تخطٍ إلى المحتوى

AŞİYAN

الفصل 38 · قراءة 45 دقيقة

AŞİYAN

الفصل 38

26.BÖLÜM

26.B Ö L Ü M

"nefes"

Okumadan önce sol alttaki yıldızı parlatırsanız sevinirim ve de bolca yorum yapmayı unutmayın lütfen 🤍🌹

Not:2.gün-5.gün vs. Diye belirttiğim yerler Esila yoğun bakımda bilinci kapalıyken gördüğü hayaller ve kabuslardır.

Sınır:600 Yorum



ƥ

2.Gün

Tuhaf bir yerdeydim.

Etrafım yeşilliklerle doluydu ve cıvıl cıvıl kuş sesleriyle adeta huzurun ta kendisiyim diye bas bas bağırıyordu.

Bense sadece etrafa boş boş bakıyordum.Neden buradaydım?Öldüm de cennete mi düşmüştüm?

Çünkü içinde bulunduğum bu güzelliğin başka bir açıklaması olamazdı.Etrafı incelemeyi bırakıp üzerimdeki elbiseyi incelemeye başladım.

Beyaz renkte ve kolları askılı olan uçuş uçuş bir elbiseydi.Kendimi bu elbisenin içinde çok rahat hissediyordum.

Bakışlarımı tekrar etrafıma yönelttim.

Burada kimse yoktu.Benden başka kimse yoktu.

Sonra bir ses duydum ve o sesi duymamla arkama bakındım.Doğru tahmin etmiştim.Bu ses çocukluğuma aitti.Küçük esilaya...

Bu sefer yüzünde yara veya morluk izleri yoktu.Temizdi,masumdu.Ve şu an bana bakarak resmen otuz iki diş gülümsüyordu.Şaşkındım,hem de çok şaşkındım.Fakat şu an her ne yaşıyorsam hiç bitmesin istiyordum.

Çünkü gerçek dünya kötüydü.Pisti.

Karanlıktı.İğrenç insanlarla doluydu.

Ve ben o dünya da çok zarar görmüştüm.Hep kırılmıştım,üzülmüş ve acı çekmiştim.

Ama yine de tüm bu yaşadıklarıma rağmen hayatımda iyi giden şeylerde vardı.O da aram'dı.

Esila'nın Aram'ıydı.

Beni bebeği gibi seven,koruyandı.Ben hiçbir zaman sevilmeyeceğimi sanardım.Ya da biri bana beni sevdiğini söylese bile inanmazdım ama aram farklıydı.Hem de çok farklıydı.

Onunlayken kalp atışlarımın bir anda hızlanması ve içimin içime sığamaması bambaşka bir duyguydu.

Başlarda her ne kadar inkar etmiş olsam da,ben ondan gerçekten kaçamamıştım.Aşktan kaçamamıştım.

Kendimi ona teslim etmiştim,kalbimi ilk kez ona açmıştım.Her manada ilklerimi onda yaşamıştım.O farklıydı hem de çok farklıydı.Beni ona,onu bana çeken karşı konulamaz bir çekim vardı,aramızda.

Ve bende bu gerçekten daha fazla kaçamamış ona sığınmıştım.Onun şefkatli kollarına sığınmıştım.Şimdi ise

içinde bulunduğumuz durum çok farklıydı.Böyle olmamalıydı.Aram'a onu sevdiğimi söyleyemeden ölmemeliydim.Ve şu an neden böyle bir yerde olduğumu daha iyi idrak ediyordum.

Ben ölüyordum.

-"hadi gel."dedi,küçüklüğüm.

Onun sesiyle irkilerek kendime gelmiştim.Ona bakarken boş boş gözlerimi kırptım.Tekrardan,"gel."dedi ve eliyle gelmemi işaret etti.

Bu sefer tereddüt etmedim,öyle mal mal da bakmadım.Sözlerine uyarak peşinden gittim.O önden yürürken ben arkasından onu takip ediyordum.

Durdu,durdum.Tekrardan arkasına döndü,yani bana.

Konuşacağını fark ettiğim için önce davranarak konuştum.Çünkü eğer şu an bu soruyu sormazsam ve soracağım bu sorunun cevabını şu an burada öğrenemezsem bir daha asla öğrenemeyecektim.Bu benim son şansımdı ve bu fırsatı tepemezdim.

Çünkü biliyordum.Bir rüyadaydım ya da hayal görüyordum ve birazdan bu gördüklerim yok olacaktı.Sonrası ise benim bile bilmediğim bir soru işaretiydi.

-"neden bana 'geçmişine ihanet etme'

dedin?"dedim,meraklı bir ifadeyle.

Sustu.Konuşmadı.Öylece baktı.

Baktı.Baktım.Bir süre bu şekilde geçti.

Sonrasında eliyle bir yeri gösterdi ve bende elinin gittiği yönü takip ettim.

İzledim,izledim ve eli durduğunda gösterdiği yere baktım.

Gözlerim şaşkınlıkla büyüdü.Orası çocukken hep gittiğim göl kenarıydı.

Daha da şaşırtıcı olan ise geçmişte yaşadığım anın bire bir aynısını şu an uzaktan izliyordum.Her şey gözümün önünde canlanıyordu.

Ağaca yaslanmış,elimdeki deftere minicik ellerimle bir şeyler yazıyordum veya çiziyordum.Bunu uzaktan pek anlayamıyordum.Ve de bir şeyler mırıldanıyordum.Baya bir neşeli görünüyordum.

-"sorunun cevabı işte burada."dedi, minnoş sesiyle.

Bakışlarımı baktığım yerden çekmeden konuştum."nasıl yani?"dedim.O sırada ağaca yaslanmaktan bıkmış olmalıyım ki defteri bir kenara bırakıp ayağa kalkmıştım.Yani küçük Esila ayağa kalkmıştı.

Ardından yere bıraktığım defteri aldıktan sonra seke seke ve uzun sarı saçlarımı savurarak,şarkı söyler gibi

"Ben avukat olucam, büyüyünce kızları koruycam,ben avukat olucam,bu şehirde ki tüm küçük kızları koruycam

Ben avukat olucam..."diye seke seke ilerlemeye devam etti ve görüş alanımdan çıktıktan sonra artık her şeyi daha iyi idrak edebiliyordum.

Benim geçmişim buydu.Avukat olmak isteyen esilaydım,ben.Sırf bu yüzden çocukluğum "avukat olacağım."diye sayıklamakla geçmişti.Gece uyuyordum,sabahına avukatlık hayaliyle uyanıyordum.Okula giderken her saniye avukat olduğumu hayal etmekle geçiyordu.Her anımda tek bir hayalim, isteğim,düşüncem vardı.

O da Avukat olmaktı.

Ben geçmişime sahip çıkamamış mıydım, gerçekten?Belki evet,belki hayır.Mardine geldiğimden beri her şey o kadar üst üste gelmişti ki,anca bu kadar olabilirdi,yani.Okulumu düşünecek fırsatım bile olmamıştı.

Olamamıştı.

Bakışlarımı yan tarafımda duran küçüklüğüme çevirdim.

-"sence ben geçmişime sahip çıkamadım mı?"dedim,boş bir ifadeyle ona bakarken.

-"çıkacaksın.Şimdi geri dönme vaktin geldi ve sen hem geçmişine sahip çıkacaksın,hem de geleceğine yön vereceksin."dedi,ciddi bir ses tonuyla.

Ufak bir tebessüm ettim.Ardından tekrar somurttum.Ben nasıl geri dönecektim ki?Benim için artık bir geri dönüş yoktu,son noktadaydım.

-"ama yapamam.Gidemem,

gidemiyorum."dedim,çaresizce.

-"Gideceksin,gitmelisin,gitmek zorundasın,Esila."dedi ve arkasını dönüp yürümeye başladı.Onu durdurmak için adım atmaya çalıştım ama olduğum yerden bir milim bile ileri gidemedim.

-"Dur."dedim,bağırarak.Fakat ne durdu,ne de arkasına dönüp bana baktı.Yürüdü...yürüdü ve en sonunda da gözden kayboldu.Buharlaşıp gitmişti sanki.

Ama yine de pek yadırgamadım.Çünkü

böyle olacağını biliyordum.

Etrafıma bakındım.Her şey tek tek yok olmaya başlamıştı.Bunun nasıl olduğu hakkında hiçbir fikrim dahi yoktu.

Sonra elimde bir şey hissettim.Bakışlarım elime doğru kaydı.Her şey tek tek yok olurken beyaz bir çiçek elimin altında öylecene duruyordu.Beyaz çiçeğin ortasında mor bir çiçek daha vardı.Böylesi güzellikte ve böyle güzel kokan bir çiçeği daha önce hiç görmemiştim.

Sadece ben ve o vardık ve başka hiçbir şey yoktu.Eğildim.Burnumu çiçeğe yaklaştırarak kokladım.Büyüleyici bir kokusu vardı.Beni başka diyarlara götürmüş gibiydi.Sanki sarhoş olmuştum.Ben bile daha ne olduğunu anlayamadan kendimi yerde bulmam bir dakika bile sürmemişti.

Yine de hâlâ tam olarak bilincimi kaybetmiş değildim ama başım feci derecede ağrıyordu ve o çiçeğin beni sarhoş eden kokusunu hala ciğerlerimde hissedebiliyordum.

Gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu.

Gözlerim kapanmadan önce elime daha demin kokladığım o beyaz çiçeğin bir yaprağı düşmüştü.Bundan sonrası ise yoktu.Gözlerim kapanmıştı.

. . .

Aram'dan

Yaşamak neydi?

Sadece nefes almak yaşamaya yetiyor muydu?Yetmiyordu.

Yetemezdi.Yaşamak,sevdiğinin gülüşünde hayat bulmaktı.

Yaşamak, sevdiğinin kokusunda huzur bulmaktı.Yaşamak,sevdiğin kişiyle olmaktı.

Benim sevdiğim nefes alamazken ben nasıl nefes alacaktım?

Onun olmadığı bir dünya da nasıl nefes alabilecektim?Yapamazdım.

Hâlâ olduğum yerde tepkisiz bir şekilde durmaktan başka bir şey yapamıyordum.Sanki kitlenmiştim

ne hareket edebiliyordum,ne de nefes alabiliyordum.

Bilinmezliklerin içinde sıkışıp kalmıştım.

-"Doktor bey,hastanın kalbi durdu!"demişti,hemşire.

O anda dışarıdan gelen feryat ve ağlayış sesleri tüm hastanede yankılanıyordu.

Doktor,hemşirenin dediğiyle nabız makinesine baktıktan sonra elindeki aletleri kenara bıraktı ve

gözlüğünü çıkarıp bana doğru döndü.Yüzündeki ifade her şeyi anlamama yetmişti ama olamazdı böyle bir şey.

Hayır,esilam ölemezdi.Benim yeşil gözlüm beni bırakıp hiçbir yere gidemezdi ki...

Esila bana bunu yapamazdı,buna hakkı yoktu.Beni terk edemezdi.

Edemezdi...

Girdiğim şoktan güçlükle çıkmayı başarmıştım.Uzun süredir süren tepkisizliğime son verip konuştum.

-"bana ne diye bakıyorsun,doktor?

Hadi o makineyle yaptığına devam et.Benim esilam ölemez."dedim,

kısık çıkan sesimle.Güçlükle konuşabilmiştim.Çünkü ağzımdan çıkan her kelime genzimi yakıyordu.

Doktor bana üzülmüş bir ifadeyle bakmaya devam ediyordu.Hayır böyle olamazdı, Esila gidemezdi.

-"HADİSENE,DOKTOR!"dedim

adeta kükreyerek.

-"bakın aram bey,elimizden geleni yaptık ama üzgünüm.Başınız sağolsun."dedi.

Ne yani;bu kadar kolay mıydı?

O bu sözleri kolay bir sekilde,bir çırpıda söylemişti ama ben her kelimesinde kalbimin acıdığını hissediyordum.

Bakışlarım öylece hareketsiz şekilde duran esilama kaydı.O an gözlerimden bir yaş akıp süzüldü.

Şu ana kadar dik duran omuzlarım düştü.Yavaş adımlarla doktorun yanından geçip esilamın yanı başında durdum.

Bitiktim,yorgundum.Yaşamaya değer bir şeyim kalmamıştı.Her şeyim elimden alınmıştı.En sonunda yere çöktüm.Bundan sonrası benim için yıkımdı,bitişti.

Bir sondu.

Eline dokundum,teni soğuktu.İlk kez teni bu kadar soğuktu.Oysa hep sıcacıktı.Şuan hareketsizdi ama o hareket etmeden duramazdı ki.

Yutkundum.Konuşmak istedim,

ağzımı bile açamadım.

Durdum,öylece esilaya baktım.

Olduğumuz yerden tamamen soyutlanmıştım.Sadece ben ve o vardı.Ne dışarıdan gelen feryat sesleri,ne de ağlama seslerini duyuyordum.

