Skip to content

ASAP

Chapter 3 · 2 min read

ASAP

Chapter 3

3-KORKUTUCU BAKIŞLAR

‘Eğer iyi hissetmiyorsan gelmek zorunda değilsin, odunları biz toplarız.’ Çağlar’ın bana baktığını gördüm, gözlerinde endişe vardı. Etrafa son bir bakış atıp ona döndüm.

‘Yok, ben iyiyim. Dalmışım sadece…’ Barış ile göz göze gelsek de bana bakmakla yetindi, bir şey söylemedi. Onun bu tepkisizliği beni bir tık rahatsız etmişti.

‘O zaman gidelim hadi.’ Çağlar önümüze geçip bize yol gösterdi, beni ortalarına aldılar ve yürümeye başladık. Kayın ve Çam ağaçları iki yanımızdan uzanıyordu. Yerde mantarlar ve çam kozalakları vardı. Eğilip birkaç çam kozalağı topladım. Bunları kullanarak kamp ateşini yakmak daha kolay olacaktı. Bir süre sessizce odun topladık.

‘Bu kadarı yeterli olur diye umuyorum…’ Kafamı kaldırınca elinde onlarca odun tutan Çağlar ile göz göze geldim. Odunlar tüm kucağını kaplıyordu.

‘Onları taşıyabileceğinden emin misin?’ Barış donuk bir bakışla ona sordu, gözlerinde hafif bir alaycılık var gibiydi.

‘Elimden geleni yapacağım ama biraz çabuk olalım lütfen.’ Sahte bir acelecilikle yalvardı, ama oldukça rahat görünüyordu.

‘Düşersen seni burada bırakıp giderim, haberin olsun.’ Barış ve Çağlar kendi aralarında şakalaşırken kıkırdayıp onlara baktım.

‘Gidelim artık, yoksa Mert hocadan azar yiyeceğiz.’ Son kez birbirlerine bir bakış atıp bana doğru yürümeye başladılar.

‘Haklısın, gidelim hadi’ Geldiğimiz yöne dönüp yürümeye başladık. Saat ilerledikçe orman daha da karanlık ve soğuk olmaya başlıyordu, bir an önce ateşin başına geçip oturmak istiyorum.

‘Onlar bize mi bakıyor?’ Çağların sesiyle ona dönüp işaret ettiği yere baktım. Geldiğimiz yolda birkaç kampçı kenarda durmuş bizi izliyorlardı. Küçük bir gruplardı, ellerinde çanta falan yoktu. Sadece bir kenarda durmuş bize bakıyorlardı.

Kafamı çevirince Barışla göz göze geldik, kısa bir an bana baktıktan sonra Çağlar’a seslendi.

‘Boş ver onları, kafayı bulmuşlardır muhtemelen. Geçip gidelim işte…’ Çağlar kafası karışmış bir şekilde ona baksa da fazla sorgulamadan yürümeye devam etti.

*Bizi takip mi ettiler yoksa bu sadece bir rastlantı mıydı?

Neden bizi izliyorlar? Neden hiçbir tepki vermiyor ve sadece izliyorlar ?

Bu rahatsız edici, bu çok rahatsız edici…

Defolup gitsinler, neden hala izliyorlar?

İzlenmek istemiyorum, bana bakmasınlar….bakmasınlar…*

‘Hey…’ Barışın kolumu dürtmesiyle yerimde sıçradım ve ona baktım. Çağlar da bana bakıyordu.

‘Sen iyi misin ? Solgun görünüyorsun.’ Derin derin nefesler alıp kendimi toplamaya çalıştım. Karanlık düşünceleri zihnimden silmeye çalışmak biraz zordu.

*Sakin olmalıyım, kendimi kaybetmemin bir anlamı yok…*

‘İyiyim… sadece yol yorgunuyum sanırım’ Sahte bir gülümsemeyle onlara bakıp yürümeye devam ettim. Arkamdan bana baktıklarını hissetsem de yürümeye devam ettim. Hızlıca peşimden gelip iki yanıma geçtiler. Sessizce yürüdük.

,

Kısa bir süre sonra kamp alanına varmıştık ;

‘Evladım kaç dakika oldu, nerede kaldınız?’ Mert hocaya topladığımız odunları gösterip kısaca özür diledik. Kafamı çevirip kamp alanını izledim, dinlenmek için uygun bir yer arıyordum.

Çadırlar daire şeklinde sıralanmıştı ve ortaya taşlardan bir daire oluşturmuşlardı, getirdiğimiz odunları o küçük dairenin içine dizdiler. Dairenin etrafında ise büyük odunlar diziliydi. Gidip birinin üstüne oturdum. Dalgın dalgın diğerlerini izlerken arkamda bir nefes hissettim…

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.