayız. Acil müdahale yapıldı. Ama yarın yeniden ameliyata girmelisin." dedi.
Asher devam etti.
"Reha'ya söylemek zorundasın."
Sessiz kaldım.
"Biraz yalnız kalmak istiyorum. Düşünmem gerek."
Kafaları ile beni onayladıktan sonra odadan ayrıldılar.
Karşımdaki duvara baktım, küçük televizyonun siyah ekranından kendi yansımama baktım. Nerden çıkmıştı bunlar bir anda? Daha düne kadar çok sağlıklıydım.
Gözlerim kapanıyordu kendimi yavaşca geriye doğru bıraktım kafam yumuşak yastığa düştü. Gözlerimin dolduğunu hissettim. Kalbimde bir acı sızlayıp duruyordu. Tek düşündüğüm şey kardeşimdi.
Müzik grubumuz sağ olsun banka hesabımda bolca para vardı ayrıca yetim olduğumuz için devlet bize aylık yardım gönderiyordu. Reha burslu bir öğrenciydi zaten para konusunda sıkıntı çekmezdi.
Ama duygusal destek ne olacaktı? Ailemizi yakın zamanda kaybetmiştik buna katlanabilcek miydi? İxil, Mansi ve Asher yanında olacaktı ama o eksiği kapatabilirler miydi ki? Psikolojisi ne olacaktı. Başkasına anlatmak istemezdi o hep içine atardı.
Ona bir mektup yazmak istedim ama ne etrafta kağıt kalem vardı ne de bende mektubu yazabilcek derman. Gözümden yaşlar süzüldü.
"Ağlama, güçlü durmalısın sen..."
Duraksadım gerçekten en son ne zaman ağlamıştım? Annem ve babam öldüğü gün bile ağlayamamıştım her şeyin benim suçum olduğunu bilmeme rağmen ağlayamamıştım sadece kaçıp gitmek istemiştim.
Sadece sustum düşüncelerim bozulmuştu. İstemsiz en kötü sonu düşünüyordum.
(...)
Tıkırdama sesleri yüzünden uykumdan uyandım. hafifçe gözlerimi araladım ve etrafıma bakmak için zorlukla dikleştim. soğuk hava akımının yüzüme çarpması yüzünden vücudum titredi. camın olduğu tarafa baktığımda cam açıktı. en son kapalı olduğunu hatırlar gibiydim.
Yavaşca yataktan aşağı ayaklarımı sarkıttım yanımdaki komodinden destek alarak ayağa kalktım ve sendeleyerek camın olduğu tarafa gittim. Camı kapattım ve arkamı döndüm bir adım atmamla sırtıma değen soğuk rüzgar ile irkildim. Kafam hızlıca arkaya döndü cam açılmıştı.
Camdan bir iki adım uzaklaştım. O anda hiç beklediğim bir şey oldu ayağımın dibinden küçük ve çırtlak bir ses yükseldi. Refleks olarak sesin geldiği taraftaki ayağımı kaldırdım ve yere baktığımda karşılaştığım şey ile yerimden sıçradım.
İki küçük kanatlı beden bir tanesi sol kanadını tutuyordu diğeri ise elini onun omzuna atmış kalkmasına yardımcı oluyordu. Göz göze geldiğimizde yavaşca havalanıp göz hizama geldiler.
Elimi hemen yanıma attım ve camın önünde duran küçük saksıyı elime aldım ve fırlatma pozisyonuna geldiğimde Küçük bedenlerden biri panikle ellerini salladı.
"Dur,Dur yapma! Biz kötü periler değiliz!"
Peri mi? Ne perisi. Kafayı yedim sanırım fazla serum kafa yaptı galiba.
"Peri mi?"
"Evet biz perileriz. Lütfen bize zarar verme, sana zarar vermiyeceğiz."
Elim yavaşca alçaldı ve karşımda duran iki periye baktım korkuyla bana bakıyorlardı.
"Seni Epsilona götürmek için buradayız."
"Epsilon mu?"
Kanadını tutan peri bana ters ters bakıyordu.
"Az laf çok iş." dedi ve ellerini yukarda birleştirdi.
"Artık gitmeliyiz herkes bizi bekliyor."
"Herkes mi? Ne diyosunuz siz ya, ben hiçbir yere gelmiyorum, sadece gidin."
Sesimdeki korkuyu gizlemeye çalıştım ve camı gösterdim.
Bana daha yakın olan peri s
açımı tuttu ve diğeri gibi ellerini yukarda birleştirdi. İkisi aynı anda bir şeyler fısıldamaya başladı.
"Hey! Dur!"
En son hatırladığım şey gözümü kamaştıran beyaz ışıktı.