Sadece esilaya bakıyordum.Tepkisizdim.Bir tepki veremiyordum.Kabullenemiyordum.Şu an şoka girmiştim ve hiç bir tepki veremiyordum.Öylece bakıyordum.Bir girdabın içinde öylece sürükleniyor gibiydim.

Yüzünün her bir ayrıntısına baktım.Çünkü biliyordum,bir daha bakamayacaktım.

Fakat ben bunları bilmek istemiyordum,kabullenmekte istemiyordum.

Doktor,hemşireye bakarak,"ölüm saati..."dediğinde ve esila'nın yüzünü örttüğünde artık kayışlar bende kopmuştu.Girdiğim şoktan çıktım.

İleri atılarak doktorun örttüğü çarşafı üzerinden çektim ve doktora dönerek,"bir daha bak,doktor!"dedim,tüm sinirimle.

Doktor,sadece üzgün bir ifadeyle bakmakla yetindi.Ben bu ifadenin anlamını biliyordum ama hayır,

olamazdı,Esila ölemezdi.

-"SANA BİR DAHA BAK,DEDİM DOKTOR!DUYMADIN MI?"dedim,

bağırarak.Bundan sonrası bir felaketti,uçurumdu.Benim için bir bitişti.

Doktor,"başınız sağ olsun.İnanın elimizden geleni yaptık."demekle yetindi.Bu sözlerinden sonra tekrar örtüyü esila'nın yüzüne örtecekken onu kolundan tutup,kenara çektim.

Esila ölmemişti,yaşıyordu.Aksi hiçbir şekilde olamazdı.

Ben, tekrardan örtüyü kaldıracakken,bir el beni arkaya çekti ve bunu yapamadım.Bu elin sahibine baktığımda kardeşim aslan olduğunu anladım.Yüzüme

"Yapma!"der gibi bakıyordu.

Kolumun üzerindeki koluna dokunarak,"aslan bırak!"dedim ama kolumdaki eli daha da sıkılaştı.

-"abi,bunu kendine yapma.

Kabullen,kabullenmezsen devam edemezsin."dedi,aslan.

Neyin kabullenmesinden bahsediyordu?Ortada kabulleneceğim bir şey yoktu.Esila

benden gidemezdi.Beni bırakıp hiçbir yere gidemezdi.

-"aslan bırak beni diyorum.Bak,ne yaptılar?Esilamın yüzünü örttüler,

o, böyle nefes alamaz ki, örtüyü kaldırmalıyım,bırak!"dedim ve onu sertçe ittim.

Kendimde değildim,şu an ki davranışlarım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Tek bildiğim benim başlangıcımında,sonumunda Esila olduğuydu.O varsa vardım,o yoksa yoktum.

Aslanı geriye ittikten sonra benden kopmuştu ve bende önümde bir engel kalmadığı için hızlıca esilaya doğru yürüdüm ve örtüyü tutup kaldıracakken, tekrardan geriye çekildim.Sabrım taşmıştı artık.

Aslana bakarak,"LAN BIRAK LAN!

NEFES ALAMAZ DİYORUM,O ÖRTÜYÜ ÇEKMEM LAZIM,BIRAK ASLAN!"diye yüzüne adeta

kükredim.Bırakmamıştı.

Kerem'de diğer kolumdan tutuyordu ve ben esilaya gidemiyordum.O lanet örtüyü kaldıramıyordum.Ben gitmeye çalıştım,onlar beni engelledi.

Sürekli aynı döngünün içinde dönüp durduk.Sonunda pes ettim ve hareketsizce durdum.Aslan ve kerem'de bir müddet beni izledikten sonra kollarımı bırakıp geriye çekilmişlerdi.

Öylece durdum.Yüzü beyaz çarşafla örtülü bedene baktım.O an,bir damla yaş akıp gitti,benden.

Doktor,hemşireye bakarak tekrardan aynı sözleri söyledi.

"Ölüm saati:16.40!"dediğinde kelimler dudaklarımdan sessizce döküldü.

-"son kez..."dedim ve duraksadım.

Konuşmaya mecalim yoktu.

Yutkunamadım ama yine kelimeler benden bağımsız döküldü,

dudaklarımdan."son kez,onu görmek istiyorum."dedim,güçlükle.

Vedalaşmak.

Vedalaşmak neydi?

Benim içim soğumuştu.Ne oldu tam olarak bilmiyorum ama bu hissi başka türlü anlatamıyorum.Sadece içim soğudu.Yani içim şey oldu böyle,eksildi gibi oldu.Hayır,gibi değil.Tam olarak içim eksildi.

Canımdan bir parça kopup gitti.

Benim için vedalaşmak diye bir şey yoktu.Hele ki sevdiğim kadınla asla yoktu.Benim esilam,beni bırakıp gitmezdi.Doktor, yanlış anlamış olmalıydı.Benim esilam çok güçlü bir kadın.Böyle kolay yıkılamazdı.

İlerledim,ilerledim.Sonra durdum.

Elimi beyaz örtüye uzattım.Çekmek için gücüm yok gibiydi.Benim gücüm,her şeyim,varlığım şu yatakta duruyordu.O benim her şeyimken,her şeyimi alıp gidemezdi.Bana bunu yapamazdı.

Beyaz örtüyü çektim.Bir damla göz yaşı daha döktüm.Eğildim,diz çöktüm.Sanki zaman durmuştu ve evrendeki her şey yok olmuştu.Bir tek ben ve Esila vardık.

Zamandan,mekandan her şeyden soyutlanmıştık.Zaten ona her baktığımda her şeyden soyutlanıp sadece ona odaklanırdım.Benim en değerli hazinemdi.

Eline uzandım ve tuttum.Soğuktu.

Çok soğuktu.Neden bu kadar soğuktu?

Güçlükle dudaklarımı araladıktan sonra,"Esila..."dedim,devamını getiremedim.Boğazıma bir yumru oturdu.Nefes alamadım,başımı soğuk eline yasladım ve içimde tuttuğum ağlayışımı,dışıma vurdum.Ağladım.

Başım hâlâ eline yaslıyken tekrardan güçlükle konuşarak

"Esila..."dedim.

Gidemezdi.Beni öylece bırakıp hiçbir yere gidemezdi.Bunu bana yapamazdı.

Başımı kaldırarak esilaya baktım.

İfadesiz bir şekilde öylece yatıyordu.Nefes alamıyordu.Kalp atışlarının sesi duyulmuyordu.

Yüzü soluktu.Bu görüntü karşısında boğazıma bir yumru oturdu,yutkunamadım.

Tekrardan başımı eline yasladım.

Öptüm,kokladım.Öylece durdum.

Beynim işlevini yitirmiş gibiydi.

Hiçbir tepki veremiyordum.

Duygularım yok olmuştu.

İfadesizdim.Sanki biri kalbimi söküp almış ve gitmişti.

Tüm bunlar bir kabustu.Öyle olmalıydı.Şu an kötü bir kabusun içindeydim ve uyandığımda her şey eskisi gibi olacaktı.Esila yine tüm neşesiyle etrafa gülücükler saçacaktı.Bana kızacaktı,trip atacaktı.Saçlarını savura savura yürüyecekti.

Gözlerine bakacaktım.Onu kendime çekip kokusunu içime çekecektim.Doyasıya onu öpüp,

sarıp sarmalayacaktım.Her şey beş gün önceki gibi olacaktı.Öyle olmalıydı,başka bir seçenek yoktu.

Başım gözlerim kapalı bir şekilde eline yaslıyken bir şey hissettim.

Hissettiğim şeyle ani bir şekilde başımı kaldırdım ve esilaya baktım

Ardından ise eline baktım.Yanlış hissetmemiştim.

Bir parmağı kıpırdıyordu.

Ama bu nasıl olurdu?Başımı doktora taraf çevirdiğimde odadan çıkmaya hazırlanıyordu.Hemen ayağa kalkarak yüksek sesle ona seslendim.

-"doktor,esila'nın eli kıpırdadı.

Gördüm,hissetim.Eli kıpırdadı."

Dedim,heyecanla.Bir yandan da yüzümü ıslatan göz yaşlarımı siliyordum.Çocuklar gibi seviniyordum.Çünkü ben bir tek esila'nın yanında kendimi özgür,

rahat hissediyordum.Onun yanında çocuklaşabiliyordum.

O varsa,ben vardım.

O yoksa,ben yoktum.

Bu nasıl olmuştu,bende bilmiyordum ama bildiğim tek bir şey vardı,o da yeniden nefes almaya başlamış olmamdı.Duran kalbim yeniden atmaya başlamıştı.

Renksiz dünyam,yeniden renklenmişti.

Benim esilam,yeşil gözlerinde hayat bulduğum hayattaydı,

doktorun dediğinin aksine yaşıyordu.Hayal görmediysem ya da bir göz yanılması yaşamadıysam Esila parmağını kıpırdatmıştı.Bunu hissedebilmiştim.

Tekrardan baktım ve bu sefer de parmağını kıpırdattığını gördüm.

Bir hayal değildi,gördüklerim gerçekti.

Doktor,söylediklerimden sonra hızlıca esila'nın yanına gelmişti ve

Steteskopunu esila'nın kalbine katmıştı.Bir anda bakışları bana döndü.Şaşkın bir ifadeyle bana bakıyordu.Sonra gülümsedi.

-"bu...bu bir mucize!Hasta'nın kalbi tekrardan çalışmaya başladı."

dediğinde hafifçe gülümsedim.

Uzun zaman sonra

gülümseyebildim.Bu da esila'nın tekrardan nefes alabilmesiyle gerçekleşmişti.Onun yeniden hayata dönmesi, benim de yeniden hayata dönüşümdü.

Hemşire hızlıca bir serum takıyordu.Doktor ise esila'nın gözlerine ışık tutuyordu.Bense ne yapacağımı bilemez halde öylece duruyordum.İçim içime sığmıyor gibiydi.Yeniden nefes alabildiğimi hissettim.

-"oğlum,ne olur burada hele bize de anlatasın.Az önce yavrumun kalbi durdu dediler.Şimdi ne yapıyorlar o halde?"diyen delal hanıma çevirdim bakışlarımı.

Sonrasında tekrar esilaya döndüm ve başımı yana çevirerek akan gözyaşlarımı sildim.Kimsenin beni bu halde görmesini istemiyordum.

Gözyaşlarımı sildikten sonra dik durarak delal hanıma doğru yürümeye başladım.

Ardından kapının ucundayken adımlarımı durdurdum ve omzumun üstünden son kez esilaya baktım.Sonrasında elimi kapı koluna atarak odadan çıktıktan sonra kapıyı kapattım.

Dışarı çıktığımda an herkes ayaklanarak karşımda dikilmişti.

Önce bir herkese baktım.Herkes bitkindi.Yorgundu.Fakat içlerinden en çok dikkatimi çeken Azra olmuştu.

Onun için de zordu.En mutlu gününde-düğününde-kardeşi kaçırılmıştı.Bu da hayliyle psikolojik yönden onu çok etkilemişti.Bir tek o değil,

burada bulunan herkesin durumu aynıydı.

Sonrasında bakışlarım asir itine gitti.Gözleri kıpkırmızıydı.O da yorgun ve bitkin görünüyordu.Bu haline hiç inanmak istemesem de nasıl ağladığına kendi gözlerimle şahit olmuştum.Kızına bunca şeyi yaptıktan sonra bu denli üzülmesi ve ağlamasını hiç samimi bulmasam da şu an onunla uğraşacak durumda değildim.

Ağir ve diğer kardeşleri burada değildi.Asir onlara gitmelerini söylemişti ve onlarda babalarının sözünü ikiletmeden defolup gitmişlerdi.Zaten daha fazla üzgünmüş numarası yapmalarına katlanacak halde değildim.İyi olmuşta defolmaları.

Son olarak anneme ve kız kardeşlerime baktım.Şeyda'nın esilayla arası iyi değildi ama Esila

nın kaçırıldığını öğrendiğinden beri çok üzgündü.İyi anlaşamasalar

da,şeyda'nın ara sıra esilaya attığı şefkatli bakışları farketmiştim.

Şimdi ise karşımda duran ve ağlamaktan gözleri kan çanağına dönen delal hanıma bakıyordum.

Bana bakarken ki, gözlerinde oluşan umudu görebiliyordum.

Sadece o değil,herkes bana o şekilde bakıyordu.

Kendimi toparlayarak,konuşmaya başladım.Artık üzgün olmamaları gerekti.Esilam bu haldeyken bir de onları böyle görünce içim daha da eziliyordu.

-"yeniden nefes almaya başladı.İlk başta doktor, kalbinin durduğunu söylese de sonrasında Esila yeniden nefes almaya başladı.Şu an doktor içeride müdahale ediyor ve Esila iyi olacak,hem de çok iyi olacak."

Dedim.Her şeyi tek nefeste söylemek zor olmuştu.

Azra,"oh"çekerek elini göğüs kafesine koydu ve yanında bulunan aslana sarıldı.Şevin,sıla ve şeyda henüz yüzlerinde gözyaşları varken gülümsediler ve birbirlerine sarıldılar.Annem ise elini göğe açarak,"sana binlerce kez şükürler olsun,Allahım."diyor ve bir yandan da gözyaşlarını siliyordu.

Asir iti de rahatlamış görünüyordu.

Uzun zamandır ayakta duruyor olacağından sandalyeye oturmuştu

Delal hanım,bu söylediklerimden sonra memnun olmuşçasına gülümsedi ve kollarını iki yana açarak bana sarıldı."Şükürler olsun."dedi ve bana sarılmaya devam etti.

Bense bir an afallamıştım.Bunu beklemiyordum.Biraz sonra bende ona karşılık vererek sarılmıştım.

Tuhaf hissediyordum.Bir anne şefkatiyle bana sarılıyordu.İtiraf etmem gerekirse sıcacık olmuştum.

Çünkü öz annem bana uzun zamandır sarılmıyordu.Annemin şefkatli kollarını,sıcaklığını on yaşımdan beri hissetmiyordum, bilmiyordum.Anne şefkati neydi?

nasıl bir histi?Bunlara pek aşina olduğum söylenemezdi.

Delal hanım'ın bana sarılması zihnime o günü tekrar hatırlattı.

Annemin bana son kez sarıldığı günü.Oysa ben annemin o gün,

orada bana son kez sarıldığını bilmiyordum.Çocuktum.

Delal hanım,sarılmaya son verdiğinde hissettiğim tüm güzel hisler gitmişti.İçim yeniden soğumuştu ve zihnim o günü yeniden yaşamamak,hissetmemek için o günden uzaklaşmıştı.

Kendime hızlıca çeki düzen verdim ve yan tarafta duran barana doğru yürümeye başladım.İçimde büyük bir öfke vardı ve bu öfke harlanarak artmaya,katlanmaya devam ediyordu.Yakıp yıkacaktım.

Esilama bunu yapan şerefsizin canını öyle bir yakacaktım ki,onu öldürmem için bana yalvaracaktı ama onu öldürmeyecektim.Acıdan kıvranarak ve inim inim inleyerek geberecekti.Hem de en cani bir şekilde.

Baran'ın yanına ulaştığımda durdum.Sonrasında şakağımı kaşıyarak,"durum ne?"dedim.Tabii ki şu an karadan bahsetmiyordum.

Elbette onun da zamanı vardı.

Her dakika acilen toplantı isteyerek beni darlayan aşiret ağalarından bahsediyordum.

Baran,başını sağa sola salladı.Belli ki durum hiçte iyi değildi.

-"bir şekilde onları oyalıyoruz ama bu daha ne kadar böyle sürer,

bilemiyorum ağabey.Hemen bir açığını buldular ya,bunu kullanmadan rahata eremeyecek gibiler."dedi,baran.

Kaşlarımı çattım ve elimi pantolonumun ceplerine soktum.

Ciddi manada kaşınıyorlardı.İlla kafalarına sıktıracaklardı, soysuz itler.

-"madem aşiretler toplantı istiyor,hem de en acilinden o zaman onları kırmayalım değil mi,

baran?Hemen yarına bir toplantı ayarla,herkes orada olacak."dedim

sonlara doğru sinirli çıkan sesimle.

-"ağabey ayarlarız,ayarlamasına da sinirinle oynayacaklar.Üstelik hassas bir dönemdesin."dedi ve esila'nın olduğu hastane odasına baktı.Esila'dan bahsettiğini biliyordum.Ardından yeniden bana baktı ve sözlerine devam etti."sana

rahat vermeyecekler.Bilerek üstüne gelecekler.Malum senin de öfkeni kontrol edebildiğin pek söylenemez."dediğinde başımı sağa çevirerek derin bir nefes alıp verdim ve yeniden barana döndüm.

Sıkıldığımı ve bir an önce sadede gelmesini istediğimi belli ederek,

ifadesizce ona baktım ve,"eee?"

dedim,umursamıyormuşçasına.

-"Eeesi adamların ebesini sikmenden korkuyorum!"dedi,

yükselerek.

Bir anda bu şekilde yükselmesini beklemiyordum.Yüzüme karşı yüksek sesle konuşulmasından hoşlanmadığımı en iyi kendisi bilmesine rağmen sınırını zorluyordu.

-"onlardan önce senin ebeni sikmemi istemiyorsan,sesinin ayarına dikkat et,baran!"dedim,

sesim oldukça sakin çıkmıştı.

Çünkü şu an mutluydum.Yeniden hayat bulmuş gibiydim.Kimsenin de keyfimi bozmasına izin verecek değildim.

Baran,ne denli bir hata yaptığını geç olsa da anlamıştı ve geriye adımlayarak,"afedersin abi."dedi.

Tam karayı soracak iken doktorun odadan çıktığını görünce söyleyeceklerimi geri yutmuştum.

Ellerimi cebimden çıkardıktan sonra doktor uzağımda olmadığı için birkaç adımda yanına gelmiştim.

-"durumu nasıl?"dedim,sesim titremişti.

Herkese öfkeli yanımı gösterirken,

bir tek esilaya gelince tüm öfkem dağılıyordu.Yalnız onunla ilgili konular da yumuşayabiliyordum ve şimdi bu soruyu sorarken sesimin titremesi de bu yüzdendi.

-"biz de çok şaşkınız ama hastamız gayet iyi.Tıpta bu durumun bir açıklaması veya karşılığı yok,

sadece mucize diyebilirim.Hasta'ya ilk müdahalemde zorlukla nefes alabiliyordu.Güçsüzdü.Sonrasında kalbinin durması beklenilmez bir şey değildi ama tekrardan hayata dönmesi tam anlamıyla bir mucize aram ağa."dediğinde,doktora bakarken minnetle gülümsedim.

İçim içime sığamazken,kalbim yerinden çıkacakmış gibi hızla atıyordu.Sonunda dudaklarımdan cevabını en çok merak ettiğim o soru döküldü.

-"Bilinci ne zaman yerine gelir?"

dedim.

Doktor,ellerini beyaz önlüğünün cebine kattı ve konuşmaya başladı.

-"bakın,hastanın bünyesi çok zayıf.

Yaşadıklarını atlatması hiç kolay olmayacak.Ne zaman uyanacağını bende bilemiyorum.Burada iş hastaya bağlı.Kendini ne zaman toparlarsa,o zaman bilinci yerine gelecektir.Kesin bir tarih veremem ama yakın bir zaman da uyanması muhtemel.Bedeni zayıf olsa bile direnci kuvvetli."dedi ve yanıma gelerek elini omzuma attı.

-"yani diyeceğim o ki,hastamızın hayati bir tehlikesi bulunmuyor.

İçiniz rahat olsun.Ne zaman uyanacağı konusunda da endişe etmeyin.Sonuçta ölüme kafa tutan bir karınız var."dedikten sonra elini omzumdan çekti ve uzaklaştı.

Rahat bir nefes alıp verdim.Şu an buradaki herkes rahatlamıştı.Cam

dan oluşan pencerenin önünde durdum ve esilayı izledim.

Doktor'un son söylediği sözler geldi aklıma.

-"ölüme kafa tutan bir karınız var."

Demişti.Evet,öyleydi.Her ne kadar zayıf ve kırılgan bir yapısı olsa da bir o kadar da güçlüydü,benim karım.Ona aşık olma nedenlerimden sadece bir tanesiydi bu.

Bu sefer de bakışlarım monitöre kaydı.Az önce düz bir çizgiyken şimdi yukarı aşağı giden dik çizgiler vardı.Yüreğim ağzıma gelmiş gibiydi,o zaman.Her neyse bunları düşünmemem gerekti.

Esila iyidi.Yaşıyordu.

Elimi cama dokundurdum.Sanki o narin yüzüne dokunuyormuş gibi hissediyordum.Aramızda bir cam vardı ama bu onu hissetmeme engel değildi.Yüzünü dokunuyormuş gibi camdan elimi hareket ettirdim.Müptelası olduğum yüzüne bakarken dudaklarım yana kıvrıldı.

Yüzü hâlâ bembeyazdı.Normal de de teni beyazdı ama bu kadar vurgulayıcı bir beyaz değildi.İçim hâlâ tam anlamıyla huzurla dolu değildi.Ne zaman ki,esilam uyanacak ve müptelası olduğum yeşilleriyle bana bakıyor olacak,işte o zaman içim tam anlamıyla huzurla dolmuş olacaktı.

Dudakları eskisi kadar solgun değildi.Eski rengini yeniden alıyor gibiydi.Dudaklarının rengi soft bir kırmızıydı.Fakat şu an biraz solgundu.Sarı saçlarına kaydı bakışlarım.Benim günesimdi,bu saçlar.

Her sabah saçları yüzümdeyken uyanırdım.Sonra da onu uyandırmamaya özen göstererek sakallarıma yapışan saçlarını nazikçe çekerdim.Bir tutamını alıp koklardım.Yoksa başka türlü gün aymazdı,bana.

Aklıma gelen düşünceyle elimi yumruk haline getirdim.İçim öfkeyle dolup taştı.O şerefsizi öldürme isteğim katlanarak artmaya devam etti.O herif, benim karımın saçlarına dokunmuş muydu?Benim dokunmaya kıyamadığım saçları çekmiş miydi?

Benim karıma çok acı çektirmiş miydi?

Düşünmek istemedim,daha fazla.

Çünkü düşündükçe genzim yanıyordu.Boğazıma bir hançer saplanmışçasına bir ağrı çöküyordu.Yüreğim sızlıyordu.

Göğsüm daralıyordu.Nefes almakta zorlanıyordum.

Tüm bu düşünceleri zihnimden kovup annemlere döndüm.Artık gitmeleri gerekti.Zaten kaç gündür

burada uykusuz duruyorlardı.

Yedikleri tek şey kantinden alınan tostlar ve çaylardı.Dinlenmeleri gerekti yoksa hepsi birden hasta olacaklardı.

-"hadi,sizde konağa dönün artık.

Esila uyandığında size haber veririm.Harap ettiniz kendinizi."

Dedim.

-"olmaz oğlum,gelinim uyanmadan hiçbir yere gitmem.İçim rahata eremez başka türlü.Bilmez misin?"dedi,annem.

Birkaç adımda yanına ulaştım ve önüne çökerek,"bilmez olur muyum,sultanım?Esila iyi,artık endişelenmene gerek yok.Uyandığı an ilk sana haber vereceğim,söz."

Dedim ve elini tutarak öptüm.

İlk somurtarak baktı,sonrasında

biraz da olsa tebessüm etti.

-"peki madem,amma ilk bana haber vereceksin."dediğinde başımı aşağı yukarı salladım ve tekrardan eline öpücük bıraktım.Ardından ayağa kalktım ve arkamda duran kız kardeşlerime döndüm."hadi sizde annemle gidin,yalnız bırakmayın kadını."dedim.

Başta itiraz etseler de onlara attığım tek bir ters bakışla kabul edip annemle gitmişlerdi.Şimdi ise diğerlerini göndermem gerekti.

Bu sefer de delal hanım'ın yanına gittim.Cam pencerenin önünde öylece durmuş esilaya bakıyordu.

Bir an olsun gözlerini kırpmadan dikkatle onu izliyordu.Eğer esilayı bu kadar seviyorsa neden kocasının, kızına dayak atmasına izin vermişti?Neden kızının arkasında durmak yerine,onu hep yalnız başına bırakıp, gitmişti?

Büyük ihtimalle bu sorular hiçbir zaman cevaplanmayacaktı.

Delal hanım'ın yanına gittiğimde

uzunca bir süre onu ikna etmek durumunda kalmıştım.Her ne kadar gitmemek için dirense de sonunda onu da ikna edip,asir itiyle evine göndermiştim.

Sadece Azra ve aslan kalmıştı.

-"sakın bana da gitmemi söyleme,aram.Şuradan şuraya adımımı dahi atmam."dediğinde onu üstelemedim.Ayrıca azra'nın burada durması daha iyi olurdu.

Çünkü karayla görülecek bir hesabım vardı!

Birazdan hastaneden ayrılmam gerektiği için azra'nın,esila'nın yanında durması iyiydi.

Son kez cam pencerenin karşısına geçtim ve esilaya baktım.İçli bir nefes verdikten sonra koridorda dümdüz ilerlemeye başladım.

Artık içim biraz daha rahattı.

Çünkü esila'nın her an uyanma ihtimali vardı ve bu ihtimal benim için paha biçilemez bir duyguydu.

Hastaneden çıktıktan sonra arabama binip,kara şerefsizini kapattığım yere doğru yola çıktım.

. . .

4.Gün

Gözlerimi araladım.Yavaş yavaş kendime geliyordum.İlk gördüğüm şey sıvası bozulmuş,rutubetli bir tavandı.

Doğrulmaya çalıştım,o an öksürmem ani olmuştu.Etraf tozluydu.Pis bir yerdeydim.Tekrar öksürünce elimi ağzıma doğru kapattım.Öksürmem sonlanınca elimi çektim ama böyle bir şey göreceğimi tahmin etmemiştim.

Elimde kan vardı.

Nereden gelmişti bu kan?Ben kandan nefret ederdim.Hızlıca elimdeki kanı üzerime sildim ve ayağa kalktım.Bu seferde yüzümden yere kan damlıyordu.Anında elim yüzüme gitti ve kanın ağzımdan geldiğini anladım.

Neler oluyordu?Neden buradaydım?

Oysa az önce ferah,temiz bir yerdeydim.Şu an ise dört duvar arasında kan kusuyordum.Kimse yoktu.Sadece ben vardım.

Ne yaparsam yapayım akan kanı durduramadım.Korkuyordum,çok korkuyordum.Hızla geriye adımladım fakat hissettiğim acıyla çığlık attım.

Bastığım yere baktığımda cam parçaları gördüm.Tekrardan geriye adımladım ve bu sefer de aynı acıyı hissettim.

Etrafıma bakındım.Her taraf cam parçaları ile doluydu.Bir yere kaçamıyordum.Her adımım da acım katlanarak artıyordu.

-"kimse yok mu?yardım edin."diye feryat ediyordum ama sesimi duyan kimse yoktu.Dört duvar arasında debelenip duruyordum.Nasıl bir kabusun içindeydim.

Yoksa kara beni tekrardan mı kaçırmıştı?Bilincimi kaybetmeden önce son gördüğüm yüz aramdı.

Beni bulmuştu.Fakat sonrası bende yoktu.Hatırlamıyordum.Yoksa kara,

arama da mı bir şey yapmıştı?

Tüm bu düşünceler zihnimi fazlasıyla meşgul ederken bir yandan da beni yiyip bitiriyordu.

Cam parçalarına basmaya devam ederken,"ARAM!"diye bağırdım.Bir daha bağırdım ve bir daha bağırdım ama yoktu,kimse yoktu.Sonra gülme sesleri duydum.

Hızlıca arkama döndüm.Gördüğüm silüetlerle geri geri yürüdüm.Ayağıma batan cam parçacıklarının acısını bu sefer hissetmedim.Çünkü gördüğüm silüetler beni fazlasıyla şoke etmişti.

Şu an karşımda babam ve kara duruyordu ve bana bakarak kahkaha atıyorlardı.Neydi bu gördüklerim?

Aklımı yitirmeme ramak kalmıştı.

Karayı umursamadım ama babamın beni bu halde görüp gülmesi ruhumu zedeliyordu.

Hiç acımıyordu bana.Her fırsatta acı çektiriyordu.Hiçbir zaman umurunda olmamıştım.Bende bir evladıydım ama o,bunu hiçbir zaman kabullenmemişti.

Oysa en çok ona ihtiyacım vardı.

-"baba.."dedim,kısık çıkan sesimle.

Gülmeye devam ettiler.

Tekrardan,"baba.."dedim.Ardından devam ettim."yardım et,baba."dedim ve elimi ona uzattım ama o gülmeye devam etti.Ağladım.Öylece ağladım.

Sonra bir ses daha duydum ama bu kara'nın sesi değildi.Babam'ın sesiydi.

Babama baktım ve konuşmadığını gördüm.Sadece gülüyordu.Peki bu ses nereden geliyordu?

Tekrardan aynı sesi duyunca irkilerek ani bir refleksle arkama döndüm.İlk olarak,baktım sadece baktım.

Gözlerimi kapatıp açtım.Bu gerçek miydi?Gözlerimi tekrar açtığımda hâlâ karşımda durduğunu görünce gerçek olduğunu anladım.

Babam'dı.

Fakat bu nasıl olurdu?

Elini bana uzatarak,"tut elimi kızım."

Dedi.Hareket edemedim.Tepki veremedim.Ne yaşıyordum ben böyle?

Yeniden konuşmaya başladı."hadi,tut elimi.Gel benimle kızım."dediğinde yüzümde buruk bir tebessüm oluştu.

Arkamdaki babam gülerken,önümdeki babam bana elini uzatarak,yardım ediyordu.Hangisi gerçekti?

-"gidemezsin,sen bu karanlıktan asla çıkamazsın,Esila."

Duyduğum sesten sonra hızla arkama döndüm.Bunu söyleyen bana gülen babamdı.Siyah giyinmişti.Yüzünde büyük bir kin ve nefret vardı.

-"yeni bir başlangıç yapalım, kızım.

Hadi tut elimi."

Yeniden arkama döndüm.Bu babam beyaz giyinmişti.Yüzünde kötü duygulara dair hiçbir rastlantı yoktu.

Bana tüm saflığıyla gülümsüyordu.

Elini uzatıyordu.

Arkam geçmişimdi.Arkama bakınca babamın bana yaşattıkları ve çektiğim acılar geliyordu aklıma.Önüm ise geleceğimdi.Yeni bir başlangıç için bana elini uzatan bir babam vardı.

Bende elimi uzattım ama ellerimiz kavuşmadı arada hâlâ mesafe vardı.

Fakat bu mesafe çok kısa bir mesafeydi.Bir adım atsam ellerimiz kavuşacaktı ama atamadım.Ayaklarım sanki olduğu yere çivilenmiş gibiydi.

Hareket ettiremiyordum.

-"baba, yapamıyorum."dedim.

-"yapabilirsin,kızım.Gayret et,sen öyle kolay kolay yıkılmazsın.Hadi,tut elimi"

Dediğinde elimi biraz daha uzatmaya çalıştım ama nafileydi olmuyordu.

Başaramıyordum.İçinde bulunduğum bu kabustan çıkamıyordum.

Sonra boynumda bir şey hissettim.Bir anda arkaya çekildim.Boynuma kalın bir halat dolamışlardı.Nefes alamıyordum.Halatı sıkan kişiye baktım.Karaydı.Pis sırıtışıyla halatı sıkıyordu ve beni boğuyordu.

Babam ise hâlâ bana elini uzatıyordu.

Yapamıyordum,tutamıyordum.Yine de elimi babama doğru uzattım.Yine ona ulaşamadım ve nefessiz kaldım.

Bedenim yerle buluştu.Boynumdaki urganla öylece kaldım.Bilincimi kaybediyordum.

-"hadi kızım,tut elimi."demişti,babam ama ben ne hareket edebildim,ne de elimi uzatabildim öylece kalakaldım.

Gözlerim kapandı ve ben bilincimi kaybettim.Tekrardan karanlığa mahkum oldum.

. . .

Aram'dan

Kara'yı kapattığım mekana gelmiştim ve şu an tutulduğu odaya doğru ilerliyordum.Kinim ve öfkem dipdiriydi.Yaptıklarının bir bedeli olmalıydı ve olacaktı da.

Benim karıma yaptığı her şeyi misliyle burnundan getirecektim.

Baran'da hemen yanımda benimle yürüyordu.Tutulduğu odaya geldiğimizde baran,önden gidip kapıyı açtı.

Açılan kapıdan içeri girdim ve o şerefsiz herifi sandalyede elleri ve kolları bağlı bir şekilde otururken gördüm.Öfkem katlanarak arttı.

Ama ona yapacaklarım aşırı keyifli geçecekti.

Eğik olan kafasını kaldırdı ve bana baktı.Gözlerimin içine baktı ve şerefsizce sırıttı.Birazdan başına gelecekleri bilse,böyle sırıtmazdı.

-"demek geldin,aram ağa."dedi,pis sesiyle.

Ellerimi cebime katarak ona doğru yürüdüm.Tam önünde durdum ve alayla gülümsedim.

-"ben değil,ecelin geldi!"dedim,

gülümserken.

Sırıtmasına son verdi.Ciddileşti ve hiç söylememesi gereken sözleri söyledi.

-"esila da öyle demişti.Aram,seni yaşatmayacak falan filan diye söyleniyordu ama bak şimdi nerede?Yok,değil mi aram ağa?"

Dediğinde anında yüzüne yumruğumu indirdim.

-"Sakın bir daha karımın adını ağzına alma,lan şerefsiz herif!"

dedim ve bir yumruk daha attım.

Bir yumruk daha ve bir yumruk daha attım.Şu an durmazsam elimin altında geberecekti,şerefsiz.

Ama onun için ölüm öyle kolay olmayacaktı.En ağır şekilde,acı çekmeden ona ölüm yoktu.İnim inim inleyecekti.İnletecektim.

Bir yumruk daha attıktan sonra geriye çekildim ve barana bakarak

"Her şey hazır mı?"dedim.Onun için güzel sürprizlerim vardı.

-"hazır,abi."dedi,baran.

-"iyi.O hâlde götürün şu iti oraya."

Dedim,soğuk bir ses tonuyla.

Elime bulaşan kanını sildim.O sırada,o iti götürmüşlerdi.Bende odadan çıktım ve yaşayacağı acıyı keyifle izlemek için koltuğumda yerimi aldım.

Karşımda duvarları camdan yapılmış bir oda vardı ve bende dışındaydım.İçerinin zemini yere sabitlenmiş ve sivri ucu yukarıya bakan çivilerle doluydu.

Benim karıma çektirdiklerinin bin katını yaşatacaktım,bu şerefsize.

Gözleri bağlı bir şekilde içeriye itmeleri komutunu verdikten sonra dediklerimi harfiyen uyguladılar.

Gözleri kapalı olduğu için şu an ayağını delip deşen şeylerin keskin uçlu çiviler olmadığını bilmiyordu ve şu an hem acı çekiyor,hem de ona bu acıyı veren cisimlerin ne olduğunu bilmiyordu.

Benim karıma da bunu yaşatmıştı ama unuttuğu bir şey vardı.O da

Yaşattığı acıların bin katını çekeceğiydi.Şu an içeride kendini duvardan duvara atıp,acıyla bağırıyordu ve kaçmak için attığı her adım,acısını katlıyordu.

Keyifle gülümsedim.Fakat bir süre sonra gülümsemem soldu.Benim esilamda mı bu şekilde acıyla bağırmıştı?Ellerimi yumruk şekline getirdim ve oturduğum koltuktan kalktım.Bunları düşündüğüm her an bana zarardı.

İşkence çekiyordum.Esilam,tüm bu acıları çekerken ben yanında yoktum.Tüm bu acıları çekmesine izin vermiştim.

Düşünmemeliydim.Çünkü eğer düşünürsem ilerleyemezdim.Bir an önce kendime gelmeliydim ama öyle kolay değildi,işte.Sevdiğiniz birinin acı çektiğini görmek farklı bir duyguydu.İnsanı yiyip bitiren bir duyguydu.Aklınızdan bir an olsun o görüntüler gitmiyordu.Asla

Silinmiyordu.

Derin bir nefes alıp verdikten sonra bedenimi barana çevirdim ve

"Zincir odasına götürün,şimdiden kaybetmeyelim onu.Daha yeni başlıyoruz."dedim ve cebimden sigara paketimi çıkarttım.Bir gözümde hep telefonumdaydı.Şu an tek isteğim karımın uyanmasıydı.

-"nasıl istersen abi ama bu herif şimdiden gebercek gibi."dedi,baran

Yan tarafta acıdan kıvranan şerefsize baktım ve dudaklarımın kenarı yana kıvrıldı.Keyifle gülümsedim.Ardından tekrardan barana baktım ve,"gebermeyecek ona öyle kolay ölüm yok."dedim ve çakmağımla sigaramı yaktım.

Kara itini oradan çıkarmış, götürüyorlardı.Bende sigaramdan son bir nefes aldım ve yere atarak ayağımla ezdikten sonra buradan çıktım.

Dar koridorlardan geçerken gömleğimin kollarını sıvadım.Yaka

tarafını da düzelttikten sonra odaya girdim.İki kolu da zincirlere bağlı ayakta duruyordu.

Birkaç adımda yanına ulaştım ve saçlarından çekerek yüzünü kaldırmasını sağladım.

Yüzünü,yüzüme yaklaştırdıktan sonra tüm nefretimle ve öfkemle suratına baktım."Nasıl oluyormuş lan?"dedim,kaşlarımı çatarak.

Konuşmadı,yüzünde acı çektiğini belirten ifade beni daha da keyiflendirdi."öyle hemen koy verme,çünkü daha yeni başlıyoruz.

Seni hemen kaybetmeyi istemem."

dedim ve saçlarını bırakarak geriye çekildim.

Birazdan yapacaklarım yüzünden gömleğim beyaz olduğu için kan lekeleriyle dolacaktı ama pek bir önemi yoktu.

Kenarda duran baran ne

isteyeceğimi daha söylemeden anlamış olacak ki,isteyeceğim aleti çoktan getirmişti.Baran'a bakmadan ona elimi uzattım ve aleti verdiğinde keyifle güldüm.

Kara elimdeki aleti görünce gözleri dehşetle büyümüştü.Korkuyordu.

Korkmalıydı da.

Elimdeki alet,demirden yapılmış ve ucunde sivri dikenlerle dolu top şeklinde bir aletti.Daha önce bu aletin tadına bakan binlerce kişi vardı ama muhtemelen,hayır muhtemelen değil.Kesin bir şekilde en keyif alacağım an bu an olacaktı

Kara'nın önünde durdum ve,"öyle ayağına iki çivi battı diye kurtulduğunu sanıyorsan,sanma.

Benim karıma çektirdiğin acıları sana misliyle ödetmeden durmayacağım,kara."dedim ve ilk darbeyi karnına indirdim.Dikenler karnına sağlanmıştı.Hızla geri çektim ve acıyla bağırdı.

Vurduğum yerden fışkıran kanlar yüzüme ve gömleğime bulaşmıştı ama durmadım,devam ettim.İkinci darbeyi ise bacaklarına indirdim.

-"senin cehennemin benim kara!"

Dedim ve bu seferki darbemi kafasına indirdim.Yüzü gözü kan dolmuştu.Vurmaya devam ettim.

Ne kadar vurursam vurayım,öfkem dinmedi.Son vuruşumu yaptıktan sonra aleti yere fırlattım ve karşımdaki her yeri kan olan herife baktım.Sonrasında barana

"Çözün şunun ellerini."dedim.

Çözdüler.Çözdükleri an yere yığıldı,şerefsiz.Aldırmadım bende dizlerimi kırarak yanına eğildim.

Acıdan inim inim inliyordu.Daha son hamlemi yapmamıştım bile.

Sağ elini tutarak kaldırdım."bu ellerinle mi vurdun karıma,ha?"

dedim.Sonrasında hiç beklemeden tüm parmaklarını teker teker kırdım.Sol eline de aynı tarifeyi uyguladım.

Benim karıma vurduğu elleri artık yoktu.Zaten bedeni de yok olacaktı.

Ayağa kalktım ve odadan çıktım.

Baran'ın hemen arkamdan geldiğini biliyordum."bana yeni kıyafetler getirin."dedim ve bir sigara yaktım.

Sigarayı dudaklarıma götürünce elimin kanla kaplı olduğunu gördüm.Umursamadım aksine güldüm.Beni keyiflendiren bir görüntüydü.

-"abi,kıyafetlerin geldi.Bir de bu herifi ne yapalım?"dedi,baran.

Sırtım ona dönük bir şekilde dirseklerimi trabzanlara yaslamış sigaramı içiyordum.Yapılacak şey belliydi."birkaç gün bu şekilde bırakın.Acıdan kıvrana kıvrana geberecek.Ne zaman ki öleceğini anladınız işte o zaman bizim köpekleri odaya salın,paramparça etsinler."dedim ve sigaramdan son bir nefes aldım.

Baran'ın getirdiği kıyafetleri alıp giyindim.Siyah bir tişört ve siyah bir pantolondu.Siyah giyinmeyi severdim.Beni temsil eden bir renkti;siyah.



(Aram'ın giydikleri)

Mekandan çıktım ve passatıma bindim.Gideceğim tek bir adres vardı.Sığınacağım tek bir kişi vardı.Günlerce uykusuz olmama rağmen aldırış etmedim.

Hastaneye doğru sürmeye başladım

O herifin karıma yaptıklarını misliyle ona geri iade etmiştim.

Benim olana dokunmanın bedeli ağırdı.

Yol boyunca düşündüğüm tek bir isim ve sima vardı.

Esilam,karım,sevdiğim,

güneşim,cennetim,hayat

bulduğum,yuvam..

Onu tarif etmeye kelimeler yetmiyordu.

. . .

5.Gün(2.rüya)

Yürüyordum.

Boş bir alanda yalnız başıma yürüyordum.Kimse yoktu,tek bir ses dahi yoktu.Ve yine üzerimde beyaz bir elbise vardı.

Neler olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu.Oradan oraya sürükleniyor gibiydim.Ve bunu engelleyebilecek bir gücüm yoktu.Sanki biri çiziyor,bende oynuyordum.

Yürümeye devam ettim.Boş gözlerle etrafa bakındım.İlk dikkatimi çeken çiçekler olmuştu.Her yerde rengarenk çiçekler vardı.Etrafa çiçeklerin doğal kokusu hakimdi.Huzurlu hissettiren bir yerdeydim ama bir şey eksikti.

Bir an da havalandım.Ben daha ne olduğunu anlayamadan havada dönmeye başladım.Aram'dı.Belimden tutmuş beni döndürüyordu.Sevinçle gülümsedim.

Buradaydı.Yanımdaydı.Sevdiğim adam,huzurum buradaydı.

-"Aram dur,artık."dedim,gülerken.

Çünkü başım dönmeye başlamıştı.

Aram durduğunda beni de yere bıraktı ve rahatça nefes alıp verdim.

Sonrasında kara gözlerine bakınca kendimi engelleyemedim.Gözlerim dolmaya başladı.Ona sıkıca sarıldım.

Aram'da kollarını belime sarmıştı.

Bir eli de saçlarımı okşuyordu.Bir de saçlarımdan öpünce kendimi tutamadım ve zırıl zırıl ağlamaya başladım.Ona çok ihtiyacım vardı.Tek ihtiyacım oydu.

-"birtanem neden ağlıyorsun?"dedi.

İstemeden de olsa ondan ayrıldım ve yeşillerimi,karalarına yönelttim.

Sonrasında koluna bir sille çaktım.

"Pislik,neredeydin sen?Seni ne kadar beklediğimi biliyor musun?"dedim ve bir daha vurdum ama hafif vuruşlardı.

Canını acıtmayan vuruşlardı.Zaten ben onun canını acıtamazdım ki.

Kıyamazdım ona.

-"geldim,geç oldu ama geldim."dedi ve yüzümü avuçları içine aldıktan sonra

alnıma bir buse kondurdu.Huzurla gülümsedim.Eksik yanım işte şimdi dolmuştu.

Elimi tutarak,"hadi gel."dedi ve beni peşinden ilerletti."nereye gidiyoruz?"

dedim.Konuşmadı sadece yürüdü.Ben

de bundan sonra konuşmadım sadece peşinden yürümeye devam ettim.

Bir ağacın önünde durduk.Bir salıncak vardı.İpleri ağacın dallarına bağlanmıştı.Salıncağa binmeyi severdim."hadi binsene.Sonsuza kadar bakmayacaksın değil mi?Yoksa ilk kez mi salıncak gördün Esila?"dedi,aram

Şakayla karışık bir şekilde.

Suratım asık ona bakıyordum.Sonra güldü ve bütün sinirim gitti.Gülünce çıkan gamzesi,tüm sinirimi aldı götürdü.Gülünce ayrı bir yakışıklı oluyordu.

Salıncağa bindim."Ee hadi. yoksa beni sallamayacak mısın?"dedim ve arama baktım.Yanıma gelerek rüzgarın etkisiyle önüme savrulan saçlarımı geriye itti ve yanağıma bir öpücük bıraktı.Gülümsemem daha da büyüdü.

Sonrasında arkama geçerek beni sallamaya başladı."Daha hızlı,aram."

dedim.Daha hızlı salladı ve salıncağın iplerini tutan ellerimi serbest bırakarak iki yana açtım.Sesli bir şekilde gülüyordum.

Salıncak yavaşlamaya başladığında

"Biraz daha hızlı salla,aram."dedim ama salıncak daha da yavaşladı ve aram'dan ses gelmedi.Hemen arkama baktım.Aram yoktu.

Salıncaktan indim ve etrafa bakındım.

Yoktu,hiçbir yerde yoktu.Yoksa beni bırakıp gitmiş miydi?Hayır,bu sefer olmazdı.Bir daha olmazdı.Etrafa bakınırken gözlerimden yaşlar akıp gitti ama aram gelmedi.

Pes ettim ve olduğum yerde durdum.

Ayaklarımın beni taşıyacak gücü kalmadığı için yere çöktüm ve yeniden zırıl zırıl ağladım.

İlk ağlayışımda ona sarıldığım için ağlamıştım.Şimdi ise yokluğu için ağlıyordum.

Bir beden beni kendine çekip sarıp sarmaladı.Başımı kaldırıp bu kişinin kim olduğuna baktım."şşşt ağlama, bebeğim."dediğinde ayağa kalktım ve onu kendimden uzaklaştırdım.

Nereye gitmişti ve neden yeniden gelmişti?

Gittiyse neden gelmişti ki?

-"nereye gittin sen?!"dedim,sinirli çıkan sesimle.

-"bunun için bir yere gitmem lazımdı."

dedi ve elindeki papatyalar dan yapılmış tacı gösterdi.Şaşırarak elindeki taca baktım.Sonra yeşillerim tekrardan onu buldu.

-"neden haber vermeden gittin?Ne kadar korktuğumu biliyor musun?

Yine yalnız kaldım sandım.Çok korktum."dedim ve göz yaşlarımı serbest bıraktım.

Bir çırpıda beni kendine çekti ve sıkıca sarıldı.Bende ona sarıldım.Gitmesin istiyordum.Bir an bile yanımdan ayrılmasın,hep benimle kalsın istiyordum.

-"Özür dilerim.Çok özür dilerim,

birtanem.Üzgünüm."dedi ve saçlarıma art arda öpücükler bıraktı.Ona daha da sokuldum.

Birbirimizden ayrıldıktan sonra elini belime katarak beni yürüttü ve bir yere oturduk.Elindeki tacı başıma kattığında gülümsedim."sen mi yaptın?"dedim."evet."dedi ve ellerimi tutarak öptü.

Yüzüne bir hüzün çökmüştü.Bunu anlayabilmiştim.Neden bir an da böyle

üzgündü ki?

-"Hiçbir zaman beni bırakıp bir yere gitmeyeceksin,Esila."dediğinde kaşlarım çatıldı.Bir an da ciddileşmişti

-"Asla."dedim ve elimdeki elini daha sıkı tuttum."Asla seni bırakıp hiçbir yere gitmeyeceğim,aram."dedim.

İki elimi de öptü ve beni göğsüne yasladı.Yeniden hayat bulmuş gibiydim.Şu an her neyin içindeysem hiç çıkmayayım istiyordum.Hep bu şekilde aram'ın koynunda kalmak istiyordum.

Başım göğsüne yaslıyken ellerimi hâlâ tutuyordu.Sanki her an gidecekmişim gibi tedirgindi.Başımı kaldırıp arama baktım.O da bana bakıyordu.Yüzümü dudaklarına yaklaştırarak küçük bir öpücük bıraktım ve geri çekildim.

Yeniden başımı göğsüne yasladım.

Aram'da tuttuğu elimi yeniden öptü ama bu kez dudaklarını uzun süre elimden ayırmadı ve ben yeniden hayata döndüm.Yeniden nefes almaya başladım.

Sadece onla...

. . .

Aram'dan

Dün geceyi hastanede,esila'nın yanında geçirmiştim ve bugün ise aşiret toplantısına doğru yola çıkmıştım.

Esila hala uyanmamıştı.

Neyse ki,hayati bir tehlikesi kalmadığı için yoğun bakımdan alınıp normal bir odaya konulmuştu.

Aşiret toplantısının yapılacağı yere geldiğimde arabadan inip mekana giriş yaptım.Beni görür görmez herkes ayağa kalkmıştı.Onlara baş selamı verip koltuğuma oturdum.

-"toplantı diye tutturdunuz,belki biraz rahata ermişsinizdir,ağalar."

dedim ve bacak bacak üstüne attım.Bir elimde koltuğun kenarındaydı ve parmaklarımı oynatıyordum.Şimdiden sıkılmıştım bile.

En eğlenceli kısma gelmeyi sabırsızlıkla bekliyordum.

-"rahat değiliz,aram ağa."dedi,

zinar.

Tek kaşım havalandı ve öyle mi dercesine zinara baktım.

-"bu son meselelerden sonra nasıl rahat olabiliriz aram ağa?"dedi,

Ahmet.

Başımı iki yana doğru çevirip kütlettim."neymiş bu son meseleler Ahmet?"dedim,hiç umursamadan.

-"karın kaçırılmış aram ağa.Sen daha kendi namusunu koruyamıyorken tüm Mardini nasıl koruyacaksın?Ağalığının düşmesini istiyoruz."dedi,Ahmet.

Halbuki,bu konuya hemen geleceğimizi sanmıyordum.İyi olmuştu.Oturduğum koltukta dikleştim ve Ahmet'e baktım.

Bakışlarım ona değer değmez,sanki bir ateşe bakıyormuşçasına irkildi ve başını yere eğdi.Dudaklarım yana kıvrıldı.Ayağa kalktım ve tüm ağaların karşısında durdum.

-"demek ağalığımın düşmesini istiyorsunuz."dedim ve hepsinde bir göz gezdirdim.Sonra sözlerime devam ettim."başka isteğiniz varsa söyleyin,yerine getireyim!"dedim.

Sert çıkan sesimle.

-"bunu istemek bizim hakkımızdır.

Kendimiz için ve evlatlarımız için endişeleniriz.Bilirsin düşmanlarımız çoktur.Şimdi senin hakkında karısına bile sahip çıkmamış derler diye konuşuyorlardır.Bize karşı her an bir saldırı düzenleyebilirler.Bizler başımızda güçlü birini isteriz."

Dedi,zinar.

Sadece Ahmet ve zinar konuşuyordu.Diğer herkes suspustu.Hatta karşımda tir tir titriyorlardı.

-"mesela nasıl birini?her dediğinize uyup,köpeğiniz olacak birini mi ya da korkmadan her boku rahatça yapmanıza izin verecek biri mi?

Hangisi size uyar?"dedim.

Sustular.Kimse tek kelime etmedi.

Zaten konuşmalarını da beklemiyordum.

-"kara denen şerefsizin bu işi kendi başına yapabilecek kadar cesur ve güçlü olmadığı aşikar.Tabii,sizin ona benim karımı kaçırması için yardım ettiğiniz ve her türlü desteği gösterdiğinizde aşikar!"

dedim, yüksek çıkan sesimle.

Her şeyi öğrenmiştim.Dün gece baran bana her şeyi anlatmıştı.

Doğrusu şaşırdım desem yalan olurdu.Zaten beni hiçbir zaman ağalığa istememişlerdi.

Çünkü onların kullanacağı bir piyon yoktu,karşılarında.Ben vardım.

Aram Haznedar!

Bu yüzden olacak ki babam,ağalığa beni uygun görmüştü.Aslında büyük olarak Bawer abim'in önceliği vardı ama o bu işlerle uğraşmak istemediği için ağalığı bana bırakmıştı.

Zaten çocukluğumdan beri,babam beni bu ağalık için yetiştirmişti.

Henüz 10 yaşındayken beni merkez dedikleri bir yere vermişti.Bana o gün dediklerini çok iyi hatırlıyordum.

-"Eğer bu dünyada yaşamak istiyorsan kötü olacaksın evlat!Yoksa yaşayamazsın.Ne aileni,ne de kendini koruyamazsın.Merkeze gitmelisin çünkü,başka çaren yok!Sen haznedar aşiretinin varisisin.Bu aşiretin gelecekteki ağası sen olacaksın.İşte o vakit etrafın çakallarla,itlerle dolu olacak.Dört bir yandan sana saldıracaklar.Seni düşürmeye çalışacaklar.Türlü türlü oyunlar oynayacaklar.İşte tam da bunun için tüm duygularından arınacaksın.Senin kalbinde merhamet,sevgi,vicdan,acıma

aşk,bağlılık duyguları olmayacak!En önemlisi de bir zaafın olmayacak!Bu dediklerimi asla unutma evlat."

Tüm bu sözlerini hiçbir zaman unutmamıştım.İlk gün ki gibi aklımdaydı.Hepte olmaya devam edecekti.Fakat bir anı vardı ki,onu hatırlayamıyordum.Çocukluğuma dair her şey hafızamdayken,bir an vardı ve ben o anı bir türlü net hatırlayamıyordum.Hep bulanıktı.

Ben tam da babamın dediği gibi biri olmuştum.Duygusuz,kalpsiz,merhametsizdim.Nice adamı ailesinin gözü önünde hiç acımadan katletmiştim ama haketmişlerdi.

Nice annenin feryadını duymuştum ama hiçbirinde bir şey hissetmemiştim.Aksine zevk alıyordum.Babam,beni istediği adama döndürmüştü.

Ama bir şeyler ters gitmişti.Olması gerektiği gibi değil, olmaması gerektiği gibi ilerlemişti.

Şu ana kadar hiç zaafım yokken,o günden beri-çarşıda esilayı çeşme başında gördüğüm an-her şey bir an da değişmişti,ben de dahil.

Ben orada esilayı görünce ilk kez bir kalbimin olduğunu hissettim.

Onun saflığına,masumluğuna aşık oldum.O farklıydı.Her şeyden,

herkesten çok farklıydı.Benimdi.

Benim karımdı.

Benim de artık bir zaafım vardı ve bunu düşmanlarım çoktan öğrenmişlerdi.Kara iti yüzünden artık daha sıkı tedbir almak zorundaydım.

Tüm bu düşüncelerden soyutlanıp ana odaklandım.Az önce söylediklerimden dolayı hepsinin yüzü bembeyaz olmuştu.Şu an karşımda ecel terleri döküyorlardı.

-"ne oldu lan!Neden sustunuz?Hadi konuşmaya devam etsenize,hadi ağalığı bırakmamı söyleyin,hadi!"

dedim,sert bir ses tonuyla.

Hepsi başı yere eğik ve ellerini önlerinde birleştirmişlerdi.Madem bana ağalığı bırak diyecek kadar cesaretlilerdi,neden şimdi karşımda korkudan tir tir titriyorlardı?

-"ağam biz ettik sen etme."dedi,

Yusuf.

-"cahiliz biz ağam,sen bizi affedesin

Söz,bir daha etmeyiz."dedi,Taner.

-"bizi çoluğumuza çocuğumuza bağışlayasın,ağam."dedi,Salih.

Şakağımı kaşıdım ve güldüm.Benle dalga geçiyorlardı herhalde.Gülme

İşine son verip ciddi bir ifade takındım ve belimde duran silahımı çıkarıp, hepsinin topuğuna bir el ateş ettim.

Benim için en eğlenceli kısım buydu işte.Kan dökmek.Daha doğrusu şerefsizlerin kanını dökmek.Şu an hepsini burada gebertebilirdim ama daha sonra çıkacak olaylarla ilgilenecek vaktim yoktu.

Esilamın yanında olmalıydım.

Uyandığında yanında olmalıydım.

-"bundan sonra ayağınızı denk alacaksınız yoksa silahımın namlusu topuklarınıza değil, alnınızın tam ortasına yön alır!"

dedim ve silahımı yeniden belime katıp mekandan çıktım.

Arkamda büyük bir arbede,kaos bırakmıştım.Hepsi ayaklarını tutarak bağırıyorlardı.Dua etsinler daha ilerisine gitmemiştim.

. . .

Bir hafta daha geçmişti ve Esila hâlâ uyanmamıştı.

Her an onu izliyordum.Belki uyanır diye bir an olsun gözlerimi kırpmadan cam pencereden onu izliyordum ama hâlâ uyanmamıştı.

Doktorun dediğine göre esila'nın toparlanması uzun süreceği için hemen uyanması mümkün değilmiş

Olsun,en azından artık bir hayati tehlikesi kalmamıştı.

Azrayı 2 gün önce konağa göndermiştim.O da çok yorgundu.

Burada beklemesinin bir şey ifade etmediğini söyleyerek gitmesini istemiştim.Bu sefer diretmeden kabul etmişti.

Şimdi ise hastanede yalnızca ben vardım ve şu an yine cam pencereden esilayı izliyordum.

Biliyordum uyanacaktı.Hem de çok yakın bir zaman da uyanacaktı.

. . .

Esila'dan

Göz kapaklarım yavaşça aralanmaya başladı.

Gözlerim yarı açık yarı kapalı bir şekilde karşımdaki görüntüye bakıyordum.Tavana.

Zorlukla nefes alabiliyordum.

Yüzümde bir oksijen maskesi vardı.

bakışlarım yavaşça ellerime kaydı.

Kablolar ve serumlar bağlanmıştı.

Bir hastane odasındaydım.Bu da demek oluyordu ki,o psikopattan kurtulmuştum.Zihnimde belli belirsiz görüntüler dönüp dolaşıyordu.Zihnim o ana gitti.

Kara'nın bıçağı bana saplandığı an ve o an da aram'ın gelmesi,

sonrasında aram'ın kucağındaydım

Gerisini hatırlamıyordum.Aram beni bulmuştu.O manyaktan kurtarmıştı.Peki şimdi neredeydi?

Onu görmek istiyordum.Ruhum ona açtı.Onu istiyordum,

neredeydi?Sağıma bakmak için başımı oynatacağım an bedenime derin bir acı yayıldı.Hareket etmekte zorlanıyordum.

Gördüğüm sanrılar da hâlâ aklımdaydı.Küçüklüğüm olan rüyam,bir odanın içinde tekrardan aynı acıları yaşamam ve babamın siluetinde iki kişiyi görmem ve son olarak ise aram ile gördüğüm rüya da aklımdaydı.

Beni salıncakta sallaması ve papatyalardan oluşan bir tac yapıp,

başıma takması, beni öpmesi ve sıkıca sarılmaları hâlâ aklımdaydı.

Oysa ben onları gerçek sanmıştım.

Çünkü hepsi öyle gerçekti ki,gerçek olmadıklarını bir an bile düşünmemiştim.Meğersem hepsi bir rüyaymış,hayalmiş,sanrıymış.

Kapının açılmasıyla zihnimdeki tüm düşünceler dağıldı ve gelene baktım.Daha doğrusu bakamadım.

Çünkü boynum ağrıyordu.

-"hastamız uyanmış demek."dedi, neşeli bir kadın sesi.

Sonrasında yanıma gelerek serumumla ilgilendi.Ardından bana bakarak,"hemen doktor beyi çağırıyorum.Ayrıca kocanız uyandığınızı öğrenince çok sevinecek."dedi ve hızlı adımlarla odayı terk etti.

Gülümsedim ama anında gülümsemem soldu.Dudağımın kenarındaki yara gülümsediğim için canımı acıtmıştı.Kara psikopatı tokat attığı için dudağım patlamıştı şimdi o anı daha net hatırlıyordum.

Kısa bir süre sonra kadın hemşire

bir adamla geri döndü.Büyük ihtimalle doktordu.

-"aramıza yeniden hoşgeldiniz,

Esila hanım."dedi,doktor gülümseyerek.Ardından yanındaki hemşireye dönerek,"son bulgular ne yönde?"diye sordu."her şeyi normal seviyede ilerliyor,doktor bey.Kan değerleri yüksek değil.

Göğüs kafesi darlığı yok."dedi,

kadın hemşire.

Doktorun bakışları tekrardan beni buldu."geçmiş olsun, Esila hanım."

dedi.Konuşmak için dudaklarımı aralamıştım ama yüzüme takılı olan oksijen maskesi buna engel oldu.

Elimi,oksijen maskesi ne götürerek maskeyi çıkardım ve rahat bir nefes aldım.Şu an kendimi daha iyi hissediyordum.Yavaş yavaş kendime geliyordum.

Boynumun acısına aldırmadan doktora baktım ve yeniden konuşmak için dudaklarımı araladığım an duyduğum o ses tüm kelimelerimi yutmama neden oldu.

-"Esila."

Başımı hemen kapıya doğru çevirdim.Oradaydı.Sonunda görmek istediğim kişi oradaydı.

Aram gelmişti.

Yeniden,"Esila.."dedi ve hızlı adımlarla yanıma ulaştı.Fakat dikkatimi çeken bir şey vardı.

Gözleri kıpkırmızıydı adeta kan çanağına dönmüşlerdi.Hiç uyumamış mıydı?

-"Aram..."dedim,mırıldanarak.

Elleri anında yanaklarımı buldu.

Okşadı.Yanağımdaki elini tuttum ve gözlerimi huzurla kapadım.

Onun elleri huzurdu.

-"bu anı ne kadar beklediğimi bir bilsen."dediğinde dudağımın yanındaki kabuk tutmuş yaraya aldırmadan gülümsedim.

Doktor ve hemşire odadan çıkmışlardı.

Aram,bir sandalye çekti ve yanı başıma oturdu.Elimi tuttu ve öptü,

kokladı.Yeniden öptü.Gözlerinden yaş geldiğini görünce ruhum acıdı.

Elbet onu bu halde ilk görüşüm değildi ama bu hallerine alışkın değildim,işte.Ellerimi yüzüne uzatarak, göz yaşlarını sildim.

-"seni bu halde görmeye hiç alışkın değilim,aram haznedar."dedim ve göz yaşlarını silmeye devam ettim.

Gözyaşlarını silerken avuç içimi öpmüştü.Tebessüm ettim.

Yeniden elimi tuttu ve karalarını yeşillerime yönelterek,"hayal falan görmüyorum değil mi?Ya da bir rüya da değilim değil mi?Tüm bunlar gerçek.Sen uyandın ve bana gülümsüyorsun."dedi.

Gülümsedi.Gülümsedim.

-"her şey gerçek,aram."dedim,

güçlükle çıkan sesimle.

-"bir daha de."dediğinde ona anlamsızca baktım.

-"neyi?"dedim.

-"bir daha aram de."dedi ve yüzüme uzanarak,alnıma bir öpücük bıraktı.

Güldüm.Hem de sesli bir şekilde güldüm.

-" seni seviyorum,aram"dedim.

Bunu ben de kendimden beklemiyordum.Anlık gelişen bir şeydi.Bunu aram'a ilk söyleyişim değildi.

İlk aram'ın beni bulduğu anda kucağındayken söylemiştim.Ona ilk kez aşkımı itiraf etmiştim.Şimdi ise

bunu bir kez daha söylüyordum.

Hatta bu sözcükleri ölene kadar tekrarlayabilirdim.

Ömrüm boyunca senden nefret edeceğim,dediğim adama seni seviyorum demiştim.Hayat böyleydi işte.

Şu an onu ölesiye seviyordum.Bir tek o vardı.Sadece o.

Aram'da bunu söylememi beklemiyor olacaktı ki,şu an donup kalmıştı.Bu şaşkın hallerine güldüm.Çok tatlı görünüyordu.Yani başkalarına dışarıdan sert biri olarak görünüyor olabilir ama benim yanımda o sert,sinirli halinden eser kalmıyordu.

-"ne dedin sen?Bir daha söyle."

Dedi, hâlâ şaşkın bakarken.

Canıma minnetti.Gözlerinin içine bakarak,"seni çok seviyorum,

aram."dedim.

Kara gözleri mutlulukla parladı.

Dudakları yana kıvrıldı.İçli bir nefes çektim.Gülünce bu kadar yakışıklı olmak zorunda mıydı?

-"ben kesin hayal görüyorum.Hayır

Bunlar gerçek değil."dediğinde

kahkaha attım ama gülmem anında sona erdi.Karnıma bir ağrı girmişti.

Her dakika gülmesem iyiydi.

Ama aram'ın bu hallerine gülmemek imkansızdı.Bir anlık acıyla elimi karnımın üzerine koydum ve yüzümü buruşturdum.

Aram endişeyle,"iyi misin yavrum?

bir yerin mi ağrıyor?"dedi.

-"iyiyim aram.Sadece bir an karnıma bir ağrı girdi.O kadar."

dedim.Endişelenmesini istemiyordum.

-"hemen doktoru çağırıyorum.Bir baksın."dedi ve ayağa kalktı.Ciddi ciddi gidecekti.Gideceği an elini tutarak onu durdum ve,"bu kadar abartmana gerek yok,aram.Alt tarafı bir anlığına acıdı.Ben gerçekten iyiyim."dedim,onu biraz olsun rahatlatmayı dileyerek.

Fakat hiçte öyle görünmüyordu.

-"Alt tarafı ne demek Esila?Ben burada sen bu haldeyken neler yaşadım biliyor musun?Öldüm,

öldüm dirildim.O yüzden en ufak bir acı,ağrı hissettiğinde hemen bana söyleyeceksin."dedi,sesi emir verir gibiydi.

Onu da anlıyordum.Benim için endişe ediyordu.İyi olmamı,acı çekmememi istiyordu.

-"anlıyorum aram ama gerçekten iyiyim.Güldüğüm için acımış olmalı.Bu yüzden gitmene gerek yok."dedim ve elini okşadım.

Anında yumuşamıştı.Yeniden yerine oturdu.

-"sen hep iyi ol,Esila."dedi ve eli saçıma gitti.Okşamaya başladı.

-"sen varsan ben hep iyiyim,aram."

dedim,gülümseyerek.

Gülüşüme iç çekerek bakmıştı.

Daha doğrusu yüzünde hayran bir ifade belirmişti.

-"Bir ses ne kadar özlenir?Ne kadar hasret kalınır bir sese?Sesini duymazsam ölecekmişim gibi."

dedi.

Her sözünde eriyip bittim.Zira benim de ona olan hasretim arşa çıkmıştı.Sözleri kalbime büyük bir aşkla işlendi.

-"Özledim.Her şeyini her bir zerreni çok özledim.Çünkü her bir zerrem aşık her bir zerrene."dedi.

Parmaklarını saçlarımda gezdirmeye devam etti.Şu an kalbimin nasıl hızlı çarptığını anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalıyordu.

-"Benimde."dedim,gülümseyerek.

Dilini dudaklarında gezdirdi.

"Ya bak gülümseme işte öyle.Sonra dudağının kenarından öpesim geliyor."dediğinde daha da gülümsedim.

-"öpsene."dedim.

-"dudağında yara olduğu için öpemeyeceğimi biliyorsun,yavrum.

Beni sınama."dedi.

Özlemiştim,onunla didişmeyi.

Doğrulmaya çalıştım ama başarılı olamadım.Bedenim hâlâ zayıftı.Bu yüzden de kendi başıma hareket edecek gücüm yoktu.

Aram,doğrulmaya çalıştığımı görünce"bir dur, güzelim.Daha yeni uyandın."dedi ve kollarımdan nazikçe tutarak dik oturmamı sağladı.Hemen ardından rahat etmem için arkama yastık kattı.

-"rahat mısın,birtanem?Ağrın,sızın yok değil mi?"dedi.

Ağrım vardı ama daha fazla üzülmemesi için söylemek istemedim.

-"İyiyim.Merak etme."dedim.Daha sonra,"sanki bir yıldır yatmışım gibi hissediyorum."diye ekledim.

Çünkü her yerim tutulmuştu.Uzun zamandır hareketsiz olmalıydım.

-"bir yıldır değil ama evet, iki haftadır bilincin kapalıydı."dedi,

aram.

Şaşkınlıkla gözlerim büyüdü,ağzım aralandı.Ne demek iki haftadır uyuyordum?Çüş!

-"Ne?!"dedim.İnanmakta güçlük çekiyordum.

-"iki hafta, koca iki hafta bilincim kapalı mıydı?"diye sordum.Hâlâ çok şaşkındım.

-"sen şimdi bunları düşünme,

Birtanem.Önemli olan uyanmış olman,bana yeniden gülümsemen."

dediğinde elimi yeni çıkmış olan sakallarına değdirdim.Okşadım.

Sonrasında aklıma kara geldi.O nerede ve ne haldeydi?Aram'ın onu sağ bırakmadığına yemin edebilirdim ama kanıtlayamazdım.

-"O nerede?"dedim,asık bir suratla.

Ciddileşti.Yüzündeki gülümseme soldu."Cehennemin dibinde."dedi.

Yutkundum.Bunu söylerken yüzünde tek bir ifade vardı.O da öfkeydi.Ben bile o öfkeyi iliklerime kadar hissetmiştim.

-"Bu konu hakkında daha fazla konuşmanı istemiyorum,Esila."

dedi.Başımı aşağı yukarı sallayarak

"Tamam."dedim.

Ama o psikopatın bana yaşattıkları

hafızamdan asla silinmeyecekti.Bir an bakışlarım ayaklarıma kaydı.

İki ayağımda sargılıydı.O camların ayağıma batışının acısını bir kez daha hissettim.O anları hatırlayınca kalbim sıkıştı.Nefes alamadım.Psikolojim yerle birdi.

Elimi kalbimin üzerine götürdüm ve yutkunmaya çalıştım ama olmadı.Boğazıma bir bıçak saplanmış gibiydi.Korkuyordum,şu an burada olmamasına rağmen her an gelip,bana aynı şeyleri yaşatacakmış gibi hissediyordum.

-"güzelim iyi misin?"dedi,aram.

Değildim,ben iyi falan değildim.

Başımı iki yana sallayarak,"değilim

Hiç iyi değilim aram.Ben tüm bunları nasıl unutacağım?"dedim.

Bedenimi kendine çekip sarıldı.

Saçlarımı öptü,kokladı.İşte burada güvenliydim.Onun kolları arasında bana kimse zarar veremezdi.

-"Özür dilerim."dedi ve saçlarıma bir öpücük daha bıraktı.

-"Seni koruyamadım,çok özür dilerim."dediğinde ondan ayrılarak yüzüne baktım.Onun bir suçu yoktu

-"Senin bir suçun yok,aram.Lütfen kendini suçlama.Yoksa ben daha çok üzülürüm."dedim ve yeniden ona sarıldım.Ona sığındım.

-"Hep böyle kalalım,hiç ayrılmayalım,aram."dedim ve gövdesine daha çok sokuldum.

-"sen sadece sen değilsin.Bensin,

benimsin,bendesin.Seni benden kimse alamaz."dedi.

Öylece kaldık.Birbirimizin boynunda huzur bulduk.

Esila aramına kavuştu.Aram,

esilasına kavuştu.

. . .

Haznedar konağı

Azra banyodan yeni çıkmış saçlarını kuruluyordu.Aklı ise hep kardeşindeydi.Esiladaydı.

Ama içi bir yandan da rahattı.Artık esila'nın hayati bir tehlikesi kalmamıştı.

Arkasından beline dolanan ellerle düşüncelerinden sıyrıldı.Aslandı.

Aslan,azra'nın boynuna derin bir öpücük bıraktı ve kokusunu içine çekti.Çok aşıktı,karısına.

Azra buruk bir tebessüm etti.

Çünkü kardeşi o haldeyken gerçek anlamda gülmesi imkansızdı.

-"senin yanında bulduğum huzuru hiçbir yerde bulamıyorum."dedi

aslan.Ardından azranın boynuna bir öpücük daha bıraktı.

Azra aslana doğru dönerek,

kocasına sarıldı."Benimde öyle."

dedi.

Ardından azra kendini geriye çekti ve endişeli bir ifadeyle,"bir haber var mı?"dedi.

Aslan,karısının endişesini anlıyordu ama artık üzülmesine gerek yoktu.Az önce aram aramıştı ve esila'nın uyandığını söylemişti.

-"var."dedi,aslan.

Azra heyecanla,"uyandı mı,Esila?

diye sordu.Aslan,karısının yüzünü avuçları arasına aldı ve,"uyandı."

dedi.Azra uzun zaman sonra ilk defa gülümsedi.

Azra,"Allahım sana şükürler olsun."dedi ve hızlıca saçlarını kurutmaya başladı.Bir an önce hazırlanıp hastaneye gitmek istiyordu.

Aslan ise karısının bu hallerini gülümseyerek izledi.Gülümsemek karısına yakışıyordu.Günlerdir suratı asıktı.Sadece Azra değil tüm ev halkı aynı durumdaydı.

Aslan,tüm konak halkına müjdeli haberi vermişti.Şu an Haznedar konağında büyük bir mutluluk hakimdi.Herkes hazırlanmış arabalara binmişlerdi.Avşinlere de haber verilmişti.Cümbür cemaat hastaneye doğru yola çıkmışlardı.

Sultan hanım, müjdeli haberi aldıktan sonra çalışanlarına 100 koyun kesmelerini,yetimhanede ki çocuklara yardım yapılmasını ve mardindeki her eve kesilen koyunların etlerinden bolca dağıtılması ve fakire fukaraya altın dağıtılması emrini vermişti.Esila konağa döndüğünde ise büyük bir ziyafet verilecekti.

Yaklaşık on dakikaya yakın bir süre de herkes hastaneye gelmişti.

Azra herkesten önce ilerleyerek odaya girdi.Daha doğrusu daldı.

Kardeşini uyanık bir hâlde görünce

gözyaşlarına hakim olamadı.

. . .

Esila'dan

Kapının aniden açılmasıyla gelene baktım.Ablamdı.Uyandığımı öğrenir öğrenmez soluğu hastanede almıştı.Daha doğrusu almıştılar.Çünkü arkasında sultan hanım,şevin,sıla,şeyda ve diğerleri vardı.

Ablam hızlıca yanıma gelerek kollarını bedenime sardı.Bende aynı şekilde ona karşılık verdim.

-"oh,mis kokulum benim."dedi ve sarılmaya devam etti.

Bir süre daha birbirimize sarılı şekilde kaldık ve ardından ayrıldık.

Yanağımdan öperek,"iyisin değil mi?"diye sordu.Ağlıyordu.

Gözyaşlarını silerek,"iyiyim ama sen böyle ağlamaya devam edersen iyi olamam."dedim,gülümseyerek.

O da gülümsedi.

-"Azra yenge bırakta biz de sarılalım azıcık."dedi,şevin.

Dikkatimi çeken şeydanın da gelmesi olmuştu.Oysa beni sevmediğini söylüyordu.Ne oldu da benim için buradaydı?

Gülümseyerek,"gelin bakayım,

cimcimeler."dedim ve kollarımı iki yana açtım.Anında yanıma gelip sarıldılar."Yenge senin için çok endişelendik."dedi,sıla.Göz ucuyla kenarda bizi gülümseyerek izleyen şeydaya baktım.

Sanki sarılmak istiyor ama sarılamıyor gibiydi.Kızlarla ayrıldıktan sonra şeydaya bakarak

"Gel."dedim.Artık bu küskünlüğe bir son vermemiz gerekti.

Başta çekinse de sonrasında gelmişti ve ona da sarılmıştım.

-"iyi misin kızım? Rahat mısın bu yatakta?"demişti,sultan hanım.

Onun sesiyle şeydadan ayrıldım ve ona baktım."İyiyim.Sağolun."dedim

Onunla samimi olamayacaktım.

Çünkü bana yaptıkları affedilir değildi.

Aram odada değildi.Su almaya gitmişti.

Derken aram'da gelmişti.Odaya dolan herkese acayip bir şekilde bakmıştı."ne ara geldiniz siz?"dedi.

Sultan hanım, aram'a dönerek,

"Daha yeni geldik oğlum."dedi.

Diğer yandan da ablam omzuma bir öpücük bırakmıştı."Sana bir şey olacak diye çok korktum,Esila."

dedi."Bende korktum abla,sizleri bir daha göremeyeceğim diye çok korktum ama bak şu an iyiyim.Yani daha fazla endişelenmene ve üzülmene gerek yok."dedim,onu rahatlatmayı umarak.

-"söylemesi kolay tabii.Biz her Allah'ın günü sana bir şey olacak diye öldük öldük dirildik."dedi,

sitem ederek.

O sırada aram'da yanıma gelmişti.

Suyu bana uzatarak,"al birtanem."

dedi."Teşekkür ederim."dedim ve suyu aldım.Dilim damağım kurumuştu.Suyu içerken herkesin bana baktığını fark ettim.

-"ne bakıyorsunuz öyle?İyiyim dedim ya."dedim.Hâlâ iyi olduğuma inanmıyorlardı.

Bir şey daha dikkatimi çekmişti.

Annem,babam ve abilerim yoktu.

Zaten burada olmalarını beklemem hataydı.Beni önemsediklerimi vardı da yanımda olacaklardı.

-"Kızım."

Sesin geldiği yöne baktım.Tam da onları düşünürken gelmişlerdi.

Annem ve babam buradalardı.

Annemin gözleri doluydu.Keza babamın da öyle.

Babam ağlamış mıydı?Hem de benim için.

Annem birkaç adımda yanıma geldi ve beni kendine çekerek sıkıca sarıp sarmaladı.Karşılık vermedim

Veremedim.Ama bana sarılması sebepsizce çok iyi hissettirmişti.

Anne şefkati...

Yabancıydım bu hisse.Uzun zaman sonra hissedince tuhaf hissetmiştim.Ama iyi gelmişti hem de çok iyi gelmişti.

Hâlâ bana sarılmaya devam ederken,"kurban olduğum Allah'ım seni bana bağışladı ya,ben daha ne isterim."dedi ve sırtımı sıvazladı.

Ardından şefkatli kollarını benden çekti."İyi misin,kızım?"diye sordu.

Bu soruyu bininci kez duyuşum falandı herhalde.Ama bu soruyu öz annemden duymak farklı bir histi.

-"İyiyim."demekle yetindim,sadece.

Sonra bakışlarım kapıda duran babama kaydı.Ardından aram'a baktım.Gözlerinden ateş saçıyordu adeta.Babamın burada olmasından hazetmediğini biliyordum.

Babam bana doğru yürümeye başlayınca tedirginliğim daha da arttı.Aram'ın bir şey yapmasından endişeliydim.Nitekim beklediğim de olmuştu.

-"sana bir daha buraya gelmeyeceksin,demedim mi ben?"

dedi,aram.

-"kızımı görmek hakkımdır,aram ağa."dedi,babam.

Demek kızı olduğumu sonunda kabullenmişti.İlginçti.

-"Lan kızın olduğu şimdi mi aklına geldi?Önceden neredeydin?"dedi,

aram.

Gerginlik gitgide büyüyordu ve ben şu an tartışma yaşanmasını istemiyordum.

-"Aram,tamam yeter."dedim.

Ardından babama dönerek,"sende git.Ben senin kızın falan değilim."

dedim.Bu sözleri söylemek benim için zordu.

-"seninle konuşmam gerek kızım."

dedi,babam.Bana söyleyeceği ne kalmıştı ki?

-"Ya sabır,ya sabır!"dedi,aram.

-"Tamam,konuşalım."dedim.Neden bilmiyorum ama onunla konuşmam gerekli gibi hissediyordum.

Aram'ın delici bakışları üstümdeydi.Bunu hissediyordum.

-"yalnız konuşmamız gerek."dedi,

babam.

Herkes çıkmaya başlamıştı.Oda da sadece aram kalmıştı.Aram'a bakarak, başımı aşağı yukarı sallayarak gitmesini söyledim.

Kızgındı.Haklıydı.

Aram'da çıktıktan sonra bir sandalye çekerek yan tarafıma oturdu.

-"iyi misin kızım?"dedi.O an kalbimin acıdığını hissettim.Çünkü bana hiç "nasılsın" veya "iyi misin" diye sormazdı.Şimdi sorması tuhafıma gitmişti.

-"neden merak ettin?"dedim.

Yüzümde bir ifade yoktu.

Tepkisizdim.

-"çünkü kızımsın."dedi.

Alayla güldüm.

-"şimdi mi hatırladın?Bir kızın olduğunu şimdi mi hatırladın?"

dedim,ifadesizce.

Cevap vermedi.Başını yere eğdi.

Üzgündü.Bu saatten sonra üzgün olsa ne yazardı?

-"ne söyleyeceksen söyle.Daha fazla seninle aynı ortamda kalmayı istemiyorum."dedim.

Eğik olan başını kaldırdı ve konuşmaya başladı."beni affet kızım.Özür dilerim."dedi.

-"neyini affedeyim,baba?Hangi yaptığın için özür diliyorsun?"

dedim.Konuşmakta zorlanıyordum

Ben bir tek babamla konuşurken zorlanıyordum.

Cevap vermedi,sustu.

-"Ben affetsem ne olur? İçimdeki çocuk hep sana kırgın kalacak,

baba."dedim.Yutkundum ve devam ettim.

-"Öpmen gereken yanaklara tokat attın baba,söyle ben bunu nasıl unutayım?Senin o koca ellerin,

yüzümü kaplıyordu baba!Sen sadece duvara çarpmak için tutardın saçlarımı,baba!Kemer bele takılmak için değil miydi baba?!"dedim,yüksek bir sesle.

İçim acıyordu.İçimdeki o çocuğun ciğeri yanıyordu.Yine de susmadım devam ettim.

-"aklım almıyor,bir baba kızına bunca acıyı neden yaşatır,kısacık hayatını neden cehenneme çevirir,

kahramanı olması gerekirken neden katili olur?Aklım bir türlü almıyor,baba!"dedim.

-"Allah benim belamı versin."dedi ve gözünden bir yaş akıp gitti.

Şaşkındım.Babamı ilk kez ağlarken görüyordum.O asir ağaydı,hiçbir zaman ağlamazdı.Hep güçlü ve sert bir adam olarak görünürdü ama şu an karşımda ağlıyordu.

Şaşırdım.Ne diyeceğimi,ne tepki vereceğimi bilemedim.Neden bilmiyorum ama onu böyle görünce üzülmüştüm.Çünkü hassas bir kalbim vardı.Ben öyle kolay kolay kimseye kıyamazdım ama herkes bana kolayca kıyardı.

-"Bende böyle olsun istemedim.

O zamanlar hiçbir ağa kız çocuğunu okula göndermezdi.Bende onlara uydum.Eğer onların yaptığını yapmasaydım,beni dışlayacaklardı

Hatta belki de ağalığım elimden alınacaktı.Cahildim,o zamanlar."

Dedi.

Bu muydu? Gerçekten açıklaması bu muydu?

-"Eğer isteseydin,bak eğer gerçekten isteseydin,başım omzunda,ellerim ellerinde olurdu.

Hadi yalansa yalan de!Diyemezsin

Çünkü sende biliyorsun, değil mi?

Gerçekten beni sevseydin, çıkar

bir yolunu bulurdun,baba!"dedim.

Durmadım,devam ettim.İçimde biriken her şeyi söyleyecektim.

-"peki ya dayakların baba?Onları da mı dışlanmamak için yaptın?

Yoksa adamlığın için mi yaptın?Ne için yaptın? Hatırlıyor musun o günü?Sırf kalem tuttum diye parmaklarımı kırmıştın.Benim suçum neydi baba? Küçücüktüm.

Suçsuzdum,masumdum ben baba."

dedim,akan gözyaşlarımı engelleyemedim.

O günü aklımdan hiç çıkaramıyordum.Daha yedi yaşındaydım.Ciwan abimin defterini ve kalemini alıp, konağın avlusunda resim çiziyordum.

Kendimi o kadar kaptırmıştım ki,

Zamanın nasıl geçtiğini anlayamamıştım.Babam beni kalem tutarken görmüştü ve bana hiç acımamıştı.Kalem tuttuğum elimin parmaklarını kırmıştı.

Siz söyleyin.Ben bana tüm bunları yaşatan adamı nasıl affedeyim?

-"kaç yaşıma gelirsem geleyim,

bana yaşattıklarını asla unutmayacağım baba!"dedim.

-"bilirim,ne yaparsam yapayım onları sana asla unutturamam amma bana bir şans daha ver kızım."dedi,hiç utanmadan.

Alayla güldüm.Onca şeyden sonra bunları hangi yüzle söyleyebiliyor anlam vermekte zorlanıyordum.

-"Baba,ben senden de umut edip beklediğim sevginden de vazgeçtim.Artık ben de sevmiyorum seni,tıpkı hiç sevmediğin gibi beni!"dedim.

Kalbim sızlıyordu.Kabuk tutan yaralarımı bilerek yeniden açıyordum.Söyleyeceğim son bir şey daha vardı.

Gözyaşlarımı silerek konuşmaya başladım.

-"Biliyor musun baba;Yaşım kaç olursa olsun,hep aynı yaşta takılı kalıyorum,yıllardır.İçimde yaşayan

o çocuktan kurtulamıyorum.O küçük kız,içimde hep acılarla boğuşuyor.Kötü yaşanmış ne varsa hâlâ onların üstesinden gelmeye çalışıyor ve ne yazık ki,galip geleceğini sanıyor."dedim.

Aramızda derin bir sessizlik oluştu.

Ben sustum,o konuşmadı.Bir süre daha böyle geçti.Bu sessizliğe son veren o oldu.

-"keşke sana yaşattığım her bir acıyı zihninden söküp alabilsem,

hiç yaşanmamış gibi olsun isterdim.Affet beni, kızım."dedi.

Affedemezdim.Eğer affedersem içimdeki o küçük kıza ihanet etmiş olurdum.Bunu ne kendime ne de ona yapamazdım.

-"belki sana tüm bunları unutturamam amma yeniden başlamanı sağlayabilirim.Sana söz veriyorum kızım.Ne pahasına olursa olsun,bu sefer seni bırakmayacağım."dedi ve duraksadı.

Neyden bahsediyordu?Anlayamıyordum.

Sözlerine devam etti.Ciddi bir ifade takındı.Söylediği sözler beni dumura uğrattı.Bunları söyleyen benim babam mıydı?

-"Eğer evet dersen,seni buralardan uzaklara götürürüm.Bundan sonra ne töreler,ne de aşiretler umurumda değil.Sadece senin iyiliğini isterim.Seni bu hayata ben mahkum ettim amma seni mahkum ettiğim bu hayattan da ben kurtaracağım,kızım.Her şeyi hazırladım.He dersen hemen yarın seni buradan götürürüm.Kimsenin bulamayacağı bir yerde kendine yeni bir hayat kurarsın.Okuluna gidersin.En azından normal bir hayatın olur.Kimseden korkma kızım.Sadece bana he demen yeterli."dediğinde öylece ona baktım.

-"Buradan gitmeyi istiyor musun, kızım?"



BÖLÜM SONU

Bir yeni bölümle daha karşınızdayım, canlarım 💜

Aslında yeni bölüm çok daha önce gelecekti ama hastalandığım için bölümü yazamadım ve şimdiye kaldı.E ne demişler geç olsun ama güç olmasın.

Yine bölüm sonu bomba bir şekilde bitti.Sjshdhdhd

Esilanın nasil bir cevap vereceğini gelecek bölümde öğreneceğiz:)

Bu arada ben yine aram'ın modelini değiştirdim jsjshs,ilki hem içime sinmedi hem çoğunuz beğenmediniz.Şimdi ki daha çok hoşuma gitti.



(Aram'ın modeli)

Nasıl buldunuz?

Evet şimd bölüm değerlendirmesime geçelim.

Bölüm Değerlendirmesi

-yeni bölüm nasıldı?

-giriş sahnesi nasıldı?

-esilanın kalbinin durması ve doktorun vazgeçmesinde esila'nın gerçekten öldüğünü düşündünüz mü?

-esilanın rüyaları hakkında görüşleriniz?

-aram'ın karaya yaptıkları hakkında ne düşünüyorsunuz?

-esila ve aram'ın sahneleri nasıldı?

-esilanın babasıyla olan konuşması peki🥺💔

Ve son olarak son sahne hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sizce Esila ne cevap verecek?

Yeni bölümde görüşmek üzere sağlıcakla kalın 🤍🌹

Yazarınız

@busra_hatsy✍️

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.